05/01/2026
Lüks Gıdanın Siyaseti: Egemenlik ve Kırsal Hayatın Geleceği
Bu yazı, gıdanın neden ve nasıl bir egemenlik meselesi olduğunu, tarımsal üretimin hangi koşullarda sürdürülebileceğini ve nüfus politikalarına indirgenen yüzeysel çözüm arayışlarının neden yetersiz kaldığını çarpıcı biçimde ortaya koyuyor.
Birçok ülkeden örnekle gıdanın nasıl endüstrileştiğini, küresel ölçekte hegemonik bir güce dönüştüğünü özetliyor. Bu bağlamda İran’daki havyar örneği özellikle dikkat çekici.
İran örneği, en kökten dinci rejimlerde bile piyasanın, din gibi değişmez kabul edilen katı kültürel ve dinî kategorileri nasıl esnetebildiğini gösteren çarpıcı bir vaka sunuyor. Şii fıkhına göre yalnızca pullu balıklar helal kabul edilirken, mersin balığı tarihsel olarak haram sayılıyor. Ancak devrim sonrası İran, ciddi bir ikilemle karşı karşıya kalıyor: Havyar, devlet hazinesi için hayati bir döviz kaynağı.
Çözüm, klasik bir içtihat hamlesiyle bulunuyor. Balığın kuyruğundaki kemiksi yapılar “pul” olarak kabul ediliyor. Ayetullah Humeyni’nin fetvasıyla bu yorum resmiyet kazanıyor ve fiilen yasalaşıyor:
“Kuyruğunda bile pulu varsa helaldir.”
Ardından, önceki yasağın bir “Rus komplosu” olduğuna dair siyasî bir anlatı inşa ediliyor. Sonuçta İran, 1990’larda dünyanın en büyük havyar üreticilerinden biri hâline geliyor. Piyasa baskısı, devlet eliyle dinî sınırları yeniden çizdiriyor.
Yazı aynı zamanda tarım ve üretim krizine çözümün, nüfusu artırmaya indirgenen sığ yaklaşımların ötesine geçmesi gerektiğinin de altını çiziyor. Mesele yalnızca verimlilik ya da teknoloji değil; kırsalın sosyal ve demografik sürdürülebilirliği.
“Tarımın geleceği, yalnızca toprağın su tutma kapasitesine değil; kırsalın insan tutma kapasitesine de bağlı.”
Kaynak: https://aposto.com/s/luks-gidanin-siyaseti
•