09/01/2026
Uzun bir yol ve yolculuk Ergenlik dönemi. Hem ebeveynler hem çocuğun kendisi için. Ne çok iniş çıkış yaşanıyor. Söze, bedene dökülenler haricinde ergenin zihni de susmuyor kendini anlama sancısı da bitmiyor. (Bitecek de o henüz bunu bilmiyor)
Bu inişli çıkışlı, dengesiz, belki anne babaya uzak belki bol çatışmalı belki de korku ve kaygı dolu bu yolda Ergenin birilerine sağlam güvenmesi gerekiyor. Ama bu da zor. Annesine, babasına, terapistine, yetişkin olan herkese hep bir adım geride duruyor. Yaşıtlarına güvenmeyi tercih ediyor. Çoğu zaman oradan da yaralanıyor.
Ama çok önemli bir yer var ki aklımızda tutmak gerekiyor. Çocuklar yaşları ne olursa olsun hep en çok anne babasına güvenmek ister, yaslanmak ister, korunmak ister. Bu arada da gider bir sürü yanlış yapar. Anne babaya karşı gelir, kendi doğrularını yaşar.
Ebeveyn, çocuğunun bu yanlışlarını hep zihninde tutar, her yeni durumda söze döker, hatta üstüne "hata yapma kotanı doldurdun, sana artık güvenmiyorum" derse ne olur?
Ebeveyn belki öğrensin diye belki bir anlık öfkeyle belki gerçekten böyle inandığı için söylemiş olabilir ama ergen beyni o güven duygusunun, ilişkinin geri dönülmez şekilde kaybolduğuna inanıyor. Özellikle kaygılı yapıya sahip ergenler için annenin, babanın güvenini kaybetmek kabus gibi.
"Anne babam bana güvenmiyor" bir ergen danışandan duyduğum en üzücü şeylerden biri olabilir..
Güven bu kadar kaygan bir zeminde mi yer alır? Sana güvenmiyorum demenin etkisi neler olabilir? düşünmek iyi olabilir.