27/01/2026
“Hakkımda yanlış fikre kapılmasın, ben anlatayım doğrusunu. Yüzü asıldı, yanlış mı anladı….”
Bu size tanıdık geldi mi? Kendini açıklamak zorunda hissetme, aşırı detay verme, olayları uzatarak anlatma. Bazen farkında bile olmadan yapıyoruz.
Suçluluk duygusunu küçük yaşlarda öğreniyoruz.
“Dökeceksin dedim bak gördün mü senin yüzünden..”
Zamanla biz de alıp kullanıyoruz.
“Bana sorsaydınız plan yaparken ben de gelirdim, neyse..”
Diyelim ki geç kaldığım bir ortamda bir cümle söylendi. Tam anlamadan hemen diyorum ki:
“Bana mı dediniz? Yani ben geç kalmadım ama bu havada buluşalım dediğiniz için anca geldim.”
Hemen savunma ihtiyacı. Suçlama hissettim, tetiklendim. Ben de bir karşılık veriyorum. Bu havada çağırdınız suç sizde demek gibi. Bu suçluluk duygusuna dayanmıyorum ve yansıtıyorum. Bunun adı da karşı aktarım.
Bu duygudan kurtulmamız gerekmiyor aslında. Ama kurtulmak istiyoruz. Bu yüzden de bazı yollar geliştiriyoruz.
Dünyayı suçlamak, söylenmek de seçtiğimiz yollardan biri.
“Bu belediyeler varya hepsini şikayet edeceksin, bu siyasetçiler varya hepsi böyle, okul müdürleri varya zaten…”
Böylece tartışmadan kaçmış oluyoruz. Tartışma bazılarımıza kötü gözüküyor olabilir ama değil.
Nasıl? Bir tartışmada ben de benliğimle varım, bir fikrim var. Fikirlerimiz çatışıyor benliğimiz değiş. Karşı taraf da bir fikir sunuyor aslında bir yol bulmayı deniyoruz. Hemen çözülmese bile herkes ne istediğini ifade etmiş oluyor. Bu da biz çözüm.
Tartışmadan korkuyoruz biraz belki de.
“Aman ağzımızın tadı bozulmasın.”
Ben fikrimi kibarca ifade ettim diye neden ağzımızın tadı bozulsun ki?
Fikrimi söylemek insiyatif almak, sorumluluk alıyorum demek.
Harekete geçmek, suçluluk duygusunun yıkıcı etkisinden korur. Hem bizi hem sevdiklerimizle ilişkimizi.
Anne çocuğuna vakit ayıramadı, suçlu hissediyor. Babaya eve geç geliyorsun diyip suçluluk yüklüyor. Baba çocuğa senin için gece gündüz çalışıyorum diyor, çocuk benim yüzümden babam çok çalışıyor diye suçluluk hissediyor. Bir döngü halinde evin içinde gezen bir duygu. Bunu yıllarca yaşamak da ifade edip harekete geçmek de birer seçim. Neyi seçeceğiz?