uzm.dyt.zuhal_bayel

uzm.dyt.zuhal_bayel Merhaba, ben UZMAN DİYETİSYEN & SAÇ-BAKIM-GÜZELLİK UZMANI ZÜHAL AYNACI BAYEL. Sizlere bu tür mecralardan her konuda yardımcı olabilmeyi temenni ediyorum.

Her türlü soru ve görüşleriniz için mesaj atabilirsiniz.

18/04/2026

15 Haziran 1954 tarihinde İstanbul'da doğdu. Annesi, oyuncu Sıdıka Nedret Ener'dir. Bedia Ener, oyunculuğa 1968 yılında, Bakırköy Halkevi'nde sahnelenen bir oyunda annesi Nedret Hanım ile birlikte sahneye çıkarak başladı.[2][3] 1970 yılında İstanbul Şehir Tiyatroları kadrosuna girdi. Şehir Tiyatroları'ndan sonra Haldun Dormen Tiyatrosu, Gazanfer Özcan Tiyatrosu, Yeditepe Oyuncuları, Asuman Dabak Tiyatrosu gibi topluluklarda çalıştı.

Tiyatroculuğun yanı sıra radyoda çocuk oyunları ve "arkası yarın" programlarında çalıştı; Cumartesi'den Pazara adlı programın sunuculuğunu yaptı.[3] 17 yaşından itibaren seslendirme sanatçılığı da yaptı ve sesi ile Türkiye'de tanındı.[4] Seslendirdiği aktrisler arasında Whoopi Goldberg, Bette Midler, Jacqueline Bisset, Glenn Close, Helen Mirren bulunur.[4] Harry Potter adlı fantastik roman serisinin filmlerinde Profesör McGonagall'ın Türkçe seslendirmesini yapmıştır.[5][6][7][8] Seslendirme alanındaki başarısı nedeniyle 2016'da Kültür ve Turizm Bakanlığı, TÜRSAK ve Kültür Kenti Vakfı iş birliğinde düzenlenen ödül töreninde ödüllendirilmiştir.[9]

Yaprak Dökümü, Kırık Kanatlar, Bir Zamanlar Osmanlı, Ada Masalı ve Mahallenin Muhtarları gibi birçok televizyon yapımında rol aldı. Rol aldığı yapımlarda genellikle iyi anne, uysal kadın, güzel komşu rollerini canlandırdı.[4] Özellikle 2006-2010 arasında yayımlanan Yaprak Dökümü'ndeki Neyyir Hanım rolü ile tanındı.[10]

1989 yılında seslendirme sanatçısı ve dublaj yönetmeni Çetin Öztep ile evlendi. Çiftin, Bedia Ener'in annesinin adı olan Nedret Ener ismini verdikleri bir oğlu oldu.[3][11]

Bedia Ener, beyninde oluşan lenfoma nedeniyle 13 Ocak 2025'te 70 yaşında hayatını kaybetti.[12] 14 Ocak 2025'te Teşvikiye Camii'nde düzenlenen cenaze töreninin ardından Ümraniye Hekimbaşı Mezarlığı'na defnedildi.[

16/03/2026

Annemin hiç fotoğrafı yoktu.
1926 yılında yirmi altı yaşındayken veremden ölen annem bütün yaşamında resim çektirmedi. Çünkü o zaman bizim ortamımızda - yeni kuşaklar pek şaşacaklar belki de - resim çektirmek günah sayılırdı. Yalnız, askerlik gibi resmi işleri için erkekler vesikalık resim çektirirlerdi.
Annem ölüm döşeğindeyken ben okuduğum yatılı okuldan çoktan kaçmıştım; ama bunu annem de babam da bilmiyordu.
Ölümünden üç gün öncesinden, beni annemin yanına sokmuyorlardı. Ölümünden bir gün önceydi. Annemi yattığı odanın kapısından içerde konu­şulanları dinliyordum. Annemin şu sözlerini duydum;

-Oğlum yatılı okulda ya, artık gözlerim açık gitmeyeceğim... Oysa ben bir okul kaçağıydım. Parasız yatılı okuldan kaçmıştım.
Annemin bu sözlerini duyunca, ağlayarak evden çıktım. O zaman on bir yaşındaydım.
Ertesi gün de annem öldü. Sesi hep kulağımdaydı.

- «Oğlum yatılı okulda ya, artık gözlerim açık gitmeyeceğim..»
Okumamın tek nedeni annemin bu sözleriydi. Bütün hayatımda anne­min duyabildiğim bu sözleri kulağımdan hiç eksilmedi. Hep onun bu sözleri­ni düşündüm. Yalnız bunun için okudum, okula gitmenin yollarını aradım. Onun sözleri beni kamçıladı. Yoksa, okul kaçkını on bir yaşındaki ben, bir daha hiç okula gidecek değildim. Beni okula göndermeye zorlayacak kimse de yoktu, yoksulduk.
Bugünkü kişiliğimi, anneme, özellikle annemin duyduğum son sözlerine borçluyum.

Bütün anneler, annelerin en güzeli,
Sen, en güzellerin güzeli.
Onüçünde evlendin,
Onbeşinde beni doğurdun,
Yirmialtı yaşındaydın,
Yaşamadan öldün.
Sevgi taşan bu yüreği sana borçluyum.
Bir resmin bile yok bende,
Fotoğraf çektirmek günahtı.
Ne sinema seyrettin, ne tiyatro.
Elektrik, havagazı, su, soba,
Ve karyola bile yoktu evinde.
Denize giremedin,
Okuma yazma bilmedin.
Güzel gözlerin,
Kara peçenin arkasından baktı dünyaya.
Yirmialtı yaşındayken
Yaşamadan öldün...
Anneler artık yaşamadan ölmeyecek...
Böyle gelmiş,
Ama böyle gitmeyecek!

Aziz NESİN
Dünya Gözüme Kaçtı

10/03/2026

Pıhtı Atması: Sessiz Tehlike ve Hayati Belirtiler

Vücudumuzdaki kan, yaşamın devamı için damarlarımızda durmaksızın dolaşır. Ancak bazen bu sistemde aksaklıklar meydana gelebilir ve kan pıhtıları oluşabilir. Aslında pıhtılaşma, vücudun kendini koruma mekanizmalarından biridir. Küçük bir kesik ya da yaralanma olduğunda kanın durmasını sağlayan pıhtılar hayat kurtarıcıdır.

Fakat bazı durumlarda damarların içinde oluşan pıhtılar bulundukları yerden koparak kan dolaşımına karışabilir. Bu pıhtı başka bir damarı tıkadığında hayati organların kan akışı kesilebilir. İşte bu duruma embolizm, halk arasında bilinen adıyla pıhtı atması denir.

Peki pıhtı neden oluşur ve hangi belirtileri verir?

Pıhtı Atmasının Nedenleri
Pıhtı oluşumunda birden fazla faktör rol oynar. Damar hastalıkları, kalp rahatsızlıkları ve yaşam tarzı bu sürecin en önemli etkenleri arasındadır.

Damar Sertliği (Ateroskleroz)
Damar duvarlarında zamanla yağ, kolesterol ve kalsiyum birikir. Bu birikimler “plak” adı verilen sert yapılar oluşturur. Plakların çatlaması pıhtı oluşumunu tetikleyebilir. Oluşan pıhtı koparak kan dolaşımına karıştığında beyin veya akciğer damarlarını tıkayabilir.

Kalp Hastalıkları
Özellikle atriyal fibrilasyon gibi ritim bozukluklarında kalpteki kan tam olarak pompalanamaz. Kalp içinde biriken kan pıhtı oluşturabilir. Bu pıhtı dolaşıma katılarak beyne ulaşırsa felce neden olabilir.

Hipertansiyon ve Diyabet
Yüksek tansiyon ve şeker hastalığı damar duvarlarını zayıflatır ve damarların yapısını bozar. Bu durum pıhtı oluşma riskini artırır.

Hareketsiz Yaşam
Uzun süre hareketsiz kalmak, özellikle uzun yolculuklarda veya uzun süre yatakta kalındığında kan dolaşımını yavaşlatır. Bu durum özellikle bacak damarlarında pıhtı oluşmasına zemin hazırlayabilir.

Sigara ve Aşırı Alkol Kullanımı
Sigara damarları daraltır ve damar duvarına zarar verir. Aşırı alkol kullanımı ise kanın pıhtılaşma dengesini bozabilir ve kalp ritim bozukluklarını tetikleyebilir.

Pıhtı Atmasının Belirtileri
Pıhtının oluşturduğu belirtiler, tıkanıklığın meydana geldiği organa göre değişir. En sık görülen durumlar beyin, akciğer ve bacak damarlarında ortaya çıkar.

1️⃣ Beyne Pıhtı Atması (İskemik İnme)

Pıhtı beyin damarlarını tıkadığında felç gelişebilir. Belirtiler genellikle ani ve hızlı ortaya çıkar:
• Yüzde, kolda veya bacakta özellikle tek taraflı güçsüzlük ya da uyuşma
• Konuşma bozukluğu veya konuşulanı anlamada güçlük
• Ani görme kaybı veya çift görme
• Baş dönmesi, dengesizlik ve yürürken zorlanma
• Şiddetli ve ani başlayan baş ağrısı

🕳 Bu belirtilerden biri bile görülürse derhal 112 aranmalıdır. Erken müdahale felç riskini ciddi şekilde azaltabilir.

2️⃣ Akciğere Pıhtı Atması (Pulmoner Emboli)

Pıhtı akciğer damarlarını tıkadığında solunum sistemi ciddi şekilde etkilenir.
• Ani başlayan göğüs ağrısı
• Nefes darlığı
• Hızlı kalp atışı
• Öksürük (bazen kanlı olabilir)
• Baş dönmesi ve bayılma hissi

Bu durum acil tıbbi müdahale gerektiren hayati bir tablodur.

3️⃣ Bacakta Pıhtı (Derin Ven Trombozu)

Pıhtı çoğu zaman ilk olarak bacak damarlarında oluşur.
• Bacağın tek tarafında şişlik
• Kızarıklık ve sıcaklık artışı
• Dokununca hassasiyet
• Yürürken veya hareket ederken ağrı

Bu pıhtı kopup akciğere giderse pulmoner emboli gelişebilir.

Doktorların Dikkat Çektiği Erken Pıhtı Belirtileri
Pıhtı her zaman ani ve dramatik belirtilerle ortaya çıkmayabilir. Bazen vücut günler hatta haftalar öncesinden küçük sinyaller verir. Bu belirtiler çoğu zaman önemsenmez ancak dikkat edilmesi gerekir.

• Sebepsiz bacak ağrısı veya kramp
Özellikle baldır bölgesinde ortaya çıkan ve dinlenmekle geçmeyen ağrı pıhtının ilk işaretlerinden biri olabilir.

• Bacakta aniden gelişen şişlik
Tek taraflı şişlik, özellikle derin ven trombozunun önemli belirtilerinden biridir.

• Ciltte kızarıklık veya sıcaklık artışı
Pıhtının olduğu bölgede cilt normalden daha sıcak hissedilebilir.

• Ani nefes darlığı
Hiç beklenmedik bir anda başlayan nefes alma güçlüğü akciğer damarlarında pıhtıya işaret edebilir.

• Göğüste baskı veya batma hissi
Özellikle nefes alırken artan göğüs ağrısı dikkatle değerlendirilmelidir.

• Sebepsiz baş dönmesi veya bayılma hissi
Kan dolaşımındaki ani değişiklikler bu tür belirtilere yol açabilir.

• Ani gelişen konuşma veya görme sorunları
Bu durum beyin damarlarında pıhtı oluştuğunun erken uyarısı olabilir.

Pıhtıdan Korunmak İçin Ne Yapabiliriz?

Günlük yaşamda alınacak bazı basit önlemler pıhtı riskini önemli ölçüde azaltabilir:

🕳 Uzun süre oturmaktan kaçının, düzenli hareket edin
🕳 Uzun yolculuklarda belirli aralıklarla ayağa kalkıp yürüyün
🕳 Gün içinde yeterli su tüketin
🕳 Sağlıklı ve dengeli beslenin
🕳 Sigara kullanmayın
🕳 Fazla kilolardan kaçının
🕳 Risk grubundaysanız doktor kontrolünde olun

&

Pıhtı atması çoğu zaman sessiz ilerleyen ancak ortaya çıktığında ciddi sonuçlara yol açabilen bir sağlık sorunudur. Belirtilerin farkında olmak ve zamanında müdahale etmek hayat kurtarabilir.

Vücudunuzun verdiği sinyalleri ciddiye almak ve gerektiğinde tıbbi yardım almak, ciddi sağlık sorunlarının önüne geçebilir.

Hazırlayan✍️: Dünya Gözüme Kaçtı

23/01/2026

Yıl 1979 Ayhan Işık vefat eder ve Nubar Terziyan bir ilan verir...

Asıl adı Ayhan Işıyan’dı..

Selanik’ten İzmir’e göç etmiş bir ailenin 6’ncı evladıydı..

İzmir’in Karataş Semtindeki Mithatpaşa Caddesinde bir evde doğdu..

Küçük yaşta babasını kaybedince ailece İstanbul’a taşındılar..

Okudu, büyüdü, Yeşilçam’a girdi..

Soyadını değiştirdi..

O artık Ayhan Işıyan değil, Ayhan Işık’tı..

Kısa sürede ünlendi..

Türk Sineması’nın kralıydı..

Bir jöndü.

Her filminde baş roldü...

Yeşilçam’da herkesle arası çok iyiydi ama en çok Nubar Terziyan’ı sevmişti..

Terziyan, etnik kimliğini gizlemeyen tek aktördü..

Ona Amca derdi..

Nubar Terziyan da Ayhan Işık’a “oğlum”

Tarih 16 Haziran 1979’du..

Ayhan Işık ani şekilde öldü..

Herkes gibi Nubar Terziyan da yıkılmıştı..

Nubar Terziyan ertesi gün Ayhan Işık’ın vefatı için gazetelere bir ilan verdi.

İlanda şunlar yazılıydı…

“OĞLUM AYHAN…
DÜNYA FANIDIR, ÖLÜM HERKESE NASIP AMA SEN ÖLMEDIN. ZIRA GERIDE BIRAKTIĞIN BIZLERIN VE MILYONLARIN KALBINDE YAŞIYORSUN.
NE MUTLU SANA..
ÇOK KISA OLDU SENIN IÇIN HAYAT..
RUHUNA FATIHA, NUR IÇINDE YAT..
AMCAN NUBAR TERZIYAN.”

İlan Ayhan Işık’ın ailesini çok rahatsız etti..

Bir Ermeni'nin oğullarına "Amcan" diye hitap etmesi yanlış anlaşılabilirdi..

Onlar da gazetelere hemen karşı bir ilan verdiler..

Şöyle yazıyordu ilanda:

“ÖNEMLI BIR DÜZELTME…
‘AMCAN NUBAR TERZIYAN’ IMZASIYLA ÇIKAN ILANLA SEVGILI VARLIĞIMIZ AYHAN IŞIK’IN HIÇBIR ILIŞKISI YOKTUR…
GÖRÜLEN LÜZUM ÜZERINE ÜZÜNTÜYLE DUYURURUZ.
AILESI.”

Tarih 18 Haziran 1979’du..

İlanı gören Nubar Terziyan’ın gözünden bir damla yaş geldi..

Sanki siyah beyaz ağladı..

O günden sonra bir daha eskisi gibi hiç gülmedi..

Yavuz Turgul'un 1990 yapımı filmiydi; "Aşk Filmlerinin Unutmaz Yönetmeni".

Filmde Şener Şen ile Nubar Terziyan da oynuyordu..

Bir cenaze namazı sahnesinde ikili arasında şu replikler geçiyordu.

-Nubar!

-Ne?

-Sen Ermeni değil misin?

-Ermeniyim.

-Namazda ne işin var?

-Napayım, cemaat o kadar az ki.. Adama ayıp olacak..

Bu sıradan bir filim sahnesi değildi aslında..

Gerçek hayattandı..

Nubar Terziyan yaşamı boyunca çok müslümanın cenazesine katılmış, namazda saf tutmuştu..

Yeşilçam'ın "Tonton Amca" sı 23 yıl önce bir Ocak günü dünyaya veda etti..

Geride 226 film, bir kitap, binlerce anı bıraktı..

O dinler arası hoşgörünün sembollerinden biriydi.

Sezen Aksu'nun 'Kırık Vals' isimli şarkısında dediği gibi.

"Kirpiklerinde bir çiğ tanesi olsam

Ansan o bahçeyi, rüzgarı çağırsan

Mevsim sulu boya olsa

Günlerden mercan

İşte sanki o an

Nubar Terziyan sırtımı okşar

Eski filmler hala o bahçede

Siyah beyaz ağlar ''...

(Tonton Nubar Baba'nın toprağı bol olsun!)

Ayhan Işık'ı sevgi, saygı, rahmet ve minnetle anıyoruz..

Aydın İzbudak
19 Haziran 2021
https://www.pressturk.com/yazarlar/aydin-izbudak/yil-1979-ayhan-isik-vefat-eder-ve-nubar-terziyan-bir-ilan-verir/2287/

15/01/2026

Üniversite öğrencisiyken, salt bir rastlantı sonucu onu tanıdım. Yağmurlu bir kış günü, her zaman olduğu gibi, Eminefendi’ye gidemeyeceğim için, Şehzadebaşı’nda öğleyin sandviçlerimi yiyebilecek bir kahvehane arıyordum.

Bir de baktım, Yavrunun Çayhanesi adını taşıyan, içine ancak üç dört masa sığabilecek küçücük bir yer. Gençliğimde bile sayısı azalan, artık tümüyle yok olan gerçek bir çayhaneydi bu. Kahve, gazoz filan değil, ancak çay içebilirdiniz orada. Çayı da çok güzeldi.

Yaşlı başlı sahibine neden “Yavru” denildiğini hiçbir zaman öğrenemediğim çayhaneye oturduktan birkaç dakika sonra, içeriye bir ihtiyar girdi. Hem meteliksiz olduğu, hem de kılık kıyafetine metelik vermediği, her halinden belliydi. Sırtında eski bir mintan, bunun üstünde bir çeşit hırka; başına şimdiki dincilerinkine hiç benzemeyen acayip bir takke geçirmişti. Elinde, kılıfa geçirilmiş sopaya benzeyen bir şey tutuyordu.

Onu tanıdığım sırada sadece altmış yaşlarındaydı. Ama ancak yüz yaşında bir adamda görülebilecek kırışıklar vardı .yüzünde ve bu kırışıklar aklın alamayacağı kadar ilginç çizgiler oluşturuyordu.

Daha kim olduğunu bilmediğim, ama gözümü yüzünden ayıramadığım adam, çayhane sahibine bir şey anlatıyordu. Anlattığı, basitin basiti bir durumdu: Sabahleyin, kömür sobası tütmüş, odaya duman dolmuş, sobayı bir türlü yakamamış. Gelgelelim, kısık sesiyle bunu öyle bir biçimde anlatıyordu ki, bu sıradan aksilik bir Sophokles tragedyasına dönüşüyor, onu dinlerken gözyaşlarımı zor tutuyordum.

Adam bana baktı; bir süre sustu. Sonra kılıcını kınından? çekercesine, neyini kılıfından çekti. İşte o zaman anladım onun Neyzen Tevfik olduğunu. İnanılmaz güzellikte bir müzik yayıldı Yavrunun küçücük çayhanesine. Radyoda ney dinlemiştim ara sıra; ama onun neyinden çıkan ses bambaşkaydı. Neyzen neyini kılıfına koyarken, benim dilim tutulmuştu, büyülenmiştim sanki.

Sonunda, kekeleyerek, “kimin parçası bu?” diye sorabildim. “Bir ere âşık olup, Kanuni Sultan Süleyman’ın ordusunun peşinden Viyana kapılarına kadar giden ve orada ölen bir kadının” dedi Neyzen. Hoşuma gideceğini bildiğinden, bu trajik öyküyü hemen o sırada uydurmuştu. Viyana kapılarına kadar giden kadının değil, Neyzen’in çoğu parçaları gibi bunun da kendi doğaçlaması olduğunu daha sonraları anladım. Çünkü Neyzen, genellikle başkalarının müziğini değil, ancak kendi müziğini üflerdi neyine.

Neyzen’i tanıdıktan sonra, Yavrunun Çayhanesine dadandım. Öğleyin arkadaşlarımla birlikte Eminefendi kahvesine ya da başka bir yere gideceğime, onları atlatır, doğru oraya koşardim. Neyzen bazen gelir, bazen gelmez, bazen konuşur, bazen susar, bazen de ney üflerdi. Arkadaşlarım, benim Şehzadeba-şı’nın bir varoşunda (buna Fransızca olarak “les bas-fonds de Şehzadebaşı” diyorlardı) herkesten gizlenmesi gereken tehlikeli bir aşk serüveni yaşadığım kanısına varmışlar; bu sırrı çözebilmek için, beni izlemeye karar vermişler.

Bir öğle vakti, Yavrunun Çayhanesine girer girmez, kızların ikisi peşimden oraya daldılar. Bizim çok alafranga Fransız Edebiyatı bölümünün en alafranga ilk kızıydı bunlar. Onların hemen arkasından Neyzen gelince, fena halde telaşlandım. Neyzen çok alıngan, müthiş öfkelenen, öfkelenince de çok kırıcı olabilen bir insandı.

Arkadaşlarım onu kızdıracak bir şey söyleyecekler diye ödüm kopuyordu. Nitekim korktuğum oldu. Neyzen Tevfik diye bir fenomenden hiç haberleri olmadığından, ona kim olduğunu sordular. “Neyzen” sözcüğünün ne anlama geldiğini öğrenince de, “bize ney çal öyleyse” dediler. Neyzen’in onların canına okuyacağını sanıp, fenalıklar geçirdim. Oysa büyük bir sükûnet içinde, “ney çalınmaz, ney üflenir” dedi. Sonra neyini kılıfından çıkardı, üflemeye başladı.

Ben büyülenmiş dinlerken, arkamdan hafif hıçkırık seslerinin geldiğinin farkına vardım: Böyle bir müziği ömürlerinde ilk kez duyan iki alafranga kız, biribirlerine sarılmış, hüngür hüngür ağlıyorlardı...


Mina Urgan / Bir Dinozorun Anıları
Dünya Gözüme Kaçtı

01/10/2025

Bu kampanyayı imzala

03/04/2024
04/11/2023

Nazilli Sümerbank Basma Fabrikasında Düzenlenen Baloya Katılan İşçi Kadınlar..🇹🇷👏

1930'lu yılların sonu...
Türkiye’deki fabrikalarda Beethoven dinleyerek çalışan hiç işçi var mı?
Dün vardı…
Nazilli Sümerbank Basma Fabrikası’nda Beethoven çalıyordu.
Piyanosu olan bir fabrikadan bahsediyoruz.

Emekçilerinin koro kurdukları ve klasik müzik seslendirdikleri bir fabrikadan!
İşçi korosu, sadece Nazilli’de değil, Aydın ve Denizli gibi çevre illerde konserler veriyor ve ATATÜRK’ün çok önemsediği çok sesli müziği Anadolu’ya tanıtıyordu.

Ayrıca:
İşçilerin radyosu vardı.
Tiyatro yapıyorlardı.
Fabrika bir eğitim kurumu gibiydi.
İşçiler yemek aralarında dünya klasiklerini okuyordu.
Fabrikada eğlenceler düzenleniyordu. Balolar yapılıyordu.
Haftada 6 filmin gösterildiği 700 kişilik sinema salonu vardı.
Kurulan “Sümer Halkevi”nde halka biçki-dikiş kursları veriliyordu. Yılda iki kere
halka basma dağıtılıyordu.
Fabrikada işçilere okuma yazma öğretmek için beş sınıflı okul vardı. “Sümer İlköğretim Okulu” adlı bu işçi okulu 980 öğrenciye sahipti.
İşçi çocukları için 26 yatak ve 40 mevcutlu bir kreş kurulmuştu.
Lacivert – beyaz renkli Sümer Spor; atletizmden bisiklete, futboldan yüzmeye kadar birçok branşta faaldi.

Paten yapılıyordu.
Bisiklet yarışları düzenleniyordu.
Fabrika bünyesinde 40 yataklı bir hastane, bir eczane, bir de laboratuvar vardı.
İşçiler ve memurlar, fabrikanın hemen önünde özel olarak inşa edilen 264 dairelik ve bin kişilik lojmanlarda kalırken, bekar işçiler için 350 kişilik bir “Bekar İşçi Evleri” vardı.

İşçiler arasında Türkiye’nin dört bir yanından gelenler olduğu gibi,
Yunanistan’dan Bulgaristan’a, Almanya’dan İsviçre’ye kadar yurtdışından çalışmaya gelen 1200 işçi vardı.
Şehir merkezi ile fabrika arasında gidip gelen ve fabrika çalışanlarının yanı sıra Nazilli halkının da ücretsiz olarak binebildiği “Gıdı Gıdı Treni” vardı! Ve Gıdı Gıdı isminde mizah gazetesi çıkıyordu…Yoksa eskidenmi biz güzeldik ...
Alıntıdır..

25/06/2023


❤️❤️
💞💞💖

06/02/2023

DİYABETTE TIBBİ BESLENME TEDAVİSİ VAZGEÇİLMEZ👍💕💗💘🧿









Address

Çiftlikköy Mahallesi Mersin Üniversite Cd Üniversite Trend Apt, Altınportakal Kafe Yanı, Univ Kapı Girişi, Melis Konaklama Karşısı Kat 3 No 15 Yenişehir MERSİN
Mersin
33160

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when uzm.dyt.zuhal_bayel posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Practice

Send a message to uzm.dyt.zuhal_bayel:

Share