19/01/2026
Özgüven, kişinin kendi güçlü yanlarını ve sınırlarını gerçekçi biçimde değerlendirebilmesi ve kendisini bir bütün olarak yeterli algılayabilmesidir. Bu yeterlik algısı, her alanda güçlü olmayı değil; kişinin bazı alanlarda zorlanabileceğini bilmesine rağmen genel işlevselliğine güvenebilmesini ifade eder. Bu nedenle özgüven sabit ve tek bir yapı olarak ele alınmaz. Araştırmalar, özgüven düzeyi yüksek bireylerin stresle daha etkili baş ettiğini, sosyal ilişkilerde daha dengeli olduklarını ve psikolojik dayanıklılıklarının daha güçlü olduğunu göstermektedir. Düşük özgüven ise kaçınma davranışları, yoğun onay ihtiyacı ve performans kaygısı ile ilişkili bulunmuştur.
Özgüven geliştirilebilir bir yapıdır. Bunun temelinde kişinin kendi iç sesiyle kurduğu bilişsel ilişki yer alır. Başarı kadar başarısızlığı da öğrenme süreci olarak ele almak ve otomatik olumsuz düşünceleri fark edip sorgulamak bu sürecin önemli adımlarıdır. Özellikle küçük ve ulaşılabilir bir hedefi tamamlamak, beyinde “yapabiliyorum” algısını güçlendirir. Bu deneyimler tekrarlandıkça özgüven, büyük iddialardan değil, somut ve tekrarlanan deneyimlerden beslenir. Özgüven, terapötik çalışmada kişinin kendisiyle kurduğu ilişkinin dönüşmesiyle güçlenen dinamik bir yapıdır.