Psikolog Cansu Akçay

Psikolog Cansu Akçay 🔸Çocuk | Ergen | Yetişkin Psikoterapisti
🔸Aile Danışmanı
🔸Oyun | EMDR Terapisti
🔸Aile Dizilimi

28/04/2026

Kişinin kendisini sevmesi, kendine özen göstermesi ve saygı duyması gibi birçok önemli kavramı içinde barındıran özdeğer, aslında hayatımızın her alanını etkileyen temel bir yapı taşır.
Özdeğer; kişinin kendisi hakkında ne düşündüğü ve ne hissettiğiyle ilgilidir.

Çoğu zaman karıştırıldığı gibi sadece aynaya baktığında kendini beğenmek ya da başarı sonrası gurur duymak değildir.
Özdeğer; kendimize duyduğumuz sevgi ve saygının dış etkenlere değil, tamamen içsel bir bakış açısına dayanmasıdır.
Hatalarımızla birlikte kendimizi kabul edebilmek ve bu hataların değerimizi belirlemediğini bilerek yaşamaktır.

Kendimize verdiğimiz değer, aslında başkalarının bize nasıl davranacağını da büyük ölçüde belirler.
Olumsuz düşünceler; sürekli kendimizi sorgulamamıza, başkalarıyla kıyaslamamıza ve geri planda kalmayı tercih etmemize neden olur. Bu durum zamanla enerji ve motivasyon kaybına dönüşür.

Düşüncelerimiz davranışlarımızı, davranışlarımız da sonuçlarımızı şekillendirir.
Ve çoğu zaman bu sonuçlar, zihnimizdeki olumsuz inançları doğrular hale gelir.
Eğer bu döngüyü fark edip kırmazsak, “Ben zaten böyleyim” gibi genellemelerle kendimizi sınırlamaya devam ederiz.

Bu yüzden;
kendi düşüncelerimizin farkında olmak,
olumsuz iç konuşmalarımızı düzenlemek
ve kendi değerimizin bilincinde olarak hareket etmek büyük önem taşır.

Çünkü kişi kendine saygı duyduğunda,
içsel güvenini güçlendirdiğinde
ve kendine karşı olumlu bir tutum geliştirdiğinde,
bu durum davranışlarına yansır.

Ve en önemlisi…
İnsanlar da sizi, sizin kendinize davrandığınız şekilde görmeye ve o ölçüde değer vermeye başlar.

📌 Odaklanmakta Neden Zorlanıyoruz?Günümüzün hızlı temposunda odaklanmak her zamankinden daha zor hale geldi. Sürekli bil...
26/04/2026

📌 Odaklanmakta Neden Zorlanıyoruz?

Günümüzün hızlı temposunda odaklanmak her zamankinden daha zor hale geldi. Sürekli bildirimler, yoğun düşünceler, stres, dağınık çalışma ortamı ve zihinsel yorgunluk dikkat süremizi kısaltabiliyor. Özellikle telefon, sosyal medya ve kesintisiz bilgi akışı, fark etmeden verimliliğimizi düşüren en büyük etkenlerden biri haline geldi.

Bunun yanında kaygı, stres ve zihinsel baskı da konsantrasyonu ciddi şekilde etkileyebilir. Sessiz olmayan bir ortamda çalışmak, uzun süre aynı konuya maruz kalmak ya da plansız ilerlemek de odak kaybını artırır.

Peki ne yapabiliriz?
✔️ Bildirimleri kapatıp dijital molalar vermek
✔️ Günlük plan ve yapılacaklar listesi oluşturmak
✔️ Kısa ama verimli çalışma seansları uygulamak
✔️ Düzenli, sade ve rahat bir çalışma alanı hazırlamak
✔️ Kısa molalarla zihni dinlendirmek
✔️ Nefes egzersizleri ve dikkat çalışmaları yapmak

Unutmayın, odaklanma doğuştan gelen bir yetenek değil; geliştirilebilen bir beceridir. Doğru sistem, doğru ortam ve düzenli alışkanlıklarla dikkatinizi güçlendirebilir, hedeflerinize daha sağlam adımlarla ilerleyebilirsiniz. ✨

23/04/2026

Hayal kurmak sadece bir düşünce değildir, geleceğe atılan ilk adımdır. ✨

Arzuladığımız bir gelecek için…
Kısa ya da uzun vadeli planlarımız için…
İlişkilerimiz, sağlığımız, kariyerimiz ve bizi iyi hissettirecek her şey için önce hayal kurarız.

Çünkü hayal kurmak, ulaşmak istediğimiz sonucun zihnimizdeki ilk taslağıdır.
Ve her büyük değişim, önce zihinde başlar.

Hayallerimizi küçümsemek yerine onlara yön vermeyi öğrendiğimizde, motivasyonumuz artar ve harekete geçmek kolaylaşır.

Bazen korkular, yetersizlik düşünceleri, belirsizlikler ya da mükemmeliyetçilik bizi durdurabilir. Ancak bu engelleri fark etmek, kendimizi tanımak ve adım adım ilerlemek mümkündür.

Unutmayın; başarı bir anda gelmez.
Önce hayal edilir, sonra planlanır, ardından emekle gerçeğe dönüşür. 🌱

Psikolojik dayanıklılığınızı güçlendirmek, hedeflerinize daha sağlam adımlarla ilerlemek ve potansiyelinizi keşfetmek için biz buradayız. 💙

Geçmişimizin izlerini silmek mümkün mü?Geçmişte yaşadığımız acılar, hayal kırıklıkları ve travmalar zaman zaman bugünkü ...
20/04/2026

Geçmişimizin izlerini silmek mümkün mü?

Geçmişte yaşadığımız acılar, hayal kırıklıkları ve travmalar zaman zaman bugünkü düşüncelerimizi, ilişkilerimizi ve kendimize bakışımızı etkileyebilir. Birçok kişi “Bunları tamamen silebilir miyim?” diye düşünür. Ancak çoğu zaman mesele geçmişi silmek değil, onun üzerimizdeki etkisini dönüştürmektir.

İyileşme süreci; yaşananları yok saymadan, duygularımızı kabul ederek ve kendimize anlayışla yaklaşarak başlar. Çünkü bastırılan her duygu farklı şekillerde tekrar karşımıza çıkabilir. Oysa fark edilen, anlaşılan ve işlendiğinde yükü hafifleyen duygular bize güç kazandırır.

Bu süreçte destek istemek bir zayıflık değil, güçlü bir adımdır. Bazen bir uzman eşliğinde geçmiş deneyimleri yeniden anlamlandırmak, bugünümüzü daha sağlıklı kurmamıza yardımcı olabilir. Aynı zamanda kendimize şefkat göstermeyi öğrenmek, iç sesimizi yumuşatmak ve suçluluk yerine anlayışı koymak oldukça değerlidir.

Geçmiş yaşanmıştır, değiştirilemez. Ama geçmişin bugünümüzü nasıl etkileyeceğini değiştirmek mümkündür. Yaşadıklarımız kim olduğumuzu etkileyebilir, fakat kim olacağımızı belirlemek bizim elimizdedir.

Unutmayın; iyileşmek geçmişi unutmak değil, onunla daha sağlıklı bir ilişki kurabilmektir. 🤍

15/04/2026

İnsan zihni belirsizlikten hoşlanmaz.
Bu yüzden çoğu zaman mutlu olmasa bile tanıdık olanı seçer.

Bu sadece ilişkilerde değil;
işte, yaşam tarzında ve hayallerinde de böyledir.

Bazen bulunduğumuz yerde kalırız.
Çünkü değişim, beraberinde bilinmezliği getirir.

“Ya daha kötüsü olursa?” düşüncesi büyür…
Ve fark etmeden, bize iyi gelmeyen ihtimallere bile katlanmaya başlarız.

Zihnimiz bizi korumaya çalışır ama çoğu zaman
gerçek olmayan korkulara bizi inandırır.

“Değişirsem pişman olurum.”
“Daha iyisi gelmez.”
“Düzenimi bozarsam her şey kötüleşir.”

Oysa bunların hepsi sadece birer ihtimaldir.
Ve insan, sandığından çok daha dayanıklıdır.

Belki de asıl mesele değişmek değil,
değişime hiç şans vermemektir.

Çünkü değişim, başta belirsiz hissettirse de
çoğu zaman yeni bir sen ortaya çıkarır.

Karar vermek…Bazen en basit konularda bile neden bu kadar zorlanıyoruz?Çünkü karar vermek sadece “seçmek” değildir.Duygu...
11/04/2026

Karar vermek…
Bazen en basit konularda bile neden bu kadar zorlanıyoruz?

Çünkü karar vermek sadece “seçmek” değildir.
Duygularımız, düşüncelerimiz, geçmiş deneyimlerimiz ve çevresel etkiler aynı anda devreye girer.
Belirsizlik, hata yapma korkusu, dış baskılar ya da kendi içimizdeki çatışmalar bu süreci daha da zorlaştırabilir.

📌 Kararsızlığın en yaygın nedenleri:
• Yeterli bilgiye sahip olmamak
• Belirsizlikten rahatsız olmak
• “Ya yanlışsa?” düşüncesi
• Çatışan değerler ve öncelikler
• Başkalarının beklentileri
• Yoğun duygusal yükler

💡 Peki bu süreci nasıl daha sağlıklı yönetebiliriz?

✔ Önce kendini tanı: Ne istiyorsun, neye ihtiyacın var?
✔ Önceliklerini netleştir: Her seçenek senin için aynı değerde değil
✔ Mantık ve duygular arasında denge kur: İkisi birlikte çalışmalı
✔ Seçeneklerini yaz: Artı-eksi yapmak zihni netleştirir
✔ Fazla bilgiyle kendini yorma: Yeterli bilgi, doğru kararı getirir
✔ Küçük adımlarla ilerle: Her karar tek seferde mükemmel olmak zorunda değil

🧠 Unutma; bazı kararlar düşünerek değil, deneyerek netleşir.

🌿 Ve en önemlisi:
Karar verirken sadece dış sesleri değil, kendi iç sesini de dinle.
Çünkü en doğru karar; başkalarını memnun eden değil,
senin hayatına en çok anlam katan karardır.

✨ Kararsızlık bir zayıflık değil, doğru yönetildiğinde bir farkındalıktır.

📩 Eğer karar verme sürecinde zorlanıyor, sürekli erteleyen ya da kararsızlık içinde kalıyorsan; bu süreci birlikte daha sağlıklı yönetmek mümkün.

09/04/2026

Aşırı açıklama yapmak üzerine...

Yemek her zaman açlıkla ilgili değildir…Bazen bir duyguya verilen en hızlı tepkidir.Stresli olduğunda, üzgünken ya da sa...
05/04/2026

Yemek her zaman açlıkla ilgili değildir…
Bazen bir duyguya verilen en hızlı tepkidir.

Stresli olduğunda, üzgünken ya da sadece boşluk hissederken kendini mutfakta buluyorsan yalnız değilsin.
Duygusal yeme; birçok insanın farkında olmadan geliştirdiği bir başa çıkma mekanizmasıdır.

Ama sorun şu ki:
Yemek, o anlık rahatlamayı sağlasa da
duygunun kendisini çözmez… sadece erteler.

Zamanla bu döngü;
• Kontrol kaybı hissine
• Suçluluk duygusuna
• Fiziksel ve psikolojik yorgunluğa dönüşebilir

Peki çözüm ne?

Öncelikle fark etmek.
Gerçekten aç mısın, yoksa bir duyguyu bastırmaya mı çalışıyorsun?

Duygusal yeme davranışını değiştirmek için:
✔ Tetikleyicilerini tanı
✔ Duygularını bastırmak yerine anlamaya çalış
✔ Alternatif başa çıkma yolları geliştir (yürüyüş, yazmak, konuşmak…)
✔ Kendine karşı yargılayıcı değil, şefkatli ol

Unutma, bu bir “irade meselesi” değil,
duygularla kurduğun ilişkiyle ilgilidir.

Ve en önemlisi:
Bu süreçte destek almak bir zayıflık değil, güçtür.

Eğer bu döngüden çıkmakta zorlanıyorsan,
bir uzmandan destek almak hayatında düşündüğünden çok daha büyük bir fark yaratabilir.

03/04/2026

İnsan beyni, çevresinden gelen uyarıları sürekli tarayan ve anlamlandırmaya çalışan bir sistemdir. Ancak bu sürecin büyük bir kısmı bilinçli değil, otomatik yani bilinçdışı düzeyde gerçekleşir. Çünkü her detayı bilinçli olarak işlemek hem mümkün değildir hem de zihinsel olarak çok yorucu olurdu.

Bu yüzden zihnimiz bir “filtreleme ve kaydetme” mekanizması gibi çalışır. Dikkatimizi vermediğimiz bilgiler bile arka planda işlenir ve hafızaya kaydedilebilir. Daha sonra bir duygu, bir ortam ya da benzer bir durum bu bilgileri tekrar yüzeye çıkarabilir. “Bunu nereden biliyorum?” hissi aslında bu mekanizmanın bir sonucudur.

Psikolojik açıdan önemli olan nokta şudur:
Zihnimiz sadece deneyimlediklerimizden değil, maruz kaldıklarımızdan da etkilenir.

Bu yüzden;
• Tükettiğimiz içerikler
• Bulunduğumuz ortamlar
• İletişimde olduğumuz insanlar

düşünce yapımızı ve duygusal durumumuzu doğrudan şekillendirir.

Bu farkındalık bize önemli bir sorumluluk verir:
Zihnimizi neyle beslediğimizi seçmek.

Çünkü zihinsel sağlığımız, sadece iç dünyamızla değil, dış dünyadan aldığımız girdilerle de yakından ilişkilidir.

Zorlayıcı günler, yaşamın doğal bir parçasıdır.Ancak bir günün zorluğu, tüm yaşamın yönünü belirlemez.Zihnimiz, olumsuz ...
30/03/2026

Zorlayıcı günler, yaşamın doğal bir parçasıdır.
Ancak bir günün zorluğu, tüm yaşamın yönünü belirlemez.
Zihnimiz, olumsuz duygular yoğunlaştığında genelleme eğilimine girebilir; “her şey kötü” gibi düşünceler bu dönemde sıkça görülür.
Bu noktada önemli olan, duyguların geçici olduğunu fark etmek ve onları bastırmadan, yargılamadan gözlemleyebilmektir.
Unutmayın, bu sadece kötü bir gün.
Kötü bir hayat değil. 🌿

30/03/2026

Bağımlılık, bireyin bir maddeye ya da davranışa karşı kontrolünü giderek kaybettiği karmaşık bir süreçtir. Kişi başlangıçta merak veya geçici bir rahatlama amacıyla yöneldiği bu durumun zamanla yaşamının merkezine yerleştiğini fark edemez.

Bağımlılık geliştiren bireyler, zamanla aynı etkiyi hissedebilmek için daha fazla kullanma ihtiyacı duyar. Bu süreçte kişi, davranışını kontrol etmekte zorlanır ve bırakma girişimleri çoğu zaman başarısızlıkla sonuçlanır.

Bağımlılığın en belirgin özelliklerinden biri, kullanımın artmasıyla birlikte ortaya çıkan fiziksel ve psikolojik yoksunluk belirtileridir. Bu durum bireyin günlük yaşamını, ilişkilerini ve genel yaşam kalitesini olumsuz etkiler.

Psikolojik açıdan bağımlılık; kişinin stresle baş etme, duygularını düzenleme ve karar verme becerilerini zayıflatırken, fiziksel açıdan ise tolerans gelişimi ve yoksunluk belirtileriyle kendini gösterir.

Zorlayıcı günler, yaşamın doğal bir parçasıdır.Ancak bir günün zorluğu, tüm yaşamın yönünü belirlemez.Zihnimiz, olumsuz ...
25/03/2026

Zorlayıcı günler, yaşamın doğal bir parçasıdır.
Ancak bir günün zorluğu, tüm yaşamın yönünü belirlemez.

Zihnimiz, olumsuz duygular yoğunlaştığında genelleme eğilimine girebilir; “her şey kötü” gibi düşünceler bu dönemde sıkça görülür.
Bu noktada önemli olan, duyguların geçici olduğunu fark etmek ve onları bastırmadan, yargılamadan gözlemleyebilmektir.

Unutmayın, bu sadece kötü bir gün.
Kötü bir hayat değil. 🌿

Address

Kültür Mahallesi, Münir Birsel Sokak Akademi Apartmanı No:6/1 Kat:6 Daire: 8
Izmir
35220

Telephone

+905557037612

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Psikolog Cansu Akçay posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Practice

Send a message to Psikolog Cansu Akçay:

Share

Category