Uzman Doktor Deniz Argüz

Uzman Doktor Deniz Argüz Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu
Disleksi
Otizm
Depresyon
Sosyal Fobi
Okul reddi
Sına

Ergenlik döneminde risk alma davranışı artar ve ebeveynler için çoğu zaman korkutucudur.Oysa bu davranış “sorumsuzluk” d...
24/03/2026

Ergenlik döneminde risk alma davranışı artar ve ebeveynler için çoğu zaman korkutucudur.
Oysa bu davranış “sorumsuzluk” değil; biyolojik, sosyal ve psikolojik faktörlerin doğal bir sonucudur.

Beyin gelişimi açısından:
• Ergen beyninde duyguları yöneten limbik sistem hızlı gelişir.
• Mantık ve kontrol merkezi olan prefrontal korteks ise daha yavaştır.
• Sonuç: Duygu gazı güçlü, mantık freni zayıftır.

Psikolojik açıdan:
• Kimlik arayışı
• Kendini kanıtlama ihtiyacı
• Akran baskısı
• Macera ve özgürlük arayışı
• Sınırları test etme isteği

Ergen risk aldığında aslında şunu yapmaya çalışır:
“Kendimi bulmaya çalışıyorum. Nerede durduğumu anlamaya çalışıyorum.”

Risk alma her zaman tehlikeli midir?
Hayır. Yapıcı risk alma; spor, sanat, akademik girişimler gibi alanlarda sağlıklı bir gelişim aracıdır.
Tehlikeli olan, ergenin riski düzenleyememesi ve yalnız bırakılmasıdır.

Ergene ihtiyaç duyduğu şey “yasak” değil;
güvenli sınırlar, açık iletişim ve yanında duran bir yetişkindir.

23/03/2026

Çoğu yetişkin için “uslu” çocuk, sakin, sessiz, uyumlu ve sorun çıkarmayan çocuk demektir. Bu özellikler elbette güzel olabilir; ancak bazen bu davranışların arkasında derin duygular saklı olabilir.

Sessiz bir çocuk gerçekten huzurlu da olabilir, içsel olarak bastırılmış da olabilir.
Bu nedenle sessizliği her zaman mutluluğun göstergesi gibi yorumlamak doğru değildir. Bazı çocuklar duygularını dışa vuramadığı için, bazıları ise kırılmaktan çekindiği için “sorunsuz” görünmeyi seçer.

Bu sessiz davranışların altında neler yatabilir?

• Duygularını ifade etmekte zorlanma
• Eleştirilmekten, azarlanmaktan veya yanlış yapmaktan korkma
• Aile içinde duyguların yeterince konuşulmadığı bir ortam
• “Sakin olursam sevilirim” inancı
• Kaygı, çekingenlik veya sosyal zorluklar
• İçsel mutsuzluğu dışa belli etmemeye çalışma

Bazen de çocuk gerçekten sakindir, sessizdir ve bu onun kişilik yapısıyla ilgilidir. Ama önemli olan şu:
Çocuğun sessizliği bir zorlanmanın değil, bir rahatlığın sonucu mu?

Uslu görünen çocukların da duygulara, ilgiye, meraka, sorulara ve hatta zaman zaman sınırları zorlamaya ihtiyacı vardır. “Sorun çıkarmıyor” diye ihmal edilen çocuklar, duygularını içine atmayı öğrenebilir ve bu, uzun vadede kaygı, özgüven eksikliği veya öfke birikimine dönüşebilir.

Ebeveynler veya yakınlar şunlara dikkat edebilir:

• Çocuk sadece davranışıyla değil, sessizliğiyle de bir şey anlatıyor olabilir.
• “Sakin” görünen çocukların iç dünyası hakkında konuşmak önemlidir.
• Onlara duygularını ifade etme alanı açmak gerekir.
• “Sen zaten uslusun” diyerek beklenti yüklemek sakıncalı olabilir.
• Sakin çocuklara da aynı ilgi, şefkat ve merak gösterilmelidir.
Sessizlik bazen huzurdur, bazen alarm. Önemli olan çocuğun iç dünyasını anlamaya niyet etmek.

18/03/2026

Çoğu yetişkin için “uslu” çocuk, sakin, sessiz, uyumlu ve sorun çıkarmayan çocuk demektir. Bu özellikler elbette güzel olabilir; ancak bazen bu davranışların arkasında derin duygular saklı olabilir.

Sessiz bir çocuk gerçekten huzurlu da olabilir, içsel olarak bastırılmış da olabilir.

Bu nedenle sessizliği her zaman mutluluğun göstergesi gibi yorumlamak doğru değildir. Bazı çocuklar duygularını dışa vuramadığı için, bazıları ise kırılmaktan çekindiği için “sorunsuz” görünmeyi seçer.

Bu sessiz davranışların altında neler yatabilir?

• Duygularını ifade etmekte zorlanma
• Eleştirilmekten, azarlanmaktan veya yanlış yapmaktan korkma
• Aile içinde duyguların yeterince konuşulmadığı bir ortam
• “Sakin olursam sevilirim” inancı
• Kaygı, çekingenlik veya sosyal zorluklar
• İçsel mutsuzluğu dışa belli etmemeye çalışma

Bazen de çocuk gerçekten sakindir, sessizdir ve bu onun kişilik yapısıyla ilgilidir. Ama önemli olan şu:
Çocuğun sessizliği bir zorlanmanın değil, bir rahatlığın sonucu mu?

Uslu görünen çocukların da duygulara, ilgiye, meraka, sorulara ve hatta zaman zaman sınırları zorlamaya ihtiyacı vardır. “Sorun çıkarmıyor” diye ihmal edilen çocuklar, duygularını içine atmayı öğrenebilir ve bu, uzun vadede kaygı, özgüven eksikliği veya öfke birikimine dönüşebilir.

Ebeveynler veya yakınlar şunlara dikkat edebilir:

• Çocuk sadece davranışıyla değil, sessizliğiyle de bir şey anlatıyor olabilir.
• “Sakin” görünen çocukların iç dünyası hakkında konuşmak önemlidir.
• Onlara duygularını ifade etme alanı açmak gerekir.
• “Sen zaten uslusun” diyerek beklenti yüklemek sakıncalı olabilir.
• Sakin çocuklara da aynı ilgi, şefkat ve merak gösterilmelidir.

Sessizlik bazen huzurdur, bazen alarm. Önemli olan çocuğun iç dünyasını anlamaya niyet etmek.

Ergenlik dönemi, kimliğin ve benlik saygısının inşa edildiği en kırılgan dönemlerden biridir.Bu dönemde sosyal medya yal...
17/03/2026

Ergenlik dönemi, kimliğin ve benlik saygısının inşa edildiği en kırılgan dönemlerden biridir.
Bu dönemde sosyal medya yalnızca bir eğlence alanı değil; ergenin kendini değerlendirdiği bir “ayna” hâline gelir.

Sosyal medya benlik saygısını nasıl şekillendiriyor?
• Kıyas kültürü ergenin beden algısını ve öz-değerini çarpıtabiliyor.
• Beğeni sayısı, arkadaş listesi, takipçi sayısı “değer ölçütü” hâline gelebiliyor.
• Filtrelenmiş hayatlar ve kusursuz bedenler, ergen zihninde “yetersizlik” duygusu yaratıyor.
• Sosyal onay arayışı yüksek olan gençlerde kaygı ve depresif duygu durumu artabiliyor.
• Mesajlara hızlı cevap alma beklentisi, reddedilme korkusunu büyütüyor.
• Siber zorbalık, sosyal izolasyon ve içe kapanmayı tetikleyebiliyor.

Olumlu etkileri neler?
• Kimlik keşfi için güvenli bir alan yaratabilir
• Ergenin kendini ifade etme yollarını artırır
• Benzer ilgi alanlarına sahip akranlarla bağlantı kurmayı kolaylaştırır

Ama kilit soru şu:
Ergen sosyal medyayı kimlik keşfetmek için mi, yoksa onay almak için mi kullanıyor?
Fark burada başlıyor.

Bugünün çocukları, henüz konuşmayı öğrenmeden ekranla tanışıyor.Bu nedenle dijital dünya onlar için bir “ekstra uyaran” ...
10/03/2026

Bugünün çocukları, henüz konuşmayı öğrenmeden ekranla tanışıyor.
Bu nedenle dijital dünya onlar için bir “ekstra uyaran” değil; gelişim süreçlerinin ana parçası hâline gelmiş durumda.
Ama bu durum zihnin işleyişini hem olumlu hem de riskli birçok yönde değiştiriyor.

Zihin nasıl etkileniyor?
• Dikkat sistemi sürekli hızlı uyaranlara alıştığı için çocuklarda odaklanma süresi kısalabiliyor.
• Anında ödül döngüsü, sabırsızlık ve hızlı tatmin beklentisini artırıyor.
• Gerçek dünya ile dijital dünya arasındaki fark belirsizleştiğinde duygu düzenleme becerileri zorlanıyor.
• Aşırı ekran, beynin “kendi kendine üretme” kapasitesini azaltarak oyun kurma, hayal etme ve yaratıcı düşünmeyi zayıflatabiliyor.
• Sürekli uyarılan sinir sistemi, çocuğu daha kolay yorulabilir, daha çabuk sıkılabilir hâle getirebiliyor.

Pozitif etkiler neler?
• Problem çözme
• Görsel hafıza
• Çoklu görev becerisi
• Dijital okuryazarlık

Yine de kritik nokta şu:
Çocuk gelişimi, ekrandan çok insan ilişkisiyle şekillenir.
Ekran, bir araçtır; duygusal gelişimin yerini asla dolduramaz.

24/02/2026
24/02/2026

Uzm. Dr. Deniz Argüz sınav kaygısı hakkında bilgilendiriyor

📌 Çocukların ve ergenlerin ders çalışmayı ertelemesi çoğu zaman “tembellik” olarak yorumlanır. Oysa erteleme davranışını...
10/02/2026

📌 Çocukların ve ergenlerin ders çalışmayı ertelemesi çoğu zaman “tembellik” olarak yorumlanır. Oysa erteleme davranışının arkasında sıklıkla kaygı, başarısızlık korkusu veya mükemmeliyet baskısı vardır. 🔹 Çocuk çalışmak istemediği için değil, çalışmaya dair hissettiği duygu çok ağır olduğu için erteler.

📌 Erteleme bir irade sorunu değil, duygusal yükün davranışa yansımasıdır. 🔹 Özgüven eksikliği, başlama kaygısı, dersin zor algılanması, dikkat problemleri veya yüksek beklenti baskısı bu davranışı tetikleyebilir. Çocuk aslında çalışmayı değil, kötü hissetmeyi erteliyordur.

Bazı çocuklar kuralların dışına çıkmak istemez, her şeyin planlı olmasını ister ve sürprizlerden hoşlanmaz. Dışarıdan “i...
03/02/2026

Bazı çocuklar kuralların dışına çıkmak istemez, her şeyin planlı olmasını ister ve sürprizlerden hoşlanmaz. Dışarıdan “inat” ya da “katılık” gibi görünen bu tutumlar çoğu zaman içsel güvensizlik ve kontrol ihtiyacından kaynaklanır. Çocuk kontrol etmeye çalışırken aslında “Dünya benim için belirsiz, güvende hissetmem gerekiyor” demektedir.

Belirsizlik kaygısı ve mükemmeliyetçilik eğilimi, çocuğun kontrolü bir korunma yöntemi olarak kullanmasına yol açabilir. Bu çocuklar hata yapmaktan, hazırlıksız yakalanmaktan ve sürprizlerden kaygı duyar. Kontrol isteyen çocuk “zor” değil; duygusal güven ihtiyacı yüksek bir çocuktur ve bu ihtiyaç karşılandıkça davranışlar yumuşar.

📌 Çocukların yalan söylemesi çoğu ebeveyni kaygılandırır; ancak bu davranış genellikle “kötü niyetin” değil, bir duygusa...
31/01/2026

📌 Çocukların yalan söylemesi çoğu ebeveyni kaygılandırır; ancak bu davranış genellikle “kötü niyetin” değil, bir duygusal ihtiyacın ya da korkunun göstergesidir. Küçük yaşlarda hayal ile gerçeğin karışması gelişimsel olarak normaldir; daha büyük yaşlarda ise yalanın altında çoğunlukla ceza korkusu, reddedilme endişesi ya da kendini koruma ihtiyacı bulunur. 🔹 Çocuğun yalanı, çoğu zaman “Doğruyu söylersem güvende olur muyum?” sorusuna verdiği bir yanıttır.

📌 Yalanı azaltmanın yolu, yalanı yakalamaya çalışmak değil; neden söylenme ihtiyacı duyulduğunu anlamaktır. 🔹 Aşırı beklenti, eleştirel tutum, utanç duygusu veya ilgi ihtiyacı azaldıkça, çocuk kendini daha güvende hisseder ve doğruluk güçlenir. Çocuk yalan söylediği için “kötü” değildir; çoğu zaman duygusunu korumaya çalışıyordur.

📌 Her sessiz çocuk içine kapanık değildir; bazıları daha utangaç, gözlemci ve yavaş açılan bir yapıya sahiptir. 🔹 Utanga...
27/01/2026

📌 Her sessiz çocuk içine kapanık değildir; bazıları daha utangaç, gözlemci ve yavaş açılan bir yapıya sahiptir. 🔹 Utangaçlık, çocuğun sosyal ortama alışma süresinin uzun olmasıdır ve güvenli bir ortamda zamanla azalır. İçe kapanma ise çoğu zaman kaygı, güvensizlik ya da duygusal bir yükle ilişkilidir.

📌 Utangaç çocuk zamanla açılırken, içe kapanık çocuk oyun ve iletişimden geri durabilir. 🔹 Aile içi gerilim, okul değişikliği, zorbalık, ayrılık kaygısı ya da travmatik yaşantılar bu durumu tetikleyebilir. Sessizlik bir kusur değil, duygunun ifade edilme biçimidir ve bu çocuklar daha fazla güven, sabır ve duygusal alan ihtiyacı taşır.

Address

Izmir

Opening Hours

Monday 10:00 - 19:00
Tuesday 10:00 - 19:00
Wednesday 10:00 - 19:00
Thursday 10:00 - 19:00
Friday 10:00 - 19:00
Saturday 10:00 - 19:00

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Uzman Doktor Deniz Argüz posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Share

Category