Plevne Psikolojik Danışmanlık Merkezi

Plevne Psikolojik Danışmanlık Merkezi Bireysel Psikolojik Danışmanlık, Aile Danışmanlığı, Kurumsal Danışmanlık

Bazen başarı özgürlüktür. Bazen bir kaçış. Ama en iyisi, başarı artık kaçmak için değil, kendini seçtiğin için olduğunda...
14/12/2025

Bazen başarı özgürlüktür. Bazen bir kaçış. Ama en iyisi, başarı artık kaçmak için değil, kendini seçtiğin için olduğunda gelir.

Bazen insan içinden bildiğini dışarıya söyleyince başka bir gerçeklik oluşur. Kelime, sessiz bir duyguyu var eden bir kö...
12/12/2025

Bazen insan içinden bildiğini dışarıya söyleyince başka bir gerçeklik oluşur. Kelime, sessiz bir duyguyu var eden bir köprüye dönüşür.

Çünkü:

🔹 Düşünceler sessizde akar,

🔹 Ama söz iz bırakır.

🔹 Söz, zihnin içindekini dış dünyaya doğurtur.

🔹 Ve duyduğumuz şey artık sadece bir düşünce değil, tanıklık edilmiş bir gerçek olur. ⸻ Konuşmanın terapide bu kadar dönüştürücü olmasının nedeni: • Seslendirdiğinde, kaçamadığın hale gelir. Zihin inkâr edebilir, ama ses duyulur. Söz seni kendine karşı dürüst olmaya zorlar.

• Söz, duyguları örgütler. Kaotik hisler birer cümleye, cümleler bir hikâyeye, hikâye bir anlam sistemine dönüşür.

• Konuşmak, duygulara yürünebilir yol açar. Hisler artık seni boğmaz; sen onlara yaklaşır, ad koyar, onları taşırsın.

• Sesini duyduğunda, niyetin de netleşir. “Ben ne istiyorum?” sorusu içte bulanıkken dışta berraklaşır. ⸻

Bu yüzden terapi bazen şu cümleyle başlar:

📍 “Benim niyetim…” Ve devam eder: “Anlamaya.” “Kendime ihanet etmeyi bırakmaya.” “Kendimi seçmeye.” “Artık aynı döngüyü tekrar etmemeye.” “Kendime iyi gelene izin vermeye.” İnsan kendi sesinden duyunca, sadece aklı değil, siniri sistemi de ikna olur. Çünkü beden şöyle der:

✨ “Evet. Artık bu gerçeği saklamıyoruz.” ⸻ Sesle söylenen, bilinçdışına talimat olur. Sessizce düşünmek zihnin içinde kapalı devre bir döngüdür. Ama söz, içeriden dışarı çıkar, dışarıdan geri içeri döner.

👉 Bu, beynin kendine tanık olma halidir.

👉 Travmanın tam tersi: yalnız kalmış duygunun artık yalnız olmaması. PEKİ SEN HANGİ NİYETİNİ KENDİ SESİNDEN DUYMAK İSTERSİN? Kendi sesinden duyduğunda hangi cümle seni özgürleştirebilir?

Hayır diyemediğim için “evet” dediklerime bağlılığım azalıyor…Bir danışanım böyle söyledi.Ve aslında kusursuz biçimde öz...
10/12/2025

Hayır diyemediğim için “evet” dediklerime bağlılığım azalıyor…

Bir danışanım böyle söyledi.

Ve aslında kusursuz biçimde özetledi:

“Sınır koyamadığım yerde, aidiyet değil kızgınlık büyüyor.”

Çünkü bazen evet demiyoruz— kayıp yaşamamak için, terk edilmemek için, sevilmeye devam etmek için, onay almak için. Bazen evet bir seçim değil, bir savunma mekanizmasıdır.

Psikodinamik olarak, hayır diyememenin altında çoğu zaman:

• Reddedilme korkusu

• Terk edilme ihtimali

• Çocuklukta koşullu sevgi deneyimi

• Ceza, suçluluk ya da utanç beklentisi

• Başkalarının duygularından sorumlu olma yanılgısı vardır.

Jung der ki:

“Bir sınır koyduğunda, önce kendi gölgene çarparsın.” Ve o gölge çoğu zaman şöyle fısıldar: “Ya artık sevmezlerse?”

Ama gerçek şu: Hayır diyemediğinde bedeli içten içe kendine ödetirsin. Evet’in kutsal olabilmesi için, hayır’ın var olması gerekir. Aksi halde verdiğin sözler, bağlanmanın değil, kendinden vazgeçmenin sessiz notaları haline gelir.

Sen sınır koyduğunda:

• Sevildiğini test edersin.

• Kendini korursun.

• Değeri ilişki değil sen belirlersin.

Ve o zaman söylediğin her “evet”: Bir taviz değil, bir seçim olur.

Kelimelerimiz imajımızla, eylemlerimiz özümüzle ilgilidir.Bazı insanlar çok güzel konuşur. Sözleri kusursuzdur, cümleler...
08/12/2025

Kelimelerimiz imajımızla, eylemlerimiz özümüzle ilgilidir.

Bazı insanlar çok güzel konuşur. Sözleri kusursuzdur, cümleleri büyüleyicidir, niyetleri temizmiş gibi görünür. Çünkü kelimeler çoğu zaman imaj için kullanılır. Dış dünyaya dair bir gösteridir, persona’dır—Jung’un deyimiyle sosyal yüzümüz.

Ama eylemler, çoğu zaman niyetlerden daha dürüsttür. Eylemler, savunmaları, bahaneleri, maskeleri delip geçer. Çünkü davranışlar bilinçdışının dilidir. Gerçek benliği saklamaz, sahnelemez; sadece ortaya koyar.

Bir insanın kim olduğunu anlamak istersen: Onun ne dediğine değil, ne yaptığına bak.

• Söz mü veriyor, yoksa tutuyor mu?

• Seviyorum mu diyor, yoksa seviyor mu?

• Varım mı diyor, yoksa gerçekten yanında mı?

• Özür diliyor mu, yoksa değişiyor mu?

Çünkü kelimeler geleceğe dair vaattir, eylemler ise halihazırda yaşanmış gerçektir.

Ve en sonunda hepimiz şunu öğreniriz:

Birinin sözleri seni etkileyebilir, ama davranışları sana değerini öğretir. ⸻

“Kelimelerimiz imajımızla, eylemlerimiz özümüzle ilgilidir.”Bazı insanlar çok güzel konuşur. Sözleri kusursuzdur, cümlel...
02/12/2025

“Kelimelerimiz imajımızla, eylemlerimiz özümüzle ilgilidir.”

Bazı insanlar çok güzel konuşur. Sözleri kusursuzdur, cümleleri büyüleyicidir, niyetleri temizmiş gibi görünür. Çünkü kelimeler çoğu zaman imaj için kullanılır. Dış dünyaya dair bir gösteridir, persona’dır—Jung’un deyimiyle sosyal yüzümüz.

Ama eylemler, çoğu zaman niyetlerden daha dürüsttür. Eylemler, savunmaları, bahaneleri, maskeleri delip geçer. Çünkü davranışlar bilinçdışının dilidir. Gerçek benliği saklamaz, sahnelemez; sadece ortaya koyar.

Bir insanın kim olduğunu anlamak istersen: Onun ne dediğine değil, ne yaptığına bak.

• Söz mü veriyor, yoksa tutuyor mu?

• Seviyorum mu diyor, yoksa seviyor mu?

• Varım mı diyor, yoksa gerçekten yanında mı?

• Özür diliyor mu, yoksa değişiyor mu?

Çünkü kelimeler geleceğe dair vaattir, eylemler ise halihazırda yaşanmış gerçektir.

Ve en sonunda hepimiz şunu öğreniriz:

Birinin sözleri seni etkileyebilir, ama davranışları sana değerini öğretir. ⸻

26/11/2025

🔸Tekerleme gibi mesele…Bazen çiftler bu tekerleme meseleyle seansa gelirler. Çiftlerden biri için ilişkideki hiçbir mesele bir sorun değildir. Kişi kendince meseleleri mesele etmemiştir ve ortada bir mesele kalmamıştır.😃 Eşi için terapiye gelmiştir. Eş bu meselesiz partnerin öfkesini de taşıdığı için çok yoğun bir öfke taşır ilişkide ve sık sık haklıyken haksız duruma düşerken bulur kendini… “Meselesiz” partnere göre bu meseleli eş herşeyi çok büyütüyordur, çok eleştireldir vb. Unutmayalım partnerimizin öfkesini ve ilişkimizin meselelerini yok saymakta psikolojik şiddettir ve bu sadece anlık olarak sorunların çözümünde sorumluluğu almaktan kaçmanız için kısa vadeli bir çözüm olabilir. Uzun vadede, daha büyük nurtopu gibi bir meseleniz olacaktır. İlişkide partnerinizle iki yabancıya dönüşmek…

🔸Evliliğini sonlandırmak istemeyen bir insanın çabasıyla, ilişkisini gerçekten toparlamak isteyen bir insanın çabası farklıdır.

Çift terapilerinde hedef hiçbir zaman ite kaka evliliğin bitmemesini sağlamak olmuyor. Biz çiftleri ilişkilerinin kaynaklarını tanımaları ve o kaynaklarını kullanarak onları besleyen bir ilişki yaratma ve yarattıkları ilişkinin iyilik halini korumaları noktasında bi işbirliğine giriyoruz. Hedef ilişkiyi sonlandırmamak olmuyor.

Gerçekten ilişkide temel güven, yakınlık ve arkadaşlık, iletişim becerileri, taktir ve aynalama, romantizm, cinsel kalite, kültürel uyum gibi ilişki bileşenlerini yaratmak ya da zayıf olanları kuvvetlendirerek çiftleri besleyen bir cennet bahçesi yaratmak oluyor.

Ünlü psikolog Eric Berne, psikologlarca bilinse de halk arasında pek tanınmaz. 1964’te yayımladığı “İnsanların Oynadığı ...
25/11/2025

Ünlü psikolog Eric Berne, psikologlarca bilinse de halk arasında pek tanınmaz. 1964’te yayımladığı “İnsanların Oynadığı Oyunlar” kitabı, günlük ilişkilerde tekrar eden davranış kalıplarını “oyun” olarak tanımlar. Ben de en önemlilerinden birkaçını, örneklerle ve çözüm önerileriyle paylaşıyorum. Hangi oyunları oynuyorsunuz ya da size hangi oyunlar oynanıyor? 😅

🔸 Oyun 1 — “Senin yüzünden”
Korkuları ve başarısızlık olasılıklarıyla yüzleşmek istemeyenler rahatlamak için başkalarını günah keçisi ilan eder. Böylece sorumluluktan kaçıp iç huzursuzluğunu başkasına yansıtır. Çözüm: Korkularla yüzleşmek, sorumlulukları kabul etmek ve “ne yapabilirim?” demek.

🔸 Oyun 2 — “Evet ama”
Berne’ye göre en yaygın oyunlardan biri. Her çözüm önerisine bir “ama” ile karşılık verilir: “Ama zaman yok”, “Ama iş çok”, “Ama aileme zaman ayıramam.” Aslında değişmemek için bahaneler üretilir. Çözüm: Bahaneleri bırakıp engelleri tespit edip pratik çözümler üretmek.

🔸 Oyun 3 — “Köşeye sıkıştırma”
İlgi çekmek veya ihtiyaç görmek için kurban rolü benimsenir; planlar sabote edilir, tartışma çıkarılır ve “bu halde dışarı çıkamam” denilerek karşı taraf baskılanır. Karşı taraf teslim olursa oyun başarıya ulaşır; teslim olmazsa bile kurban imajı pekişir. Çözüm: Duyguları açıkça ifade etmek, manipülasyondan kaçınmak, sorunları birlikte çözmek.

🔸 Oyun 4 — “Gördün mü ne yaptırdın bana?”
Kişi kendi seçimlerinden kaçıp sonuçları başkasına yıkar: “Bu hale ailemin/partnerimin yüzünden geldim.” Sorumluluk devredildikçe güçsüzleşir. Çözüm: Karar alma sürecine katılmak, sınır koymak ve sorumlulukları paylaşmak.

🔸 Oyun 5 — “Ama çok denedim”
Eleştirilmekten korktuğu için gerçek değişime niyeti olmayan biri görünümü verilir; görünürde uğraşır ama kendini sabote eder. Amaç vicdanı rahatlatmak ve eleştiriden korunmak. Çözüm: Gerçek niyeti sorgulamak, küçük somut adımlar atmak ve ilerlemeyi objektif kriterlerle ölçmek.

Bu oyunları tanımak ilişkilerde farkındalık sağlar; hangi rolü oynadığınızı görmek değişimin ilk adımıdır.

Toplumsal normlar çoğu zaman içsel gerçekliğimizle çatışır. Üzülmemiz, kızmamız, hatta zaman zaman karamsar olmamız gere...
03/03/2025

Toplumsal normlar çoğu zaman içsel gerçekliğimizle çatışır. Üzülmemiz, kızmamız, hatta zaman zaman karamsar olmamız gerektiğinde bile, dış dünyadan gelen bu baskılar, duygu durumumuzu değiştirmemizi bekler. Ancak, bir duyguya baskı yaparak onu değiştirmek genellikle ters tepki yaratır.

📚 Bu durum “duygusal disonans” olarak tanımlanabilir. Bu kavram, duygularımız ile toplumun bizden beklediği duygular arasındaki uyumsuzluğu ifade eder. Paul Ekman’ın duygular üzerine yaptığı çalışmalar, duygusal disonansın uzun vadede bireyin ruhsal sağlığını olumsuz etkileyebileceğini gösteriyor. Yani, her zaman mutlu olma baskısı, aslında daha fazla kaygı ve stres yaratabiliyor.

🌸 Gerçek anlamda bir psikolojik iyilik hali, duygularımızı bastırmak değil, kabul etmekten geçer. “Bunu hissetmek normal,” diyebilmek, duygusal iyileşme sürecinin önemli bir parçasıdır. Kendimize karşı şefkatli olmak, toplumsal beklentilerin ötesine geçip kendi duygusal gerçekliğimizle barışmamızı sağlar.

💡Mutluluğa yönelik toplumsal baskıları bir kenara bırakıp, duygularımızı olduğu gibi kabul etmek, daha sağlıklı ve sürdürülebilir bir ruh hali yaratmamıza olanak tanır. Bunu başarmak, bireyin hem ruhsal hem de fiziksel sağlığını olumlu yönde etkiler.

Senden esirgenen şey, çocukken en çok ihtiyaç duyduğun, eksikliğini hissettiğin şey neydi?Ve tam olarak partnerinin iliş...
05/02/2025

Senden esirgenen şey, çocukken en çok ihtiyaç duyduğun, eksikliğini hissettiğin şey neydi?

Ve tam olarak partnerinin ilişkide senden beklediğini fakat bir türlü alamadığını söylediği şey ne? Ona, sevgiline pek çok şey veriyorsun fakat o tatmin olmuyor çünkü senin verdiğin onun en çok ihtiyaç duyduğu o birtek şey değil.

Ve senin ona ilişkide en veremediğin şey, çocukken senin en çok ihtiyaç duyduğun fakat ebeveynlerinden sana bir türlü gelmeyen o şey desem…? Ve desem ki, partnerine o şeyi vermeyerek kendi çocukluk travmanı normalleştiriyorsun.

Travma onarma mekanizması böyle işler, bilinçdışı işler. Duygusal ihmal yaşantılarıyla büyüyen biri, ondan esirgenen yakınlığı, şefkati, ilgiyi partnerine veremez. Partnerini ve ilişkiyi kapsayamaz. Böylelikle hem kendi geçmişini şimdi kılar ve geçmişin acısını şimdide uyuşturur. Hem de partnerine kendi çocukluğunda sınavı bilinçsizce aynı yerden verdirerek kendi travmasını onda normalleştirir. Taa ki ilişkileri ya da partneri kendi isyanını ortaya koyuncaya dek.

Bazen çiftler, hasta ilişkilerini check-up yaptırmak için terapiye getirdiklerinde boşanma düşüncesinin yarattığı kaygı ...
01/02/2025

Bazen çiftler, hasta ilişkilerini check-up yaptırmak için terapiye getirdiklerinde boşanma düşüncesinin yarattığı kaygı ve korkularla ilişkilerini sonlandırmamak için pekçok sebeple geliyolar.
Bu pekçok sebepten büyük kısmı; bir ilişkide olmaması gereken kötü şeylerin yokluğu…Bu ilişkide olmaması gereken kötü şeylerin yokluğuna dair güzelleme, boşanmakla ilgili evrensel ya da bireysel bilinçdışı kaygı ve korkularınızla ilgili olabilir.

“Dayak yok, sözel şiddet yok hocam, aslında eşim iyi biri…”
“Ekonomik olarak ilişki güvende, sağlıklıyız, aç değiliz açıkta değiliz. Acaba biz mi azla yetinemiyoruz?”
“Zaten yıllanmış her ilişki böyle değil mi, tutku ilk başlarda olup sonradan bitmez mi?”
“İşten eve yorularak geliyoruz, sevişecek halimizin kalmaması normal değil mi?”
“Çocuk olduktan sonra zaten artık normali ilişkinin değil, çocuğun odak olması değil mi…”
“Herşey yolunda da, biz mi buldukta bunuyoruz…”
“Annemin yaşadıklarına bakıyorum da, eskiler sabredermiş, şimdi galiba bizim hiçbirşeye tahammülümüz kalmadı…”

Oysa ilişkiler kıtlık bilinciyle yaşanmaz. Her ilişki yaşayan canlı bir organizmadır, ilişkiniz sizin ilk çocuğunuzdur ve onu azla yetinmeye, azla idare etmeye zorlayamazsınız. İhmal de travmadır, yani olması gereken iyi şeylerin sistematik ve düzenli olarak olmaması da travmadır. Ve bütün ihmaller travma yaratır.

▪ Ne kadar çok şeyi görünürde hayır diyemediğimiz, zemininde ise reddedilme, sevilmeme korkuları ya da kabul görme arzus...
31/01/2025

▪ Ne kadar çok şeyi görünürde hayır diyemediğimiz, zemininde ise reddedilme, sevilmeme korkuları ya da kabul görme arzusuyla yapıyoruz…

▪ Birine “Seni seviyorum” dersin, onu kaybetmekten korktuğun için değil, o anda onu sevdiğini söylemek gerçekten içinden geldiği için…

▪ Birine iltifat edersin, kendini iyi hissetsin diye değil, gerçekten o kişide beğendiğin bir özellik olduğu için.

▪ Deli gibi ders çalışırsın, annenin babanın onayını almak için değil, bireyleşme sürecinde ilerlemek ve başarıyı sen istediğin.

▪ Diyet yaparsın, diğerleriyle rekabet etmek için değil kendine dönük herhangi bir sebeple.

▪ İşkolik olursun, kendinden ve hayattan kaçmak için değil, ruhunu beslediği ve hayata yüklediğin anlamın parçası olduğu için.

▪ Partnerinle sevişirsin, bu görevin olduğu için değil, gerçekten istediğinden.

▪ Unutma kendini ispat için yaptığın şeylerden vazgeçmezsen, kendinden vazgeçersin.

Ne kadar çok şeyi görünürde hayır diyemediğimiz, zemininde ise reddedilme, sevilmeme korkuları ya da kabul görme arzusuy...
30/01/2025

Ne kadar çok şeyi görünürde hayır diyemediğimiz, zemininde ise reddedilme, sevilmeme korkuları ya da kabul görme arzusuyla yapıyoruz…

Birine “Seni seviyorum” dersin, onu kaybetmekten korktuğun için değil, o anda onu sevdiğini söylemek gerçekten içinden geldiği için…

Birine iltifat edersin, kendini iyi hissetsin diye değil, gerçekten o kişide beğendiğin bir özellik olduğu için.

Deli gibi ders çalışırsın, annenin babanın onayını almak için değil, bireyleşme sürecinde ilerlemek ve başarıyı sen istediğin.

Diyet yaparsın, diğerleriyle rekabet etmek için değil kendine dönük herhangi bir sebeple.

İşkolik olursun, kendinden ve hayattan kaçmak için değil, ruhunu beslediği ve hayata yüklediğin anlamın parçası olduğu için.

Partnerinle sevişirsin, bu görevin olduğu için değil, gerçekten istediğinden.

Unutma kendini ispat için yaptığın şeylerden vazgeçmezsen, kendinden vazgeçersin.

Address

Mavişehir Park Yaşam Ofisleri 6523 Sok. No. :32/A D:106 Yalı Mahallesi Karşıyaka/İzmir
Izmir
35550

Opening Hours

Monday 09:00 - 20:00
Tuesday 09:00 - 20:00
Wednesday 09:00 - 20:00
Thursday 09:00 - 20:00
Friday 09:00 - 20:00
Saturday 09:00 - 20:00
Sunday 09:00 - 17:00

Telephone

+905321323488

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Plevne Psikolojik Danışmanlık Merkezi posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Practice

Send a message to Plevne Psikolojik Danışmanlık Merkezi:

Share

Share on Facebook Share on Twitter Share on LinkedIn
Share on Pinterest Share on Reddit Share via Email
Share on WhatsApp Share on Instagram Share on Telegram