Uzman Klinik Psikolog Gözde S. Şahin

Uzman Klinik Psikolog Gözde S. Şahin Uzman Klinik Psikolog. Çift dilde terapi ��. Çocuk, Ergen, Aile. Oyun Terapisti. Turkish-American Clinical Psychologist

TSSB (Travma Sonrası Stres Bozukluğu)PTSD (Post Traumatic Stress Disorder)Coğrafyamızda travma kelimesine maalesef olduk...
15/10/2022

TSSB (Travma Sonrası Stres Bozukluğu)
PTSD (Post Traumatic Stress Disorder)

Coğrafyamızda travma kelimesine maalesef oldukça aşinayız. Ancak travmanın çoğu zaman parçası olan Travma Sonrası Stres Bozukluğu’nun ne olduğunu ve nasıl mücadele edebileceğimizi biliyor muyuz?
Öncelikle şunu anlamalıyız ki, söz konusu ruhsal bozukluğu yaşamak için, travmatik tecrübeye bizzat maruz kalmak gerekli değildir, herhangi bir şekilde şahit olmak da yeterli olabilir. Ayrıca TSSB olarak adlandırdığımız anksiyete bozukluğu, travmanın hemen akabinde başlayabileceği gibi, aradan zaman geçtikten sonra da oluşabilir. Doğal afetler, kazalar, fiziksel ya da cinsel istismar ve şiddet TSSB’na sebep olabilir ancak bir insan için neyin travma olacağı, bir diğerinden farklı olabileceğinden, TSSB’nun sebeplerini sınırlamaktansa, belirtileri ve tedavisi üzerine konuşmakta fayda vardır.
En yaygın belirtiler şu şekildedir; flashback’ler (travmayı o an yaşıyormuş hissi), rahatsız edici düşünceler ya da zihinsel imgeler, kabuslar, travmayla ilgili gerçek ya da sembolik anımsatıcıların uyandırdığı şiddetli rahatsızlık/stres hissi ve fiziksel belirtiler; acı, terleme, mide bulantısı, titreme gibi. Sonuç olarak kişi kronik üzgünlük, korku, öfke, kopmuşluk hissi gibi duygular yaşayarak, toplumdan uzaklaşabilir ve yaşam kalitesi gün geçtikçe azalırken, hayatının akışı aksayarak işlevsiz hale gelebilir.
Herhangi bir travmatik tecrübe sonrasında benzer semptomlar yaşıyorsanız ya da yaşayan bir tanıdığınız varsa mutlaka bir uzman desteği almanızı öneririm.
Başkalarının acısına şahit olmak da hem kişisel hem toplumsal anlamda bir travma olabilir, maalesef dün yaşadığımız maden faciası gibi.
Böyle bir olayda söz konusu olan ihmalkarlık, çaresizlik, sınıf ayrımcılığı gibi faktörler de yaşanabilecek TSSB’nun şiddeti ve gidişatında etkilidir. Aramızdan ayrılan canlara rahmet dileklerimle yakınlarının acılarını paylaşırken, “yetkililerin” travmanın psikolojik boyutuyla ilgili ailelere en kısa zamanda destek organize edeceğini umuyorum. Dileğim, en azından önlenebilir acıların ülkemizde son olması zira ihmalkarlık sebepli facialarda haksızlık, çaresizlik hissi travmanın şiddetini arttırıyor(devamı yorumda).

Therapy Hangover nedir ?Günümüzde çoğu kişinin aşina olduğu hangover kelimesinin dilimize ‘akşamdan kalma’ olarak çeviri...
11/10/2022

Therapy Hangover nedir ?

Günümüzde çoğu kişinin aşina olduğu hangover kelimesinin dilimize ‘akşamdan kalma’ olarak çevirildiğine rastlarız. Çünkü her ne kadar herhangi bir tüketim, durum, olay sonrasındaki sürece genel olarak hangover demede sakınca olmasa da, bu kelime genellikle alkol tüketimi sonrası alkol etkilerinin yaşandığı fiziksel ve ruhsal süreçle alakalı olarak kullanılır. Ingilizce’de sıklıkla gece gezmeleri sonrası ‘hangover’ kelimesini duyarız.

Daha az bilinen ise, çoğu insanın psikoterapi seanslarının hemen akabinde de kendilerini olumsuz etkileyen fiziksel ve ruhsal süreçler yaşadığı ve bu yüzden psikoloji literatüründe Therapy Hangover şeklinde bir terim olduğudur. Buna Türkçe’de ‘terapiden kalma’ da diyebiliriz.

Bu konuya değinmek istememin en büyük sebebi, terapi sonrasında hastanın / danışanın iyi hissetmesi gerektiği yönünde yanlış bir algı olmasıdır. Bu algı, aslında son derece olağan olan terapi sonrası hangover’ı yaşayan kişinin, yaşadığı hislerle ilgili kötü hissetmesine sebep olabilir.

Kimi zaman hasta / danışan ilk seans ya da herhangi bir seans akabinde, üzerinden bir yük kalkmış gibi kendisini çok iyi hissetse de, terapinin amacı bu değildir. Terapi bir süreçtir ve kişinin terapi odasından iyi hissederek çıkmasını amaçlamaz. Aksine bu süreçte kişi belki hayatı boyunca ruhunda sakladığı olumsuz duygularla ilk defa yüzleşiyor olabilir ya da farkında olduğu ancak başka kimseyle paylaşamadığı düşünceleri, içsel çatışmaları terapi odasında dile getirirken olumsuz duygularla sarsılıyor ve bunun etkilerini seans sonrasında da yaşamaya devam ediyor olabilir. Bu terapi hangover’ı dediğimiz durum, kişinin terapiden nihai fayda sağlaması açısından oldukça önemlidir.

Kısacası, kişinin terapi seansı sonrasında olumsuz duygular hissetmesi oldukça olağan bir durumdur. Terapi hangover’ı, duygusal dengesizlik, duyguların boşalmışlığı hissi, irritabilite (aşırı hassasiyet), mental bulanıklık ve fiziksel ağrılar gibi etkiler içerebilir. Seanstan hemen sonra ya da bir kaç saat sonra başlayıp bir kaç gün devam edebilir…(devamı yorumlarda).

Motivasyonun ve gayretin kaynağıyla ilgili uzun uzun yazılabilir ki sayısız bilimsel makale de mevcuttur ancak buraya kü...
24/04/2020

Motivasyonun ve gayretin kaynağıyla ilgili uzun uzun yazılabilir ki sayısız bilimsel makale de mevcuttur ancak buraya küçük bir not ;
aynı konuyla ya da kişiyle ilgili 2 kişinin çabası arasındaki farkı bazen sadece “ne kaybettiğini çok iyi bilmek” ve “ne kazanacağını hayal edememek” arasındaki fark belirler.
O farkı yakalayabilmek de çoğu zaman hayatını, kaderini belirler.
Henüz kaybetmeden ya da kazanmadan öngörmek derin bir ruh ister....
Dünya olarak içinden geçtiğimiz zorlu süreç ruhları derinleştirir mi bilmem ama durup düşünüp, nefes alma fırsatı sunduğu kesin. 📷

Ülkemizde, Dünya’da, insan olan her yerde gündem ne olursa olsun aslında milyonlarca insan için maalesef her daim gündem...
11/04/2020

Ülkemizde, Dünya’da, insan olan her yerde gündem ne olursa olsun aslında milyonlarca insan için maalesef her daim gündem olan çok önemli ve acı bir mevzu var.
Konu, telaffuz etmekten dahi utandığımız çocuk cinsel istismarı. Ancak, susmak yerine demeliyiz.
Çocuk istismarıyla ilgili ‘manın yolu öncelikle konuyu konuşabilmekten, hem bireysel hem toplumsal anlamda neler yapabileceğimizi öğrenmek ve uygulamaktan geçiyor.
Çünkü istismara uğrayan çocuklardan sadece 38%’i bunu bir şekilde dile getiriyor.
Şunu hatırlamak gerekir ki, çocuk cinsel istismarı Dünya’da çocukların başına gelen en yaygın ve en geniş yelpazede olumsuz sonuçları olan problemdir.
Geleceğimiz dediğimiz, gözümüz gibi sakındığımız, sağlıklı toplumun temeli olan çocuklarımızın her 10 tanesinden 1’i, 18. yaş gününe gelene kadar istismara uğramış oluyor. Her 7 kızdan 1’i ve 25 erkekten 1’i olarak da düşünebiliriz.
Bu istatistik, Dünya çapında milyonlarca çocuk anlamına geliyor ve aslında uzakta değil hep içimizde, yanımızda olan bir problem olduğuna işaret ediyor.
Dünya’da şu an en acil gündem maddesi olan virüsü sebebiyle topluma ısrarla çağırısı yapılıyor.
Hastalık dışında da, herhangi bir zaman, çoğu insanın yuva dediği, sığınak olarak gördüğü yerdir evi. Kendini kötü hissettiğinde, yorulduğunda evine gitmek ister çoğu insan ama maalesef bir çok çocuk için evi de güvenli bir yer değildir.
Çünkü istismara uğrayan her 5 çocuktan 4’ü kendi evinde bu şiddete maruz kalıyor.
Ayrıca, istismarcıların yaklaşık %80’inin de çocukken istismara uğradığı araştırmalarda gösteriliyor.
Bu yüzden ‘in başlattığı hareketi kapsamında, ben de meslektaşım ile çocuk istismarının psikolojik yansımalarını değerlendirip, koruma ve korunma yollarıyla ilgili ‘mek için bu akşam 19:30’da, hesabımda canlı yayında olacağım. Katılımınız ve katkılarınız için şimdiden teşekkür ederiz.

Çok sevdiğim ve mesleki birikimlerine güvendiğim Ayna Psikolojik Danışmanlık ekibinin emeğiyle ortaya çıkan bu kitabı pa...
26/02/2020

Çok sevdiğim ve mesleki birikimlerine güvendiğim Ayna Psikolojik Danışmanlık ekibinin emeğiyle ortaya çıkan bu kitabı paylaşmayı atladığımı farkettim. Çocuklarla ilgili korku ve kaygı konusunda eğlenceli bir desteğe ihtiyacı olan herkese önerimdir. Kitabın sonunda, konuyla ilgili çocukla yapabileceğiniz etkinlik ve ayrıca herhangi bir yetişkin, öğretmen veya ruh sağlığı uzmanının kitabı kullanımına yönelik öneriler mevcuttur. Keyifli okumalar, kaygısız/korkusuz günler dilerim...

Bu paylaşımı gören herkese; güldüğün, sevdiğin, sevildiğin, okuduğun, öğrendiğin, eğlendiğin, hayal kurduğun ya da gerçe...
22/02/2020

Bu paylaşımı gören herkese; güldüğün, sevdiğin, sevildiğin, okuduğun, öğrendiğin, eğlendiğin, hayal kurduğun ya da gerçekleşen hayaline doğru ilerlediğin, yani yaşadığın çok mutlu bir haftasonu ve daha nicesi olsun 🙏🏻👍🏻🙋🏼‍♀️

Günlerdir gündemde yer alan, konuşmasıyla herkesi şaşırtan çocukla ilgili; kimileri hayranlık dile getirirken, kimileri ...
21/02/2020

Günlerdir gündemde yer alan, konuşmasıyla herkesi şaşırtan çocukla ilgili; kimileri hayranlık dile getirirken, kimileri çocuğun çocukluğunu yaşamadığını, onun için üzüldüklerini dile getirmiş.
Kimliği belli bir çocuk üzerinden yorum yapmak doğru değildir.
Özellikle de bir kaç görüntü üzerinden bir insanın yaşantısını değerlendirmek, genellemelerden ya da sadece teoriden yola çıkarak o insanla ilgili yorumlar yapmak sağlıksız ve yanlıştır çünkü herkesin hikayesi özeldir.
Bu yüzden psikoloji biliminde ve terapide, elbette belli kuramlar dahilinde ve çevresel faktörleri gözeterek fakat; bireyin hikayesi baz alınır.
Ayrıca genellikle yanlış anlaşılan ya da atlanan bir konu var. İnsanlar, hatta bazen uzmanlar dahi, bir kişiyle ilgili, pozitif olarak algılanan herhangi bir bilgiyi saklamak konusunda, olumsuz bilgiyi saklama konusunda gösterdikleri hassasiyeti göstermiyorlar.
Örneğin bir öğretmenin zayıf not alan öğrencisini ifşa etmekten kaçınırken, yüksek not alan öğrencisini övmesi gibi.
Oysa ki her iki durum da kişiye özel bilgidir ve paylaşmadan evvel izin alınması gerekir.
Aynı şekilde, bir zeka testi skorunu çocukla, ailesiyle ya da herhangi biriyle zaten paylaşmak yasaktır ancak insanlar bu bilgiye eriştiği takdirde, olumlu buldukları sonucu her ortamda paylaşmakta sakınca görmemektedir. Aslında her koşulda çocuğun/bireyin zekasıyla ilgili bilgi de özel bilgidir.
Unutmayalım ki etik esastır, alternatif değildir. Medya dahil, herhangi bir kamusal alanda bilgi paylaşmadan önce hatırlamamız dileğiyle...

Anne-baba evini ziyaret, aynı zamanda elini attığın her çekmecede kişisel geçmişine dair izler bulmak demektir...Sonraki...
17/02/2020

Anne-baba evini ziyaret, aynı zamanda elini attığın her çekmecede kişisel geçmişine dair izler bulmak demektir...
Sonraki yıllarda, aynı kurumda başka bir pozisyona yükseldiğim için geride kalan bu kartvizitler, ismimin sonundaki B.S.’ den anlaşılacağı gibi henüz yüksek lisansımı dahi tamamlamamışken, mesleğin ilk yıllarında yaptığım psikolojik danışmanlık işinden.
Foster Care dediğimiz, yani çeşitli sebeplerle velayetini devletin devraldığı ve koruyucu ailelere yerleştirdiğimiz çocuklara ev ziyaretleri yaparak psikolojik danışmanlık yapıyordum.
Okul yetkilileri, doktorlar, mahkemeler...çocuğun temas ettiği her ortamla iş birliği içinde ve her durumu gözeterek itinayla yapılması gereken bir iş olmasının yanı sıra, çocukların hepsinin kayıptan, tacize ağır travmalar yaşamış olması sebebiyle manevi yükü çok ağırdı. Yaş skalası 0-21 olması sebebiyle de anlık adaptasyon gerektiren oldukça zorlayıcı bir işti ancak bana çok şey öğretti.
Her şeyden önce bu işin sadece bir iş olmadığını, insana dokunmak olduğunu en iyi orada anladım.
Sonra yüksek lisansımı tamamladım, aynı kurumda psikolojik danışmanlık yanı sıra, vaka menajerliği ve süpervizörlük yaptım.
Geriye dönüp baktığımda hep, iyi ki o yollarda yürümüşüm derim.
Ayrıca kanunların çok katı olduğu ve özellikle çocuk konusunda hataya sıfır tolerans olan bir ülkede, yeni mezun olduğum yıllarda, devlet için çalışan bir kurumda çocuklarla yakın çalışma gerektiren bir iş almış olmamın arkasında yatan çift taraflı güven; kişinin akademik geçmişinin yeterliliğinden emin olmakla ilgili.
Diliyorum Türkiye’mizde de gün gelir, ülke çapında her eğitim kurumunun eğitimine tam anlamıyla güvenip, yeni mezunlara kendimizi teslim edebiliriz ve aynı zamanda diliyorum ki, enkaz haline dönmüş hayatları nasıl yeşerttiğine ve küçükler için nasıl büyük adımlar attığına şahit olduğum koruyucu aile sistemi sistematik ve kalıcı bir hal alır.

Not: evet, 2000’li yıllar Amerika’sında çağrı cihazı (pager) kullanıyorduk! Hatta sanırım hastane doktorları hala kullanıyorlar :)

....ve bazen psikolog olmak, yazlıktaki odana kapanıp sabah 2’ye kadar yurtdışı danışanlarla seans yapmak demektir.Sevil...
17/09/2019

....ve bazen psikolog olmak, yazlıktaki odana kapanıp sabah 2’ye kadar yurtdışı danışanlarla seans yapmak demektir.
Sevilmeden yapılacak iş değildir ama sevince iyileştirir. Zaman gösterir...

Genellikle, çocukluğumuzdan kodlanmış bir duygudur Pazartesi’yi sevmemek 🥺Pazartesi demek, en az 2 günlük tatilimizin; o...
16/09/2019

Genellikle, çocukluğumuzdan kodlanmış bir duygudur Pazartesi’yi sevmemek 🥺

Pazartesi demek, en az 2 günlük tatilimizin; oyunla, ehlikeyif anlarla geçen zamanın bitişi, erken yatılması, yeni haftaya hazır olunmasının gerekliliğidir. Okul çağındakiler için, ödevlerin yapılmış, okul hazırlığının da tam olması gerektiğinin habercisidir aynı zamanda Pazartesi.
Ebeveyn ve çocuk arasında tartışmalara da sebep olur bazen. Ertesi gün okul vardır, ebeveyn bazı sorumlulukların yapılması gerektiğini hatırlatır ve çocuk biraz daha zaman ister.
Bazı çocuklar “offf yarın okul var” diye düşünerek Pazar gününün de keyfine varamaz çoğu zaman. Hatta kaygı düzeyi ne kadar yüksek ise, Pazar günü saatler ilerledikçe ruh hali o kadar olumsuz bir hal almaya başlar.

Çocukluktan gelen bu kodlamayla, yetişkinlikte de Pazartesi’den hoşlanmamaya başlar insan ki günümüzde bunun Pazartesi Sendromu diye bir ismi dahi vardır.
İşin ironik yanı, aslında bizde, özellikle de yetişkinlikte olumsuz duyguları uyandıran şey, Pazartesi’den çok, onun fikridir. Çoğu zaman Pazartesi’lerimiz gayet güzel geçer.
Haftaya taze, dinlenmiş başlamışızdır, belki ailemizle, sevdiklerimizle güzel vakit geçirip stresten bir nebze olsun arınmışızdır. Uygulayamayacak olsak dahi haftaya yeni planlarla başlamışızdır :) Yani, umuttur Pazartesi! Ben kendisiyle barışık olmanın ötesinde sevenlerdenim mesela🤷🏼‍♀️ Düşünsenize, bizde olumsuz duygulara sebep olan şeyler; olayın, durumun ötesinde ona yüklediğimiz anlam ve kaygıdan oluşmuyor mu aslında çoğu zaman, Pazartesi gibi?

Bize göre Dünya Şampiyonu, Sümeyye Boyacı  👏🏻👏🏻 dün haberi izlerken göz yaşlarımı tutamadım. Kolları olmadığı için 3 sal...
15/09/2019

Bize göre Dünya Şampiyonu, Sümeyye Boyacı 👏🏻👏🏻 dün haberi izlerken göz yaşlarımı tutamadım. Kolları olmadığı için 3 saliseyle birinciliği alamamış olmasının hiç bir önemi yok, azmin, çalışmanın, istikrarın, disiplinin, kısaca sporun da temsil ettiği bütün güzelliklerin ve psikolojik dayanıklılık dediğimiz, erken yaşlardan itibaren çocuklara kazandırmaya çalıştığımız özelliklerin canlı örneğidir.
Ülkeye büyük bir gurur yaşatmakla kalmayıp, milyonlara ilham kaynağı oldu genç yaşında. Yürekten tebrik ediyor, hem devletin, hem halkın gerektiği her an yanında olmasını diliyorum 🙏🏻 Yolun hep açık, başarıların daim, mutluluğun ebedi olsun sevgili Sümeyye kardeşimiz 👏🏻💙

Yıllardır çocuklarla ilgili birçok platformda tartışmalara sebep olan çocuklara zeka testi uygulaması mevzusu, özellikle...
14/09/2019

Yıllardır çocuklarla ilgili birçok platformda tartışmalara sebep olan çocuklara zeka testi uygulaması mevzusu, özellikle Milli Eğitim Bakanımız Prof. Dr. Ziya Selçuk’un yaptığı “3 yıl içinde bütün öğrencilere zeka taraması yapacağız” açıklaması ile geçtiğimiz günlerde gündemde hızlıca yerini aldı ve çocuklara yönelik “IQ’n kadar konuş” şeklinde bir tavır olacakmışcasına endişe yarattı. Neyse ki, Sn. Selçuk ifadesini dün “zeka testi değil, beceri taraması yapacağız” şeklinde güncelledi ve belki bu açıklamayla endişeler bir nebze yatıştı.
Peki aslında nedir bu tartışmalara konu olan zeka testi dediğimiz şey? Ne zaman ve ne kadar işe yarar, yararları nelerdir, zararı var mıdır?
Dünya çapında geçtiğimiz yüzyıldan bu yana geçerliliğini ve güvenilirliğini koruyan testler, bizim ülkemizde de, benim gibi bir çok psikolog tarafından uygulanmaktadır. Testlerin içeriğiyle ilgili detaylı bir yazıya ilerleyen zamanlarda yer vereceğim.
Şu an tartışma mevzusu olan konu üzerine birkaç şey söylemek istiyorum. Öncelikle Zeka Testi olarak tasarlanmış ölçütler, her ne kadar bize IQ dediğimiz bir Zeka Katsayısı puanı verse de, aslında bireyin bilişsel becerileriyle ilgili yaşıtlarına kıyasla detaylı veri sunan ve özellikle okul çağı çocukları için akademik ve psiko-sosyal anlamda yönlendirme yapmaya yarayan, yani işlevselliği son derece etkili olan bir araçtır.
Etik bir psikoloğun amacı asla çocuğun IQ’sünü ölçmek değildir ve skor içeren bir paylaşımı çocuğun ailesi dahil hiç kimseyle yapmayacaktır. Bilinçli bir ebeveynin de merakı çocuğunun IQ skoruna yönelik değil, becerilerine ve çocuğun tam potansiyeline ulaşması için bu becerilerin nasıl değerlendirileceğine yönelik olmalıdır.
Yani bir Zeka Testi, o test konusunda gerekli sertifikasyona sahip tecrübeli bir uzman tarafından etik bir çerçevede, uygun ortamda (ofis, klinik vb) uygulandığında, ebeveynlerin izni dahilinde çocuğun özellikle okul sürecini yönlendirme ve ebeveyne de çocuğun gelişimiyle ilgili somut bilgi sunması bakımından çok kıymetlidir. (Devamı için lütfen fotoları sola kaydırın).

Address

Doktorlar Merkezi, Abdi İpekçi Caddesi, No:57, E Blok, Nişantaşı
Istanbul

Opening Hours

Monday 11:00 - 19:00
Tuesday 11:00 - 19:00
Wednesday 11:00 - 19:00
Thursday 11:00 - 19:00
Friday 11:00 - 19:00
Saturday 11:00 - 19:00

Telephone

905054187550

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Uzman Klinik Psikolog Gözde S. Şahin posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Practice

Send a message to Uzman Klinik Psikolog Gözde S. Şahin:

Share

Share on Facebook Share on Twitter Share on LinkedIn
Share on Pinterest Share on Reddit Share via Email
Share on WhatsApp Share on Instagram Share on Telegram

Category