28/04/2026
Kalp krizi her zaman göğüs ağrısıyla gelmez. Bazen hiçbir belirti vermeden, sessiz ve sinsi şekilde gelişebilir.
Bu nedenle “şikayetim yok” düşüncesi, kalp sağlığınızın iyi olduğu anlamına gelmez.
Özellikle diyabet (şeker hastalığı), hipertansiyon (yüksek tansiyon), yüksek kolesterol, sigara kullanımı, obezite, hareketsiz yaşam (sedanter yaşam) ve ailede kalp krizi öyküsü bulunan bireylerde kalp damar hastalıkları riski belirgin şekilde artar.
Bu risk faktörleri, damar içinde plak oluşumuna yol açarak zamanla damar daralması (ateroskleroz) ve ani gelişebilen kalp krizi (miyokard enfarktüsü) ile sonuçlanabilir.
Kalp krizi bazı kişilerde;
▪️ Hafif göğüs rahatsızlığı
▪️ Sırt, boyun veya çene ağrısı
▪️ Nefes darlığı
▪️ Çarpıntı
▪️ Terleme, mide bulantısı
gibi atipik belirtilerle ortaya çıkabilir ya da hiçbir belirti vermeden ilerleyebilir.
Bu durum özellikle diyabet hastalarında daha sık görülür.
Bu yüzden risk grubundaysanız yılda en az bir kez kardiyoloji muayenesi, EKG, ekokardiyografi (EKO), kan tahlilleri (kolesterol, kan şekeri vb.) ve gerekli durumlarda efor testi yaptırmak, olası bir kalp krizini önlemede kritik rol oynar.
Unutmayın; kalp hastalıkları çoğu zaman önlenebilir ve kontrol altına alınabilir. Düzenli takip, sağlıklı beslenme, sigarayı bırakma ve aktif yaşam tarzı ile riskinizi ciddi oranda azaltabilirsiniz.
📌 Belirti yok diye ihmal etmeyin.
📌 Kontrol ettirmek, tedavi olmaktan her zaman daha kolaydır.
📌 Erken tanı, kalp krizini önleyebilir ve hayat kurtarır.