19/01/2026
İnsan deneyiminin en derin çelişkilerinden biri, aynı anda hem değişim arzusu hem de değişim korkusu taşımamızdır. Bu, çok insanca bir deneyimdir. Önemli olan, hangisine daha fazla alan açtığımızdır. Eğer korkuya daha fazla alan açarsak, değişime alan açmakta zorlanırız. Dikkatimizi hangisi üzerinde yoğunlaştırırsak, o daha fazla büyüyecektir. Korkuya kapıldığımızda yalnızca onun sesini duymaya başlarız. Oysa bu, zihnin seçici bir bakışıdır; tüm resmi yansıtmaz. Zihin, korkunun hikâyesini anlatırken biz, dinleyen olabiliriz. Bu, düşünceleri bastırmak ya da değiştirmek değil; onların farkında olup her söylediğine göre hareket etmemeyi öğrenmektir. Zihin anlatır, ama anlatılan her şey hakikat değildir. Bu nedenle, söyleneni duymakla ona inanmak arasında bir mesafe bırakmak bazen yeterlidir.