Dr. Celalettin ORDUOĞLU

Dr. Celalettin ORDUOĞLU Metafiziksel Tıp, Metaterapi, Quantum-terapi, Fitoterapi,NLS cihazı ile hastalık teşhisi ve tedavisi.

Sakın gözünü açar açmaz o telefona dokunma! Eğer sabahın ilk anlarını ekrana bakarak harcıyorsan, kendi zihnini "hackliy...
28/01/2026

Sakın gözünü açar açmaz o telefona dokunma! Eğer sabahın ilk anlarını ekrana bakarak harcıyorsan, kendi zihnini "hackliyorsun" demektir.Neden mi?Çünkü uyandığında beynin bir "Sünger" gibidir. Bilim buna Theta Evresi der. Bu evrede zihnin eleştirel filtresi (Bekçi) henüz uyanmamıştır ve arka kapı sonuna kadar açıktır.Tam bu anda o telefonu eline alıp;Felaket haberlerini, Başkalarının "mükemmel" hayatlarını, Seni ilgilendirmeyen bildirimleri gördüğün an, bilinçaltına bir "Virüs" bulaştırırsın.Gün boyu hissettiğin o sebepsiz yorgunluk, anksiyete ve odaklanamama sorunu işte bu "Sabah Hacklenmesi" yüzündendir.
Bunu durdurmak için yarın sabah şu deneyi yap:
2 Dakikalık Koruma Protokolü:
1 Uyan ve telefona elini sürme.
2 Pencereyi aç, bir bardak su iç.
3 Sesli olarak şunu söyle:"Bugün zihnimin kapısı sadece benim seçtiklerime açıktır."Farkı daha ilk günden hissedeceksin.(Alıntı). Ayrıca uyanır uyanmaz telefona bakmak beynin odak mekanizmasını bozuyor ve gün boyu odaklanmada zorluk yaşamanızı sebep oluyor. Sağlıkla kalın

Eskiden ebeveynler "televizyona yaklaşma" derdi..Bugün herkes "ekranlar gözleri bozuyor" diyor. Ama büyük çaplı araştırm...
27/01/2026

Eskiden ebeveynler "televizyona yaklaşma" derdi..Bugün herkes "ekranlar gözleri bozuyor" diyor. Ama büyük çaplı araştırmalar şunu gösteriyor: asıl sorun ekranlar değil.Miyopinin bu kadar artmasının nedeni bambaşka ve çoğu kişiyi şaşırtıyor.Ana faktör: yetersiz gün ışığı.Günde 2 saatten az dışarı çıkan çocuklarda miyopi riski 2-3 kat daha fazla.Ekran mı okuma mı - fark etmiyor.Önemli olan gözün ne kadar doğal güneş ışığı aldığı.Mekanizma çok net.
Gün ışığı, retinada dopamin salgılanmasını uyarır. Bu dopamin, göz küresinin doğru büyümesini kontrol eder.Işık az + dopamin az →göz yanlış uzar → miyopi oluşur.Yapay ışık, ne kadar parlak olursa olsun gerekli tam spektrumu vermez.Tayvan'daki bir araştırma:Okullara günde 80 dakika zorunlu açık hava eklendi.Bir yıl sonra bu okullarda miyopi oranı %50 daha düşük çıktı. Ekran yasağı yok. Göz egzersizi yok. Sadece güneş ışığı.Peki yetişkinler için?Göz şekli oluşmuş olsa bile dışarıda zaman geçirmek ilerlemeyi yavaşlatır.Ekranlar ise ne yapar?Kuruluk, yorgunluk, batma...Ama yapısal miyopi yapmaz.Bu fark önemli.Yorgunluk geçer.Miyopi kalır.(Alıntı)Bu arada güneşe çıkınca güneş gözlüğünü de takmayın güneş gözlüğü retinada dopamin salgılanmasını engeller. Akşama kadar güneş gözlüğü ile güneşte dursanız ne D vit. nede dopamin sahibi olamazsınız. Sağlığınız için güneş gözlüğü takarken 2 kez düşünün.Sağlıkla kalın.

Filler Neden Kanser Olmaz? COVID ve Kanser Arasındaki Gizli Bağ! Dünyaca ünlü bilim insanı Dr. Patrick Soon-Shiong, ezbe...
21/01/2026

Filler Neden Kanser Olmaz? COVID ve Kanser Arasındaki Gizli Bağ! Dünyaca ünlü bilim insanı Dr. Patrick Soon-Shiong, ezber bozan bir gerçeği açıklıyor: "Fillerin kansere karşı devasa bir koruması var, peki ya biz?
P53 Geni Nedir? Vücudumuzun "gardiyanı" gibidir. Hücrelerin bozulmasını önler ve kansere karşı bizi korur. Fillerde bu koruyucudan tam 8 tane varken, bizde çok daha azdır.COVID'in Gizli Tehlikesi: Dr. Soon-Shiong ve ekibinin yeni araştırmasına göre, COVID-19 bu koruyucu "P53" genini baskılayabiliyor. Yani savunma sistemimizi zayıflatıyor.HPV(Human papilloma virüsü)ve Uyku Hali: Tıpkı HPV virüsü gibi, bazı etkiler vücutta 10 yıl boyunca "uykuda" (sessizce) bekleyip sonra ciddi sorunlara yol açabiliyor. Şu an Amerika'da HPV kaynaklı baş ve boyun kanserlerinde ciddi bir artış görülüyor" diyor Dr Shiong. Benim gözlemlediğim Covid 19, p 53 genini baskılayarak bir nevi truva atı etkisi yapmış. Ama insan vücududa her türlü hastalıkla baş edebilecek donanıma sahip yeterki vücudumuza gerekli vitamini, minerali, aminoasitleri tedarik edelim. Sağlıkla kalın.

Bugün ahlaschef'te bir yazı okudum ve bunu sizinle paylaşmak istedim. Olay şöyle;Bir kafede, yaklaşık dört yaşlarında bi...
16/01/2026

Bugün ahlaschef'te bir yazı okudum ve bunu sizinle paylaşmak istedim. Olay şöyle;Bir kafede, yaklaşık dört yaşlarında bir çocuk bağırıyor, kendini yere atıyor, peçeteleri fırlatıyordu.Türk bir anne onun üzerine eğilmiş, bir dua gibi tekrar ediyordu:"Lütfen..sakin ol..sen iyi bir çocuksun."Yan masada ise Çinli bir kadın, aynı yaştaki çocuğuyla oturuyordu.Çocuk sessizce pilavını yiyordu.Ne kapris vardı, ne çığlık.Sadece sessizlik.İçeride sanki bambaşka bir gerçeklik vardı.Türk çocuk kendini yere atıp sahnenin finalini yaptığında, Çinli kadın Türk anneye doğru eğildi ve sordu: "Çocuklarınızdan neden bu kadar korkuyorsunuz?"Bu soru karşısında cevap vermek zordu. Çünkü birçok yetişkin gerçekten korkuyor. Sevilmemekten korkuyor. (Alıntı)
Düşündümde gerçekten çok doğru bir tespit. Toplum olarak aslında adet, örf ve geleneklerden uzaklaşıp batıyı örnek alarak çocuk yetiştirmeye başladık. Anne babayı huzurevine, kedi köpeği eve aldık. Sen anne babana değer vermez gönderirsen çocuğunda sana değer vermez ve bilinçaltında benide çocuğum huzurevine bırakır mı korkusu yerleşir ve sonra kafelerde lütfen diye çocuğuna yalvarırsın. Batının çocuk yetiştirme tarzını örnek alınca ne olacağını bekliyorduk ki kılavuzu karga olanın burnu hesabı.. olduk. Sağlıkla kalın.

Çoğu insan dopamini "haz" molekülü sanır; oysa bu büyük bir yanılgıdır. Nörobilimci Robert Sapolsky'nin maymunlar üzerin...
15/01/2026

Çoğu insan dopamini "haz" molekülü sanır; oysa bu büyük bir yanılgıdır. Nörobilimci Robert Sapolsky'nin maymunlar üzerinde yaptığı ünlü deney, motivasyonun gerçek kimyasını ortaya koymuştur.Deneyde maymuna bir ışık sinyali verilir, maymun bir kola basar ve ödül olarak meyve suyu alır.Beklenti şudur: Maymunun dopamin seviyesi meyve suyunu içince artmalı, değil mi? Ama sonuç şaşırtıcıdır. Dopamin, ödül verildiğinde değil, ışık sinyali yandığında (ödül ihtimali belirdiğinde) zirveye çıkar ve ödül alındığında düşer. Hatta ödülün gelip gelmeyeceği %50 belirsiz hale getirildiğinde, dopamin seviyesi iki katına fırlar.Bu, beynin "elde etme"ye değil, "kovalama"ya programlı olduğunun kanıtıdır. Yeni bir telefon aldığınızda hevesinizin birkaç günde geçmesinin veya sosyal medyada (ne çıkacağı belirsiz olduğu için) saatlerce kaydırmanızın sebebi budur. Dopamin sizi hedefe ulaştıran yakıttır, ödülün kendisi değildir. Eğer sadece "sonuç" odaklı yaşarsanız, hedefe vardığınızda hissedeceğiniz tek şey boşluk olacaktır. Sizi canlı tutan şey varış çizgisi değil, yolculuğun belirsizliğidir. Amerikalı psikobiyoloji uzmanı dr.curt richter 1957 senesinde john hopkins üniversitesinde yaptığı fare deneyinde olumsuz durumları aşacakları konusunda fareleri inandırdığımız zaman yaşamak için savaşmaya devam ettiklerini söylüyor.30 yılı aşkın doktorluk mesleğimde eşini kaybetmiş ya da gelecekten beklentisi olmayan, huzurevinde kalan hastalarda da yaşamak için savaşmayı bıraktıklarını gözlemledim . İyileşmek için sadece ilaçlar yetmez o hastanın yaşaması için bir sebep lazım. Sebep yoksa iyileşmek için çabasıda olmuyor. Dopamin eksikliğine bağlı fibromiyaljiden tutun depresyona, parkinsondan tutun OKB'ye kadar bir çok hastalığın temelinde de aslında problem budur. Umutsuzluk ya da beklentilerin olmaması. Sağlıkla kalın.

NOSEBO ETKİSİ"Zihin kendi başına bir dünyadır;cehennemi cennete,cenneti cehenneme çevirebilir."John Milton.British Medic...
13/01/2026

NOSEBO ETKİSİ
"Zihin kendi başına bir dünyadır;cehennemi cennete,cenneti cehenneme çevirebilir."John Milton.
British Medical Journal'da yayınlanan gerçek bir vaka, tıbbın açıklamakta zorlandığı bir olayı kaydetti. Bir inşaat işçisi, 15 santimetrelik paslı bir çivinin güvenlik botunu delip ayağına saplanması sonucu acil servise kaldırıldı. Adam acıdan kıvranıyordu, hareket edemiyordu ve güçlü ağrı kesicilere ihtiyaç duydu.Doktorlar botu dikkatlice kestiklerinde şok oldular: Çivi botu delmişti ama parmakların tam arasından geçerek deriye bile temas etmemişti.İşçinin ayağında tek bir çizik bile yoktu ama beyni "çivi battı" görseline inandığı için gerçek fiziksel acı sinyalleri üretmişti. Buna "Nosebo Etkisi" denir.Eğer bir şeyin size zarar vereceğine güçlü bir şekilde inanırsanız, beyniniz o zararı simüle eder. "Bu klima beni hasta edecek" dediğinizde bağışıklığınızın gerçekten düşmesi ya da "Bu işi batıracağım" dediğinizde performansınızın kilitlenmesi tesadüf değildir.Nosebo etkisi, hastanın, ilacın kendisine yan etkiler getireceğine inanması nedeniyle, farmakolojik olarak etkisiz bir ilaç (halk arasındaki tabiri ile "şeker hapı") verilse bile hastada hastanın beklediği bazı yan etkilerin görülmesi durumudur.
Beklentiniz, biyolojiniz olur. O yüzden beklentileriniz hep olumlu olsun.Sağlıkla kalın

İtalya, 1982. Psikolog Giovanni Caputo sıra dışı bir deney yapıyor. Amaç: İnsanların kendi yüzlerini nasıl algıladığını ...
12/01/2026

İtalya, 1982. Psikolog Giovanni Caputo sıra dışı bir deney yapıyor. Amaç: İnsanların kendi yüzlerini nasıl algıladığını anlamak. 50 katılımcı, yaşlar 18-45 arası.Şartlar basit ama rahatsız edici: karanlık oda, bir ayna ve arkadan çok zayıf ışık - sadece bir mum. Talimat net: "10 dakika aynadaki yansımana bak. Gözlerini kaçırma."İlk 2 dakika her şey normal. Sonra yüzler bozulmaya başlıyor. "Yüzüm akıyordu", "Gözlerim büyüdü", "Kendimi tanıyamadım." 5. dakikada garip bir esik geçiliyor. %67'si aynada artık kendini değil, başka yüzler görüyor. yabancılar, korkutucu figürler, hatta ölmüş yakınları."Büyükannemi gördüm. 5 yıl önce ölmüştü. Deneyden sonra 10 dakika ağladım." "Yaşlı bir adam gördüm... bendim. Kendimi 70 yaşında gördüm."Caputo şöyle diyor: "Beyin, uzun süre tek görüntüye odaklanamaz. Algı boşluklarını bilinçdışı imgelerle doldurur." Bu fenomene 'Strange Face Illusion' deniyor - Garip Yüz Etkisi.Asıl çarpıcı olan şu: Caputo, katılımcıları 5 yıl izliyor. "Başka yüz" görenlerin %67'si hayatını kökten değiştiriyor. İş değiştiriyorlar. Boşanıyorlar. Şehir, kariyer, her şey değişiyor."Zamanın az olduğunu fark ettim. Hayalimdeki restoranı açtım." "Annemin yüzünü gördüm. 10 yıldır konuşmuyorduk. Deneyden sonra aradım.Barıştık."Caputo: "İnsanlar aynada yüz değil, bilinçaltını gördü. Korkularını, pişmanlıklarını, bastırılmış isteklerini. Bu da onları harekete geçirdi. 2010'da ABD'de deney tekrarlandı: 100 kişi. %70'i yüzlerde bozulma gördü"bu %70in %65'i bir yıl içinde hayatını değiştirdi.Ben de denedim diyor yazar. Karanlık oda. Mum. Ayna. 10 dakika. İlk 3 dakika hiçbir şey yoktu. Sonra yaşlı bir ben çıktı karşıma. Beyaz saçlar, çizgiler...O an fark ettim: hayatımı yanlış yerde harcıyorum. Bir ay sonra işi bıraktım. Yeni bir işe başladım. Daha huzurluyum.İstersen sen de dene. Mum. Ayna.10 dakika. Bakalım bilinçaltınız size ne söyleyecek. Sağlıkla kalın.

Platon'un mağara alegorisi;Bu alegoride, bir grup insan, doğduklarından beri karanlık bir mağarada zincire vurulmuş olar...
09/01/2026

Platon'un mağara alegorisi;Bu alegoride, bir grup insan, doğduklarından beri karanlık bir mağarada zincire vurulmuş olarak yaşar. Bu insanlar, mağaranın duvarına yansıyan gölgeleri gerçeklik olarak kabul ederler, çünkü bildikleri tek şey bu gölgelerdir. Bir gün, bu insanlardan biri serbest bırakılır ve mağaranın dışına çıkar. Dışarıda, ilk kez gerçek dünyayı, nesneleri ve güneşi görür. Başlangıçta ışığın parlaklığına alışmakta zorlansa da zamanla gerçek dünyayı tanır ve mağaradaki gölgelerin yalnızca bu gerçekliğin yansımaları olduğunu anlar. Bu kişi, mağaraya geri döndüğünde, diğerlerine gördüklerini anlatmak ister, fakat onlar onu anlamaz ve inandırıcı bulmazlar. Platon'un mağara benzetmesinde geçen mağara; bizim duyular dünyası ile algıladığımız dünyadır; mağaranın dışı ise asıl formlar.Mağarada mahkum olan insanlar; illüzyona kapılmış ve sorgulamadan yaşamlarını sürdüren insanları sembolize etmektedir. 2000 yılından sonra doğan nesilde bence aynı durumla karşı karşıya. Sosyal medya onları telefona mahkum etmiş ve ne ebeveynler ne de öğretmenler onları ikna edemiyor.Bırakın onları Stanford Üniversitesi Tıp fakültesinde bağımlılık tıbbi direktörü Dr. Anna Lembke bile çocuğunun bu durumundan şikayetçi. Gerçek şu ki biz yapay zekanın çoktan esiri olmuşuz. Hepimiz Platon'un mağarasındayız. Sağlıkla kalın ama Platon'un mağarasında kalmayın.

1. Çoğu ebeveyn, çocuğun su istemesini sadece alışkanlık ya da daha geç yatmak için bir numara olarak görür. Oysa gerçek...
08/01/2026

1. Çoğu ebeveyn, çocuğun su istemesini sadece alışkanlık ya da daha geç yatmak için bir numara olarak görür. Oysa gerçekte bu, çocuğun sinir sisteminin henüz dinlenme moduna geçemediğini gösterir. Vücut, aslında su için değil, bir geçiş ritüeli arar.
2. Çocuklar içsel gerginliklerini kelimelerle ifade edemezler. "Ben fazla uyarıldım" ya da "Kendimi güvensiz hissediyorum" demek yerine, fiziksel olarak izin verilen sinyallere başvururlar. Su istemek bunlardan biridir; çünkü bu, yakınlık, dikkat ve duygusal düzen sağlama sözü verir - kuralları çiğnemeden.
3. Bu davranış, özellikle
günleri çok yapılandırılmış, gürültülü veya duygusal olarak iniş çıkışlı olan çocuklarda belirgindir. Beyin, akşamları kontrolü bırakmakta zorlanır. Su istemek, inatçılık değil, bağlantı kurmanın son bir çabasıdır.
4. Ebeveynler bu duruma kızgın veya mesafeli yanıt verirse, bu davranış uzun vadede pekişir. Çocuk, "Benim sinyallerim rahatsız edici" mesajını alır. Ebeveynler sakin, net ve öngörülebilir davranırsa güven duygusu oluşur
ve bu ihtiyaç çoğu zaman kendiliğinden kaybolur
5. Önemli olan su değil, öncesindeki süreçtir. Tekrarlayan ritüeller, sessiz geçişler ve net duygusal varlık, stres seviyesini ölçülebilir şekilde düşürür. Gözlemlendiğini hisseden çocuklar, sözde "önemsiz" görünen istekler üzerinden dolambaçlı yollara ihtiyaç duymaz. Sağlıkla kalın.

Değerli ebeveynler, teknoloji hayatımızın bir parçası ancak kullanım şeklimiz beynimizin fiziksel yapısını değiştiriyor ...
07/01/2026

Değerli ebeveynler, teknoloji hayatımızın bir parçası ancak kullanım şeklimiz beynimizin fiziksel yapısını değiştiriyor olabilir mi? Bilim insanları, ChatGPT kullanıcıları üzerinde ilk kez bir beyin taraması (EEG) çalışması gerçekleştirdi ve sonuçlar, biz "ebeveynler" için oldukça kritik uyarılar içeriyor.
MIT Media Lab araştırmacıları tarafından yürütülen ve Haziran 2025 tarihli (TIME Magazine, Futurism) kaynaklarda yer alan bu çalışmada, 54 yetişkin 4 ay boyunca üç farklı gruba ayrılarak incelendi: ChatGPT kullananlar, Google araması yapanlar ve "sadece beyin" (teknoloji desteği olmadan) kullananlar.
İşte Araştırmadan Çıkan Çarpıcı Sonuçlar:
1. Nöral Bağlantılarda Zayıflama: EEG taramaları, ChatGPT kullanıcılarının beyinlerinde, özellikle yönetici kontrol, dikkat, hafıza ve yaratıcılıktan sorumlu olan "alfa ve beta ağlarında" zayıf bağlantılar ve düşük etkileşim olduğunu ortaya koydu.
2. "Ruhsuz" Metinler ve Tembellik: Katılımcılar her yeni görevde daha da tembelleşti. Üçüncü yazıya gelindiğinde çoğu kişi sadece kopyala-yapıştır yapıyordu. Öğretmenler bu metinleri "ruhsuz" ve özgün düşünceden yoksun buldu.
3. Bilişsel Borç (Cognitive Debt): En endişe verici kısım burası. Yapay zeka desteği kesilip "sadece beyin" moduna geçildiğinde bile, ChatGPT grubu toparlanamadı. Kalıcı bir bilişsel yorgunluk yaşadılar kendi yazdıklarını dahi hatırlamakta zorlandılar.
4. Bağımlılık ve Körelme: Carnegie Mellon ve Microsoft'un ortak çalışması da yoğun kullanımın eleştirel düşünme becerilerini körelttiğini ve yoksunluk belirtilerine (kaygı, titreme vb.) yol açtığını destekliyor. Buradan çıkaracağımız sonuç kullanılmayan beyin körelir

Berlin, Charité Kliniği, 2020. Göğüs hastalıkları uzmanı Dr. Klaus Weber bir hastayı kabul etti. 45 yaşında bir kadın. A...
04/01/2026

Berlin, Charité Kliniği, 2020. Göğüs hastalıkları uzmanı Dr. Klaus Weber bir hastayı kabul etti. 45 yaşında bir kadın. Astım bir yıl önce başlamıştı. Sebebi belli değildi.Ev hayatını sordu. Meğerse çamaşırları her gün yatak odasında, kaloriferin üzerinde kurutuyormuş.Havanın örneğini aldı. Mikroskop altında Aspergillus mantar sporları görüldü. Yoğunluk normalin 50 katıydı. Bir çamaşır makinesi dolusu çamaşır kururken yaklaşık 2 litre su buharı bırakır. Pencereler kapalıysa nem çıkmaz. Nem odada %70-80 olur. Bu ortamda mantar çok hızlı büyür.İnsan bu sporları solur. Sporlar akciğerlere yerleşir. Bağışıklık sistemine saldırır. Akcğerlerde İltihap oluşur. Sonuç: Astım.
Araştırma: 300 astım hastası. 180'i (%60) evde çamaşırları yatak odasında kurutuyordu.Sağlıklı kontrol grubunda ise balkonda kurutuyordu ve bu oran sadece %13'tü.
Dr. Weber yatak odasında kurutmayı yasakladı. 3 ay sonra astım geçti. İnhalere gerek kalmadı.
Doğru olan:
*Balkon varsa balkonda kurut (kışın bile).
*Balkon yoksa, aspiratörlü banyoda.
*Kurutma sonrası en az 10 dakika banyoyu havalandır.
*Yatak odasında asla kurutma. Sağlıkla kalın.

Yalnızlığın,günde 15 sigara içmek kadar ölümcül olduğunu bilmiyordum.Sinir sisteminin düzenlenmesi için bağ kurmaya, bağ...
03/01/2026

Yalnızlığın,günde 15 sigara içmek kadar ölümcül olduğunu bilmiyordum.Sinir sisteminin düzenlenmesi için bağ kurmaya, bağışıklık sisteminin çalışması için ilişkilere ihtiyacımız varmış meğer.Topluluk için yaratıldık.Dünyanın en sağlıklı ve uzun yaşayan insanları (Blue Zones) bize şunu öğretti: Öncelik başarı değil bağlantı.Tıp fakültesine hayat kurtarmak için girdim. Sağlıklı, güçlü, dayanıklı insanlar yetiştirmeyi öğrenirim sandım. Ama semptom yönetimini öğrendim.Yüksek tansiyon mu? →
Hap Depresyon mu? → Başka bir hap
Diyabet mi? → İnsülin Kimse "neden?" diye sormadı.Sistem; mitokondriyi, bağırsak sağlığını, toksinleri, beslenmeyi öğretmiyor.Çünkü bunların ilacı yok. Önleme para kazandırmaz.26 yaşında hastalığı tedavi etmeyi öğrendim. 66 yaşında sağlığı inşa etmeyi.40 yılımı, tıp fakültesinde öğretilmeyenleri öğrenerek geçirdim."İyileşmez" denilen hastalıkların binlerce kez gerilediğine tanıklık ettim.Ve şunu söyleyebilirim: Bu karmaşık değil.Mükemmel ya da pahalı protokollerle ilgili değil.
Temellere dönmekle ilgili:
Gerçek yiyecek
Gerçek hareket
Gerçek bağ
Gerçek uyku
Vücudun iyileşmeyi biliyor. Sen sadece önünden çekil.- Mark Hyman, MD.DR
Sağlıkla kalın.

Address

Yazır Mahallesi Menekşe Sok. No:12/A Selçuklu
Konya
42060

Opening Hours

Monday 09:00 - 18:00
Tuesday 09:00 - 18:00
Wednesday 09:00 - 18:00
Thursday 09:00 - 18:00
Friday 09:00 - 18:00
Saturday 09:00 - 18:00

Telephone

+905053322565

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Dr. Celalettin ORDUOĞLU posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Practice

Send a message to Dr. Celalettin ORDUOĞLU:

Share

Share on Facebook Share on Twitter Share on LinkedIn
Share on Pinterest Share on Reddit Share via Email
Share on WhatsApp Share on Instagram Share on Telegram

Category