Psikiyatrist Dr. Hakan Tokur

Psikiyatrist Dr. Hakan Tokur Dr. Hakan Tokur

19/01/2026

İnsan deneyiminin en derin çelişkilerinden biri, aynı anda hem değişim arzusu hem de değişim korkusu taşımamızdır. Bu, çok insanca bir deneyimdir. Önemli olan, hangisine daha fazla alan açtığımızdır. Eğer korkuya daha fazla alan açarsak, değişime alan açmakta zorlanırız. Dikkatimizi hangisi üzerinde yoğunlaştırırsak, o daha fazla büyüyecektir. Korkuya kapıldığımızda yalnızca onun sesini duymaya başlarız. Oysa bu, zihnin seçici bir bakışıdır; tüm resmi yansıtmaz. Zihin, korkunun hikâyesini anlatırken biz, dinleyen olabiliriz. Bu, düşünceleri bastırmak ya da değiştirmek değil; onların farkında olup her söylediğine göre hareket etmemeyi öğrenmektir. Zihin anlatır, ama anlatılan her şey hakikat değildir. Bu nedenle, söyleneni duymakla ona inanmak arasında bir mesafe bırakmak bazen yeterlidir.

18/01/2026

Zihnin ürettiği yargılar çoğu zaman varsayımlar ve olasılıklardan ibarettir. Bunlar, yaşanan deneyimin kendisi değil; o deneyime dair zihinsel yorumlardır. Bu yorumlar genellikle ‘ya hep ya hiç’ şeklinde uçlarda seyreder. Örneğin, ‘Hata yaptım, demek ki yetersizim’ gibi zincirleme düşünceler zihni âdeta bir mahkeme salonuna çevirir. Bu süreçte kişi, kendisini oldukça katı biçimde yargılamaya başlar; sanki tek bir deneyim tüm hayatı temsil ediyormuş gibi. Zihin bu sert yargıların içinde kaldığında, o anda gerçekten ne olduğunu fark etmekte zorlanır. Oysa bir hata, çoğu zaman yalnızca o ana özgü bir olaydır. Ancak zihin, bunu genelleştirerek tüm yaşama yayma eğilimindedir. Gerçekte ise hayat, siyah ve beyazdan değil, çoğunlukla gri tonlardan oluşur. Başarı ve hata, aynı anda var olabilir. Zihnin sunduğu yorumlarla mesafe kurabildiğimizde, davranışlarımızı otomatik tepkilerle değil, daha bilinçli seçimlerle yönlendirme olanağı doğar. Böylece tek bir hatayı tüm kişiliğimize mal etmek yerine, o anın bağlamı içinde değerlendirmek mümkün hâle gelir. Bu yaklaşım, hem kendimize karşı daha şefkatli olmamıza hem de deneyimlerimizi daha gerçekçi bir zeminde anlamlandırmamıza katkı sunar.

17/01/2026

Hayatta çoğu zaman belirsizlik bulunur ve atılan adımların, verilen kararların neyle sonuçlanacağı önceden bilinemez. Bu durum, birçok insan için duraksamaya, kararsızlığa ve hatta hareketsizliğe yol açabilir; çünkü zihin, kesin olmayan sonuçları tehdit olarak algılama eğilimindedir. Bu nedenle, “ya olursa” gibi çeşitli senaryolar üretilir; bu çabanın amacı güvende hissetmektir. Ancak paradoksal biçimde, belirsizliği azaltmaya çalışmak kaygıyı artırır; çünkü hayat tamamen kontrol edilemez. Belirsizlik, zihinde tamamlanmamış bir şekil gibi rahatsızlık yaratır ve kişi, her şeyi netleştirmeye, eksik kalanları tamamlamaya çalışır. Fakat bu çaba, çoğu zaman içinde bulunulan ana odaklanmayı engeller; netlik arayışı sırasında mevcut zaman kaçırılabilir. Öncelikle, hayatta kesinlik arzusunun zorlayıcı olabileceği fark edilmelidir. Kesinlik talebi, genellikle kaygıyı artırır ve yaşamı dar bir bakış açısıyla görülmesine neden olur. Hayattaki belirsizliklerin ve kontrol edilemeyen durumların kabulü, daha fazla esneklik sağlar. Her durumda pek çok olasılık varken, tümünü öngörmeye çalışmak yalnızca yorgunluk yaratır. Geçmişe bakıldığında, belirsizlik dolu anların daha önce de yaşandığı ve bu noktaya kadar gelindiği görülür. Bu durum, belirsizliğe tahammül edebilme kapasitesinin var olduğunu gösterir. Aksini düşünmek ise yalnızca ruhsal bir yük oluşturur. Bu noktada önemli olan, belirsizlik karşısında zihinde beliren düşüncelerin gerçekliğin mutlak yansımaları olmadığını fark edebilmektir. Düşünceler gelip geçici olabilir; önemli olan, bu düşüncelerle birlikte hareket edebilme ve adım atmayı sürdürebilmektir.

16/01/2026

İnsan olma deneyimi, yalnızca tamamlanmış bir duruma ulaşmaktan çok, yaşantılarla temas hâlinde olmayı gerektirir. Pek çok kişi, kendisini “olması gereken hâle” getirmeye çalışırken bulunduğu hâli göz ardı eder. Sanki bir nokta vardır ve o noktaya ulaştığında eksiksiz ve kusursuz olacaktır. Sürekli bu noktaya ulaşmaya çalışır insan. Peki, böyle bir nokta gerçekten var mıdır, yoksa bir yanılsama mıdır? İnsan olma sürecini salt bir varış noktası olarak görmek yanıltıcıdır; çünkü hayatın akışı içinde sabit, tamamlanmış bir “mükemmel hâl” yoktur. Gerçek değişim, önce şu anda ne olduğunu tüm yönleriyle fark etmekle başlar. Yolculuk dediğimiz şey, eksik olanı tamamlamak değil; eksik sandığımızla kalabilmeyi öğrenmektir belki de. Bazen bir duygunun içinde kalmak, bazen de hiçbir şeyi değiştirmeden sadece orada durmak ve bu anları sahiplenebilmektir: Bir şey yapmadan, çözmeden, değiştirmeden sadece temas kurmak. Belki de asıl mesele, hayatı tamamlamaya çalışmak değil; tamamlanmamış hâliyle varlığını kabul etmektir.

15/01/2026

Hepimizin zihni gün içinde binlerce düşünceyle dolar. Bu tamamen doğal bir durumdur fakat çoğu zaman bu düşünceleri kontrol etmeye, susturmaya çalışırız. Oysa ne kadar bastırmaya çalışırsak, o düşünce etrafında o kadar çok yeni düşünce belirir. Bir düşünceyi bir tohum gibi düşünebiliriz. Ona dikkat verdiğimizde, yani sürekli onun üzerinde düşündüğümüzde, sanki o tohumu sulamış oluruz. Zamanla büyür, kök salar, zihnimizi kaplamaya başlar. Fark etmeden, aslında istemediğimiz bir şeyi büyütmüş oluruz. Zihin hep konuşur. Yapmamız gereken şey, bu sesi tamamen susturmaya çalışmak değil; onu fark etmek ama peşinden sürüklenmemektir. “Bu düşünce benim gerçeğimdir” demek yerine, sadece bir düşünce olduğunu hatırlamaktır çünkü bir düşüncenin kalıcı olmasını sağlayan şey, ona verdiğimiz ilgidir. Düşünceler gelir, gider. Biz de onları geldiği gibi fark edip geride bırakmayı öğrenebiliriz. Böylece onlarla olan ilişkimizi de değiştirmeye başlarız.

14/01/2026

Zor bir dönemden geçerken, hayatın hep böyle süreceği sanılabilir. Yaşanan şey öyle yoğundur ki, gelecekte başka duyguların da var olabileceği unutulur. Sanki artık dünya sadece o duygudan ibarettir. O anki deneyim öyle baskın hâle gelir ki, insan kendini onun içinde kaybolmuş gibi hissedebilir. Oysa bu hâlin içinde fark edilemeyen şey, duyguların ve düşüncelerin kalıcı olmadığıdır. Her duygu ve düşünce zamanla değişir; bir akışı, bir geçiciliği vardır. Duygulara yaklaşmak, onları anlamaya çalışmak ve yaşananları bütün hâliyle fark edebilmek, insanın iç dünyasında bir nefes alanı yaratır. Bu alan sayesinde, sadece o anın değil, başka zamanların ve başka duyguların da var olabileceği hatırlanır. Zamanla fark edilir ki, dünya sadece tek bir renkten oluşmaz. O an ne kadar baskın olursa olsun, diğer renkler hep oradadır. Görülmeyi, fark edilmeyi ve yer açılmasını beklerler. İnsan, yaşadıklarıyla temas kurabildiğinde, ne olduğunu, bunun ne anlama geldiğini ve neye ihtiyaç duyduğunu daha iyi anlayabilir.

13/01/2026

Herkes zaman zaman kaybolmuş hissedebilir. Rotanızı, yönünüzü kaybetmiş; ne yöne gitmeniz gerektiğinden emin olamayabilirsiniz. Ne istediğinizi ve neye ihtiyacınız olduğunu anlamakta zorlanabilirsiniz. Önemli olan, bu kaybolmuşluk hâline alan açmak ve onun anlatmak istediklerine dikkatle bakmaktır. Bu deneyimden uzak durmak yerine, ona temas etmek gerekir; çünkü bu hâl, içinde çeşitli duyguları, düşünceleri barındırır. Belki bir duygu yarım kalmıştır, belki bir ihtiyaç bastırılmıştır ya da henüz sindirilmemiş bir deneyimdir. Kök salmadan ilerlemek mümkün değildir. Ne hissettiğinizi bilmeden, neye ihtiyaç duyduğunuzu fark etmeden atılan her adım, sizi kendinize yakınlaştıran bir alan sağlamaz. Bir yerden bir yere sürekli koşturmaya değil, biraz soluklanmaya ve biraz durmaya da ihtiyaç vardır. Ancak bu şekilde muğlak görülen deneyim yavaş yavaş netleşmeye başlayabilir.

31/12/2025

Hayallerinizin gerçeğe dönüştüğü bir yıl olması dileğiyle. 🎊☺️

20/12/2025

İyileşme, her daim yaşamın kıyısında kalarak değil, onunla temas kurarak başlar. Kişi, acı veren bir duygunun içinde kalabildiğinde, onu tüm yönleriyle hissedebildiğinde gerçekten neye ihtiyaç duyduğunu fark edebilir. Bazen bazı deneyimleri ve duyguları taşımak oldukça zordur bu nedenle bir geri çekilme ihtiyacı hissedilir. Bu anlaşılır ve insani bir ihtiyaçtır, gereklidir de. Fakat ondan sürekli olarak kaçınmak aslında onları daha da büyütecektir. Kimi zaman kişi, hissettiğiyle kalmak yerine hemen bir çözüm arayışına girer ve bu deneyimi ortadan kaldırmak ister. Oysa kimsenin elinde sihirli bir değnek yoktur. Bazen çözüm yalnızca o anın içinde kalabilme kapasitesini genişletmekle gelir çünkü neyin eksik olduğunu, neyin tamamlanmaya ihtiyaç duyduğunu anlamak için önce o eksikliği gerçekten duyumsamak gerekir. Bütünlük, sadece “iyi” olan parçaların bir araya gelmesiyle değil, “zor” olanların da bu bütünün içinde yer bulabilmesiyle oluşur.

19/12/2025

Bir yaşam kitabı düşünün; bu kitaba harfiyen uymanız gerek. İçinde sadece “-meli”, “-malı” cümlelerinin yazılı olduğu, yaşamınızda başka bir deneyime ve duyguya yer olmayan, sadece burada yazanların gerçek olduğunu düşündüğünüz bir kitap. Bu noktada yaşam, deneyimlenen bir süreç olmaktan çıkar; tamamlanması gereken görevlerin sıralandığı bir yol hâline gelir. Zihniniz size bir şeyleri yalnızca belirli bir şekilde yapabileceğinizi söylüyorsa, bu noktada bir an durup neler olup bittiğini sorgulamanız gerekir: Zihninizin söylediği şey gerçekten doğru mu? Burada başka bir seçenek var mı? Hemen bir yargıya kapılmadan önce, gerçekte neler olup bittiğini gözden geçirin. İnsan yalnızca davranışlarıyla değil; hissettikleriyle, fark ettikleriyle, temas kurduklarıyla bütündür. Üstelik bunlar belirli renklerle sınırlı değildir; çeşit çeşittir. Böyle bir yaşam kitabı, insanın kendiliğine yabancılaşmasına zemin hazırlar; çünkü kişi artık neyi gerçekten istediğini değil, neyi “yapması gerektiğini” düşünerek yaşar. Her an, bir sonraki adımı doğru atıp atmadığını kontrol etmekle geçer. Bu durum, kişinin kendiliğinden doğan arzularla temas kurmasını zorlaştırır. Oysa insan, yalnızca bir yapılacaklar listesiyle değil; o listeye ne hissettiğiyle ve onu nasıl anlamlandırdığıyla da vardır.

17/12/2025

Bazen insan, yaptığı hatalar karşısında kendiyle yüzleşirken en sert yargıcı hâline gelir. Sanki hata yapmak, insan olmaya dair değilmiş gibi; sanki bir yanlış, tüm varoluşu değersizleştirirmişçesine kendine kapılar kapatır. Aslında insanız her şeye gücümüz yetmez ve yetmemelidir de. Turgut Uyar bir şiirinde ‘her şeyi düzeltmeye kalkışmanın yok ettiği’ diye bir cümle geçer. Her şeyi kusursuz yapmaya çalışırken aslında yaşamın gerçekliğinden uzaklaşır insan ve diken üstünde yaşamaya başlar. Her hatada kendine aşırı yüklenmeye başlar. Oysa kişi, yalnızca eylemlerinin toplamı değildir. Duyguları, ihtiyaçları ve hatta kararsızlıklarıyla da bütündür. Hata, yalnızca doğrunun karşıtı değil, öğrenmenin, fark etmenin ve büyümenin de bir parçasıdır. İnsan, geçmişte aldığı kararları o anki içsel ve dışsal kaynaklarıyla verir. Bugünden bakıldığında "yanlış" gibi görünen o seçim, belki de o gün için en erişilebilir olanıdır. Geçmişteki kaynaklar belki de o kadarına müsaade ediyordu ve ruhsallık yalnızca belirli bir görüş alanına sahipti. İç dünyada şefkat kaynaklarını genişletmek bu noktada çok kıymetlidir çünkü bu şefkat arttıkça esnekliğe ve büyümeye alan açılabilir.

16/12/2025

İnsan, ne kadar çabalasa da dış koşulları tümüyle kontrol altına alması mümkün değildir. Zorluklar, duygusal süreçler ya da beklenmedik olaylar karşısında verilen ilk tepki genellikle direnç olur. Bu kişinin ruhsallığını korumak için bir mekanizmadır aslında ve insancadır. Fakat burada dikkat edilmesi gereken bunun seviyesidir. Direncin tüm yaşama yayıldığı durumlar çoğu zaman daha büyük bir tükenmişliğe neden olur. Aslında ‘yağmurdan kaçarken doluya tutulmak’ gibidir bu. Kontrol edilemeyecek durumları kontrol etmeye çalışmak, sabit olmayan bir durumla savaşmaktır. Bir şeyleri sıkı sıkıya tutmaya çalışırken yeniye ve iyi gelecek olana alan açılamamış olunur aslında. Bu nedenle, bazı durumlara sıkı sıkıya tııtunmak yerine serbest bırakmak da gerekir. Yaşamda olup biten her şeyi değiştirmek mümkün olmasa da, onlarla kurulan ilişkiyi dönüştürmek mümkündür.

Address

C4MQ+FW Konak, İzmir
Izmir

Opening Hours

Monday 10:00 - 20:00
Tuesday 10:00 - 20:00
Wednesday 10:00 - 20:00
Thursday 10:00 - 20:00
Friday 10:00 - 20:00
Saturday 11:00 - 18:00

Telephone

+905428053535

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Psikiyatrist Dr. Hakan Tokur posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Share

Share on Facebook Share on Twitter Share on LinkedIn
Share on Pinterest Share on Reddit Share via Email
Share on WhatsApp Share on Instagram Share on Telegram

Category