Psikolog Fatih Reşit Civelekoğlu

Psikolog Fatih Reşit Civelekoğlu Klinik Psikolog ,Psikoterapist, Yazar
(3)

11/03/2026

5 Esans, 5 Farklı Etki

FRC Esans dünyasına hoş geldiniz. Her biri farklı bir duyguya, farklı bir ihtiyaca hitap eden 5 özel esans… Günlük hayatın temposunda kendinizi dengelemek, enerjinizi yükseltmek ve ruh hâlinizi desteklemek için tasarlanan bu özel karışımları şimdi keşfedin.

Size en uygun esansı seçmek için FRC Esans Trendyol mağazamızı ziyaret edebilirsiniz.

10/03/2026

Hayatı 4 modda yaşarız!

Günlük hayat aslında dört farklı bilinç seviyesinde ilerler:

1- Bilinçdışı yetersizlik
2- Bilinçli yetersizlik
3- Bilinçli yeterlilik
4- Bilinçdışı yeterlilik

Ulaşmamız gereken yer dördüncü aşamadır: bilinçdışı yeterlilik.

Yani davranışların artık düşünmeden, zorlanmadan, kendiliğinden doğru şekilde ortaya çıkması…
Tam 12’den vurması.

Beyin aslında bunun için tasarlanmıştır.

Araba kullanmayı düşünün.
İlk başta her şeyi düşünerek yaparsınız: debriyaj, gaz, ayna, direksiyon…
Ama zamanla bunların hepsi otomatikleşir.

Artık düşünmezsiniz.
Beynin ilgili bölgeleri o sorumluluğu devralır.

Hayatta da mesele budur.

Kendin olmak.
Zamanla davranışların oturur, iç dengin kurulur ve hayatın akışıyla uyumlu hareket etmeye başlarsın.

İşte o zaman hayat zor bir mücadele olmaktan çıkar,
doğal bir akışa dönüşür.

09/03/2026

Kurtarıcın sandığın kişi, karanlığın kaynağı olabilir.

Bir ortama girdin.
Işıklar yandı. Etraf aydınlık, renkli… Kendini iyi hissediyorsun.

Derken bir anda şartel atıyor.
Karanlık.

Tam o anda biri geliyor ve ışığı yeniden açıyor.
Ne oluyor?
O kişi bir anda kurtarıcı oluyor.

“Prensimi buldum” diyorsun.

Ama farkında değilsin…
Işığı kapatan da o.

Seni karanlığa sürükleyen de o.
Sonra ışığı açıp seni kendine bağımlı hale getiriyor.

Sen kurtarıcıma âşık oldum zannederken,
farkında olmadan celladına âşık oluyorsun.

08/03/2026

Çekingenlik karakter değil, çocukluk stratejisidir.

Çekingenlik çoğu zaman kişilik özelliği değildir.
Çocuklukta geliştirilen bir baş etme stratejisidir.

Çocuk, büyüdüğü evde bir harita çıkarır.
Nasıl konuşacağını, nasıl geri çekileceğini, nasıl görünmez olacağını öğrenir.
Ve o haritayla dünyada yol bulmaya çalışır.

Ama sorun şu:
Çocukken işe yarayan o strateji, yetişkinlikte sizi sınırlar.

Yetişkinlik Yolculuğu’nda yaptığımız şey tam olarak bu.
İçerideki o küçük çocuğu bulmak…
Onu rehabilite etmek…
Ve onu özgüvenli, kendisiyle barışık, hayatla baş edebilecek bir yetişkine dönüştürmek.

Çünkü çekingenlik kader değildir.
Sadece eski bir savunma biçimidir.

07/03/2026

Erkek seni cebinde görürse aramaya başlar.

Davranışların narin, nazenin, hassas ve kırılgansa; eşin seni izler.
Evin içinde seni gözlemler.
Bu kadın için en doğru senaryolardan biridir.

Ama erkek kadını cebinde görüyorsa,
beyninde şu soru belirir:

“Bunu yakaladım… peki başka kim var?”

Çünkü erkek zihni avcı mantığıyla çalışır.
Kolay elde edilen şeyin değeri hızla düşer.

Bu yüzden mesele sadece sevilmek değildir.
Mesele merak uyandırabilmektir.

İlişkide çekim;
ulaşılmazlıktan değil,
keşfedilmeye devam eden bir gizemden doğar.

06/03/2026

Hayat devam ediyor.

Life goes on.
Eşinizin vefat etmiş olması, hayatının sona ermiş olması; sizin de hayatınızın sona ermiş olması demek değildir.

Toparlanacaksınız.
Yasınızı tutacaksınız.

Ama hayat orada bitmez.

Bir süre sonra yeniden ayağa kalkacak, yeniden bir hayat kuracaksınız.
Gerekirse yeniden evleneceksiniz.

Aşkı, sevgiyi, romantizmi ve yakınlığı hayatınızdan tamamen çıkararak yaşamaya çalışmak doğru değildir.

Dul kalmak, yalnız kalmak, sevgisiz bir hayat sürmek kader değildir.

Çocukları da bu noktada bahane etmemek gerekir.
Çünkü insanın sadece bir hayatı vardır.

Önce can…
Sonra canan.

05/03/2026

“O” Kadın ne açık olur, ne kapalı. Gizemli olur.

“O” Kadın olmanın örtülü olmakla, tesettürlü olmakla ya da açık olmakla doğrudan ilgisi yoktur.

Ama “O” Kadın gizemlidir.
“O” Kadın merak edilendir.
“O” Kadın keşfedilmek istenendir.

Teşhir ürünü değildir.

Fazla açık olmak, bütün gizemini ortaya dökmek…
Konuştuklarınla, hâlinle, hareketlerinle kendini fazlasıyla görünür kılmak;
“O” Kadın sürecine zarar verir.

Ama diğer uç da aynı şekilde zararlıdır.

Çok kapalı olmak;
burada tesettürden değil, her anlamda kendini kapatmaktan, geri çekilmekten bahsediyorum…
Bu da “O” Kadın olma sürecini zayıflatır.

Çünkü en hayırlı yol ortadır.

Ne teşhir…
Ne kaçış…

Gerçek çekim gizemle doğar.

04/03/2026

Aldatma, ilişkinin kafasına sıkılmış kurşundur.

Eşiniz bu ilişkiyi itlaf etti.
Artık hiçbir şey olmamış gibi davranamazsınız.

Çünkü içiniz paramparça oldu.
Kalbiniz kırıldı.

“Mış gibi” yapmaya çalışırsınız…
Duygularınızdan kaçarsınız…
Sanki hiçbir şey olmamış gibi hayatı idare etmeye çalışırsınız.

Ama bu sadece sizi tüketir.

Çünkü aldatma yaşandığında mesele sadece bir hata değildir.
Güven yıkılmıştır.

Ve insan güveni kaybettiğinde,
içinde bir şeyler sessizce çözülmeye başlar.

En büyük tehlike aldatma değil;
aldatmayı yok sayarak yaşamaya çalışmaktır.

03/03/2026

Zemin kaygansa, darbe gelmeden düşersin.

Önce ayaklar yere sağlam basacak.
Bir atışın geri tepmesi vardır. O geri tepmeyi ne yapacaksın? Yere vereceksin.
Gelen darbeyi savuşturmak için de yerden güç alman gerekir. Nereden? Topraktan.

Aynı şey hayatın darbeleri için de geçerli.
Neye dayanacaksın? Fıtratına.
Çünkü topraktan yaratıldın.

Ama zemin oynaksa…
Ayakta duramazsın.
Hayatın darbe vurmasına bile gerek yok.
Zemin çamurluysa zaten düşersin.

Önce zemini düzeltmen gerekiyor.
Sonra ayaklarını fıtratına sağlam bastığında köklenirsin.
Fırtınalar kopsa da kimse seni milim oynatamaz.

Yetişkinlik Yolculuğu’nda hep içeride çalışıyoruz.
Çünkü dışarıdaki savaş, içeride kazanılır.

02/03/2026

O sizin kocanız değil, patronunuz.

Siz de onun eşi değilsiniz; çalışanısınız.

Evlilik tarih boyunca çoğu zaman ucuz iş gücü üretmenin bir aracı olarak kullanıldı.
Bugün biçim değişti ama öz hâlâ birçok evde aynı.

O aileye gelin olarak değil,
o adama eş olarak değil,
adeta bir hizmetli gibi gittiyseniz…

Ve o da size bir patron gibi davranıyorsa,
orada sevgi değil, hiyerarşi vardır.

Görev dağılımı adı altında tek taraflı yük bindiriliyorsa,
saygı yerine talimat varsa,
şefkat yerine performans beklentisi varsa…

Bu evlilik değil, sözleşmesiz bir çalışma düzenidir.

Acı olabilir.
Ama gerçeği görmek, değişimin ilk adımıdır.

01/03/2026

Ruhsal estetik başlıyor.

Dişil enerjiyi açığa çıkaran, kadınlığı hatırlatan, östrojeni çağrıştıran bitkisel özütler…

O karışımı alacaksın.
Sabah ve akşam parmağına damlatacaksın.
Ardından “Ben ‘O’ Kadınım” EFT’sini yapacaksın.

Koku hafızayı, hafıza kimliği tetikler.
O koku ile birlikte zirveye çıktığında,
karşındaki adam şefkat abidesi değil;
bir şehvet kadını görmeye başlayacak.

Biz burada makyajdan değil,
ruhsal estetikten bahsediyoruz.

Sonra O Kadınlık Atölyesi’ne katılacaksın.
Annelik elbisesi üstünden çıkacak.
Yerine trafiği durduran kadın gelecek.

Bu bir koku değil.
Bu bir hatırlayış.

28/02/2026

“O başka kadınlarla oluyor ama iyi adam.”

Bu adam başka kadınlarla birlikte oluyor…
Ama “iyi adam”.

“Bana babalık yapıyor.”
“Çocukluğumda görmediğim şefkati veriyor.”
“Anamdan babamdan alamadığım ilgiyi onda buldum.”

Kadınlık onurundan bahsedenlere de şu cevap veriliyor:
“Sen et derdindesin, ben can derdindeyim.”

İşte o “küçük parça”…
O eksik şefkat kırıntısı…
Sizi hayatınız boyunca böyle bir ilişkiye hapseder.

Çünkü mesele adam değil.
Mesele, içindeki boşluk.

Sen o parçaya tutunursun.
Ve o parça, seni bırakmaz.

Address

Orhantepe Mahallesi Söğüt Sokak. No:4
Istanbul
34000

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Psikolog Fatih Reşit Civelekoğlu posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Practice

Send a message to Psikolog Fatih Reşit Civelekoğlu:

Share

Share on Facebook Share on Twitter Share on LinkedIn
Share on Pinterest Share on Reddit Share via Email
Share on WhatsApp Share on Instagram Share on Telegram

Category

Uzman Klinik Psikolog Fatih Reşit Civelekoğlu

1971’de Almanya’nın Münih kentinde, sıla hasretiyle yaşayan gurbetçi bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. 1979’da ailesi Türkiye’ye kesin dönüş yaptı. Fatih Reşit, Almanya’da başlamış olduğu ilkokulu İstanbul’da tamamladı.

Civelekoğlu’nun ailesi, 1983’te memleketleri Giresun’a taşındı. Fatih Reşit, orta öğrenimini Giresun İmam Hatip Lisesi’nde tamamladı. 1989 yılında ODTÜ Psikoloji bölümünü kazandı.

Mezuniyet sonrası çeşitli sivil toplum kuruluşlarında yönetici olarak çalıştı. Ardından dört yıl süreyle Ankara Şule Dershanesi’nde yönetici, öğretmen ve rehberlik uzmanı olarak görev aldı. Rehberlik yaptığı sırada, uygulamış olduğu yöntemlerin pek çok insanın gelişim ve değişimine etki etmiş olmasının da vesilesiyle çok geçmeden psikoterapi çalışmalarına başladı.