23/02/2026
Tartışmaların bir noktasında içerik geri planda kalır ve sahneye haklılık çıkar; ses tonu yükselmez belki ama zemin sertleşir. Haklı olmak düzenleyicidir, belirsizliği azaltır, kişiye içerde küçük bir sağlamlık verir; karşı taraf geri adım attığında beden gevşer. Fakat bu sağlamlık çoğu zaman ilişki pahasına kurulur. Pozisyonlar sabitlenir, cümleler savunmaya dönüşür, merak yerini kanıt toplamaya bırakır. Nasrettin Hoca’nın iki tarafı da dinleyip “sen de haklısın” demesi boşuna değildir çünkü haklı olma çabasıyla başlayan herhangi bir konuşma bitimsiz ve de beyhudedir; öyle olunca da haklılık dağıtıldığında ortam yumuşar, tek elde toplandığında ise stres ve öfke arabulucu olması beklenene yönelir. Bazı insanlar tartışmayı kazanır, fakat bu bağlam ilişkiyi yok eder. Mesele kimin haklı olduğu değil de, ilişkideki stresin haklılık rahatlamasına başvurmadan birlikte taşınıp taşınamayacağıdır esasında, haklı olma istencini bir kenara bırakınca. Bu minvalde ele alındığında, haklı olan ya da doğru olan olmak böyle bir iletişim alanı için, sadece sakinleştirici ya da uyuşturucu işlevi görmenin dışında da bir şey ifade edemeyecektir.
Görsel: