Q Psikoloji

Q Psikoloji Q Psikoloji ve Eğitim, bireylerin kendini gerçekleştirme yolculuğunda ihtiyaç duydukları psikolojik ve eğitimsel destekleri sunmak amacıyla kurulmuştur.

Bu bağlamda kurumun hizmetleri üç temel ayak üzerine kurulmuştur;

1. Psikolojik Danışmanlık
2. Eğitim ve Yetenek Danışmanlığı
3. Akademik Destek (Seminer ve Eğitimler

Alanında uzman kadrosuyla tüm yaş gruplarına yönelik önleyici, geliştirici ve iyileştirici hizmetler sunmayı amaçlayan Q Psikoloji ve Eğitim, yapacağı çalışmalarda bireylerin hayatına değer katmayı hedef almaktadır.

İnsanların hayatına dokunmak, dokunabilmek önemlidir. Kimine küçük bir dokunuş yeterken, kiminin biraz daha uzun yol yürümesi gerekir. Birlikte yola çıkacağımız her bireyin hayatında yürekli bir dokunuşa imza atmak için burada olacağız.
Çünkü biz inanıyoruz ki, "her bireyin kendini gerçekleştirme hakkı vardır."

Sizce çocuklarda yalan söylemenin en yaygın nedeni hangisi? Yorumlarda buluşalım!💬
11/03/2026

Sizce çocuklarda yalan söylemenin en yaygın nedeni hangisi? Yorumlarda buluşalım!💬

Her şeyi fazla düşünmek çoğu zaman bir “kusur” gibi görülür. Ama bazen bu, zihnin geçmişte yaşanan incinmelere karşı gel...
07/03/2026

Her şeyi fazla düşünmek çoğu zaman bir “kusur” gibi görülür. Ama bazen bu, zihnin geçmişte yaşanan incinmelere karşı geliştirdiği bir koruma mekanizmasıdır.

Zihin şöyle düşünür:
“Eğer her ihtimali düşünürsem, tekrar incinmem.”

Bu yüzden fazla düşünmek çoğu zaman zayıflık değil,
zihnin seni koruma çabasıdır.

Ama sürekli tetikte olan bir zihin zamanla yorulur.
Terapi sürecinde amaç zihni susturmak değil,
ona artık güvende olduğunu hissettirmektir.

💭 Siz de kendinizi sık sık her şeyi fazla düşünürken yakalıyor musunuz?

Bazen yaşadığımız duygunun şiddeti, olayın kendisinden çok daha büyük olur.Bir mesaj geç gelir ve içimizde tuhaf bir huz...
03/03/2026

Bazen yaşadığımız duygunun şiddeti, olayın kendisinden çok daha büyük olur.

Bir mesaj geç gelir ve içimizde tuhaf bir huzursuzluk başlar.
Bir ses tonu değişir ve kalbimiz sıkışır.
Basit bir tartışma olur ama biz saatlerce kendimizi toparlayamayız.

O an genelde şunu düşünürüz:
“Bu kadar da değil.”

Ama mesele çoğu zaman “bu kadar” değildir zaten.
Mesele, o anın içimizde dokunduğu eski yerdir.

Belki çocukken yeterince görülmediğin bir an,
belki anlaşılmadığın bir dönem, belki de bir gün ansızın yalnız bırakıldığın bir deneyim…

Bugün yaşadığın olay küçük olabilir.
Ama tetiklenen duygu eskiyse, tepki büyük olur.

Çünkü zihnimiz şimdiki zamanı değil, geçmişte yarım kalmış bir hikâyeyi tamamlamaya çalışır.

İşte bu yüzden bazen karşımızdaki kişiye olduğundan fazla anlam yükleriz.
Onu “geç kalan biri” olarak değil, “beni önemsemeyen biri” olarak görürüz.

Oysa fark ettiğimiz anda bir şey değişir:
“Ben şu an sadece bugüne tepki vermiyorum.”

Bu farkındalık, aynı döngüyü tekrar tekrar yaşamayı bırakmanın ilk adımıdır.

Çünkü artık mesele karşı tarafı değiştirmek değil,
içimizde tetiklenen o eski parçayı anlamaktır.

Ve bir şey daha…
Bir duygunun kökenini fark etmek,
onu zayıflatır.

Bugün kendine şu soruyu sor:
Bu his gerçekten bugüne mi ait,
yoksa geçmişten tanıdık mı?

💭 Yoruma bir kelime bırak:
“Tanıdık” mı, “Yeni” mi?

27/02/2026

Ergenlik deyince akla ilk gelen şeylerden biri: çatışma.
Peki gerçekten “asi” oldukları için mi, yoksa büyüdükleri için mi?

🧠 Ergen beyni hâlâ gelişiyor.
💬 Kimlik arayışı içindeler.
⚖️ Bağımsız olmak isterken hâlâ desteğe ihtiyaç duyuyorlar.
🔥 Duygular yoğun, regülasyon becerileri ise henüz tam oturmamış.

Çatışma çoğu zaman kopuş değil, ayrışma çabasıdır.
“Ben kimim?” sorusunun yüksek sesli bir hali…

Ergenle güç savaşı değil, ilişki kurduğunuzda;
çatışma azalır, bağ güçlenir.

Çocuklar her zaman “üzgünüm”, “korkuyorum” ya da “kıskandım” diyemez çünkü duygularını kelimelere dökecek sinir sistemi,...
27/01/2026

Çocuklar her zaman “üzgünüm”, “korkuyorum” ya da “kıskandım” diyemez çünkü duygularını kelimelere dökecek sinir sistemi, dil ve farkındalık henüz gelişme aşamasındadır.

Bu yüzden çocuklar çoğu zaman davranışla konuşur.

Öfke nöbeti = “taşıyamadım”
İnatçılık = “kontrole ihtiyacım var”
Kardeşe vurmak = “yerimi kaybetmekten korkuyorum”
Ders kaçınması = “başarısız olmaktan utanıyorum”
Alt ıslatma, tırnak yeme = “içimde çok kaygı var”

Biz yetişkinler ise genellikle yalnızca görünenle ilgileniriz:
“Bunu neden yaptın?”
“Kes artık!”
“Bilerek yapıyor.”

Oysa çoğu çocuk bilerek değil, beceremediği için böyle davranır.

Davranışı susturmak bazen mümkündür.
Ama susturulan her davranışın altında bir duygu, bir ihtiyaç ve bir hikâye kalır.

Ebeveynlik bazen davranışı düzeltmek değil,
o davranışın arkasındaki mesajı duymaya çalışmaktır.

Çünkü anlaşılmak,
birçok davranışı ceza olmadan da sakinleştirir 🤍

Bazen kendimizi şöyle tanımlarız:“Ben böyleyim.”“Hep buyum.”“Değişmem zor.”Oysa çoğu zaman bu “ben” dediğimiz şey,bir ka...
16/01/2026

Bazen kendimizi şöyle tanımlarız:
“Ben böyleyim.”
“Hep buyum.”
“Değişmem zor.”

Oysa çoğu zaman bu “ben” dediğimiz şey,
bir karakter özelliğinden çok
hayatta kalmak için öğrendiğimiz bir yoldur.

Çocukken işe yarayan,
seni koruyan,
çatışmadan uzak tutan,
sevilmeni sağlayan davranışlar…
Bugün aynı şekilde devam ettiğinde
seni yoruyor olabilir.

Hep idare eden olmak,
susmak,
güçlü görünmek,
herkesi anlamak ama kendini anlatamamak
bir kişilik özelliği değil;
öğrenilmiş bir baş etme şekli olabilir.

Ve öğrenilen şeyler
fark edildiğinde
dönüşebilir.

Psikolojik danışmanlık tam da burada devreye girer.
“Sorunlu” olduğun için değil,
kendini daha iyi tanımak,
neden böyle hissettiğini anlamak
ve sana iyi gelmeyen yükleri taşımak zorunda olmadığını fark etmek için.

Değişim bir anda olmaz.
Ama fark etmek,
en sessiz ve en güçlü başlangıçtır.

Yalnız değilsin.
Ve bu hal, kalıcı olmak zorunda değil.

İlişkilerde en çok zarar veren şey ne?Bağırmak mı, tartışmak mı, kırıcı sözler mi?Çoğu zaman hayır.En çok zarar veren şe...
07/01/2026

İlişkilerde en çok zarar veren şey ne?
Bağırmak mı, tartışmak mı, kırıcı sözler mi?
Çoğu zaman hayır.

En çok zarar veren şey sessizliktir.

Çünkü bağırmak bir tepkidir,
sessizlik ise çoğu zaman vazgeçiştir.
Konuşmamayı seçtiğimizde sorun ortadan kalkmaz, sadece görünmez olur.

Konuşulmayan kırgınlıklar içerde birikir.
Zamanla mesafeye, soğumaya, ilgisizliğe dönüşür.
Aynı ortamda olup duygusal olarak yalnız hissetmenin en yaygın sebebi budur.

Sessizlik karşı tarafı tahmin etmeye zorlar:
“Bir şey mi yaptım?”
“Artık umursanmıyor muyum?”
“Yanlış bir yerde miyim?”

Bu belirsizlik, ilişkide güveni yavaş yavaş aşındırır.

Peki neden susarız?
Anlaşılmayacağımızı düşündüğümüzde…
Tartışma çıkmasından korktuğumuzda…
Daha önce konuşup karşılık alamadığımızda…
Ya da “büyütmeyeyim” dediğimizde…

Aslında çoğu sessizlik bir savunmadır.
Ama ilişkiyi korumaz, sadece erteler.

Sağlıklı olan; kırılınca susmak değil,
kırıldığını söyleyebilmektir.
Haklı çıkmaya çalışmak değil,
anlaşılmaya alan açmaktır.

“Bunu söylediğinde incindim” demek,
“Sen hep böylesin” demekten çok daha onarıcıdır.

Unutma;
ilişkiler tartışmayla değil,
konuşulmayan duygularla zarar görür.

Bazı davranışlar vardır; seni bugüne kadar taşıdı ama artık taşımakta zorlanıyor olabilir.Çocuklukta geliştirdiğin aşırı...
21/12/2025

Bazı davranışlar vardır; seni bugüne kadar taşıdı ama artık taşımakta zorlanıyor olabilir.

Çocuklukta geliştirdiğin aşırı uyum, duygularını bastırma ya da hata yapmaktan kaçınma hali;
o zamanlar bir seçim değil, bir ihtiyaçtı.
Sevilmek, kabul edilmek, güvende kalmak için öğrenilmişti.

Sorun şu ki; çocukken işe yarayan her strateji, yetişkinlikte de işe yarımak zorunda değildir.

Bugün:
• Herkesi idare ederken kendini ihmal ediyorsan
• Ne hissettiğini söylemekte zorlanıyorsan
• Hata yapma ihtimali seni durduruyorsa

Bu “zayıflık” değil.
Bu, bir zamanlar seni koruyan sistemlerin artık yorulmaya başladığının işareti.

Terapide amaç bu davranışları silmek ya da “yanlış” ilan etmek değildir.

Amaç, onların nereden geldiğini anlamak ve bugün hâlâ sana hizmet edip etmediğine bakmaktır.

Büyümek;
“Ben böyleyim” demek değil,
“Artık başka türlü de olabilirim” diyebilmektir.

Eğer bazı davranışların seni yormaya başladıysa,
bu bir problem değil;
kendinle temas kurma davetidir.

🕊️ Unutma:
Bir zamanlar hayatta kalmanı sağlayan şey,
bugün iyi hissetmeni engelliyor olabilir.

Aşırı düşünmek çoğu zaman kendimize yüklediğimiz bir kusur gibi görünse de aslında görünmeyen korkularımızın bize gönder...
17/12/2025

Aşırı düşünmek çoğu zaman kendimize yüklediğimiz bir kusur gibi görünse de aslında görünmeyen korkularımızın bize göndermeye çalıştığı bir işarettir.

Zihin durmadan senaryolar üretirken, kalp çoğunlukla ‘yanlış yapmaktan, sevilmemekten, kontrolü kaybetmekten veya tekrar incinmekten’ korkar. Bu yüzden düşünceleri susturmaya çalışmak yerine, onların neyi korumaya çalıştığını anlamak iyileştirici olur.

Bazen çok düşündüğün için değil, geçmişte çok incindiğin için böyle hissettiğini fark etmek bile yükünü hafifletir.

Kendini yargılamak yerine, o karmaşanın altında yatan duygulara şefkatle yaklaşmayı dene.

“İlişkilerde neden hep aynı hissi yaşıyorum?”Belki de cevap, çocuklukta öğrendiğin bağlanma stilinde saklıdır.Hepimiz dü...
17/11/2025

“İlişkilerde neden hep aynı hissi yaşıyorum?”
Belki de cevap, çocuklukta öğrendiğin bağlanma stilinde saklıdır.

Hepimiz dünyaya geldiğimiz andan itibaren birine tutunarak büyürüz. Annemizin, babamızın ya da bakım verenimizin bize nasıl yaklaştığı; duygularımıza nasıl cevap verdiği; ihtiyaçlarımız karşılanırken ne hissettiğimiz… Bunların hepsi, yetişkinlikte nasıl seveceğimizi, nasıl yakınlık kuracağımızı, nasıl güveneceğimizi şekillendirir.

Kimi insan için yakınlık doğal ve güvenlidir. Partneri yaklaşınca rahatlar, uzaklaşınca panik olmaz. Bu, güvenli bağlanmanın sağladığı iç huzurdur.
Kimi için ise ilişkide en ufak bir mesafe bile tehdit gibi gelir. “Beni gerçekten istiyor mu?” “Bir şey mi oluyor?” gibi sorular zihni hiç susturmaz. Bu, kaygılı bağlanmanın yarattığı o iç sıkışmadır.
Bazıları ise tam tersi… Yakınlık arttığında duvarlar yükselir, mesafe bir savunma mekanizmasına dönüşür. Duygularını göstermek zordur çünkü yakınlık boğucu hissettirebilir. Bu da kaçınan bağlanmanın bir yansımasıdır.
Ve bir grup vardır ki hem yakınlık ister hem de ondan korkar. Yaklaşır, sonra geri çekilir… İçinde bitmeyen bir çelişki yaşar. Bu, dağınık/korkulu bağlanmanın izidir.

Ama bilmen gereken bir şey var:
Bağlanma stilin bir etiket değildir. Değişmez bir kader hiç değildir.
İlişkilerde yaşadığın döngüler, hissettiğin kaygılar, kurduğun mesafe, tekrar tekrar yaşanan benzer hikâyeler… tümü farkındalıkla dönüşebilir. Güvenli bağlanma öğrenilebilen bir beceridir. Duygularını düzenlemeyi, ihtiyaçlarını ifade etmeyi, sınır koymayı, sağlıklı ilişkiler kurmayı öğrenebilirsin. Ve bu süreç çoğu zaman, kendinle şefkatli bir yüzleşmeyle başlar.

Bu içerik belki sana şu soruyu sordurabilir:
“Ben nasıl seviyorum? Yakınlık beni nasıl hissettiriyor?”
Cevaplar rahatsız edici olsa bile, iyi haber şu:
Fark etmek bile iyileşmenin ilk adımıdır.

İletişim, konuşmakla değil, anlamaya niyet etmekle başlar.Çocuğunuzun sizi duyması için önce onun duyulduğunu hissetmesi...
14/11/2025

İletişim, konuşmakla değil, anlamaya niyet etmekle başlar.

Çocuğunuzun sizi duyması için önce onun duyulduğunu hissetmesi gerekir. 💫

Address

Sırmakeş Sokak No:19 Altıntepe
Istanbul
34840

Opening Hours

Wednesday 09:30 - 20:00
Thursday 09:30 - 20:00
Friday 09:30 - 20:00
Saturday 09:30 - 20:00

Telephone

+902163882032

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Q Psikoloji posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Practice

Send a message to Q Psikoloji:

Share

Share on Facebook Share on Twitter Share on LinkedIn
Share on Pinterest Share on Reddit Share via Email
Share on WhatsApp Share on Instagram Share on Telegram

Category