Uzm. Psikologunuz

Uzm. Psikologunuz Uzman Gelişim Psikoloğu
Gelişim psikolojisi yaşamın her dönemini ele alır. Bilinçli bir şekilde davranışlarını değiştirme ve stres yönetimi.

27/02/2026

Bir ilişki çoğu zaman bir günde bitmez.
Asıl bitiş, aldatmadan, kavgadan ya da büyük bir olaydan önce gelir:
Duygusal kopuş.

Duygusal kopuş ne zaman başlar?

• Artık konuşacak şey bulamayınca
• Aynı evde olup birbirine uzak hissedince
• Sorunlar konuşulmayınca
• Küçük kırgınlıklar birikince
• Bir taraf sürekli yalnız hissetmeye başlayınca
• Temas, ilgi, merak azaldığında
• “Anlaşılmıyorum” duygusu kronikleştiğinde

Aldatma çoğu zaman sonuçtur,
sebep değil.
Sebep, çok daha önce başlar:

✔ Görülmemek
✔ Duyulmamış hissetmek
✔ Değersizleşmek
✔ Temasın kaybolması
✔ Bağın zayıflaması

Bir ilişkiyi iyileştiren şey sadakat değil;
duygusal bağın yeniden kurulmasıdır.

Çünkü ilişkiler fiziksel değil, duygusal dünya kopunca biter.

24/02/2026

Bazen bir ilişki başlamaz, yürüyemez veya sürdürülemez.
Ve akılda hep aynı soru döner durur:
“Zaman mı yanlış, yoksa insan mı?”

Gerçek şu:
Her yanlış zaman, yanlış insan demek değildir.
Ama her yanlış insan, her zaman yanlış hissettiren zamanlar yaratır.

Yanlış zaman:
• biri hazır değildir
• hayat koşulları ağırdır
• duygusal kapasite sınırlıdır
• iyileşme süreci tamamlanmamıştır
• dış faktörler ilişkiyi baskılar

Yanlış insan:
• duygusal ihtiyaçları görmez
• iletişim kurmaz
• bağlanma biçimi uyumsuzdur
• değerler çatışır
• ilişki sürekli yorar, tüketir

Fark nasıl anlaşılır?

✔ Doğru insan, yanlış zamanda bile sizi incitmez.
✔ Yanlış insan, en doğru zamanda bile sizi yarım bırakır.

Zamanlama uyumu etkiler…
Ama karakter, güven ve duygusal uyum bir ilişkiyi yürütür.

Sorunun cevabı çoğu zaman şudur:
Zaman değişir, koşullar değişir ama insan uyumsuzsa ilişki sabitlenmez.

Bunu fark etmek acıtır… ama iyileşme buradan başlar.

Fark etmek değişimin başlangıcıdır;ama tek başına yeterli değildir.Pek çok kişi “Evet, farkındayım ama davranışım değişm...
17/02/2026

Fark etmek değişimin başlangıcıdır;
ama tek başına yeterli değildir.
Pek çok kişi “Evet, farkındayım ama davranışım değişmiyor” cümlesinde takılı kalır.

Çünkü farkındalıktan sonraki adım büyük dönüşüm değil, küçük mikro adımlardır.

Mikro değişim nasıl başlar?
• Bütün sistemi bir anda değiştirmeye çalışma
Beyin büyük değişiklikten korkar; küçük değişimden etkilenir.

• Günde 1 küçük adım
Bir anda spor yapmaya başlaman gerekmiyor.
5 dakika yürümek bile sinir sistemine “harekete geçiyoruz” mesajıdır.

• Davranışı küçült, süreyi azalt
20 dakika meditasyon zor mu? 3 dakika dene.
Biriken küçük dakikalar büyük etki yaratır.

• Hedefi değil, yönü belirle
“Daha sakin bir insan olacağım” değil;
“Bugün 1 kere nefesimle duracağım.”

• Kendine hesap sormak yerine merak et
“Yine yapamadım” değil;
“Bugün neye ihtiyaç duydum?”

• Süreklilik, mükemmellikten daha güçlüdür
Her gün mükemmel olamazsın; ama küçük adımları tekrar etmek değişimi kalıcı yapar.

Farkındalık ışığı yakar.
Küçük adımlar yolu oluşturur.
Süreklilik dönüşümü tamamlar.

16/02/2026

“Bilmeyi durdurmak”

Bu çok radikal bir cümle ama gerçek:
Her şeyi bilmek zorunda değilsin.
Ama bildiğinle yaşamak zorundasın.

Eğer bir bilgi seni:

harekete geçirmiyorsa
değiştirmiyorsa
iyileştirmiyorsa
o bilgi artık sana hizmet etmiyordur.

Bu yüzden bazen yapılması gereken şey:
👉 Yeni şeyler öğrenmek değil
👉 Bildiklerini sadeleştirmek

Birçok insan dışarıya karşı anlayışlı, yumuşak ve kapsayıcıdır…ama sıra kendine geldiğinde acımasız bir iç ses devreye g...
10/02/2026

Birçok insan dışarıya karşı anlayışlı, yumuşak ve kapsayıcıdır…
ama sıra kendine geldiğinde acımasız bir iç ses devreye girer.

“Daha iyisini yapabilirdin.”
“Nasıl hata yaparsın?”
“Yetersizsin.”

Bu ses sandığın kadar doğal değil; çoğu zaman öğrenilmiş bir eleştirmendir.

İçsel eleştirmen nereden gelir?
• Çocuklukta duyulan eleştirel seslerden
Aile, öğretmen ya da çevrenin yüksek beklentileri, iç sese dönüşür.

• Hata yapmanın tehdit gibi öğretildiği ortamlardan
Kusur → ceza
Başarı → sevgi modeli.

• Mükemmeliyetçilikten
Hata kabul edilmezse, kişi kendine karşı sürekli baskı kurar.

• Kendini kanıtlama ihtiyacından
Değer duygusu başarıya bağlandığında iç ses hep tetikte olur.

Öz-şefkat ne sağlar?
• Hatanın insani olduğunu hatırlatır.
• İç eleştirmeni susturmaz ama dengesini sağlar.
• Zorlanırken kendine destek verme becerisini güçlendirir.
• Kırılganlığı “zayıflık” değil, “insanlık hâli” olarak görmeyi sağlar.

En önemli fark ise;
İçsel eleştirmen acıtır, öz-şefkat onarır.
Kendine şefkat göstermek, bahane üretmek değil; kendini sabote etmeyi bırakmanın ilk adımıdır.

Zihin çok hızlıdır.Bazen bir olayı doğru okur, bazen de tamamen kendi hikâyesini yazar.Ve çoğu insan, zihninin anlattığı...
07/02/2026

Zihin çok hızlıdır.
Bazen bir olayı doğru okur, bazen de tamamen kendi hikâyesini yazar.
Ve çoğu insan, zihninin anlattığını gerçek sanarak hareket eder.

Zihin hangi durumlarda hikâye üretir?

• Belirsizlik olduğunda
Boşluk → senaryo üretimi → kaygı.

• Geçmiş deneyimler tetiklendiğinde
Zihin, bugünü geçmişin filtresinden geçirir.

• Kişi kendinden şüphe duyuyorsa
Zihin eleştirel tarafı büyütür: “Kesin beni istemiyor”, “Kötü bir şey olacak.”

• Tehdit algısı yüksek olduğunda
Beden stres altındaysa zihin “en kötü ihtimalle hazır ol” moduna girer.

Peki gerçek ile hikâye nasıl ayırt edilir?
Gerçek:
Somut, gözlemlenebilir, herkes tarafından aynı yorumlanabilecek bilgi.

Hikâye:
Zihnin anlam yüklediği, varsayımlar, tahminler ve “ya öyleyse?” cümleleri.

Örneğin;
• Telefon geç çaldı → Gerçek
• “Kesin beni artık istemiyor” → Zihnin senaryosu

En önemli farkındalık:
Düşünce = hakikat değildir.
Sadece bir olası yorumdur.
Gerçekliğin ne olduğunu ancak sakin bir beden ve berrak bir zihinle anlayabiliriz.

Bunları yazarken kızgın değilim.. Daha çok üzgünüm. Ve hepiniz gibi yorulmuş durumdayım. Bebekler 6. Aydan itibaren iyi ...
04/02/2026

Bunları yazarken kızgın değilim.. Daha çok üzgünüm. Ve hepiniz gibi yorulmuş durumdayım.

Bebekler 6. Aydan itibaren iyi olanı ve kötü olanı ayırt edebiliyor.
Büyürken bize ne oluyor ?

İnsan olarak doğup, büyüdükçe yitiriyoruz..

Peki ne yapmalıyız? Herkes çözümlerini yazsın tartışalım 🤍

Duyguyu bastırmak ile duyguyu düzenlemek arasındaki fark,hayatı yaşamakla hayata dayanmak arasındaki fark gibidir.Duyguy...
03/02/2026

Duyguyu bastırmak ile duyguyu düzenlemek arasındaki fark,
hayatı yaşamakla hayata dayanmak arasındaki fark gibidir.

Duyguyu bastırmak ne yapar?
• Duyguyu yokmuş gibi davranır.
• Bedende gerginlik ve huzursuzluk birikir.
• Zihin “boşluk”, “anlamsızlık” hissi üretir.
• Duygu tamamen ölmez, yer değiştirir: baş ağrısı, öfke patlaması, ilişki sorunları…

Bastırma kısa süreli rahatlık sağlar, uzun vadede yorar.

Duygu düzenleme ise tamamen farklıdır:
• Duyguyu fark etmek
• Adını koymak
• Bedeni sakinleştirmek
• İhtiyacı anlamak
• Uygun tepkiyi seçmek

Duygu düzenleme:
“Duygudan kaçayım” değil, “duyguyla birlikte kalabileyim” becerisidir.

Peki bastırma ile düzenleme nasıl ayırt edilir?
Bastırma: “Yok bir şey.”
Düzenleme: “Şu an zorlanıyorum, bir nefes alayım.”

Bastırma: Konuyu kapatmak.
Düzenleme: Konuyu doğru zamanda konuşmak.

Bastırma: Gerginliğin bedende birikmesi.
Düzenleme: Bedenin ritmini sakinleştirmek.

Bastırmak duyguyu geciktirir;
düzenlemek duyguyu dönüştürür.

31/01/2026

Duygular ifade edilmediğinde zihinde depolanmaz;
bedene yerleşir.
Bu nedenle birçok insan “psikolojik” sandığı şeyi aslında beden sinyali olarak yaşar.

Bedenimizde biriken duygular nasıl ortaya çıkabilir?

• Kas gerginliği
Stres → boyun-sırt çenede sıkışma.
Öfke → göğüs ve karın bölgesinde baskı.

• Mide ve bağırsak belirtileri
Kaygı → mide yanması, bulantı
Üzüntü → iştah değişikliği, bağırsak hareketlerinde bozulma.

• Nefes daralması
Zihin değil, sinir sistemi alarmdadır.

• Yorgunluk, halsizlik
Duygusal yük, bedeni fiziksel yük gibi tüketir.

• Baş ağrıları ve migren
Sürekli bastırılan duygular gerilim yaratır.

Psikosomatik bağ ne demektir?
Zihin ve beden tek bir sistemdir.
Biri zorlandığında diğerine yük biner.
Duygu düzenlenmediğinde beden onu dil olarak devralır.

İyileşme nerede başlar?
• Duygunun fark edilmesi
• Bedensel farkındalığın artması
• Sinir sisteminin regülasyonu
• Duyguyu bastırmak yerine “taşıyabilmek”
• Gerekirse profesyonel destek

Beden konuşur.
Zihnin söylemeye cesaret edemediği her şeyi, beden sessiz ama net şekilde ifade eder.

27/01/2026

Bazı duygular vardır; hep aynı yerde, aynı şekilde, aynı sahnede karşımıza çıkar.
Bazen öfke…
Bazen kırgınlık…
Bazen terk edilme korkusu…
Ve kişi bir süre sonra “Ben neden hep aynı şeyi yaşıyorum?” diye düşünür.

Gerçekte döngüyü yaratan şey duygunun kendisi değil, duygunun tamamlanamamış hâlidir.
• Duygu işlenmemişse geri döner
Hissedilip bastırılan, ama ifade edilmeyen her duygu “yarım kalmış bir cümle” gibidir.
Beyin o cümleyi tamamlamak için duyguyu tekrar tekrar gündeme getirir.

• Aynı tetikleyiciler aynı yolu çalıştırır
Bir söz, bir bakış, bir gecikme…
Sinir sistemi geçmiş deneyime göre otomatik tepki verir.

• Beden hafızası devrededir
Zihin unutsa bile beden hatırlar.
Eski duygunun bedende bıraktığı iz, benzer durumlarda yeniden aktifleşir.

• Duygu düzenleme becerisi gelişmediyse döngü kendini tekrar eder
Duygu gelince refleks aynı olur → kaçma, bastırma, patlama…

Döngü kırılır mı?
Evet.
Duygu fark edildiğinde, anlam verildiğinde, ifade edildiğinde ve bedenle birlikte düzenlendiğinde döngü doğal olarak gevşer.
Döngüden çıkmak değişmek değil; aynı duyguyu artık farklı bir yerden karşılayabilmektir.

Utanç, insanın kendini “yanlış, eksik, kusurlu” hissettiği en zorlayıcı duygulardan biridir.Hata yaptığımızda hissettiği...
19/01/2026

Utanç, insanın kendini “yanlış, eksik, kusurlu” hissettiği en zorlayıcı duygulardan biridir.
Hata yaptığımızda hissettiğimiz mahcubiyet aslında hatanın kendisinden değil, değersiz görülme ve kabul kaybı ihtimalinden beslenir.
Utanç, insanın sosyal bir varlık olmasından kaynaklanır; kabul görmek kadar dışlanma ihtimali de duygusal sistemi harekete geçirir.

Utanç duygusunun temelinde:

• “Ben olduğum gibi kabul edilecek miyim?” sorusu,
• Değerlendirilme korkusu,
• Kusur göstermenin ilişkiyi zedeleyeceği inancı,
• Geçmişte aşırı eleştirilmeye dair izler
bulunabilir.

Mahcubiyet bazen bizi davranışlarımızı düzeltmeye yönelten sağlıklı bir rehberdir;
ama kronikleştiğinde, kişi kendi benliğini saklamaya çalışan bir içsel savunma hâline dönüşebilir.

Utanç “yanlışım” hissi değil, “görülürsem kötü bir yanım ortaya çıkar” korkusudur.
Bu nedenle en büyük panzehiri de güvenli ilişki, açıklık ve yumuşak bir iç sestir.

✔ Utanç, hatayı değil, kabul görmeme korkusunu yansıtır; bu nedenle insanı cezalandırmaktan çok, görünür olma isteğinin kırılganlığını anlatır.

Suçluluk duygusu çoğu zaman rahatsız edici hissettirir; ancak psikolojik açıdan suçluluk, insanın ilişkiyi, değeri ve ka...
12/01/2026

Suçluluk duygusu çoğu zaman rahatsız edici hissettirir; ancak psikolojik açıdan suçluluk, insanın ilişkiyi, değeri ve karşı tarafı ne kadar önemsediğinin güçlü bir göstergesidir.
Birini kırdığımızda içimizi kemiren şey yalnızca yaptığımız davranışın ağırlığı değil; ilişkiyi tamir etme, dengeyi geri getirme ve “ben aslında böyle biri değilim” hissinin yankısıdır.

Suçluluk üç temel bileşenden beslenir:

• Empati:
Karşı tarafın duygusunu sezdiğimizde vicdan devreye girer. Empati kırgınlığın görünür hâlidir.

• Ahlaki pusula:
“Doğru olan neydi?” sorusunun içsel cevabı, bizden daha iyisini bekleyen tarafımızı hatırlatır.

• Bağ onarımı ihtiyacı:
Suçluluk, ilişkide oluşan çatlağı onarmamız gerektiğini fısıldar.

Bazen suçluluk gerçek bir hatanın göstergesidir; bazen ise geçmişte aşırı eleştirildiğimiz için en küçük hatada bile kendimizi sert yargılamamızın sonucudur.
Bu nedenle suçluluğun kaynağını anlamak, duygunun “beni cezalandırmaya” mı yoksa “iyileştirmeye” mi çalıştığını ayrıştırmak açısından önemlidir.

✔ Suçluluk kötü bir duygu değildir; doğru okunduğunda ilişkileri onaran, insanı derinleştiren bir içsel pusuladır.

Address

Atıf Bey Mahallesi, şehit Feridun Pözüt Caddesi
Izmir

Opening Hours

Monday 09:00 - 20:00
Tuesday 09:00 - 20:00
Wednesday 09:00 - 20:00
Thursday 09:00 - 20:00
Friday 09:00 - 20:00
Saturday 09:00 - 20:00

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Uzm. Psikologunuz posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Practice

Send a message to Uzm. Psikologunuz:

Share

Share on Facebook Share on Twitter Share on LinkedIn
Share on Pinterest Share on Reddit Share via Email
Share on WhatsApp Share on Instagram Share on Telegram