Psikolog Fatih Reşit Civelekoğlu

Psikolog Fatih Reşit Civelekoğlu Klinik Psikolog ,Psikoterapist, Yazar

30/01/2026

“Etek, Kadının Duruşudur.”

Kadının elbisesi etektir.
O eteğin kadına verdiği
nezafeti,
nezaketi,
nezaheti
başka hiçbir şey vermez.
Bu yüzden dişil enerji yüklenir.
Sadece eşinizin yanındayken değil,
eşinizin olmadığı yerlerde de…
Öyle bir duruşla gezineceksiniz ki,
eşiniz sizi gördüğünde
gözleri parlasın.
Karşısında;
dişil enerjisi çağlayan,
zirvede duran
O Kadın’ı görsün.
Çünkü dişil enerji,
beklentiyle değil
taşıyarak olur.





28/01/2026

“Hayatta Kalmak mı, Kendin Olmak mı?”

Penguenler neden iç içe, sık dokulu halde yaşar?
Çünkü hayatta kalmak zorundadırlar.
Bu, varoluşsal bir güdüdür: hayatta kalma güdüsü.

Bugün insanlık da benzer bir düzenin içinde.
Metrobüsler, otobüsler, dolmuşlar…
Rezidanslar, apartmanlar, iç içe geçmiş binalar…
Hepimiz sık dokulu bir yapının içindeyiz.

Neden?
Hayatta kalmak için.

Peki bizim penguenlerden farkımız ne kaldı?

İşte içlerinden biri çıkıp şunu dedi:
“Ben bunu kabul etmiyorum.
Sınırlarımın belirsiz olduğu,
kişisel alanıma saygı duyulmayan,
kendim olmama izin verilmeyen
bir ortamda var olamam.”

Ve gitti.

Bir açıdan bakınca belirsizliğe gitti.
Ama başka bir açıdan bakınca;
kendine, özgürlüğe, kendini yaşamaya gitti.

Şimdi soru net:
Hayatta kalmayı mı seçerdin,
yoksa kendin olmayı mı?





27/01/2026

“İletişim Başkadır, İlişki Başka.”

Günümüz insanı çok temel bir şeyi karıştırıyor:
İletişimde olmak ile ilişki içinde olmak aynı şey sanılıyor.

Biz buna ne diyoruz?
İlişkisiz iletişim.

Gün içinde konuşuyorsun,
iş yerinde konuşuyorsun,
mesajlaşıyorsun…
Ama ilişki kurmuyorsun.

Çünkü ilişki demek,
bağ kurmak demektir.

Bağ kurmak ise beynimizin ön alın bölgesinde,
frontal lobda bulunan ayna nöronların aktive olmasıdır.
Yani beynin bluetooth’unun açılması
ve karşılıklı veri alışverişinin başlamasıdır.

Bugünün tarayıcılarını düşün:
“Çerezleri kabul et” deriz ve devam ederiz.

Bir insana güvendiğinde de aslında aynısını yaparsın.
Onun çerezlerini kabul edersin.
Bilinçaltından gelen verileri alır,
beynine depolarsın.

İşte o gösterdiğin kişi,
senin için artık sıradan biri değildir.
Anlamlıdır.
Varlığı özel,
varlığı değerlidir.

İletişim geçicidir.
İlişki iz bırakır.





26/01/2026

“Kadın Önce Alır, Erkek Önce Verir.”

Bir kadın vermeye başlamışsa,
çoğu zaman farkında olmadan tuzağa düşmüş demektir.

Çünkü dişil enerji,
verme enerjisi değildir.
Alma enerjisidir.

Doğru denge şudur:
Kadın önce alır,
sonra verir.
Alış – veriş.
Alır – sonra verir.

Erkek nasıldır?
Erkek önce verir,
sonra alır.

“Almadan vermek Allah’a mahsustur” denir ya…
Eğer bir erkek vermeden alıyorsa,
o erkeğin eril enerjisi gün geçtikçe azalır.

Eril enerjisi azalan bir erkeğin ise
kadınına olan arzusu
otomatik olarak düşer.

Mesele sevgi değil,
enerji dengesi meselesidir.
Denge bozulduğunda
arzu da peşinden gider.





24/01/2026

“İki Yarım, Doğru Yerde Bir Olur.”

Bir erkek yarımdır.
Ta ki evlenip,
ruh eşini;
dişil enerjide, zirvede olan O Kadın’ı bulup
onunla karılıp, katılana kadar.

Bir kadın da yarımdır.
Ta ki evlenip,
ruh eşini;
zirvedeki o erkeği bulup
onunla karılıp, katılana kadar.

Matematik nettir:
2 kere 2 = 4.

Ama evlendin
ve bunları hissetmiyorsan,
orada bir problem vardır.

Ya erkek, erkekliğini kuramamıştır
ya kadın, dişil konumunda değildir.

Çünkü doğru yerde duran iki yarım
birbirini büyütür.
Yanlış yerde duran iki yarım
birbirini eksiltir.





23/01/2026

“Erkek Ayar Vermez, Ödül Kaybolunca Uzaklaşır.”

“Karım at kişnemesi gibi gülüyor, onunla bir yere gitmeye utanıyorum.”
Bu cümlede mesele kadının gülüşü değildir.
Mesele erkeğin gözünün parlamıyor olmasıdır.

Bir erkek eşini gördüğünde gözleri parlıyorsa,
bu erkek beyninde dopamin salgılanıyor demektir.
Dopamin, beynin “ödül kazandım” dediği anda salgılanır.

O etki altındaki erkek beyni;
kurnazı zeki,
esmeri güzel,
safı naif görür.

Eğer bu adam eşini gördüğünde dopamin salgılasaydı,
o gülüş ona bir melodi gibi gelirdi.
“At kişnemesi” gibi değil.

Demek ki sorun ses değil,
ödül algısının kaybolmasıdır.

Erkek bu yüzden ayar vermeye çalışır.
Çünkü karşısındaki kadın,
onun beyninde artık “ödül” çağrışımı yapmıyordur.

Bütün mesele tam da buradadır:
Erkek dopamin salgıladığında sever,
salgılamadığında eleştirir.





22/01/2026

“Boşanma Tutkudan Sonra Gelir.”

Boşanmış çiftlerin ortak bir özelliği vardır:
Tutkuyu kaybetmişlerdir.

Aralarında tutku canlıyken boşanan bir çift yoktur.
Çünkü tutku bir ateştir.
Kendi kendine yanmaz.
Beslemezsen söner.

Bu ateşe hem kadının hem erkeğin atması gereken şeyler vardır.

Erkeğin görevi nettir:
Kadına sahip çıkmak,
korumak,
kollamak.

Bu, kadını tetikleyen asıl unsurdur.
Kadın erkeğine baktığında şunu hissetmelidir:
“Yiğidim…
Aslanım…
Benim ve çocuklarımın varlığı için
kendi varlığını feda ediyor.”

Ama bizde tuhaf bir çarpıtma var.
Fedakârlık hep kadından bekleniyor.

Oysa kelimenin kökü bellidir:
Feda, bizde kadın için değil,
erkek için kullanılır.

Tutku da tam burada başlar.
Roller yerini bulduğunda.





21/01/2026

“Çocuğunuzun Zihni Bir Sektörün Hedefi Olmasın.”

Bugün çocuklar ve ergenler,
sadece bireysel gelişim süreçleriyle değil;
sosyal medya,
milyar dolarlık endüstriler
ve bilinçli yönlendirme mekanizmalarıyla karşı karşıya.

Cinsel karmaşa tesadüf değil.
Algılar, arzular ve kimlikler
erken yaşlardan itibaren manipüle ediliyor.

Bu noktada soru şudur:
Çocuğunuz yaşadığı karmaşayı mı yaşıyor,
yoksa farkında olmadan taşınan bir gündemi mi?

Ebeveynlik Okulu,
ebeveynlere korku değil çerçeve,
panik değil psikolojik donanım kazandırmak için hazırlandı.

📌 Cinsel gelişim, sosyal medya etkisi ve riskli alanlar
📌 Çocuk–ergen psikolojisinin arka planı
📌 Sınır, iletişim ve ebeveyn duruşu

🎙️ Uzm. Psikolog Fatih Reşit Civelekoğlu ve uzman ekibiyle
🗓️ 26 – 28 – 30 Ocak | 2 – 4 Şubat
⏰ 20.00 – 22.00 | Canlı yayın
🎁 İçindeki Çocukla Buluş Atölyesi hediye

Çocuğunuzu korumak için değil,
doğru şekilde rehberlik edebilmek için buradayız.

📩 Detaylı bilgi ve kayıt için yazabilirsiniz.





20/01/2026

Kendin İçin Yapmadığın Şeye Kader Karşılık Vermez!

Kocanı ikna etmek için,
bir adamı geri döndürmek için
harcadığın çabanın
onda birini kendin için harcasaydın
hayatın çoktan değişmişti.

Akşam yemekler yapmak,
süslenmek, püslenmek,
evi hazırlamak, çocukları yatırmak…
Soruyorum:
Bunları neden yapıyorsun?

“Hocam onu etkilemek için yaptım.”

İşte problem tam burada.
Kendin için yapmadığın hiçbir şeye kader karşılık vermez.

Kadın dönüşüm sürecine
kendisi için değil de
karşısındaki insana mesaj vermek,
onu etkilemek,
onu pişman etmek için girerse
bu dönüşümün hiçbir hükmü yoktur.

Belki günün sonunda yastık değişir,
boşanılır…
Ama yeni gelen kişi de
aynı döngüyü yeniden yaşatır.

Çünkü sen değişmedin.
Sadece adres değiştirdin.

Gerçek dönüşüm nettir:
Kendin için yapacaksın.
Geri kalan her şey
zaten kendiliğinden hizalanır.





19/01/2026

“Gizem Kaybolursa İlgi Biter.”

Bir kadın hiçbir zaman tamamen şeffaf ve açık olmaz.
Daima gizemli olur.

Mesele,
24 saat aynı evin içinde olduğun kocana bile
gizemini koruyabilmektir.

Eşin “Neyin var?” diye sorduğunda
bir anda hayat hikâyeni anlatmaya başlamak yanlıştır.
Her şeyi dökmek,
her detayı paylaşmak
ilişkiyi derinleştirmez;
aksine sıradanlaştırır.

“Bir şeyim yok” demek,
susmak,
bekletmek…
Bu sıkıcılık değildir.
Bu kur yapmaktır, flört etmektir.

Erkek o zaman ilgilenmeye başlar.
Çünkü erkek doğası gereği
gizem avcısıdır.

Çözülen kadın merak uyandırmaz.
Merak bitince,
ilgi de peşinden gider.





17/01/2026

“Bir Kadının Evi, İç Dünyasını Ele Verir.”

Bir kadının evine baktığınızda,
iç dünyasında neler yaşadığını büyük ölçüde anlayabilirsiniz.

Ev dağınıksa;
bu çoğu zaman duygusal bir çöküntüye,
düşünce dağınıklığına işaret eder.
İç dünyasını organize edemiyor,
duygularını regüle edemiyor demektir.
Bu regülasyon eksikliği dış dünyaya yansır
ve ev, iç dünyanın aynası gibi darmadağın olur.

Ama bir de bunun tam tersi vardır.
Ev kusursuz derecede düzenliyse,
her şey aşırı nizami ve kontrollüyse…
Burada da çoğu zaman
duygu ve düşüncelerini kaybetme korkusu vardır.

Kişi zihnini aşırı kontrol eder,
duygularını bastırır,
her şeyi olması gerektiği gibi tutmaya çalışır.
İçerideki kontrol ihtiyacı,
dışarıda tertip ve düzen olarak görünür.

Yani mesele sadece temizlik ya da dağınıklık değildir.
Ev, çoğu zaman
iç dünyada olup bitenin sessiz bir tercümanıdır.

̧eyler



16/01/2026

“Kırmızı Rujun Evrimi: Ben Hazırım Mesajı.”

Kadın yumurtlama dönemine yaklaştığında
östrojen seviyesi yükselir.
Beden bu değişimi saklamaz.
Dudaklar kızarır, belirginleşir
ve kadın çoğu zaman farkında olmadan
kırmızı ruj sürer.

Evrimsel biyolojide bunun ilkel beyindeki karşılığı nettir:
“Çiftleşmeye hazırım.”

Kırmızı oje de aynı mesajı taşır.
Kan akışı erojen bölgelere yönelirken
eller de bu sürece dahil olur.
Çünkü eller, cinsellik sırasında kullanılan
er**ik temasta aktif bir bölgedir.

Bu durumda erkek tarafında
ilkel beyin ve memeli beyni
aynı mesajı alır:
“Hazırım.”

Modern dünyada makyaj gibi görünür;
ilkel beyinde ise
üreme stratejisi olarak çalışır.





Address

Orhantepe Mahallesi Söğüt Sokak. No:4
Istanbul
34000

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Psikolog Fatih Reşit Civelekoğlu posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Practice

Send a message to Psikolog Fatih Reşit Civelekoğlu:

Share

Share on Facebook Share on Twitter Share on LinkedIn
Share on Pinterest Share on Reddit Share via Email
Share on WhatsApp Share on Instagram Share on Telegram

Category

Uzman Klinik Psikolog Fatih Reşit Civelekoğlu

1971’de Almanya’nın Münih kentinde, sıla hasretiyle yaşayan gurbetçi bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. 1979’da ailesi Türkiye’ye kesin dönüş yaptı. Fatih Reşit, Almanya’da başlamış olduğu ilkokulu İstanbul’da tamamladı.

Civelekoğlu’nun ailesi, 1983’te memleketleri Giresun’a taşındı. Fatih Reşit, orta öğrenimini Giresun İmam Hatip Lisesi’nde tamamladı. 1989 yılında ODTÜ Psikoloji bölümünü kazandı.

Mezuniyet sonrası çeşitli sivil toplum kuruluşlarında yönetici olarak çalıştı. Ardından dört yıl süreyle Ankara Şule Dershanesi’nde yönetici, öğretmen ve rehberlik uzmanı olarak görev aldı. Rehberlik yaptığı sırada, uygulamış olduğu yöntemlerin pek çok insanın gelişim ve değişimine etki etmiş olmasının da vesilesiyle çok geçmeden psikoterapi çalışmalarına başladı.