Psikiyatrist Dr. Hakan Tokur

Psikiyatrist Dr. Hakan Tokur Dr. Hakan Tokur

17/04/2026

Bir duygunun yaşanması, onu açıkça ifade edebilmekten çok daha karmaşık bir süreçtir. Kimi zaman birey içinde bulunduğu ruh hâlini tam olarak kavrayamaz; başka zamanlarda ise ne hissettiğini bilir, ama bunu ortaya koyamaz. Bu durumda kişi, dış dünyayla kurduğu temasta bir bölünme yaşar: Dışarıda bir “görüntü”, içeride ise görünmeyen ama yoğun biçimde hissedilen bir “gerçeklik” oluşur. Kişi ne hissettiğini bilmeden ya da bildiğini dışarıda gösteremeden yaşadığında, yaşantı bölünür: Temasın bir ucu vardır, ama diğer ucu kopuktur. Bu kopukluk, kişinin bulunduğu anda tam olarak yer alamamasına neden olur. Oysa duyguya alan açmak -onu değiştirmeye çalışmadan, bastırmadan, yalnızca fark ederek ve temas ederek orada bulunmak- bireyin yeniden bütünlük kazanmasına katkı sağlar ve bu bütünlük yalnızca duygusal değil, bedensel ve ilişkisel düzeyde de dengeyi mümkün kılar. Tüm duygular insancadır. Bu deneyimlerin maskelerin ardına saklanmadan yaşanmasına ve akıp gitmesine alan açmak gerekir. Böylece ruhsallık rahat bir nefes alabilir.

16/04/2026

Birey, geçmişte yaşanan olaylara tekrar tekrar dönüp yoğun pişmanlık hissettiğinde bu süreç genellikle yapıcı bir sonuç doğurmaz. Bu döngüler, kişinin dikkatini yaşadığı ana değil, artık değiştirilemeyecek olan geçmişe yönlendirir. Bu da yalnızca ruhsallıktaki yükü artırır ve kişinin mevcut işlevselliğini olumsuz etkiler. Bu, aynı filmi tekrar tekrar izlemek gibidir. Bu tekrarlar kişiye geçmişteki sahneleri ezberletir ama yeni bir son yazdırmaz. Zihin, “Neden böyle oldu?” sorusuna takılı kaldıkça “Şimdi ne yapabilirim?” sorusu geri planda kalır. Geçmişe takılı kalmak, kişinin kendini yetersiz, hatalı ya da eksik olarak tanımlamasına neden olabilir. Oysa her davranış, kendi bağlamı içinde değerlendirilmelidir. Geçmişteki kararlar, o anın farkındalığı, duygusal durumu ve çevresel koşulları doğrultusunda ortaya çıkmıştır. Bunları bugünkü bakış açısıyla sürekli yargılamak, bireyin kendiyle ilişkisini zedeler ve yaşantısıyla temasını güçleştirir. Oysa “Şimdi ne yapabilirim?” sorusu oldukça ferahlatıcı bir alan açar. Geçmişi değiştiremezsiniz ama onunla kurduğunuz ilişkiyi değiştirebilirsiniz.

15/04/2026

Bazı durumlar vardır ki kişi, olup biteni tüm açıklığıyla görür; neyin eksik kaldığını, neyin değişmesi gerektiğini bilir. Fakat bilmek ile bu ihtiyacı içeriden hissetmek arasında önemli bir fark vardır; bu nedenle bilmekle yapmak arasındaki mesafe, çoğu zaman sandığımızdan daha uzundur. İnsan, kimi zaman harekete geçmek yerine aynı yerde durarak düşünmeye, tartmaya, ertelemeye yönelir. Bu türden bir duraksama, çoğu zaman riskten kaçınmanın, belirsizliğe karşı duyulan tedirginliğin bir ifadesidir. Bilinmeyene adım atmak yerine bilinenin içinde kalmak daha güvenli hissedilir. Ancak güvenli olanla canlı olan her zaman örtüşmeyebilir. Hareket başladığında yaşam tekrar akışına döner; çünkü gerçek temas ancak bu akış içinde mümkündür. Duraksama uzadıkça canlılık yerini donukluğa bırakır; oysa varoluş, ancak hareketin ve temasın ritmiyle canlı kalır.

14/04/2026

Amigdala, beynimizin alarm sistemi gibidir; tehlike veya tehdit algıladığında duygusal tepkiyi başlatır. Bu beyin bölgesi oldukça kıymetlidir, fakat çok hassas çalıştığında küçük şeyleri bile büyük bir tehlike gibi algılar ve yoğun kaygı ile öfke gibi yoğun duygulara sürükler. Duygulara isim vermek ise bu alarmın hassasiyetini yeniden düzenler. Her şey, duygularınızı adlandırmakla başlar. Duygularınızı adlandırmak, onları fark etmenizi sağlar; çünkü fark etmediğiniz şeylerle temas kuramazsınız. Duygularınızın farkında olmanız, onlarla ne yapacağınıza dair bir seçeneğiniz olduğu bilincine varmanızı sağlar. Tüm duygular arzu edilen duygular olmayabilir; ancak her birinin bir amacı vardır. Duygularınızı adlandırmanın bir diğer önemli yanı ise nedenlerini mümkün olduğunca belirlemeye çalışmaktır. Duygularınızı, sizin için neyin önemli olduğunu keşfetmeye yarayan bir pusula olarak düşünün. Belirli bir duyguyu daha iyi anladığınızda, onu yargılayıcı olmayan ve öz-şefkatli bir yerden ele alabilmeniz kolaylaşır.

27/01/2026

Bir şeyleri kontrol etmeye çalışmak, tüm dikkati ona yöneltmekle sonuçlanır. Bu dikkat hâlinde yaşam akıp gider. Kişi, kontrol etmekle o kadar meşgul olur ki yaşamında olan biteni göremez. Her köşesi toparlanmış bir hayat kurma çabası, insanı anın içinden uzaklaştırır. Kontrol etmek çoğu zaman belirsizliğe karşı bir savunmadır; ancak bu savunma, yaşamla gerçek temasın önüne geçer. Her şeyi düzeltmeye çalıştıkça yaşam, olduğu hâliyle kabul edilemez hâle gelir. Oysa bazı şeyler, ancak müdahale edilmediğinde yaşamda yerini bulur. Kontrol çabası, fark edilmeden yaşamın doğal ritmini bozar. Yaşamda dikkati, kontrol edebileceğimiz durumlar üzerinde – elimizden geldiği kadarıyla – tutmak gerekir. Kendimize yükler bindirmeden, elimizden geleni yaparak ilerlemek en sağlıklısıdır çünkü yaşam, sıkı sıkıya tutunduğumuzda değil; bırakmayı öğrendiğimizde akışına kavuşur.

26/01/2026

Bazı deneyimler tünelden geçmeye benzer. İçerisi karanlıktır; ne kadar süreceğini, çıkışın nerede olduğunu ya da gerçekten bir çıkış olup olmadığını bilemezsiniz. Belirsizlik tam da bu noktada bir ağırlık yaratabilir. Kişi, bu karanlıkta yönünü kaybetmemek için sürekli bir ışık arar. Belirsizlikten kaçmak, temas kurma ihtiyacını ertelemekten başka bir şey değildir. Oysa bazı tünellerin içinden ancak bilinmezliği taşıyarak geçilir. Her adım, biraz daha ilerlemekten ibarettir; o an için yapılabilecek en gerçek şey budur. Belirsizliğe tahammül etmek, ışığı hemen bulmak değil; karanlığın içinde kalabilmeyi öğrenmektir. Böylece tünelin içindeki belirsizlik, hareketi engelleyen değil, içinde yol almayı sağlayan bir ortam hâline gelir. Bazı yollara ulaşmak için bazı tünellerden geçmemiz gerekir.

25/01/2026

Yaşam, tek bir çizgide ilerlemez. Bazen durmaya, bazen geri dönmeye de ihtiyaç vardır. Bazen de o kadar hızlı ilerleriz ki, yaşamda ne olup bittiğini anlayamayız bile. Yaşamımızda tek bir yol yoktur; yolumuz değişebilir, farklı yönlere gitmek isteyebiliriz. Bulunduğumuz yol iyi hissettirmiyor olabilir ve o yolu değiştirmek, belki de oldukça zor gelebilir. Bunların hepsi insanca deneyimlerdir. Bazen içinde bulunduğumuz yol, bir zamanlar anlamlı ya da güvenli gelmiş olabilir. Belki alıştığımız için, belki de başka bir yolun mümkün olduğunu hiç düşünmediğimiz için o yolda yürümeye devam etmişizdir. Zamanla, o yolun artık bize iyi gelmediğini fark etmek sarsıcı olabilir; çünkü bu deneyimi uzun zamandır içimizde taşıyoruzdur. Öyle ki, neyi sürdürüyoruz, neyi bırakamıyoruz, neden orada duruyoruz gibi soruları sormayı bile unutur hâle gelebiliyoruz. Önce ihtiyaçlarımızı hatırlamak ve onlarla temas etmemiz gerekir. Bu temasla beraber pusulamız da yolumuz da ihtiyaçlarımıza göre şekillenecektir. Bu yolda adım adım ilerledikçe yanıt aradığımız sorulara da yanıtlar bulabiliriz.

24/01/2026

Her şeyin temeli içeride, yani ruhsallıkta başlar. Dış dünyanın getirdikleri kıymetlidir; fakat öncelik, iç dünyanın elverişli olmasıdır. Eğer içeride buna uygun bir alan yoksa, dışarıdan gelenler orada kök salamaz. Öncelikle iç dünyamız elverişli olmalı ki dışarıdan gelenler de kök salabilsin. İç dünyanın odalarında gezinmek kolay bir süreç değildir. Çoğu zaman bu gezintiden kaçar ve dış dünyaya yöneliriz. Oysa burada dengeyi sağlamak önemlidir: Hem içeriden hem de dışarıdan beslenebilmek. Fakat dışarıdan beslenebilmek için önce içeriyle temas kurmak gerekir. İç dünyasıyla bağ kuran bir kişi, dış dünyayla da daha otantik, daha canlı ve daha bütünlüklü bir ilişki kurabilir çünkü artık yalnızca dışarıdan geleni almakla kalmaz; içeride, alınanla temas edebilecek ve onu dönüştürebilecek bir zemin vardır. Bu da yaşantının gerçekten dönüştürücü hâle gelmesini sağlar.

23/01/2026

Hepimiz çeşit çeşit duygular deneyimleriz. Her daim “olumlu duygular” hissetmeyi arzu etsek de, başka duygular da vardır. Alıntıdan yola çıkarak üzüntüyü ele alalım. Kimse üzgün hissetmek istemez, tabii ki. Fakat onu görmezden gelmek, bu duygunun anlatmak istediklerini de görmezden gelmek anlamına gelir: duyguyla gelen ihtiyaçları ve anlamları. Bir duyguyu bastırmak değil, onu tüm varlığıyla karşılamak gerekir. Bu duyguyu karşılamadığımızda, bizimle daha fazla kalmaya devam eder. Aslında kendimizi, korktuğumuz sürecin içinde buluruz. Bu duygunun dönüşebilmesi için fark edilmesi ve anlaşılması gerekir. Anlaşılmamış duygular bizi geçmişte tutarken, fark edilen duygular bizi şimdiye taşır. Duygular bazen gökyüzünde bir bulut gibi belirir. Üzüntü, koyu bir griyle gelir; geçici olduğunu unuttuğumuz anlarda ise gökyüzünü hep böyle sanırız. Oysa bulutlar geçer, yeter ki biz gökyüzünü sabit tutmayı hatırlayalım. Üzüntüyü dağıtmak zorunda değiliz; sadece onun gelip geçmesine alan tanımak yeter.

22/01/2026

İnsanın kendi deneyimini anlaması, sadece olanı görmekle değil, eksik olanı da hissedebilmesiyle mümkündür. Bütünlük, ancak dışlanan parçaların yeniden yerlerine alınmasıyla oluşur ve o zaman, kayıp sandığımız şeyin aslında hep orada durduğunu anlarız. Sadece bakmamız gereken yeri uzun süre ihmal etmişizdir. İhmal edilen ve belki de görülmek istenmeyen yanlara bakmak kolay bir süreç değildir. Zaten bu yüzden saklanmıştır. Fakat bu deneyimlere bakmadıkça, kendimizle bağ kurmamız da güçleşecektir. Evet, bazı deneyimlere bakmak ve onları ele almak zordur; fakat onları sürekli olarak taşımak, yaşamı daha da güç hâle getirecektir. Yargılayan değil, merak eden bir gözle bakmak; kendimizi onarmaya değil, anlamaya çalışmak en önemli ihtiyaçlarımızdandır. Deneyimler anlam buldukça ruhsallık hafifleyecek ve artık taşınmaları gerekmeyecektir.

21/01/2026

İnsan zihni, olumsuz deneyimlere karşı daha dikkatli olma eğilimindedir. Bunun nedeni, kötü bir deneyimden edinilen bilginin gelecekte hayatta kalma açısından daha işlevsel olabilmesidir. Bu durum, olumsuz anıların hafızamızda daha güçlü bir şekilde yer etmesine yol açar. Ancak bu seçicilik, bazen zihnin olumsuz düşünce ve yargıları sürekli tekrar etmesine neden olabilir; böylece kişi, yaşadığı durumları daha geniş ve gerçekçi bir perspektiften değerlendirmekte zorlanır. Geçmişteki bir olayı bugünün bilgisi ve bakış açısıyla değerlendiren kişi, çoğu zaman o anki deneyimini, sahip olduğu kaynakları, duygusal kapasiteyi ve yaşadığı bağlamı göz ardı etme eğiliminde olur. Oysa her deneyim, ancak kendi bağlamı içinde anlam kazanır. Geçmişte elimizdeki kaynaklar yalnızca o kadarına yetiyordu. Bugünkü kaynaklarla geçmişi değerlendirmek, o zamanki hâlimize karşı sert ve yargılayıcı bir tutuma yol açabilir. Deneyimler değerlidir; onlardan öğreneceklerimiz varsa öğrenmek gerekir. Ancak bunu yargılayıcı bir tona dönüştürmemek ve geçmişi sürekli sırtımızda taşımamak önemlidir. Geçmişe bugünden bakarken, çoğu zaman parçaya takılıp kalmamak; ne yaşandığını anlamak ve bütün resme bakabilmek gerekir.

20/01/2026

Yaşama bakış açımız, çeşitli düşünce ve duygulardan etkilenir; bu çerçeveden dünyayı görürüz. Olaylar aynı olsa da, bu filtreler nedeniyle her birimiz farklı yorumlar yaparız. Bu yorumlar çoğu zaman farkında olmadan iç dünyada derinleşir ve gerçekliğin kendisi gibi algılanır. Bu nedenle, kendi zihinsel filtrelerimizi fark etmek; onların gerçek değil, yalnızca yorumlarımız olduğunu hatırlamak önemlidir. Dünyaya tek bir pencereden değil, farklı açılardan bakabilmek bize yalnızca olayları değil, kendimizi de daha bütünsel bir şekilde görme alanı açar. Çoğu kez zihnimiz parçaları ayırır, bir detaya saplanır ve bütünü kaybederiz. Oysa yaşamın anlamı, parçaların toplamında değil; parçaların bir arada oluşturduğu uyumdadır.

Address

C4MQ+FW Konak, İzmir
Izmir

Opening Hours

Monday 10:00 - 20:00
Tuesday 10:00 - 20:00
Wednesday 10:00 - 20:00
Thursday 10:00 - 20:00
Friday 10:00 - 20:00
Saturday 11:00 - 18:00

Telephone

+905428053535

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Psikiyatrist Dr. Hakan Tokur posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Share

Category