Uzm. Klinik Psikolog Elif Başçelik Yavuz

Uzm. Klinik Psikolog Elif Başçelik Yavuz Contact information, map and directions, contact form, opening hours, services, ratings, photos, videos and announcements from Uzm. Klinik Psikolog Elif Başçelik Yavuz, Medical Service, Mansuroğlu Mahalesi 286/1 Sokak No: 10 Bayraklı, Izmir.

Her ilişkide bir taraf daha sabırlı, daha yapıcı, daha anlayışlı olabilir.Ama sürekli anlayış göstermek, duygularını ger...
21/04/2026

Her ilişkide bir taraf daha sabırlı, daha yapıcı, daha anlayışlı olabilir.
Ama sürekli anlayış göstermek, duygularını geri plana atmak anlamına geliyorsa—bu sessiz bir tükenmişliğe dönüşür.

Anlayışlı olmak güzeldir… Ama tek taraflı olursa:
• kendi ihtiyaçların görünmez olur,
• sınırların aşınır,
• içten içe kırgınlık birikir,
• ama dışarıdan hâlâ “iyi olma” rolü sürer.

Bu rol genelde çocuklukta öğrenilir:
“Sakin olayım ki sorun büyümesin.”
“Ben idare edersem herkes rahat eder.”

Yetişkinlikte ise kişi şu gerçeği fark eder: İdare etmek bağ kurmak değildir.

Anlayışlı olmanın sınırı; kendini yok saymaya başladığın noktadır.
✨ Her zaman anlayışlı olmak güçlü görünür… ama içte en çok tüketen roldür.

Bir tartışmada haklı çıkma isteği çoğu zaman güç mücadelesi değildir.Asıl mesele: “Ne düşündüğümü, ne hissettiğimi gör.”...
17/04/2026

Bir tartışmada haklı çıkma isteği çoğu zaman güç mücadelesi değildir.
Asıl mesele: “Ne düşündüğümü, ne hissettiğimi gör.” arzusudur.
Ama bazen haklı çıkma arzusu, anlaşılma ihtiyacının önüne geçer. Çünkü kişi kendini savunmaya o kadar alışmıştır ki duygusunu göstermek ona savunmasız gelir.

Kimi ilişkilerde haklı çıkmak:
• değersizlik hissini bastırır,
• görülme ihtiyacını gizler,
• duygusal yakınlıktan korunma sağlar.

Belki de gerçekten istediğin şey tartışmayı kazanmak değil;
duyulmak, onaylanmak, anlaşılmaktır.
Haklı çıkmanın verdiği güç kısa sürer; anlaşılmak ise ilişkide gerçek bağ kurar.

✨ Bazen tartışmanın galibi olmak, bir duygunun kaybıdır.

Ayrılık korkusu çoğu zaman “onu çok seviyorum” diye açıklanır.Ama bazı durumlarda kişinin korktuğu şey kayıp değil, kend...
14/04/2026

Ayrılık korkusu çoğu zaman “onu çok seviyorum” diye açıklanır.
Ama bazı durumlarda kişinin korktuğu şey kayıp değil, kendi iç sessizliğidir.

Çünkü ilişkide olmak demek:
• yalnızlıkla yüzleşmemek,
• kendi iç sesini duymamak,
• boşluk hissini bastırmak,
• duyguların gölgesinde kalmamak anlamına gelebilir.

Onu kaybetmekten korkan insanlar genelde içten içe şunu fısıldar:
“Çünkü kendimle kalmaya hazır değilim.”

Yani korktuğun şey terk edilmek değil; kendi duygularının ağırlığıdır. Kendinle kalmak her şeyi duymak demektir.
Ama gerçek güç, yalnız kalmamakta değil; yalnız kalabilme kapasitesini geliştirmektedir.

✨ Kaybettiğinden çok, yalnız kaldığında duyacakların korkutuyor olabilir.

Bir ilişkide hiç kavga yoksa, çoğu kişi bunu “çok uyumluyuz” diye yorumlar. Ama bazı çiftlerde kavgasızlık; uyumun değil...
10/04/2026

Bir ilişkide hiç kavga yoksa, çoğu kişi bunu “çok uyumluyuz” diye yorumlar. Ama bazı çiftlerde kavgasızlık; uyumun değil, kaçınmanın sonucudur. Çünkü kavga etmek illa bağırmak, kırmak, kırılmak değildir.
Kavga = çatışmayı ifade edebilme kapasitesidir.

Hiç tartışmayan çiftlerde genellikle:
• sorunlar halının altına itilir,
• duygular bastırılır,
• taraflardan biri veya ikisi gerçekte ne hissettiğini söyleyemez,
• “bozulmasın” diye üstüne örtülen konular birikir.

Bu görünürdeki huzur, sessiz bir mesafeye dönüşmeye başlar.
Yakınlık azalır.
İlişki büyümez.
Duygusal alan daralır.

Sağlıklı ilişki, iki tarafın da kendi duygusunu ifade edebildiği ilişkidir. Çatışma olmaması değil; çatışmanın güvenli şekilde konuşulabilmesidir.

✨ Sessizlik bazen huzur değil, konuşulamayan duyguların mezarlığıdır.

Bazen bir insana değil, o insanın yanında “kim olduğumuza” bağımlı oluruz.Onun yanında sakinleşiyor gibi hissedersin…Güv...
07/04/2026

Bazen bir insana değil, o insanın yanında “kim olduğumuza” bağımlı oluruz.
Onun yanında sakinleşiyor gibi hissedersin…
Güvende olduğunu sanırsın…
Ama aslında bağımlı olduğun şey, o ilişkideki kimliğindir.
Onun yanındayken daha değerli, daha sevilebilir, daha “tam” hissedersin.
Ve bu his olmadan kim olduğunu bilemez hâle gelirsin.

Bu yüzden ayrılıktan korktuğun şey o kişi değildir; o kişinin yanında hissettiğin “kendin”dir. Onun sevgisi bir ayna gibi çalışır: kendini o aynada daha iyi görürsün.
Ama gerçek iyileşme, o aynaya ihtiyaç duymadan da kendini görebildiğinde başlar.
Bağımlılık sevgi değildir; sevginin içine karışmış yaralı bir ihtiyaçtır.

✨ Birini kaybetmekten değil, kendini hissetmekten korkuyor olabilirsin.

🔴Ev içinde çoğu zaman görünmez bir iş yükü vardır: yemek yapmak, alışverişi planlamak, düzeni sürdürmek, temizlik, çocuk...
23/03/2026

🔴Ev içinde çoğu zaman görünmez bir iş yükü vardır: yemek yapmak, alışverişi planlamak, düzeni sürdürmek, temizlik, çocuk bakımı… Bütün bu sorumluluklar tek kişinin üzerinde biriktiğinde, fark edilmeyen bir tükenmişlik oluşur. Çünkü işler sadece fiziksel değil, zihinsel bir yük de taşır; neyin ne zaman yapılacağını hatırlamak, organize etmek ve sürekli bir düzeni korumaya çalışmak zamanla kişinin enerjisini tüketir. Bu yük görünmez olduğunda kişi kendisini yalnız, desteklenmemiş ve değersizleştirilmiş hissedebilir.

🔴Ev içi tükenmişlik yalnızca işlerin çokluğuyla değil, emeğin karşılık bulmamasıyla derinleşir. Kişi ne yaparsa yapsın yetişemiyormuş gibi hisseder; küçük şeylere daha çabuk sinirlenir, içsel bir öfke ya da kırgınlık taşımaya başlar ve kendi ihtiyaçlarını dile getirmekte zorlanabilir. Rol eşitsizliği devam ettiğinde ilişkide duygusal uzaklaşma kaçınılmaz hâle gelir. Oysa ev içi yükün paylaşılması ve emeğin görünür hâle gelmesi, tükenmişliğin en önemli iyileştirici adımıdır.

🔴Birçok çift için ilişkide yaşanan sorunlar, sadece aralarındaki dinamiklerle sınırlı değildir; her bir bireyin kendi iç...
16/03/2026

🔴Birçok çift için ilişkide yaşanan sorunlar, sadece aralarındaki dinamiklerle sınırlı değildir; her bir bireyin kendi iç dünyası, geçmiş deneyimleri ve öğrenilmiş ilişki modelleri de bu sürecin önemli bir parçasını oluşturur. Çift terapisi ilerlerken, kişinin çocukluk döneminde geliştirdiği duygusal savunmalar, bağlanma biçimleri, tetiklenen hassas noktalar ve geçmiş travmalar kaçınılmaz olarak görünür hâle gelir. Bu yüzden bireysel seanslar, kişinin kendi hikâyesini anlaması, duygusal tepkilerinin kökenini fark etmesi ve ilişkide yeniden eden döngüleri daha sağlıklı bir yerden düzenleyebilmesi için önemli bir alan sağlar. Öfke, kırgınlık, güvensizlik, değersizlik gibi duygular bireysel çalışmayla çok daha güvenli bir şekilde açılabilir.

🔴Çoğu ilişkide sorun yaratan şey partner değil; partnerin tetiklediği eski duyguların bugüne taşınmış hâlidir. Eğer birey kendi içsel yaralarını, ihtiyaçlarını ve kırılgan yanlarını tanımazsa, çift terapisinde konuşulan konular yüzeyde kalabilir ve değişim sınırlı olur. Oysa bireysel terapi, kişinin kendi duygusal kapasitesini genişletmesini, ilişkide daha esnek ve güvenli bir duruş geliştirmesini sağlar. Bu da çift terapisini hem hızlandırır hem de derinleştirir. Sağlam bir ilişkisel yapı kurmanın yolu, önce bireyin kendi iç dünyasında sağlam bir zemin inşa etmesinden geçer.

🔴Bir ilişkide değişim isteyen kişi çoğu zaman kendini “bozan” taraf gibi görür. “Sadece ben mi sorun görüyorum?”, “Bu is...
13/03/2026

🔴Bir ilişkide değişim isteyen kişi çoğu zaman kendini “bozan” taraf gibi görür. “Sadece ben mi sorun görüyorum?”, “Bu isteğim bencillik mi?”, “Karşı tarafı kırıyor muyum?” gibi düşünceler suçluluk yaratır. Bunun nedeni, değişimin ilişkideki alışılmış dengeyi sarsması ve diğer tarafın bu sarsıntıya tepki verebilmesidir. Ayrıca çocuklukta kendi ihtiyaçları görmezden gelinen kişiler yetişkinlikte talep ederken zorlanabilir; taleplerin ilişkiye zarar vereceğine dair eski inançlar tetiklenebilir.

🔴Oysa değişim istemek bir hata değil, ilişkide sorumluluk almaktır. Bir sorunu fark etmek ve bunu dile getirmek cesaret gerektirir. Bu süreçte hissedilen suçluluk çoğu zaman “kendi ihtiyaçlarıyla yeni yeni tanışmanın” doğal bir sonucudur. Değişim isteği ilişkiyi bozmak için değil, daha sağlıklı hâle getirmek için doğar.

🔴“Çocuğum için boşanmıyorum” cümlesi yüzeyde fedakârlık gibi görünse de, çoğu zaman çok daha karmaşık bir duygusal dinam...
09/03/2026

🔴“Çocuğum için boşanmıyorum” cümlesi yüzeyde fedakârlık gibi görünse de, çoğu zaman çok daha karmaşık bir duygusal dinamiği işaret eder. Bu ifade, yetişkinin kendi korkularını, belirsizliklerini ve kararsızlığını çocuğun üzerine yansıtmasına dönüşebilir. Böyle bir durumda çocuk, ebeveynlerin ilişkisindeki gerilimin taşıyıcısı olur; taraflar arasındaki mutsuzluğun sorumluluğunu üstlenir. Zamanla “Ayrılırlarsa benim yüzümden, ayrılmazlarsa yine benim yüzümden” gibi iki ucu keskin bir suçluluk döngüsü gelişebilir. Çocuk için kaldıramayacağı kadar ağır olan bu yük, aslında ebeveynin kendi duygusal sorumluluğunu üstlenmekte zorlandığı noktada ortaya çıkar.

🔴Oysa hiçbir çocuk anne‑babasının ilişkisinin garantörü değildir. Çocuğu gerçekten koruyan şey, mutsuz bir ilişkiyi sürdürmek değil, ebeveyn çatışmasının duygusal ağırlığından uzak bir ortam sağlamaktır. Çocuk, taraflar arasındaki gerilimi çözmek, dengelemek veya taşımak zorunda hissedildiğinde erken yetişkinleşir; bu durum, öz değer, güven ve ilişki kurma biçimleri üzerinde uzun vadeli etkiler bırakabilir. Gerçek ebeveynlik, kararı çocuğa yüklemeden, kendi ihtiyaçlarını ve ilişki gerçeğini yetişkin bir sorumlulukla değerlendirebilmektir.

🔴Çift terapisinin ilk seansı, iki insanın uzun zamandır içinde taşıdığı duyguların aynı odada ilk kez görünür hâle geldi...
06/03/2026

🔴Çift terapisinin ilk seansı, iki insanın uzun zamandır içinde taşıdığı duyguların aynı odada ilk kez görünür hâle geldiği bir karşılaşmadır. Bu nedenle zor olabilir; çünkü herkes o odaya kendi acısını, öfkesini, beklentilerini ve çoğu zaman ifade edemediği kırgınlıklarını getirir. Daha önce söylenemeyen cümleler duyulmaya başlar, yıllardır tekrarlanan suçlama–savunma döngüsü fark edilir ve ilişkinin geleceğine dair belirsizlik güçlü bir kaygı yaratabilir. Beden, bu yoğun duygular karşısında gerginlik üretir; zihin ise kendini korumaya çalışır. İlk seansın ağırlığı çoğu zaman ilişkideki görünmeyen yüklerin ilk kez dillendirilmesinden kaynaklanır.

🔴Yine de tam bu noktada iyileşme başlar. Terapinin ilk seansı, buzdağının yalnızca görünen kısmıdır; ilişkiyi zorlayan dinamiklerin ilk kez anlaşılır olduğu bir başlangıçtır. O odada herkes duyulmak ve anlaşılmak ister, ancak bunu nasıl yapacağını bilemeyebilir. Terapinin amacı da tam olarak burada devreye girer: duyguları düzenleyebilmek, birbirini gerçekten duyabilmek ve artık işe yaramayan korunma biçimlerinin yerine daha sağlıklı bir ilişki dili kurabilmek. İlk seans zorlayıcıdır, ama çoğu çift için dönüşümün kapısını aralayan en önemli adımdır.

🔴Aldatılma, ilişkide güvenin en derinden sarsıldığı deneyimlerden biridir. İlişkiye devam etmek mümkündür; ancak kişi ke...
02/03/2026

🔴Aldatılma, ilişkide güvenin en derinden sarsıldığı deneyimlerden biridir. İlişkiye devam etmek mümkündür; ancak kişi kendi duygusunu bastırarak devam ediyorsa, bu durum içsel bir yıpranmaya dönüşebilir. Çünkü aldatılmanın ardından çoğu kişi kendini suçlamaya başlar, özsaygısı zedelenir ve güven duygusu tam olarak yerine oturmaz. Partnerin davranışlarını sürekli takip etme ihtiyacı, bastırılan öfke ve artan kaybetme korkusu zamanla bedensel ve duygusal stres yaratabilir. Bu süreçte kişi, kırılgan görünmemek için ihtiyaçlarını söylemekten bile çekinebilir.

🔴İlişkiye devam etmek tek başına “yanlış” değildir; ancak duygusal acıyı görmezden gelmek, uzun vadede kişiyi tüketir. İyileşme, aldatmayı unutmakla değil; yaşanan duyguyu işleyebilmekle, güvenin ilişkide nasıl yeniden kurulacağına karar verebilmekle ve kişisel sınırları yeniden tanımlamakla mümkündür. Duygulara alan açılmadığında ilişki devam eder, fakat kişi içten içe tükenir; bu nedenle iyileşme, inkârda değil, yüzleşmede başlar.

Sürekli meşgul olma hâli dışarıdan bakıldığında üretkenlik, güçlü duruş veya “hayata yetişme çabası” gibi görünebilir. A...
14/02/2026

Sürekli meşgul olma hâli dışarıdan bakıldığında üretkenlik, güçlü duruş veya “hayata yetişme çabası” gibi görünebilir. Ancak çoğu zaman bu hızlı tempo, kişinin kendi duygu dünyasına yaklaşmaktan kaçındığı bir savunma biçimidir. İçsel boşluk, yalnızlık, kırılganlık, değersizlik hissi veya zorlayıcı duygularla yüzleşemediğinde insan kendini bitmeyen bir meşguliyetin içine atabilir. Böyle durumlarda zihnin arka planında sessiz bir cümle dolaşır: “Durursam düşerim.” Bu da kişiyi planlarla, görevlerle, işlerle doldurulmuş bir hayata sürükler.

Bu kaçınma stratejisi uzun vadede kişinin gerçek ihtiyaçlarıyla temasını zayıflatır. Meşguliyet, duygulara yaklaşmayı engelleyen bir sis perdesi hâline gelir. Kişi neden yaptığını unutur; sadece yapıyor olur. Gün içinde art arda yapılan işler bir başarıdan çok, duygudan kaçma döngüsünü besler. Bu noktada meşguliyetin kendisinden çok, ardındaki niyet önemlidir. Kişinin kendine sorması gereken kritik soru şudur:
“Gerçekten yapmam gerektiği için mi yapıyorum, yoksa hissetmemek için mi?”

Durmak, yavaşlamak veya kısa bir mola vermek bazen en cesur adım olabilir. Çünkü zihin ancak sakinleştiğinde kendi gerçeğini duyabilir; kalp ancak dış gürültü azaldığında neye ihtiyaç duyduğunu söyleyebilir. Meşguliyetin hızını yavaşlatmak, duygularla yüzleşmenin kapısını aralar. Kişi o anda kırılganlığını fark eder, dinlenmeye ihtiyaç duyduğunu kabul eder ve böylece kendi içsel ritmine yeniden bağlanır.

Address

Mansuroğlu Mahalesi 286/1 Sokak No: 10 Bayraklı
Izmir
35535

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Uzm. Klinik Psikolog Elif Başçelik Yavuz posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Share