Prof. Dr. Cem Terzi

Prof. Dr. Cem Terzi Kolorektal Cerrah Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

Bir devletin diğer ülkelerin liderlerini öldürme hakkı yoktur. Bu uluslararası hukukun çiğnenmesidir. Bu tür müdahaleler...
01/03/2026

Bir devletin diğer ülkelerin liderlerini öldürme hakkı yoktur.

Bu uluslararası hukukun çiğnenmesidir.

Bu tür müdahaleler, liderin
politikalarıyla aynı fikirde olmasak hatta onlardan nefret ediyor olsak bile kabul edilemez.

İster Saddam olsun,
ister Kaddafi, ister İran lideri dış müdahalenin meşru bir zemini yoktur.
ABD’nin bu operasyonları, hukuku fiilen ortadan kaldırmaktadır.

Uluslararası ilişkilerde güç kullanımı, süregelen çatışmalar ve
suikastlar, hukuksal araçları boşa düşürmektedir.

Bu müdahaleler ile siyasi suikastlar normalleşmektedir.

Hiçbir egemen devletin başka bir ülkenin liderini öldürme hakkı yoktur.

Bir liderle siyasi olarak aynı fikirde
olmamak ayrıdır; öldürülmesini meşrulaştırmak ise bütünüyle başka bir şeydir.

Bu tür müdahaleler çatışmaları
derinleştirir ve yaygınlaştırır.

Bu savaşta devletler ve rejimler arasında taraf seçmeye zorlanıyoruz. Oysa savaşta  taraf olunmaz; savaşın kendisi hedef...
01/03/2026

Bu savaşta devletler ve rejimler arasında taraf seçmeye zorlanıyoruz. Oysa savaşta taraf olunmaz; savaşın kendisi hedef alınır.

ABD/İsrail–İran savaşı, ne İsrail halkının güvenliğiyle ne de İran halkının özgürlüğüyle ilgilidir. Bu savaş, üç gerici ve korkunç devlet aygıtının -biri militarist bir imparatorluk, biri nükleer silahlı bir apartheid rejimi, diğeri teokratik bir baskı devleti–
kendi iktidar krizlerini şiddetle yönetme girişimidir.

Diktatörlüklerin dış müdehale ile yenilgisi otomatik olarak özgürlük getirmez; çoğu zaman daha otoriter, daha baskıcı rejimlerin yolunu açar.

Bombardımanlar, misillemeler, nükleer tehditler ve bölgesel yangın; kapitalist-emperyalist düzenin krizini şiddetle aşma çabasının ürünüdür.

1. Militarizmin her türüne karşı tavizsiz bir muhalefet
2. Barışı devletler arası pazarlık değil,aşağıdan kitle eylemi olarak savunmak
3. Ulusal birlik ve güvenlik söylemlerine teslim olmamak yapmamız gerekenler bunlardır. Savaşmayı, öldürmeyi ve milliyetçiliği red etmeliyiz.
Çünkü özgürlük, her zaman farklı düşünenin özgürlüğüdür ve şavaş özgürlüğün en büyük düşmanıdır.

Trump’ın bu savaşı başlatmasının nedeni ne “İran’ın nükleer tehdidi” ne de “bölgesel güvenliktir.” Bu savaş, Epstein dos...
01/03/2026

Trump’ın bu savaşı başlatmasının nedeni ne “İran’ın nükleer tehdidi” ne de “bölgesel güvenliktir.” Bu savaş, Epstein dosyalarıyla köşeye sıkışmış bir iktidarın, iç skandalı bastırmak için başvurduğu bir kaçış
manevrası ve Çin’e bir göz dağı verme girişimidir.

ABD karadan girerse, kendisini ve bütün bölgeyi içinden çıkamayacağı bir bataklığa sürükleyeceğini çok iyi biliyor. Amaç rejimi devirmekse hava saldırılarıyla ya da Hameney’i öldürerek bunun olmayacağı baştan belli.

Birkaç göstermelik taviz koparıldığında da sahne hazırdır:
kameralar karşısına geçilecek, “kazandık” denilecek ve Amerikan kamuoyuna
bir zafer masalı pazarlanacaktır.

Gerçekte kazanılan tek şey, biraz daha kan, biraz daha yıkım ve biraz daha yalan olacaktır.

İran İslam Cumhuriyeti, kendi
halkına yıllardır sistematik baskı, yoksulluk, kadın düşmanlığı ve siyasal şiddet dışında hiçbir şey sunamamış; toplumsal meşruiyetini çoktan tüketmiş bir
rejimdir. Ancak bu gerçek, ABD’nin ya da İsrail’in askeri saldırganlığını ne hukuken ne de ahlaken meşrulaştırır.

Bir diktatörlüğün zulmü, emperyalist bombardımanın gerekçesi olamaz. Evet, İran gibi rejimler esas olarak kendi
halkları için bir felakettir. Ama zıvanadan çıkmış, kibirli ve militarist bir ABD, bütün dünya için bir tehdittir.

Mesele İran rejimini savunmak değildir. Mesele, emperyalist savaşın kirli propagandasına teslim olmamaktır.

Halklara özgürlük getirmeyen, yalnızca silah şirketlerini ve iktidar krizi içindeki liderleri kurtaran bu savaşlara karşı açık, net ve sert bir tutum almaktır.
Çünkü bu savaşların kazananı hiçbir zaman halklar olmaz.

Militarizmin  savaş propagandası altında yaşıyoruz. Her ülkede savaş çığırtkanları onlarca yıldır düşünce ve duygularımı...
28/02/2026

Militarizmin savaş propagandası altında yaşıyoruz. Her ülkede savaş çığırtkanları onlarca yıldır düşünce ve duygularımızı kasıtlı biçimde çarpıttı hatta esir aldı. Savaş ile yalan her zaman el ele gider. Dün Irak’ta kitle imha silahları var diye yalan söylendi bugün İran nükleer silah yapıyor diye yalan söyleniyor.
Şiddet sarmalından
çıkabilmek için savaşların tüm yalanlarını hatırlamak ve konuşmak zorundayız.
Geçmişteki acımasız Avrupa emperyalizmi ve şimdi gaddar Amerikan emperyalizmi örnekleri, şiddetin, emperyalistlerin belirli
bir insan grubunu insanlık ailesinin dışına itmeleriyle mümkün kılındığını
göstermektedir. Dün Gazze’de Filistinliler bugün İran halkı…

Birleşmiş Milletler’in güç kullanımını yasaklayan ilkesi, barış için en önemli kılavuzdur. 1945 yılında, İkinci Dünya Savaşı’nın yol açtığı korkunç acıların ardından, bütün ülkeler güç kullanımını yasaklayan bir ilke için anlaştılar.

Bugün bu ilke karşısında duran en büyük tehlike ABD’dir. ABD savaşın yeniden olağan ve meşru bir siyaset aracı olarak sunuyor. Donald Trump, savunma bakanlığını adını “Savaş Bakanlığı” yaparak bürün dünyaya yeniden savaş dönemini başlattığını ilan etti.
Çin ile yaşanan rekabet, ekonomik alanda kaybedildiği düşünülen üstünlüğün askeri
güçle telafi edilebileceği fikrini beslemektedir. Bu yaklaşım, dünyayı üçüncü bir dünya savaşı ve nükleer yıkım ihtimaliyle karşı karşıya bırakmaktadır.

İkinci Dünya Savaşı sonrası bulunan çözüm, Birleşmiş Milletler sistemi ve uluslararası hukuktur. Bugün yapılması gereken, bu sistemi terk etmek değil;
aksine güçlendirmek, nükleer silahsızlanmayı yeniden küresel bir öncelik haline getirmek ve savaşın meşruiyetini üreten dili red etmektir.

ABD’nin 1945’ten bu yana farklı coğrafyalarda doğrudan ya dadolaylı biçimde yer aldığı askeri saldırılar: Yunanistan (19...
28/02/2026

ABD’nin 1945’ten bu yana farklı coğrafyalarda doğrudan ya da
dolaylı biçimde yer aldığı askeri saldırılar:

Yunanistan (1946)
Kore (1950)
İran (1953)
Guatemala (1954)
Kongo (1961)
Küba (1961)
Vietnam (1964)
Endonezya (1965)
Kamboçya (1969)
Laos (1970)
Şili (1973)
Nikaragua (1981)
Grenada (1983)
Libya (1986)
Panama (1989)
Kuveyt (1991)
Sudan (1998)
Sırbistan (1999)
Afganistan (2001)
Pakistan (2001)
Irak (2003)
Libya (2011)
Suriye (2014)
Ukrayna (2014)
İran (2025, 2026)

ABD’nin küresel siyasette askeri güce dayalı bir saldırgandır ve dünya barışı açısından en büyük tehlikedir.

Yukarıdaki saldırılar tek tek olaylar değil; Soğuk Savaş’tan günümüze uzanan kesintisiz bir güç projeksiyonudur.
Latin Amerika’dan Orta Doğu’ya, Afrika’dan Asya’ya küresel ölçekte bir askeri siyasal saldırı hattına sahiptir.
BM Güvenlik Konseyi veto gücü ve NATO komutası, bu saldırıları uluslararası yaptırımdan büyük ölçüde muaf kalmasını sağlıyor.

ABD, dünya barışı açısından yapısal bir tehditdir.
Savaş ABD imparatorluk düzeninde istisna değil bir normdur.

Bu söyleşi , Kasım 2025’te, on dört yıl aradan sonra Şam’a yapılan bir dönüşten hareketle şekillenmektedir. Bu dönüş, ki...
27/02/2026

Bu söyleşi , Kasım 2025’te, on dört yıl aradan sonra Şam’a yapılan bir dönüşten hareketle şekillenmektedir. Bu dönüş, kişisel bir geri dönüş anlatısı olarak değil; bilgi üretiminin koşullarını, sınırlarını ve meşruiyetini sorgulayan bir başlangıç noktası olarak ele alınmaktadır. Şam’a yeniden giriş, hangi deneyimlerin eksik kaldığına ve buna rağmen hangi tür bilgilerin hangi konumsallıklar üzerinden üretilebildiğine dair soruları gündeme getirmektedir.
Söyleşi, Lübnan–Suriye sınırından başlayarak Şam kentini kapsayan saha gözlemlerine ve farklı tanıklıklara dayanmaktadır. Bu çerçevede sunulan değerlendirmeler, Suriye’nin bütünü hakkında genelleştirici bir iddia taşımamakta; savaş sonrası dönemde Şam’da otoritenin hangi biçimler altında yeniden kurulduğuna ve savaş sırasında büyük ölçüde bombalanmamış olan kent merkezinde süreklilikler ile kopuşların nasıl bir arada var olduğuna odaklanmaktadır. Şam’da kalmış olanlar ile farklı dönemlerde gidip gelmiş Suriye diasporasının kenti bugün nasıl deneyimlediğine dair anlatılar karşılaştırmalı biçimde ele alınmaktadır.
Söyleşi, rejim düzeyindeki siyasal dönüşümlerden ziyade, toplumsal ve kurumsal düzeydeki taban temelli değişimlere odaklanmaktadır. Sivil toplum alanındaki dönüşümler, feminist aktörlerin konumlanışı, geçiş dönemi adaleti tartışmaları, çoğulcu toplum tahayyülleri ile insan hakları ve basın özgürlüğüne ilişkin talepler; devam eden şiddet pratikleriyle eşzamanlı olarak değerlendirilmektedir. Söyleşi, bu çelişkili eşzamanlılıklar üzerinden “savaş sonrası” ve “rejim sonrası” kavramlarının olasılıklarını ve sınırlarını tartışmayı amaçlamaktadır.

Aktör James Van Der Beek’in 48 yaşında ölmesine neden olan kolon kanseri, 50 yaş altı kişilerde artıyor. Uzmanlar geç te...
24/02/2026

Aktör James Van Der Beek’in 48 yaşında ölmesine neden olan kolon kanseri, 50 yaş altı kişilerde artıyor. Uzmanlar geç teşhise ve tarama yetersizliğine dikkat çekiyor.

Dünyada 50 yaş altı kişilerde kolorektal kanser (bağırsak kanseri) vakaları artıyor. En son ABD’li oyuncu James Van Der Beek’in 11 Şubat’ta 48 yaşında kolon kanserinden ölümü konuyu gündeme taşıdı. Daha önce 50 yaş altı bazı sanatçılar da yaşamını kolon kanserinden yitirmişti. Queen’s University Belfast’tan Prof. Helen Coleman da 1990’lardan bu yana 50 yaş altı kişilerde kolorektal kanser vakalarının üçte bir oranında arttığını açıkladı.

Konuyu Milliyet’e değerlendiren Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Cem Terzi, kalın bağırsak kanserinin artık yalnızca ileri yaş hastalığı olarak görülemeyeceğini belirterek şunları söyledi: “1995’te her 10 hastadan biri 55 yaşın altındayken, bugün tanı konulan hastaların yaklaşık beşte biri bu yaş grubunda. Bu alarm verici bir artış.” Türkiye’de kanser istatistiklerinin yeterince sağlıklı olmadığını belirten Terzi, bu nedenle çoğu verinin Batı kaynaklı çalışmalara dayandığını söyledi.

Haberin devamı ;
Instagram için story bağlantısı
Facebook için https://www.milliyet.com.tr/gundem/50-yas-alti-kolon-kanseri-alarmi-7542907

24/02/2026
Bu söyleşide , zorla yerinden edilme süreçlerini uluslararası insan hakları hukuku,sosyal adalet ve toplumsal hafıza eks...
24/02/2026

Bu söyleşide , zorla yerinden edilme süreçlerini uluslararası insan hakları hukuku,
sosyal adalet ve toplumsal hafıza ekseninde ele alacağız. Zorunlu göçün yalnızca
güvenlik veya kalkınma politikalarının bir sonucu değil; mülkiyet hakkı, barınma
hakkı, kültürel varlıkların korunması ve insan onuru ile doğrudan bağlantılı çok
boyutlu bir hak ihlali alanı olduğunu ortaya koymayı amaçlamaktayız.
Bu çerçevede bu söyleşide, zorla yerinden edilmenin yalnızca bir mekân kaybı değil;
aynı zamanda bir bellek, kimlik ve gelecek kaybı olduğunu tartışmaya açmayı
amaçlıyoruz.

Toplantı dernek binamızda yüz yüze gerçekleşecek.
Halkların Köprüsü Derneği Adresi: 1439 Sok. No: 9 Daire: 2 Alsancak/Konak, İZMİR
Web sayfamızda: https://halklarinkoprusuguzelcarsamba.com/ haritada yerimizi görebilirsiniz.

Gelemeyecekler için canlı yayın yapacağız.
https://www.youtube.com/

Murat Sarı kimdir?

1997 doğumlu. Amed’de yaşıyor. Konuya ilişkin süreçlerin
aynı zamanda bir tanığı ve öznesi. 2023 yılında Dicle Üniversitesi Hukuk
Fakültesinden mezun oldu. Amed Barosu’na bağlı olarak Amed’de serbest avukatlık
mesleğini icra etmekte. Hukuki bağlamıyla Göç ve Ekoloji konuları ile
ilgileniyor. Bu kapsamda göç alanına ilişkin çalışmalarını GÖÇ-Der bünyesinde
yürütüyor.
Çalışmalarının odağında, zorla yerinden edilme, göç, mülksüzleştirme ve bunların
bireyler ile toplumlar üzerindeki sosyal, hukuki ve psikolojik etkileri yer alıyor.
Özellikle zorunlu göç süreçlerinin sadece mekânsal bir hareketlilik değil; kimlik,
aidiyet, bellek ve toplumsal yapı üzerinde derin kırılmalar yaratan bir insan hakları
meselesi olduğunu vurgulayan bir perspektifle çalışıyor.
Aynı zamanda bu süreçlerin kentleşme, yoksullaşma, toplumsal dışlanma ve yeni
eşitsizlik biçimleriyle nasıl iç içe geçtiği üzerine de yoğunlaşıyor. Ekolojiye ilişkin
çalışmalarını ise ÖHD Amed Ekoloji Komisyonu ile birlikte yürütüyor.

“Anal Fistül Tedavisinde Dışkı Yönetimi Fleksi - Seal Kullanımı” hakkında bilgilendirme için hazırladığımız video YouTub...
23/02/2026

“Anal Fistül Tedavisinde Dışkı Yönetimi Fleksi - Seal Kullanımı” hakkında bilgilendirme için hazırladığımız video YouTube kanalımızda.

Video için;
instagram story bağlantısı ve YouTube kanalı
Facebook için https://www.youtube.com/watch?v=QfhCY-Rj_Fc
İzleyebilirsiniz.

“Anal Fistül Tedavisinde Dışkı Yönetimi Fleksi - Seal Kullanımı” hakkında bilgilendirme için hazırladığımız video YouTub...
23/02/2026

“Anal Fistül Tedavisinde Dışkı Yönetimi Fleksi - Seal Kullanımı” hakkında bilgilendirme için hazırladığımız video YouTube kanalımızda.

Video için : https://www.youtube.com/watch?v=QfhCY-Rj_Fc

Address

Atatürk Caddesi No:174/1 Ekim Apartmanı Kat:7 Daire:13 Alsancak-Konak/İZMİR
Izmir

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Prof. Dr. Cem Terzi posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Practice

Send a message to Prof. Dr. Cem Terzi:

Share

Share on Facebook Share on Twitter Share on LinkedIn
Share on Pinterest Share on Reddit Share via Email
Share on WhatsApp Share on Instagram Share on Telegram