18/01/2026
Bu pazar çok da mutlu bir etkileşim yaratacak, keyifli bir pazar yazısı yazamayacağım, zira hiç keyfimiz yok memlekette…
Dünya devran dönüp de her insan doğru yolda yürüsün bu da çocukluktan başlasın gibi bir felsefi hayalin yerle bir oluşunun yangınındayız dün, bugün, muhtemelen gelecek günlerde de…
Çicek gibi doğan, gözümüzden sakındığımız çocukların sokaklarda başı boş gezen ‘suça sürüklenmiş çocuk’ sıfatı ile de neredeyse hoş görülen, cezası az sisteminde evlatlarını bir hiç uğruna kaybeden ailelerin bitmeyecek acıları yok sayılıyor.
Çocuk çocuğu kalbinden, koca bir ülkeyi ruhundan, o caanım aileleri geri dönülmez bir yoksunluktan vuruyor. Korkunç ortamlarda şiddetin normalleştiği çevrelerde büyüyen sustalı bıçağını rahatlıkla taşıyan çocuklar vuruyor memleketin adaletini, eğer varsa…
Görsele doğumunu yaptırdığım bir bebeği koydum, çocukluğundan vurulan her evladı da annesinin koynuna ümitlerle koydum onlarca yıldır… İçimden artık nasıl büyecekler değil, nasıl güvende kalacaklar sorusundan başkası geçmiyor…
Çorlu tren faciasındaki cinayetler, Kartalkaya yangınındaki kasıtlar, Narin cinayeti, Sıla bebek, Leyla bebek,Ömür Kotan, Mattia Ahmet, Atlas ve buraya sığdıramayacağım yarım kalmış çocukluklar için çok üzgünüm…
Ailelerinin acısına erişemeyecek kadar ama çok üzgünüm…
Konuştuğumda sanki ağzımda cam kırıkları ile kanayacağım…
Bağıra bağıra susasım var…
İçimdeki isyanı nasıl anlatacağımı bile bilmiyorum…
Şimdi bu ülkenin her evladı devletimizin koruyamadığı çocukların yasındadır….
dr.zeynepkotan minguzzi