Dr. Tijen Acarkan

Dr. Tijen Acarkan Bu sayfada kendi muayenehanemde uygulamakta olduğum nöralterapi, ozon tedavisi, C vitamini ve seru

13/03/2026

Geceleri artan ayak yanması basit bir şikâyet değildir. Çoğu zaman periferik sinir sistemi duyarlılığının bir göstergesidir.

Gece artmasının nedeni şudur:
Çevresel uyaranlar azaldığında merkezi sinir sistemi, periferik sinyalleri daha belirgin algılar. Bu nedenle yanma ve karıncalanma hissi istirahatte artabilir.

Olası nedenler:
• Periferik nöropati�• Glukoz metabolizması dalgalanmaları�•B12 ve diğer mikronutrient eksiklikleri�• Dolaşım yavaşlaması�• Gün boyu artan venöz yük�• Lomber kaynaklı sinir irritasyonu

Özellikle şu durumlarda değerlendirme gerekir:
• Diyabet öyküsü
• Süreğen uyuşma
• Güç kaybı
• İlerleyici semptomlar

Semptomu bastırmak yerine altta yatan nedeni araştırmak esastır.
Yanma bir sinyaldir. Vücudun verdiği mesajı doğru okumak gerekir.
⚠️ Unutmayın: Ayak yanması kalıcı hale gelmişse, şiddetleniyorsa ya da başka
belirtiler eşlik ediyorsa mutlaka hekim değerlendirmesi gerekir. Bu paylaşım
bilgilendirme amaçlıdır; tanı ve tedavi yerine geçmez.

📌 Paylaşımlar bilgilendirme amaçlı ve kullanılan görseller temsilidir.
📌 Tanı ve tedavi için uzman bir hekim desteği alınız.

11/03/2026

Omega-3 “tek bir madde” değildir. İki ana bileşeni vardır: EPA ve DHA. Ve bu iki bileşen fizyolojik olarak farklı roller üstlenir.

EPA
* İnflamatuar yanıtın modülasyonu
* Endotel fonksiyon desteği
* Kardiyovasküler risk yönetimi
* Migren ve bazı kronik ağrı tablolarında daha belirgin etki
DHA
* Nöronal membran yapısının temel bileşeni
* Bilişsel fonksiyonlar ve hafıza
* Retina sağlığı
* Gebelikte ve emzirme döneminde nörogelişim

Dolayısıyla her omega-3 ürünü aynı etkiyi göstermez.�EPA ağırlıklı bir ihtiyaçta DHA yoğun bir ürünle sonuç alınamayabilir — ya da tam tersi.
Bir diğer önemli nokta:�“Yüksek doz = daha fazla fayda” değildir.
Doz;
* Yaş
* Klinik hedef
* Kardiyovasküler risk
* Trigliserid düzeyi
* Kullanılan ilaçlar göz önünde bulundurularak planlanmalıdır.

Özellikle antikoagülan kullananlarda, yüksek doz omega-3 kanama riskini etkileyebilir. Trigliserid tedavisinde kullanılan reçeteli preparatlar ise standart takviyelerle aynı değildir.
�Omega-3 etkilidir. Ancak doğru oran, doğru doz ve doğru endikasyonla.
Etkisi; içeriğine, oranına ve kişinin ihtiyacına göre şekillenir. Doktor kontrolünde, uygun ürün tipi ve doz belirlenmelidir.

📌 Paylaşımlar bilgilendirme amaçlı ve kullanılan görseller temsilidir.
📌 Tanı ve tedavi için uzman bir hekim desteği alınız.

# ̆ı

09/03/2026

Germe egzersizleri çoğu zaman “iyi gelir” diye düşünülür. Ancak her ağrının ilk çözümü germe değildir. Ağrı yalnızca kasın kısalığına bağlı değildir.

Çoğu vakada tabloya şunlar eşlik eder:�
• Sinir sistemi duyarlılığı artışı�
• Koruyucu kas spazmı�
• Bağ dokusu gerilimi�
• Refleks kas aktivasyonu

Sinir sistemi dokuyu tehdit altında algıladığında, kası korumaya alır. Bu biyolojik bir savunma mekanizmasıdır. Böyle bir durumda yoğun ve zorlayıcı germe, kası gevşetmek yerine savunma refleksini artırabilir ve ağrıyı yükseltebilir.
Özellikle:
* Akut bel-boyun ağrısında
* Sinir kökü irritasyonunda
* Travma sonrası erken dönemde
* Yüksek ağrı hassasiyetinde agresif germe uygun değildir.

Klinik olarak daha güvenli yaklaşım:�
- Önce dolaşımı artıran hafif ısınma, düşük şiddette mobilizasyon ve kademeli yükleme.�
- Bazı durumlarda ise öncelik kası germek değil, sinir sistemi regülasyonunu sağlamaktır.

Her sert kas gerilmez.�Bazen kas değil, sinir sistemi korunuyordur.�Doğru zamanlama ve doğru doz esastır.

Bu tür içerikler bilgilendirme amaçlıdır. Devam eden veya artan ağrılarda, doğru değerlendirme ve uygun yaklaşım için sağlık profesyoneline danışılması önemlidir.

📌 Paylaşımlar bilgilendirme amaçlı ve kullanılan görseller temsilidir.
📌 Tanı ve tedavi için uzman bir hekim desteği alınız.

06/03/2026

Elma; lif (özellikle pektin), potasyum ve çeşitli antioksidan bileşikler içeren besleyici bir meyvedir. Dengeli tüketildiğinde sindirim sisteminin normal fonksiyonuna katkı sağlar ve bağırsak sağlığını destekler.
İçerdiği potasyum kalp sağlığını destekleyen bir mineraldir. C vitamini ve antioksidan bileşenler sayesinde hücresel stresi azaltmaya katkı sağlayabilir. Bu besin öğeleri bağışıklık sisteminin normal çalışmasına destek olur.
Ancak her besinde olduğu gibi porsiyon önemlidir.
• Diyabet veya insülin direnci olan kişiler porsiyon kontrolü yapmalıdır.�
• Aşırı tüketim bazı bireylerde gaz veya mide rahatsızlığına yol açabilir.�
• Nadir de olsa meyve alerjisi olan kişilerde reaksiyon görülebilir.

Özetle; elma çoğu kişi için güvenli ve besleyici bir seçenektir. Dengeli miktarda tüketildiğinde sağlıklı bir ara öğün olabilir. Özel bir sağlık durumunuz varsa porsiyon ve sıklık konusunda uzman görüşü almak önemlidir.

📌 Paylaşımlar bilgilendirme amaçlı ve kullanılan görseller temsilidir.
📌 Tanı ve tedavi için uzman bir hekim desteği alınız.

04/03/2026

Hıçkırık; diyaframın ani ve istemsiz kasılmasıyla başlar, ardından ses tellerinin kapanmasıyla ortaya çıkan ses ile fark edilir. Çoğu zaman kısa sürede kendiliğinden geçer. Ancak 48 saatten uzun süren hıçkırıklar “persistan hıçkırık”, 1 aydan uzun sürenler ise “intraktabl hıçkırık” olarak tanımlanır.
Bu noktada hıçkırık artık basit bir refleks değil, altta yatan bir durumun işareti olabilir.
Olası nedenler şunlardır:
• Sindirim sistemi: Reflü, gastrit, mide aşırı doluluğu, ülser ve diyaframı irrite eden mide-bağırsak sorunları�• Sinir sistemi: Hıçkırık refleksi beyin sapı, vagus siniri ve frenik sinir aracılığıyla kontrol edilir. Özellikle beyin sapını etkileyen durumlarda uzamış hıçkırık görülebilir.�• Metabolik nedenler: Elektrolit düzensizlikleri, böbrek veya karaciğer fonksiyon bozuklukları�• Göğüs boşluğu patolojileri: Pnömoni, mediastinal kitleler, bazı kardiyak durumlar�• İlaçlar: Kortikosteroidler, bazı sedatifler ve kemoterapi ilaçları
Bütüncül yaklaşımda amaç yalnızca hıçkırığı bastırmak değil, sinir sistemi ve organ ilişkisini değerlendirmektir. Otonom sinir sistemi dengesinin desteklenmesi bazı vakalarda rahatlatıcı etki sağlayabilir. Ancak altta yatan neden mutlaka araştırılmalıdır.

⚠️ 48 saati aşan hıçkırıklar mutlaka hekim değerlendirmesi gerektirir.

📌 Paylaşımlar bilgilendirme amaçlı ve kullanılan görseller temsilidir.
📌 Tanı ve tedavi için uzman bir hekim desteği alınız.

Bu cümleyi duymak birçok kişi için kafa karıştırıcı ve yıpratıcı olabilir. Çünkü ağrı her zaman görüntüleme yöntemleri y...
02/03/2026

Bu cümleyi duymak birçok kişi için kafa karıştırıcı ve yıpratıcı olabilir. Çünkü ağrı her zaman görüntüleme yöntemleri ya da kan tahlilleriyle açıklanamayabilir.

Modern ağrı bilimi, ağrının yalnızca yapısal bir hasara bağlı olmadığını; sinir sisteminin duyarlılığı, stres düzeyi ve yaşam koşullarıyla da ilişkili olabileceğini göstermektedir.

Ağrı; kas-iskelet sistemi, bağ dokular, postür alışkanlıkları, otonom sinir sistemi dengesi ve psikososyal faktörlerle etkileşim içinde olabilir. Uzun süreli stres, uyku düzensizliği, duygusal yükler ve tekrarlayan mikrotravmalar sinir sisteminde aşırı duyarlılığa yol açabilir. Bu durum, tetkiklere yansımadan da ağrı hissine neden olabilir. Bu tablo literatürde “santral sensitizasyon” kavramı ile açıklanmaktadır.

Tamamlayıcı tıp bakış açısı, ağrıyı yalnızca baskılamayı değil; organizmanın regülasyon kapasitesini desteklemeyi hedefler. Sinir sisteminin aşırı duyarlılığı azaldığında ağrı algısında iyileşme görülebilir. Dokular arası biyolojik iletişimin dengelenmesi, dolaşımın desteklenmesi ve kas-iskelet uyumunun artırılması bu yaklaşımın temel hedeflerindendir.

Bu süreçte yaşam tarzı düzenlemeleri, nefes çalışmaları, hareket, beslenme ve stres yönetimi birlikte değerlendirilir.
Unutulmamalıdır ki ağrı gerçektir ve kişinin deneyimidir. Tetkiklerin normal olması, ağrının yok sayılması gerektiği anlamına gelmez. Önemli olan, ağrıyı çok yönlü ele almak ve kişiye özel bir yaklaşım planlamaktır.

📌 Paylaşımlar bilgilendirme amaçlı ve kullanılan görseller temsilidir.
📌 Tanı ve tedavi için uzman bir hekim desteği alınız.

27/02/2026

Kulak çınlaması (tinnitus) tek başına bir hastalık değildir; çoğu zaman altta yatan farklı süreçlerin bir belirtisidir. Kişiden kişiye değişen bu durum, zamanla dikkat, uyku ve genel yaşam kalitesi üzerinde belirgin bir yük oluşturabilir.
En sık karşılaşılan nedenler şunlardır:
• İç kulak hasarı: Ses titreşimlerini algılayan tüy hücrelerinin zarar görmesi, beyne iletilen sinyallerin düzensizleşmesine ve çınlama hissine yol açabilir.�
• Yüksek sese maruziyet: Uzun süreli gürültüye maruz kalmak ya da ani, şiddetli sesler işitme kaybı ve çınlamayı tetikleyebilir.�
• Yaşa bağlı işitme kaybı: İlerleyen yaşla birlikte iç kulak yapılarında ve işitme sinirlerinde doğal bir zayıflama görülebilir.�
• Kulak kiri birikimi: Kulak kanalındaki serumen artışı ses iletimini bozarak çınlamaya neden olabilir.�
• Kulak enfeksiyonları: Orta veya dış kulaktaki enfeksiyonlar basınç ve inflamasyon oluşturarak çınlama hissi yaratabilir.�
• Kulak tıkanıklıkları: Sıvı birikimi, östaki borusu fonksiyon bozuklukları veya yapısal engeller çınlamayı artırabilir.�
• Bazı ilaçlar: Özellikle bazı ağrı kesiciler ve antibiyotikler yan etki olarak tinnitus oluşturabilir.�
• Sinir sistemiyle ilişkili faktörler: Boyun bölgesi problemleri, dolaşım bozuklukları ve sinirsel hassasiyetler de tabloya eşlik edebilir.
Nöralterapi, sinir sistemi üzerinden etki etmeyi hedefleyen ve organizmanın kendi düzenleyici mekanizmalarını desteklemeyi amaçlayan tamamlayıcı bir tedavi yaklaşımıdır. Kulak çınlamasında; baş, boyun ve kulak çevresindeki sinirsel bağlantılar dikkate alınarak semptomların hafifletilmesi hedeflenir.
Çınlamanın süresi, şiddeti, eşlik eden hastalıklar ve kişinin genel sağlık durumu değerlendirilerek kişiye özel bir tedavi planı oluşturulmalı. Her tinnitus vakası aynı değildir; bu nedenle bireysel analiz esastır.
Kulak çınlaması yaşayan kişilerin, uygun değerlendirme ve tedavi seçenekleri için mutlaka ilgili sağlık profesyoneline başvurması önemlidir.

📌 Paylaşımlar bilgilendirme amaçlı ve kullanılan görseller temsilidir.
📌 Tanı ve tedavi için uzman bir hekim desteği alınız.

Bir yaralanma ya da ameliyat sonrası dokular iyileşmiş olsa bile, bazı kişilerde ağrının devam etmesi veya yıllar sonra ...
26/02/2026

Bir yaralanma ya da ameliyat sonrası dokular iyileşmiş olsa bile, bazı kişilerde ağrının devam etmesi veya yıllar sonra yeniden ortaya çıkması mümkündür. Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp yaklaşımında bu durum, yalnızca kas–iskelet sistemiyle değil; sinir sistemi regülasyonu ile birlikte ele alınır.

Nöralterapi perspektifine göre her travma, cerrahi girişim, enjeksiyon ya da yara izi, sinir sistemi için bir uyarı alanı oluşturabilir. Bu alanlar zamanla “sessiz” kalabilir; ancak stres, hormonal değişimler veya başka bir hastalık döneminde yeniden aktif hâle gelebilir. Böylece ağrı, ilk yaralanmanın olduğu bölgede ya da tamamen farklı bir noktada hissedilebilir.

Sinir sistemi, yaşanan travmayı bir tehdit olarak kaydeder ve koruyucu bir yanıt geliştirir. Tehlike geçtikten sonra bu yanıtın devam etmesi, vücudun alarm modunda kalmasına neden olabilir. Bu durumda ağrı, mevcut bir doku hasarından çok, sinir sistemi ile dokular arasındaki iletişim dengesizliğinin bir göstergesi hâline gelir.

Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp uygulamalarında amaç, ağrıyı yalnızca baskılamak değil; sinir sisteminin bu aşırı yanıtını fark etmek ve dengelemeye destek olmaktır.

Bu nedenle kronikleşmiş ağrılarda, sadece ağrılı bölgeye odaklanmak yerine:
* Geçmiş travmalar
* Ameliyat ve yara izleri
* Otonom sinir sistemi dengesi
* Stres ve yaşam alışkanlıkları ile birlikte değerlendirilir.

Ağrı her zaman yeni bir hasarın göstergesi olmayabilir; bazen vücudun “unutamadığı” bir deneyimin yansımasıdır. Doğru yaklaşımla bu hafıza yeniden düzenlenebilir.

📌 Paylaşımlar bilgilendirme amaçlı ve kullanılan görseller temsilidir.
📌 Tanı ve tedavi için uzman bir hekim desteği alınız.

D vitamini sadece kemikler için değildir…Bağışıklık sisteminden kaslara, sinir sisteminden hücresel dengeye kadar vücudu...
25/02/2026

D vitamini sadece kemikler için değildir…
Bağışıklık sisteminden kaslara, sinir sisteminden hücresel dengeye kadar vücudun birçok hayati sürecinde rol oynar.
Düzeyi düştüğünde ise vücut buna sessiz kalmaz…
D vitamini eksikliğinde neler görülebilir?
Bağışıklık zayıflığı: Daha sık enfeksiyon geçirme ve hastalıkların daha ağır seyretmesi.
Kemik ve kas sorunları: Kemik yoğunluğunda azalma, kas ağrıları ve güçsüzlük.
Kronik enflamasyon artışı: D vitamini, inflamasyon dengesinde rol oynar. Eksikliğinde kronik inflamatuvar süreçler artabilir.
Yorgunluk ve psikolojik etkiler: Halsizlik, düşük enerji, odaklanma güçlüğü ve duygu durum değişiklikleri.
Kronik hastalıklara yatkınlık: Bazı çalışmalar; D vitamini düşüklüğünün diyabet, kalp-damar ve otoimmün hastalıklarla ilişkili olabileceğini göstermektedir.
Ancak bu durum doğrudan neden–sonuç ilişkisi anlamına gelmez. D vitamini tek başına koruyucu ya da tedavi edici değildir.

⚠️ Ancak unutulmamalı ki…
D vitamini ihtiyacı kişiye özeldir.
Güneşlenme süresi, beslenme alışkanlıkları ve mevcut sağlık durumu birlikte değerlendirilmelidir.
Takviye kullanımı mutlaka hekim önerisiyle planlanmalıdır.
Sağlık tek bir vitaminle değil, bütüncül bir yaklaşımla korunur.

📌 Paylaşımlar bilgilendirme amaçlı ve kullanılan görseller temsilidir.
📌 Tanı ve tedavi için uzman bir hekim desteği alınız.

23/02/2026

Beyin; düşünme, hafıza, duygular, hormon dengesi, uyku ve bağışıklık sistemi dâhil olmak üzere vücudun tüm yönetim merkezidir. Günlük kararlarımızdan stresle baş etme biçimimize kadar her süreç beyin sağlığıyla yakından ilişkilidir. Beyin sağlığının korunması; öğrenme kapasitesinin sürdürülmesi, ruh hâlinin dengelenmesi, yaşla birlikte görülebilen bilişsel gerilemenin yavaşlatılması ve yaşam kalitesinin artırılması açısından büyük önem taşır. Yoğun stres, düzensiz uyku, yetersiz beslenme ve hareketsiz yaşam beyin fonksiyonlarını olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle sağlıklı yaşam alışkanlıkları, özellikle de doğru beslenme, beyin sağlığının temel yapı taşlarındandır.

İşte beyin sağlığını destekleyen bazı gıdalar ve etkileri:
• Yağlı balıklar (somon, sardalya): Omega-3 yağ asitleri içerir. Sinir hücrelerinin yapısını destekler, hafıza ve öğrenme süreçlerine katkı sağlar.
• Ceviz:�Beyin yapısına benzeyen görünümüyle dikkat çeker. Sağlıklı yağlar ve antioksidanlar sayesinde bilişsel fonksiyonları destekler.
• Yumurta:�Kolin içerir. Hafıza, öğrenme ve sinir iletimi için önemli bir besin öğesidir.
• Yeşil yapraklı sebzeler (ıspanak, roka, pazı):�Folat ve K vitamini açısından zengindir. Beyin hücrelerinin korunmasına yardımcı olur.
• Yaban mersini ve koyu renkli meyveler:�Antioksidan içerikleriyle beyin hücrelerini oksidatif strese karşı destekler.
• Tam tahıllar ve baklagiller: B vitamini ve lif içerir. Beyne düzenli enerji sağlayarak dikkat ve odaklanmayı destekler.
• Bitter çikolata (kakao oranı yüksek):�Flavonoidler sayesinde beyin kan akışını destekleyebilir, zihinsel performansa katkı sağlar.

Unutulmamalıdır ki tek bir besin mucize yaratmaz. Dengeli, çeşitli ve sürdürülebilir beslenme; beyin sağlığının korunmasında temel yaklaşımdır.

📌 Paylaşımlar bilgilendirme amaçlı ve kullanılan görseller temsilidir.
📌 Tanı ve tedavi için uzman bir hekim desteği alınız.

Address

Op. Cemil Topuzlu Caddesi Mevhibe Hanım Apt. 57
Istanbul

Opening Hours

Monday 09:00 - 17:00
Tuesday 09:00 - 17:00
Wednesday 09:00 - 17:00
Thursday 09:00 - 17:00
Friday 09:00 - 17:00
Saturday 09:00 - 17:00

Telephone

+902163612030

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Dr. Tijen Acarkan posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Practice

Send a message to Dr. Tijen Acarkan:

Share

Share on Facebook Share on Twitter Share on LinkedIn
Share on Pinterest Share on Reddit Share via Email
Share on WhatsApp Share on Instagram Share on Telegram

Category