Uzm. Psikologunuz

Uzm. Psikologunuz Uzman Gelişim Psikoloğu
Gelişim psikolojisi yaşamın her dönemini ele alır. Bilinçli bir şekilde davranışlarını değiştirme ve stres yönetimi.

Suçluluk duygusu çoğu zaman rahatsız edici hissettirir; ancak psikolojik açıdan suçluluk, insanın ilişkiyi, değeri ve ka...
12/01/2026

Suçluluk duygusu çoğu zaman rahatsız edici hissettirir; ancak psikolojik açıdan suçluluk, insanın ilişkiyi, değeri ve karşı tarafı ne kadar önemsediğinin güçlü bir göstergesidir.
Birini kırdığımızda içimizi kemiren şey yalnızca yaptığımız davranışın ağırlığı değil; ilişkiyi tamir etme, dengeyi geri getirme ve “ben aslında böyle biri değilim” hissinin yankısıdır.

Suçluluk üç temel bileşenden beslenir:

• Empati:
Karşı tarafın duygusunu sezdiğimizde vicdan devreye girer. Empati kırgınlığın görünür hâlidir.

• Ahlaki pusula:
“Doğru olan neydi?” sorusunun içsel cevabı, bizden daha iyisini bekleyen tarafımızı hatırlatır.

• Bağ onarımı ihtiyacı:
Suçluluk, ilişkide oluşan çatlağı onarmamız gerektiğini fısıldar.

Bazen suçluluk gerçek bir hatanın göstergesidir; bazen ise geçmişte aşırı eleştirildiğimiz için en küçük hatada bile kendimizi sert yargılamamızın sonucudur.
Bu nedenle suçluluğun kaynağını anlamak, duygunun “beni cezalandırmaya” mı yoksa “iyileştirmeye” mi çalıştığını ayrıştırmak açısından önemlidir.

✔ Suçluluk kötü bir duygu değildir; doğru okunduğunda ilişkileri onaran, insanı derinleştiren bir içsel pusuladır.

Kaygı, zihnin geleceği kontrol etme çabasıdır. Henüz yaşanmamış bir olayı defalarca düşünmek, aslında zihnin “geçmişte y...
09/01/2026

Kaygı, zihnin geleceği kontrol etme çabasıdır. Henüz yaşanmamış bir olayı defalarca düşünmek, aslında zihnin “geçmişte yaşanan bir acıyı tekrar yaşama ihtimaline karşı kendini koruma girişimidir.”
Bu yüzden kaygı mantıksız görünse de, biyolojik olarak iyi niyetlidir.

Henüz olmayan bir şey için kaygılanmanın neden bu kadar yorucu olduğuna dair temel mekanizmalar:

• Beyin belirsizliğe dayanamaz:
Belirsizlik, tehdit gibi algılanır. Bu nedenle zihin “en kötü ihtimali hesaplayarak” kontrol sağlamaya çalışır.

• Amigdala erken alarm verir:
Her küçük ihtimal bile “büyük tehlike” gibi hissedilebilir.

• Olasılık ile gerçeklik karışır:
Zihin, yaşanmamış bir senaryoyu fiziksel tehdit gibi işler.

• Kontrol edilemeyen alanlar büyür:
Zihin geleceği yönetemedikçe daha çok plan yapmaya çalışır ve kaygı artar.

• Bedensel yorgunluk:
Sürekli tetikte olmak sinir sistemini aşırı uyarır. Kalp çarpıntısı, kas gerginliği, nefes düzensizliği görülür.

Kaygı, tehlikenin kendisinden değil; tehlike ihtimalinin sonsuz şekilde işlenmesinden yorucu hâle gelir.
Ancak kaygının özünde her zaman şu mesaj vardır:
“Şu an güvende miyim?”

Bu soru doğru yerde duyulduğunda, kaygı bastırılmak yerine düzenlenebilir hâle gelir.

✔ Kaygı, geleceği öngörme çabasının bedensel yansımasıdır; yorucu olan kaygı değil, belirsizliği tek başına taşımaya çalışmaktır.

Kıyaslama, insan zihninin en eski hayatta kalma stratejilerinden biridir. Çünkü beyin, sosyal dünyada konumunu belirleme...
07/01/2026

Kıyaslama, insan zihninin en eski hayatta kalma stratejilerinden biridir. Çünkü beyin, sosyal dünyada konumunu belirlemek için doğal olarak “karşılaştırma modu”na geçer. Ancak modern dünyada bu kıyaslama, özellikle sosyal medya ile birlikte, benlik değerini zedeleyen ve kıskançlığı tetikleyen bir döngüye dönüşebilir.

Kendini kıyaslamanın kökeninde genellikle:

• Özdeğer hassasiyeti:
Kişi kendi değerini dış referanslarla ölçtüğünde kıyaslama kaçınılmaz olur.

• Yetersizlik şemaları:
“Herkes benden önde”, “Ben gerideyim” düşünceleri geçmişteki eleştirilerin izlerini taşır.

• Sosyal onay ihtiyacı:
Kendini sürekli başkalarının başarı, güzellik veya mutluluk kriterleri üzerinden değerlendirmek.

• Kayıp korkusu (kıskançlığın kökeni):
Kıskançlık çoğu zaman başkasında olanı istemek değildir; “bende olmayan beni değersiz yapacak” korkusudur.

• Aile içi kıyaslamalar:
Çocuklukta kardeşler veya akranlarla kıyaslanmak yetişkinlikte otomatik kıyas modunu besleyebilir.

Kıyaslama döngüsünden çıkış, başkalarının başarısını küçümsemekle değil, kendi yolunun temposunu ve yönünü yeniden keşfetmekle mümkün olur.
Gerçek kıyas, insanı geliştirmez; çoğu zaman kendisiyle bağlantısını koparır.

✔ Kıskançlık ve kıyaslama, dışarıdan değil; içerideki değersizlik yarasından yükselir. Bu yara anlaşıldığında kıyaslama gücünü kaybeder.

02/01/2026

Modern hayatın en yaygın duygularından biri “yetişemiyorum” hissidir. Bu his yalnızca günlük programın yoğunluğundan değil; zihnin yükü nasıl taşıdığı, bedenin stres hormonlarına nasıl yanıt verdiği ve kişinin kendinden beklentisinin yüksekliği ile ilgilidir.

Stres döngüsünü büyüten unsurlar:

• Aşırı hedef yükü:
Zihin, kapasitesini aşan talepleri görünce alarm sistemini devreye sokar.

• Kontrol ihtiyacının artması:
Kişi her detayı yönetmeye çalıştıkça zihinsel yük ağırlaşır.

• Durduramayan iç ses:
“Daha hızlı olmalısın”, “Yetiştirmelisin” diyen ses, stresi gerçek iş yükünden daha fazla hissettirir.

• Zihnin tehdit algısı:
Beden, iş listesini fiziksel tehlike gibi yorumladığında stres hormonu yükselir.

• Dinleme–yenilenme alanlarının azalması:
Ruhsal kesintiler, molalar ve sakin ritimler yok olduğunda beden tükenme sinyali verir.

Zaman yetmediğinde çoğu kişi kapasitesini artırmaya çalışır; oysa stresin çözümü çoğu zaman zaman yönetiminde değil, içsel yük yönetiminde saklıdır.
“Yetişemiyorum” hissi gerçek bir yorgunluk değil; zihnin alarm sisteminin fazla çalışmasıdır.

✔ Stres, işlerin çokluğundan değil; zihnin tüm sorumluluğu tek başına taşımaya çalışmasından büyür.

29/12/2025

Her duygu, ortaya çıktığı anda bize rahatsızlık vermiş gibi görünse de, duyguların tamamı bir ihtiyacın, bir sınırın, bir yaranın veya bir yönün işaretidir.
Duygu kelime kullanmaz; beden ve davranış üzerinden konuşur. Eğer duygular konuşabilseydi, çoğu zaman bize “seni zorlamak” için değil; seni korumak, yönlendirmek ve fark ettirmek için seslenirdi.

Duyguların muhtemel mesajları şöyle olurdu:

• Üzüntü:
“Kaybettiğin bir şey var. Dur ve yas tutmana izin ver.”

• Öfke:
“Bir sınırın ihlal edildi. Kendini korumaya ihtiyacın var.”

• Kaygı:
“Belirsizliğe hazırlıksız yakalandın.. Güvende olmak istiyorsun.”

• Kıskançlık:
“Bir değer alanın yara aldı. Kendi değerine yeniden bak.”

• Korku:
“Burada dikkat etmen gereken bir şey olabilir.”

• Suçluluk:
“Bir yerlerde uyumsuzluk hissettin. Dengeyi yeniden kurmak istiyorsun.”

• Neşe:
“Şu an tam olarak olduğun yerdesin, iç dengen yerinde.”

Duyguların ortak dili şudur:
“Beni bastırma, beni dinle ve ihtiyacın olanı gör.”

Duygular zorlayıcı olduğu için değil, görülmek istediği için yükselir.
Duyguyu bastırmak acıyı uzatır, anlamak ise regülasyonu mümkün kılar.

✔ Duygular, karmaşık değildir; yalnızca “kelimesiz”dir. Onları duymaya başladığımızda içsel düzen kendiliğinden değişmeye başlar.

Beynimiz, karşılaştığı durumları tehdit olarak mı, yoksa gelişim fırsatı olarak mı algılayacağına, bizim yaklaşımımıza g...
25/12/2025

Beynimiz, karşılaştığı durumları tehdit olarak mı, yoksa gelişim fırsatı olarak mı algılayacağına, bizim yaklaşımımıza göre karar verir.

20/12/2025

• Psikolojik dayanıklılık, zorlukları hiç yaşamamak ya da duygusal olarak etkilenmemek değildir. Asıl anlamı, düştüğünüz yerden yeniden kalkabilme kapasitenizdir.
• Kırılganlık, gözyaşı, kaygı ve belirsizlik bu sürecin düşmanı değil; insan olduğunuzun göstergeleridir.
• Zor zamanlarda güçlü kalmak, “güçlü görünmeye çalışmak” değildir. Sahici güç, duyguyu inkâr etmeden onunla birlikte yol alabilmektir.

• Dayanıklılık çoğu zaman küçük anlarda gelişir: vazgeçmek üzereyken bir adım daha atmak, yorgunken kendine şefkat göstermek, gergin bir anda nefesi yavaşlatmak, birine “yardıma ihtiyacım var” diyebilmek…
• Bu kapasite; iyi ilişkilerden, güvende hissetmekten, destek almaktan ve duygulara alan açılmasından güç alır. Kimse tek başına dayanıklı olmak zorunda değildir.

• Her zorluk, sinir sisteminin yeni bir denge kurması için fırsattır. Ve unutmayın: Dayanıklılık sessizdir. Gürültü çıkarmaz. Çoğu zaman en çok zorlandığınız yerden büyür.
• Bu yüzden güçlü olmak; dünyanın sizi hiç yıkamaması değil, her sarsılışta yeniden kendi merkezine dönme kapasitesidir.

• Mutluluk çoğu zaman dış dünyanın çizdiği bir şablona göre ölçülür: başarılı ol, güçlü ol, “doğru” seçimler yap, onayla...
13/12/2025

• Mutluluk çoğu zaman dış dünyanın çizdiği bir şablona göre ölçülür: başarılı ol, güçlü ol, “doğru” seçimler yap, onaylan…
• Ancak bu şablon kimi zaman kişinin iç sesini o kadar bastırır ki, artık ne istediğini değil; başkalarının ondan ne beklediğini takip etmeye başlar.

• Başkalarının beklentilerini karşılamak kısa vadede güvenli hissettirebilir. Fakat uzun vadede içsel bir boşluk yaratır. Çünkü bir noktada kişi kendi hayatını yaşamadığını fark eder.
• Mutluluk, dışarıdan verilen bir ödül değil; içeriden kurulan bir uyum hâlidir. Kişi kendi değerleriyle, ritmiyle, arzularıyla uyum içinde olduğunda yaşam anlam kazanır.
• Kendi yolculuğunuzu seçmek, her zaman radikal adımlar atmak anlamına gelmez. Bazen sadece “Buna gerçekten ihtiyacım var mı?”, “Bu benim isteğim mi, yoksa beklenti mi?” diye sormak bile dönüşüm başlatır.
• Başkalarının memnuniyetiyle beslenen mutluluk kırılgandır; bir eleştiride dağılır.
• Kendi içsel pusulanızla kurulan mutluluk ise daha köklü ve daha gerçekçidir.
• En sonunda mutluluğun ölçüsü tek bir soruya dayanır: Bu hayat bana ait mi?

• Öfke, yanlış ya da kötü bir duygu değildir. İnsan olmanın doğal bir parçasıdır. • Tıpkı sevinç, üzüntü veya şaşkınlık ...
06/12/2025

• Öfke, yanlış ya da kötü bir duygu değildir. İnsan olmanın doğal bir parçasıdır.
• Tıpkı sevinç, üzüntü veya şaşkınlık gibi öfke de bize bir şey anlatır: bir sınır ihlali, bir haksızlık, bir yorgunluk ya da bir ihtiyaç karşılanmadığında yükselen içsel bir alarmdır.
• Sorun öfkenin kendisi değil; öfkenin bedenimizde nasıl bir şekilde ortaya çıktığı ve onu nasıl yönettiğimizdir. Kontrol edilmeyen öfke dışarı taşabilir; baskılanan öfke ise içerde acı bir düğüm oluşturur.

• Öfke fark edildiğinde, dinlendiğinde ve düzenlendiğinde güçlü bir rehbere dönüşür. Kendimizi daha net ifade etmemizi, hayır diyebilmemizi ve sınırlarımızı koruyabilmemizi sağlar.

• Öfkenin arkasında çoğu zaman korunmaya ihtiyaç duyan daha yumuşak bir duygu vardır: kırgınlık, hayal kırıklığı, incinme ya da anlaşılmama hissi.
• Bu duygular görüldüğünde öfke yavaşlar, beden de rahatlar.
• Öfkeyi yok etmeye çalışmak yerine onun mesajını duymak, hem ilişkilerde hem iç dünyamızda daha sağlıklı bir denge kurmamıza yardımcı olur.

• Stres yalnızca zihinsel bir yük değildir; bedenin her hücresine dokunan fizyolojik bir tepkidir. • Gün boyunca biriken...
03/12/2025

• Stres yalnızca zihinsel bir yük değildir; bedenin her hücresine dokunan fizyolojik bir tepkidir.
• Gün boyunca biriken gerginlik, sinir sistemini sürekli tetikte tutar ve bu durum hem duygusal hem bedensel sistemleri yorar.
• Kalp ritminin hızlanması, nefesin yüzeyelleşmesi, kasların sertleşmesi, mide-bağırsak hassasiyetleri, baş ağrıları ve uyku sorunları stresin beden üzerindeki en yaygın işaretleridir.
• Zihin tarafında ise dikkat dağınıklığı, unutkanlık, odaklanma güçlüğü, sabırsızlık ve içsel huzursuzluk olarak kendini gösterir. Stres uzadığında kişi kendini sürekli “alarm hâlinde” hisseder.

• Sağlığı korumak, stresi tamamen yok etmek değildir; çünkü stres bazen gerekli bir enerjidir. Önemli olan sinir sisteminin “tehlike modu” ile “güven modu” arasında geçiş yapabilmesidir.

• Beden ve zihni korumanın yolu günlük küçük ritüellerden geçer: derin nefes almak, tempoyu kısa süreliğine bile yavaşlatmak, hareket etmek, ekran maruziyetini azaltmak, duyguları bastırmak yerine fark etmek…
• Bunların her biri sinir sistemine “güvendeyiz” mesajı vererek stres yükünü azaltır.
• Stres yönetimi bir anda değil, düzenli küçük adımlarla oluşan bir iyileşme sürecidir.

• Stres yalnızca duygusal bir yük değil; beynin çalışma şeklini doğrudan değiştiren biyolojik bir süreçtir. Özellikle ka...
29/11/2025

• Stres yalnızca duygusal bir yük değil; beynin çalışma şeklini doğrudan değiştiren biyolojik bir süreçtir. Özellikle karar verme, dikkat, hafıza ve odaklanma gibi işlevleri yöneten prefrontal korteks stres altında geri plana çekilir.
• Beyin, tehlike algısı hissettiğinde enerjisini düşünmeye değil, hayatta kalmaya yönlendirir.
• Bu yüzden strese girince en basit kararları bile vermekte zorlanır, kelimeleri bulmak güçleşir, unutkanlık artar ve zihinsel performans düşer.

• Stres hormonları yükseldikçe zihin ya hızlanır ya da tamamen donar. Bir kişi “çok fazla şey düşünüyorum” derken diğeri “hiçbir şey düşünemiyorum” diyebilir; ikisi de stresin iki farklı yüzüdür.
• Uzayan stres dönemlerinde beyin sürekli tetikte kalır. Bu durum hipokampusu (hafıza), amigdala’yı (duygu alarm sistemi) ve prefrontal korteksi (mantıklı düşünme) doğrudan etkiler. Yani kişi hem daha kaygılı hem daha dalgın hem de daha unutkan hisseder.

• Stres azaldığında, beyin tekrar düzenini bulmaya başlar. Odak artar, düşünceler belirginleşir, hafıza toparlanır. Bu yüzden stres yönetimi yalnızca ruh hâli için değil, beynin sağlıklı çalışması için de hayati önemdedir.

27/11/2025

• Stres her zaman yüksek sesle gelmez. Bazen sessizce bedenin içine, günlük davranışların arasına, küçük alışkanlıkların içine saklanır. • Bu yüzden çoğu kişi stresli olduğunu fark etmeden stresin sonuçlarını yaşamaya başlar.
• Aniden artan sabırsızlık, küçük şeylere çabuk sinirlenme, unutkanlık, dalgınlık, yemek düzeninin bozulması, iştahsızlık ya da aşırı yeme… Bunların birçoğu aslında stresin ilk sinyalleridir.
• Bazen de beden konuşur: boyun ve omuzlarda gerginlik, mide sıkışması, çarpıntı, nefes daralması, baş ağrısı… Kişi bu belirtileri “yorgunluk” zanneder ama bunlar bedenin “fazla yüklendim” mesajıdır.
• Duygusal belirtiler de sessizdir: ilgisizlik, motivasyon düşüşü, kendini geri çekme, keyif aldığı şeylere karşı isteksizlik… Stres, ruh hâlini ağırlaştırmadan önce görünmez ipuçları verir.

• Günlük hayatta bu küçük sinyalleri fark etmek, stresi erken yakalamayı sağlar. Stres erken fark edildiğinde daha hızlı çözümlenir; beden ve zihin toparlanma fırsatı bulur.
• Stresi bastırmak yerine fark etmek, kabul etmek ve düzenlemek en güçlü koruyucu adımdır.

Address

Atıf Bey Mahallesi, şehit Feridun Pözüt Caddesi
Izmir

Opening Hours

Monday 09:00 - 20:00
Tuesday 09:00 - 20:00
Wednesday 09:00 - 20:00
Thursday 09:00 - 20:00
Friday 09:00 - 20:00
Saturday 09:00 - 20:00

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Uzm. Psikologunuz posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Practice

Send a message to Uzm. Psikologunuz:

Share

Share on Facebook Share on Twitter Share on LinkedIn
Share on Pinterest Share on Reddit Share via Email
Share on WhatsApp Share on Instagram Share on Telegram