Uzm.Psikolog Naciye TOKAÇ

Uzm.Psikolog Naciye TOKAÇ Uzm.Psikolog Naciye TOKAÇ'ın Resmi Sayfası. Psikoterapist, Eğitim Uzmanı , Bireysel Terapi - EMDR Terapisti, Aile-Çift Terapisti

04/03/2026

Akran zorbalığı gibi 18 yaş altı çocukların şiddete eğilimleri doğuştan mıdır? Veya yetiştikleri çevre ve ilk şiddet davranışlarına verilen tepkilerin yetersizliği midir bu çocukları zorba yapan?
Üzerine biraz konuşalım.

Show Tv için yaptığımız çekimden kareler.. Önümüzdeki günlerde yayında olacak.
02/03/2026

Show Tv için yaptığımız çekimden kareler.. Önümüzdeki günlerde yayında olacak.

25/02/2026

Narsisistik özellikleri yüksek biriyle ilişki yaşamak başta büyüleyici olabilir; çünkü narsisistik partner genellikle çekici, güçlü, kararlı ve kendinden emindir.
Ancak zamanla perde arkasındaki tehlikeli örüntü belirginleşir.

Dikkat edilmesi gereken alarm işaretleri:
🚩 Empati eksikliği: Sizin duygularınız ya küçümsenir ya da görmezden gelinir.
🚩 Sürekli eleştiri: Hatalarınız büyütülür, başarılarınız değersizleştirilir.
🚩 Manipülasyon: Suç sizdeymiş gibi hissettirilir, “Ben öyle demedim” gibi gaslighting davranışları görülür.
🚩 Aşırı kontrol: Sosyal çevreniz, seçimleriniz, kişisel alanınız kısıtlanır.
🚩 İdealize–değersizleştirme döngüsü: İlişkinin başında göklere çıkarılır, bir anda yok sayılabilirsiniz.
🚩 Sorumluluk almamak: Yanlış yaptığı hiçbir şeyin sorumluluğunu kabul etmez.
🚩 Sizin enerjinizle beslenme: Onay, ilgi ve hayranlık sürekli sizden beklenir.

Narsisistik ilişkiler neden tehlikelidir?
Çünkü kişi fark etmeden öz değerini, özgüvenini ve duygusal sınırlarını kaybetmeye başlar.
Kendini suçlar, yorulur, tükenir ama bir türlü de kopamaz.

İyileşmenin ilk adımı fark etmektir:
Bu ilişki sevgiden çok, dengesiz bir güç döngüsüne dönüşmüş olabilir.

Sosyal medya, insanların kendini “en iyi haliyle” gösterdiği bir vitrin gibidir.Aşk ise çoğu zaman gerçeklikle değil, “g...
18/02/2026

Sosyal medya, insanların kendini “en iyi haliyle” gösterdiği bir vitrin gibidir.
Aşk ise çoğu zaman gerçeklikle değil, “görünene” duyulan duyguyla başlar.
Bu nedenle sosyal medyanın yarattığı parlak imaj ile ilişkinin gerçek yüzü arasında ciddi bir çatışma oluşabilir.

Neden?
👉 Paylaşılan şeyler ölçülü, düzenlenmiş ve filtrelidir.
👉 Karşı tarafın gerçek duygularını, kırılganlıklarını ve davranışlarını bilmeden bağ kurarız.
👉 Aşkın ilk döneminde beyin idealize etmeye meyillidir; sosyal medya bu idealizasyonu daha da büyütür.
👉 Gerçek tanışıklık başladığında, imaj ile gerçeklik arasında fark hissedilir.

“Aşkın gözü kör müdür?”
Belki de kör değildir; ama görmek istediğini görür.
Sosyal medya, ilişkilerde beklentiyi yükseltir, hayal gücünü genişletir ve kişinin karşı tarafı “gerçek olmayan bir versiyonu” üzerinden değerlendirmesine yol açabilir.

Bu yüzden ilişki ancak şu soruyla güç kazanır:
“Ben bu kişinin gerçek hâline mi aşık oluyorum, yoksa sunulan imaja mı?”

Güle güle 46 yaş👋👋👋
18/02/2026

Güle güle 46 yaş👋👋👋

Erteleme çoğu zaman “tembellik” gibi görünür ama aslında zihnin kendini koruma mekanizmasıdır. Korktuğumuz, zorlandığımı...
14/02/2026

Erteleme çoğu zaman “tembellik” gibi görünür ama aslında zihnin kendini koruma mekanizmasıdır. Korktuğumuz, zorlandığımız, mükemmel olsun istediğimiz ya da duygusal olarak hazır hissetmediğimiz şeyleri ertelemeye başlarız. Bu da zamanla hem zihni hem benlik değerimizi yoran bir döngü yaratır.

Ertelemenin kökeninde neler olabilir?
👉 Mükemmel olma baskısı – “Ya güzel olmazsa?”
👉 Başarısızlık korkusu – “Ya yapamazsam?”
👉 Duygusal yük – Zihnin yorulduğunda hiçbir işe başlayamaması
👉 Kendine karşı aşırı eleştirel olmak
👉 Çok fazla seçenek içinde kaybolmak

Erteleme döngüsünü kırmak için:
✨ Görevleri küçük parçalara ayırın
✨ “Mükemmel” yerine “yeterince iyi”yi hedefleyin
✨ Başlamayı en zorlandığınız anda değil, en hazır hissettiğiniz minik bir zaman diliminde deneyin
✨ Kendinizi suçlamak yerine duygularınızı fark edin
✨ Zihni susturacak değil, sakinleştirecek mikro molalar verin

Erteleme irade değil, duygusal yönetim meselesidir.
Duygunuzla temas ettiğiniz anda erteleme alışkanlığı yumuşamaya başlar.

Bazı ilişkilerde iletişim kopukluğu sessiz başlar. Kimse bağırmaz, kimse tartışmaz…Ama cümleler kısalır, duygular saklan...
11/02/2026

Bazı ilişkilerde iletişim kopukluğu sessiz başlar. Kimse bağırmaz, kimse tartışmaz…
Ama cümleler kısalır, duygular saklanır, sohbet azalır, göz göze gelmeler seyrekleşir.
Dışarıdan “her şey normal” görünür; içeride ise bağ yavaş yavaş incelmeye başlar.

İletişim kopukluğunun işaretleri:
👉 Aynı evde yaşanır ama iç dünyalar ayrılır
👉 Sorunlar konuşulmaz, ertelenir
👉 “Boşver” cümlesi sıklaşır
👉 Birlikte zaman geçirme isteği azalır
👉 Kırgınlıklar sessizliğe gömülür
👉 Konuşmalar yüzeysel ve zorunlu hâle gelir

Asıl tehlikeli olan kavga değil; duygunun hiç konuşulmadığı ilişkidir.

Fark etmek neden önemli?
Çünkü fark edilen şey değişebilir.
Görmezden gelinen iletişim kopukluğu ise zamanla uzaklaşmayı derinleştirir.

Bir ilişkiyi iyileştiren şey mükemmel iletişim değil, konuşmaya yeniden niyet etmektir.

07/02/2026

Evlilikte ya da uzun ilişkilerde en sık duyulan cümlelerden biri şudur:
“Sanki farklı dilleri konuşuyoruz.”
Aslında dil değişmez, ama dilimizin tonu, “söylenmeyenler”, “varsayımlar” ve “gizli kırgınlıklar” değişir.

Aynı dili yeniden konuşmak mümkün mü?
Evet—çünkü dil kaybedilmez, sadece tozlanır.

Yeniden bağ kurmayı sağlayan yollar nelerdir?
👉 Merak: “Sen ne hissettin?” sorusu birçok kapıyı açar.
👉 Savunmayı bırakmak: Anlamak, haklı çıkmaktan daha etkilidir.
👉 Yumuşak başlangıçlar: Sert girişler ilişkiyi kapatır, yumuşak bir cümle bağ kurar.
👉 Duyguyu açık söylemek: “Kırıldım, üzüldüm, zorlandım” diyebilmek yakınlık yaratır.
👉 Güvenli iletişim ritmi: Düzenli konuşmalar, duyguları biriktirmeyi engeller.

Aynı dili yeniden konuşmak, aynı fikirde olmak değildir;
birbirinin iç dünyasına yeniden ulaşabilmektir.

Aile içi çatışmaların çoğu insanlar kötü niyetli olduğu için değil, duyguların görünmezleştiği, herkesin kendi iç yükünü...
04/02/2026

Aile içi çatışmaların çoğu insanlar kötü niyetli olduğu için değil, duyguların görünmezleştiği, herkesin kendi iç yükünü taşımaya çalıştığı dönemlerde ortaya çıkar. Çatışma aileye özgü bir “bozukluk” değil; iletişimin, beklentilerin ve duygusal sınırların değiştiğini gösteren bir işarettir.

Peki çözüm nerede saklı?
👉 Duyulmamış duygularda: Çoğu kavganın altında öfke değil, kırgınlık ve görülme isteği vardır.
👉 Varsayımları bırakmakta: “O zaten anlamaz” dediğimiz anda çözüm kapısı kapanır.
👉 Sınırları netleştirmekte: Kim neyi taşıyacak, kim nerede duracak? Belli olduğunda çatışma azalır.
👉 Herkesin kendi payını görmesinde: Suçlanan hiçbir ilişki iyileşmez.
👉 “Kazanan-kaybeden” değil, “biz” yaklaşımında: Ailede tartışmanın amacı haklı çıkmak değil, birbirini anlamaktır.

Çatışmalar kader değildir;
doğru zamanda konuşulduğunda, doğru yerden bakıldığında aileyi daha dayanıklı hâle getiren dönüm noktalarıdır.

Bazı ilişkilerde konuşmak zordur; çünkü kişi duygusunu söylemeye çekinir, karşı tarafı incitmekten korkar, tartışma çıkm...
28/01/2026

Bazı ilişkilerde konuşmak zordur; çünkü kişi duygusunu söylemeye çekinir, karşı tarafı incitmekten korkar, tartışma çıkmasını istemez.
Ama susmak da kolay değildir… çünkü susulan her duygu içeride büyür, bedene yük olur ve ilişkiyi sessizce yıpratır.

Konuşmak; cesaret, açıklık ve sorumluluk gerektirir.
Susmak ise kısa vadede huzur gibi görünür ama uzun vadede duygusal mesafeyi büyütür.
Bir noktadan sonra ilişkide konuşulan şeyler değil, konuşulmayan şeyler zarar verir.

Asıl yıpratan, sözlerin ağırlığı değil; duygunun görünmezliğidir.
Bir ilişkide en çok “yanlış sözler” değil, hiç söylenmeyen cümleler can yakar.

⭐ Bu yüzden soru şudur:
“Duygumu ifade ettiğimde mi zorlanıyorum, yoksa onu içimde taşıdığımda mı?”

✔ Konuşmak zor olabilir… ama susmak çoğu zaman daha ağırdır.
İlişkiyi koruyan şey mükemmel cümleler değil, samimi ve dürüst bir temasdır.

En çok da sağlık, huzur ve bol sevgi… 😌💜😇
27/01/2026

En çok da sağlık, huzur ve bol sevgi… 😌💜😇

İlişkiler kırılır, yıpranır, yorulur…Ama hiçbir ilişki, iki tarafın da çaba göstermeye istekli olduğu bir noktada “tamam...
23/01/2026

İlişkiler kırılır, yıpranır, yorulur…
Ama hiçbir ilişki, iki tarafın da çaba göstermeye istekli olduğu bir noktada “tamamen kaybedilmiş” değildir.
Birlikte iyileşmek; birbirini suçlamak değil, birbirini yeniden anlamayı seçmektir.

İyileşmenin ilk adımı çoğu zaman çok basit bir sorudur:
“Gerçekten neye ihtiyacın var?”
Bu sorunun kalpten sorulması, ilişkinin yıllardır taşıdığı yükleri bir anda hafifletebilir. Çünkü çiftler çoğu zaman kırgınlıklarının ardındaki duyguları değil, yalnızca davranışları görür.

Birlikte iyileşmek demek:
• Hem kendini hem partnerini duymak,
• Savunmayı bırakıp temas edebilmek,
• Birbirinin duygu dünyasına yeniden güvenebilmek demektir.

🧠 İlişkiyi iyileştiren mucize değil; küçük ama tutarlı davranışlardır.
Göz göze bir “özür”, samimi bir “seni anlıyorum”, doğru bir “dinliyorum” bile dönüşümün başlangıcı olabilir.

✔ İlk adım, kusursuz olmak değil…
İyileşmeyi birlikte seçmektir.
Bugün o adımı atmaya var mısınız?

Address

Bakırköy
Istanbul

Telephone

05306624324

Website

http://baglampsikoloji.com.tr/

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Uzm.Psikolog Naciye TOKAÇ posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Practice

Send a message to Uzm.Psikolog Naciye TOKAÇ:

Share

Share on Facebook Share on Twitter Share on LinkedIn
Share on Pinterest Share on Reddit Share via Email
Share on WhatsApp Share on Instagram Share on Telegram

Category