Uzm. Kln. Psikolog Banu Dolaştır

Uzm. Kln. Psikolog Banu Dolaştır Şema Terapisti & Aile Danışmanı

Çift terapisinde sorun çoğu zaman “fikir ayrılığı” değildir. Asıl mesele, o fikir ayrılığının nasıl konuşulduğudur. İlet...
04/05/2026

Çift terapisinde sorun çoğu zaman “fikir ayrılığı” değildir. Asıl mesele, o fikir ayrılığının nasıl konuşulduğudur. İletişim bu noktada bir köprü gibidir; iki kişi arasında güvenli bir bağ kurabilir ya da yanlış bir cümle, yükselen bir ton veya tetikleyici bir ifade ile o köprü anında zarar görebilir.

Şema terapide ilk hedef hiçbir zaman “kimin haklı olduğunu bulmak”, “kimin daha iyi tartıştığını göstermek” ya da sorunu hızlıca çözmek değildir. İlk ve en temel hedef, tarafların birbirini gerçekten duymasını mümkün kılmaktır.

Bu nedenle süreç genellikle iletişim dinamiklerinin yeniden yapılandırılmasıyla başlar. Çiftlerin sırayla konuşabilmesi, karşı taraf sözünü bitirmeden dinleyebilme becerisi geliştirmesi, eleştiri ve suçlama dilinin azaltılması, üslubun yumuşatılması, kişisel tetikleyicilerin fark edilmesi ve duygusal tonun regüle edilmesi bu sürecin temel parçalarıdır.

Çünkü çoğu zaman tartışmayı zorlaştıran şey konu değil, tetiklenmiş modların devreye girmesidir. Bir taraf kendini değersiz hissederken diğer taraf reddedilmiş hisseder ve iletişim iki yetişkin arasında değil, iki duygusal olarak yaralanmış parçanın etkileşimine dönüşür.

Şema terapinin burada sağladığı en önemli dönüşüm, kişinin kendi içsel durumunu fark edebilmesidir. Kendi “çocuk modunun” devreye girdiğini görebilmek, partneri suçlama eğiliminden uzaklaşıp “ben şu anda neye ihtiyaç duyuyorum?” sorusuna yönelmeyi mümkün kılar. Saldırganlık yerini ihtiyaç ifadesine bırakır, savunma yerini temas kurma çabasına bırakır.

Bu değişim gerçekleştiğinde ilişkideki tartışmalar azalır, iletişim daha derin ve anlamlı bir hale gelir ve ilişki yeniden nefes alabilen bir alana dönüşür.

Dışarıdan küçük bir iletişim değişikliği gibi görünse de, aslında ilişkide güvenin yeniden inşa edilmesinin kapısı tam olarak buradan açılır.

Overthink, yani aşırı düşünme hâli, çoğu zaman sadece “çok düşünmek” gibi algılansa da aslında bundan çok daha karmaşık ...
01/05/2026

Overthink, yani aşırı düşünme hâli, çoğu zaman sadece “çok düşünmek” gibi algılansa da aslında bundan çok daha karmaşık bir psikolojik süreçtir. Bu durum, zihnin aynı anda çok fazla veriyi işlemeye çalışması, içsel seslerin birbirine karışması ve kişinin kendi zihinsel dünyasında bir tür “yoğun trafik sıkışıklığı” yaşaması gibi düşünülebilir.

Overthink yaşayan kişilerde genellikle zihin sürekli açık kalır, aynı konu üzerinde defalarca düşünülür ancak net bir çözüme ulaşılamaz. İçsel sesler birbiriyle çatışır, kesinlik arayışı giderek tükenmişlik hissini artırır. Her ihtimali kontrol etme çabası zihni daha da yorarken, karar verme süreçleri ertelenir ve yanlış yapma korkusu zihinsel bir kilitlenmeyi tetikler.

Bu noktada beynin temel amacı aslında kişiyi korumaktır; “tehlike varsa önceden fark edeyim ve önlem alayım” mekanizması devrededir. Ancak bu iyi niyetli koruma sistemi zamanla kişiyi çözümden uzaklaştırarak zihinsel bir tıkanıklık alanına sürükler.

Şema terapi bu içsel karmaşayı daha yapılandırılmış bir çerçevede ele alır. Terapide kişinin zihnindeki sesler ayrıştırılır, anlamlandırılır ve dışsallaştırılır. Bu süreçte eleştiren iç ses çoğu zaman “eleştiren ebeveyn modu”, kaygı ve endişe taşıyan taraf “kaygılı çocuk modu”, her şeyi kusursuz yapmaya çalışan yön “mükemmeliyetçi mod” olarak tanımlanırken, bu seslerin arasında kalan daha dengeli ve gerçekçi taraf ise “sağlıklı yetişkin modu” olarak ortaya çıkar.

Bu içsel yapı somutlaştığında kişi ilk kez önemli bir farkındalık yaşar: Bu seslerin tamamı kendisi değildir; zihninin içinde konuşan farklı parçalar vardır ve hangi sesi dinleyeceğini seçme kapasitesine sahiptir.

Mod terapisi bu anlamda aşırı düşünme döngüsüne yalnızca yüzeysel bir “sakinleşme” değil, derin bir yapısal düzen getirir. Kişi zihinsel gürültüyü bastırmayı değil, o gürültünün kaynağını anlamayı öğrenir.

Bu farkındalık, aşırı düşünme döngüsünün kökünü gevşeten en güçlü adımlardan biridir.

Şema terapinin en dönüştürücü yönlerinden biri, kişinin kendi yaşamındaki karşılanmamış duygusal ihtiyaçlarla yüzleşmesi...
27/04/2026

Şema terapinin en dönüştürücü yönlerinden biri, kişinin kendi yaşamındaki karşılanmamış duygusal ihtiyaçlarla yüzleşmesini sağlamasıdır. Bu ihtiyaçlar çoğu zaman çocukluk döneminde şekillenir ve yetişkinlikte fark edilmeden davranışları, ilişkileri ve seçimleri yönlendirmeye devam eder.

Terapide kişi çoğu zaman şunu fark eder: Uzun süredir içten içe bir eksiklik hissi taşımaktadır ancak bunun ne olduğunu net olarak tanımlayamamaktadır. Bu eksiklik bazen sevgi, bazen güven, bazen onaylanma, görülme ya da değerli hissetme ihtiyacı olarak ortaya çıkar. Ancak bu ihtiyaç netleşmediği için çözüm arayışı da genellikle dış dünyaya yönelir.

Şema terapi tam bu noktada süreci görünür kılar. Kişinin geçmişte duygusal ihtiyaçlarının nasıl karşılanmadığını anlamasına yardımcı olurken, bu ihtiyaçların yetişkinlikte nasıl başkalarına yönlendirildiğini de fark ettirir. Böylece uzun yıllardır sürdürülen “başkasından alma” çabası görünür hale gelir. Bazı insanların neden sürekli verici bir pozisyonda kaldığı, bazı insanların neden sürekli talepkâr bir ilişki dinamiği kurduğu da bu çerçevede daha anlaşılır olur. En temel düzeyde ise, hiçbir insanın bir başkasının duygusal ihtiyaçlarını karşılamakla yükümlü olmadığını öğretir.

Bu farkındalık oluşmadan önce kişiler çoğu zaman duygusal boşluklarını partnerleri üzerinden doldurmaya çalışır, onay ihtiyacını dış dünyada arar, sevgi açlığını ilişkilerle kapatmaya çalışır ya da tam tersi bir noktaya geçerek duygusal ihtiyaçlarını tamamen yok sayar.

Oysa temel gerçek şudur: Başkasından alınan hiçbir şey, yetişkinleşmemiş bir duygusal ihtiyacı kalıcı olarak doyurmaz.

Terapinin en önemli hedeflerinden biri de kişiyi dışa bağımlı bu döngüden çıkararak, kendi duygusal ihtiyacını fark edebilen ve bunu sağlıklı şekilde karşılayabilen bir yetişkin kapasitesine ulaştırmaktır. Bu içsel dönüşüm, kişiyi hem daha özgür hem de daha sağlam bir psikolojik zemine taşır.

Şema terapi, çift ilişkilerindeki temel dinamikleri anlamak için oldukça güçlü bir yaklaşımdır. Ancak bu yöntemin sağlık...
24/04/2026

Şema terapi, çift ilişkilerindeki temel dinamikleri anlamak için oldukça güçlü bir yaklaşımdır. Ancak bu yöntemin sağlıklı ve derinlikli şekilde ilerleyebilmesi için önemli bir koşul vardır: her iki partnerin de ilişkiye duygusal olarak kendini adayabilmesi.

Çift terapisi bir “sihirli değnek” değildir; iki kişinin de sürece emek vermesi, kendi payına düşeni görmeye gönüllü olması gerekir. Biri ilişkiyi onarmaya çalışırken diğer tarafın tamamen kapalı, mesafeli ya da sürece dahil olmaktan kaçındığı durumlarda terapi doğal olarak tek taraflı bir zeminde kalır ve sınırlı ilerleme sağlar.

Bu nedenle bazı ilişkilerde terapist, sürecin başlangıcında bireysel terapiyi önceliklendirir. Kişinin kendi tetikleyicilerini fark edebilmesi, geçmişten getirdiği yaralanmış alanları tanıyabilmesi, duygusal dayanıklılığını güçlendirmesi ve ilişkideki kendi sorumluluk alanını daha net görebilecek bir olgunluğa ulaşabilmesi bu sürecin temel parçalarıdır.

Çünkü çift ilişkisi çoğu zaman iki yetişkinin yüzeysel çatışmasından ibaret değildir; daha derinde, iki farklı çocukluk hikâyesinin karşılaşmasıdır. Bu karşılaşma yalnızca sevgiyle değil, aynı zamanda özen, emek ve duygusal adanmışlık gerektiren bir süreçtir.

Terapide çift ilişkisi sıklıkla “ortak bir yapı” ya da metaforik olarak “ortak bir canlı organizma” gibi ele alınır. Bu yapının büyüyebilmesi, gelişebilmesi ve güvenli bir bağ alanı oluşturabilmesi için her iki tarafın da bu sürece alan açması gerekir. Tek taraflı adanmışlık ilişkiyi taşımaz; ancak iki taraf da değişime ve dönüşüme gönüllü olduğunda gerçek anlamda iyileşme mümkün hale gelir.

Şema terapinin başlangıç noktası çoğu zaman çok basit gibi görünen ama yaşamın büyük kısmında hiç sorulmayan bir sorudur...
20/04/2026

Şema terapinin başlangıç noktası çoğu zaman çok basit gibi görünen ama yaşamın büyük kısmında hiç sorulmayan bir sorudur:
“Benim neye ihtiyacım var?”

Bu soru aslında birçok kişi için şaşırtıcı derecede yabancıdır.
Çünkü büyürken çoğumuz ihtiyaçlarımızı ifade etmeyi değil, bastırmayı öğrendik.
Kimi “sorun çıkarmamak” için sustu, kimi “büyük ol, güçlü ol” mesajlarıyla duygularını kenara itti, kimi de “benim ne hissettiğim önemli değil” inancını farkında olmadan içselleştirdi.

Bu yüzden terapide ilk kez bu soruyla karşılaştığımızda çoğu zaman cevap hazır değildir.
Zihin boşlukta kalır, çünkü bu soruya cevap verecek “içsel kas” daha önce hiç çalıştırılmamıştır.

Şema terapi burada devreye girer:
• Eksik kalan ihtiyaçları görünür kılar.
• İç çocuk tarafının neye aç kaldığını anlamamıza yardım eder.
• İhtiyacın geçmişte karşılanmadığı için bugün nasıl davranışlara dönüştüğünü fark ettirir.
• Dışarıdan beklemek yerine içeriden tamamlamayı öğretir.

Bu süreç hemen gerçekleşmez; zaman, sabır ve kendine karşı şefkat gerektirir.
Ama her “ben neye ihtiyaç duyuyorum?” sorusu, insanın kendisine attığı bir adım olur.
Kişi artık başkalarının beklentileriyle değil, kendi hakikatiyle temas etmeye başlar.

Gerçek dönüşüm işte orada başlar:
🔸 Kişi ilk kez kendi sesini duyar, kendi ihtiyacını fark eder ve kendisi için bir şey yapmaya başlar.

Kendinize kötü davranmak sizi güçlendirmez, aksine yorar. Öz şefkat zayıflık değildir.
08/03/2026

Kendinize kötü davranmak sizi güçlendirmez, aksine yorar. Öz şefkat zayıflık değildir.

Oldukça yorucu olan kişiselleştirmeden bahsetmek istedik.
01/03/2026

Oldukça yorucu olan kişiselleştirmeden bahsetmek istedik.

Yapılacakları hatırlamak, zamanı yönetmek, detayları takip etmek… Tüm bunlar enerji tüketir ama çoğu zaman fark edilmez....
23/02/2026

Yapılacakları hatırlamak, zamanı yönetmek, detayları takip etmek… Tüm bunlar enerji tüketir ama çoğu zaman fark edilmez.
İlk adım: Bu yükü görünür kılmak.

Döngüyü kırmak için önce onu anlamak gerek. Bu kalıp beni neyden koruyor?
22/02/2026

Döngüyü kırmak için önce onu anlamak gerek. Bu kalıp beni neyden koruyor?

Belirsizlikten kaçmaya çalıştıkça ona karşı daha savunmasız hale gelirsiniz. Çözüm belirsizliği ortadan kaldırmak değil,...
20/02/2026

Belirsizlikten kaçmaya çalıştıkça ona karşı daha savunmasız hale gelirsiniz. Çözüm belirsizliği ortadan kaldırmak değil, onunla var olabilmeyi öğrenmektir.

Siz de duygularınızı tanımlamakta zorlanıyor musunuz? Bugün bunu konuşuyoruz.
15/02/2026

Siz de duygularınızı tanımlamakta zorlanıyor musunuz? Bugün bunu konuşuyoruz.

Address

Lüleburgaz

Telephone

+905304689634

Website

http://doktortakvimi.com/z/wFeXRb

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Uzm. Kln. Psikolog Banu Dolaştır posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Practice

Send a message to Uzm. Kln. Psikolog Banu Dolaştır:

Share