19/06/2022
YAŞAM SONLU, FARKINDA MISINIZ?
Farkındalık büyük bir armağan olduğu kadar, kaygı kaynağıdır da insanoğluna.
Insanlık Covid19 pandemisi ile büyük bir sınavdan geçti.Her gün duymaya aşina hale geldigimiz soğuk sayılar ve istatistiklerde; yaşlı, çocuk, genç, erişkin ölüm haberleri; çoğumuzu onlar adına üzülürken kendi adımıza sonu gelmeyecekmiş gibi gelen endişelere sürüklendik uzun süre.
Belki de hicbir zaman ölümle bu kadar fazla ve yakından yüzleşmemiştik...
Ölümün ürkütücü gölgesi, yaşamın tarafına düştükçe ânlar yaşanasılığından uzaklaşıp korkulu bir bekleyişe dönüşüyor. Bir felaketin soğuk nefesi yokluyor ruhumuzu.
Pek çoğumuz o günlerde yakınlarımızın iyiliğini kollarken bulduk kendimizi. Bir hemşire danışanım, hastalık bulaştırma riski nedeni ile yedi aylık bebeğini sütten kesip, annesine emanet ettiğini, üç haftadır yavrusunun kokusunun burnunda tüttüģünü ağlayarak anlatmıştı.Kaygısı kendi ölümü değil, çocuğunu annesiz bırakmaktı. Doktor olan eşi zaten başka bir şehirde çalışmak zorunda olduğu için yapayalnız hissediyordu. Bir başkası Almanya'da vefat eden gencecik ağabeyinin cenazesine bile gidememişti, sessiz bir karantinada yasını tutuyordu.
Aile, arkadaş ve inanç sistemlerimiz bizleri bu şiddetli kasırgadan koruyor, toplumsal destek ise yeniden bir üst farkındalıkla şekilleniyordu.Bakkal veresiye defterlerinde başkalarının borçları kapatılıyor, tanıdık ihtiyaç sahiplerine eller uzanıyor, tanışmadığımız yaşlı apartman komşularımızın kapısı çalınıp ihtiyaçları soruluyordu.
Ve...
Bazılarımız için bu dönem bir uyanış ve hayatı zenginleştirme deneyimine dönüşmüştü. Tıpkı bir yakınımızın kaybından sonra yaşadığımız dönüştürücü farkındalığa benzetiyorumdum bunu. Evet, salgınlar gibi evrensel felaketler de büyütüyor ve olgunlaştırıyor insanı.
O dönemde bana oldukça ilginç gelen terapi seanslarım oldu.
Hastalarımın büyük bir çoğunluğu salgının akut dönemini büyük bir korku ve telaş içinde geçirmelerinin ardından, kendilerini artık eskisinden bile iyi hissettiklerini, aile içi uyumun ve huzurun bile arttığını söylemeye başlamış ve bu duruma şaşırmışlardı. Maddi imkanları azalırken, sosyal hayatları kısıtlanmışken, üst kuşak aileleri ile temas zorlaşmışken, ölüm adeta kol gezerken bu iyileşme hali de neydi böyle?
Daha az kaygılı, daha az sinirli, daha toleranslı ve neşeli hissettiklerini söylüyorlardı.
Hayır. İnkâr ve bastırmadan, yer değiştirmeden, sublime etmeden, rasyonalizasyondan, entelektualizasyondan bahsetmeyeceğim. Elbette bunlar da etkili bu yeni deneyimde.
Asıl söyleyeceğim sey güncel hayatın bizlerde oluşturduğu ve ancak kisisel ya da toplumsal büyük felaketlerle hatırladığımız bir sey:
HAYAT ÇOK DEGERLİ VE SONLU BİR ARMAĞAN.
Sevdiklerimizle neşeyle ve huzurla yaşamamız dilegiyle.
Sevgili babalarımızın günü kutlu olsun.
Artık aramızda olmayanların ruhları şâd olsun🙏