09/01/2026
Ağız mikrobiyotası, sandığımızdan çok daha karmaşık ve etkili bir yapıya sahiptir. Ağız içinde yaşayan yüzlerce farklı bakteri türü, sağlıklı bir denge içinde olduğunda dişleri ve diş etlerini korumaya yardımcı olur. Ancak bu denge bozulduğunda periodontal hastalıklar için uygun bir zemin oluşur. Son yıllarda yapılan çalışmalar, bu sürecin sadece plak birikimiyle açıklanamayacağını açıkça ortaya koyuyor.
🔻 Periodontal hastalıklar, uzun süre yalnızca “zararlı bakterilerin artışı” olarak değerlendirilmişti. Oysa güncel bilgiler, asıl problemin bakteri çeşitliliğinin azalması ve mikrobiyal dengenin bozulması olduğunu gösteriyor. Yani sorun tek bir bakteri değil; ağız içindeki ekosistemin bütün olarak sağlıksız hale gelmesi. Bu durum diş eti iltihabı, kemik kaybı ve ilerleyen vakalarda diş kaybına kadar uzanabiliyor.
🔻 Sağlıklı bir ağız mikrobiyotası, bağışıklık sistemiyle uyum içinde çalışır. Faydalı bakteriler, zararlı bakterilerin çoğalmasını baskılar ve diş eti dokusunun kendini korumasına yardımcı olur. Ancak stres, yetersiz ağız hijyeni, dengesiz beslenme, sigara kullanımı ve bazı sistemik hastalıklar bu hassas dengeyi kolayca bozabilir. Bu da periodontal hastalıkların sessizce ilerlemesine neden olur.
👉 Yeni yaklaşımlar, periodontal hastalıkların önlenmesinde sadece temizlik ve mekanik tedavilerin yeterli olmadığını vurguluyor. Mikrobiyotayı destekleyen alışkanlıklar giderek daha fazla önem kazanıyor. Şeker tüketiminin azaltılması, liften zengin beslenme, düzenli ve doğru ağız bakımı ile birlikte bireye özel koruyucu yaklaşımlar bu sürecin önemli parçaları haline geliyor. Amaç, ağız içini tamamen steril hale getirmek değil; sağlıklı dengeyi kurmaktır.