Uzman Klinik Psikolog Mertan Yılmaz Muğla

Uzman Klinik Psikolog Mertan Yılmaz Muğla Kurumsal, Bireysel ve Eğitim Danışmanlığı faaliyetlerimiz ile Çocuk, Ergen ve Yetişkin bireylere destek vermek için hizmetinizdeyiz.

Dijital flörtleşme modern ilişkilerin yeni normu oldu.Ancak bu beraberinde bazı toksik davranışları da getirdi: ghosting...
14/04/2026

Dijital flörtleşme modern ilişkilerin yeni normu oldu.
Ancak bu beraberinde bazı toksik davranışları da getirdi: ghosting, breadcrumbing, orbiting…

Ghosting nedir?
Kişinin hiçbir açıklama yapmadan iletişimi tamamen kesmesidir.

Beyindeki etkisi:
Ghosting, reddedilme duygusunun en ağır formlarından biridir çünkü:
• belirsizlik yaratır,
• kapanışı engeller,
• kişinin kendini suçlamasına yol açar,
• değersizlik hissini tetikler.

Bu durum beynin acı merkezini tıpkı fiziksel ağrı gibi aktive eder.

Dijital flörtün psikolojik riskleri:
• Süreklilik yerine belirsizlik
• Aşırı beklenti–çöküş döngüsü
• Bağlanma stillerinin tetiklenmesi
• Kaygılı bağlananlarda yoğun stres
• Kaçıngan bağlananlarda kaçınma pekişmesi

Sağlıklı iletişim = açık niyet + dürüstlük + netlik.

10/04/2026

Ekonomik belirsizlik dönemlerinde insan zihni sürekli tehdit algısı üretir.
Bu duruma “ekonomik stres” denir.

Enflasyon psikolojik olarak neye yol açar?
• Gelecek kaygısı
• Güvensizlik duygusu
• Kontrol kaybı hissi
• Sürekli tetikte olma
• Öfke ve tahammülsüzlük
• Uyku bozukluğu
• Tükenmişlik

Ekonomik stres, beynin amigdala bölgesini aktif hâle getirir → tehlike varmış gibi sürekli alarm haline geçersiniz.
Üstelik bu durum ilişkileri de etkiler:
• Eşler arasında çatışma,
• Sosyal geri çekilme,
• Karar verirken aşırı düşünme veya kaçınma görülebilir.

Neyin kontrolümüzde olduğunu bilmek, ekonomik stresle baş etmenin en önemli aracıdır.
Bütçe planlaması + psikolojik esneklik → stresi azaltır.

07/04/2026

Sosyal medya, hayatımızın bir parçası haline geldi. Ancak aşırı kullanım, özellikle FOMO (Fear of Missing Out) yani bir şeyleri kaçırma korkusunu tetikler.

FOMO nedir?
Kişinin, başkalarının yaşadığı fırsatları, eğlenceleri veya başarıları kaçırdığına dair yoğun bir kaygı hissetmesidir.

Neden ortaya çıkar?
• Sosyal medyanın sürekli “yeni içerik” sunması
• Başkalarının hayatının en parlak anlarını görmemiz
• Kıyaslama kültürü
• Onay ihtiyacı ve görünürlük baskısı

Zihinsel etkileri:
• Odaklanma güçlüğü
• Sürekli huzursuzluk ve tetikte olma hali
• “Bende bir şey eksik” düşüncesi
• Anksiyete ve depresif duygular
• Uyku bozuklukları
• Haz alma kapasitesinin azalması

Davranışsal etkileri:
• Telefona bağımlılık
• Sürekli bildirim kontrolü
• Gerçek ilişkilerde kopukluk
• Anda kalamama

FOMO’nun panzehiri: farkındalık, dijital sınırlar ve gerçek yaşam temasıdır.

Stres hayatın doğal bir parçasıdır.Ama sağlıklı baş etme, stresin büyümesini engeller ve beden–zihin dengesini korur.Sağ...
31/03/2026

Stres hayatın doğal bir parçasıdır.
Ama sağlıklı baş etme, stresin büyümesini engeller ve beden–zihin dengesini korur.

Sağlıklı baş etme yolları:

🔸 Duyguyu bastırmak yerine tanımak:
“Ben şu an kaygılıyım, öfkeliyim, sıkışıyorum.”

🔸 Bedenle çalışmak:
Nefes, yürüyüş, esneme ve hareket stresi fizyolojik olarak düşürür.

🔸 Düşünceyi düzenlemek:
Zihin tehdit algısını büyüttüğünde fark etmek.

🔸 Sınırlar koymak:
Her sorumluluğu üstlenmek zorunda değilsin.

🔸 Destek istemek:
Sağlıklı destek sorumluluktan kaçmak değil; yükü dengelemektir.

🔸 Mola vermek:
Kısa molalar bile sinir sistemini resetler.

🔸 Haz alma alanlarını genişletmek:
Hobi, sosyal temas, doğa, oynaklık… Zihin için temiz oksijen gibidir.

Stres yönetimi, “stresi yok etmek” değil;
hayatı taşıyabilecek kapasiteyi güçlendirmektir.

Reddedilme korkusu, insanın en temel psikolojik korkularından biridir.Çünkü tarihsel olarak hayatta kalmanın şartı “grub...
24/03/2026

Reddedilme korkusu, insanın en temel psikolojik korkularından biridir.
Çünkü tarihsel olarak hayatta kalmanın şartı “gruba ait olmak”tı.
Reddedilmek = güvensizlik, dışlanma, tehlike olarak kodlandı.

Bugün ise bu korku şunlara dönüşür:
• Onay beklemek
• Sürekli kendini kanıtlama çabası
• İlişkilerde aşırı uyum sağlama
• Birinin kalbini kırmaktan korktuğu için sessizleşme
• Kaçınma
• Cesaret edememe
• Terk edilmekten aşırı korkma

Reddedilme korkusunu büyüten şey reddedilmek değil;
reddedilmeye yüklenen anlamdır:
“Ben yeterli değilim.”

Gerçekte reddedilme kişisel bir yetersizlik değil,
iki insanın ihtiyaçlarının kesişmemesidir.

Özgüven, çocuklukta şekillenir ama yetişkinlikte yeniden inşa edilebilir.Çünkü özgüven bir “kişilik özelliği” değil, öğr...
20/03/2026

Özgüven, çocuklukta şekillenir ama yetişkinlikte yeniden inşa edilebilir.
Çünkü özgüven bir “kişilik özelliği” değil, öğrenilmiş bir inançtır.

Yeniden inşa adımları:

🔸 İç sesle çalışmak:
Kendini küçümseyen ses tanınmadan değişmez.

🔸 Küçük hedeflerle başarı inşa etmek:
Özgüven büyük adımlarla değil, küçük zaferlerle büyür.

🔸 Sınır koymak:
Hayır diyebilmek kişinin kendi değerini korur.

🔸 Beden dilini, duruşu ve ses tonunu güçlendirmek:
Beyin, bedenden gelen mesajlarla düşünceyi düzenler.

🔸 Destekleyici ilişkiler kurmak:
Özgüven en çok güvenli bağlarda yeniden doğar.

🔸 Geçmişteki yaraları çalışmak:
Eleştirilme, değersizlik, reddedilme deneyimleri çözülmedikçe özgüven zayıf kalır.

Özgüven, dışarıdan değil; kendinle kurduğun ilişkiden doğar.

Evet, psikolojik dayanıklılık doğuştan gelen bir özellik değildir— öğrenilebilir bir kapasitedir.Dayanıklılık, duygularl...
17/03/2026

Evet, psikolojik dayanıklılık doğuştan gelen bir özellik değildir— öğrenilebilir bir kapasitedir.
Dayanıklılık, duygularla savaşmak değil; duyguların içinden geçebilme becerisidir.

Nasıl geliştirilir?

• Duyguları fark etmek: Hissettiğini bilmek, yönetmenin ilk adımıdır.
• Esneklik kazanmak: “Her şey istediğim gibi gitmeyecek” gerçeğini kabul edebilmek.
• Destek sistemini güçlendirmek: Güvenli ilişkiler en güçlü tampondur.
• Düşünceyi sorgulamak: Felaket senaryolarını fark etmek.
• Zorluklarla küçük adımlarla yüzleşmek: Kaçınmak kaygıyı büyütür.
• Beden–zihin düzeni: Uyku, nefes, hareket.
• Kendine şefkat: Hata yapmaya izin vermek.

Dayanıklılık, kırılmamayı değil;
kırıldığında toparlanabilmeyi anlatır.

13/03/2026

Kontrolü bırakmak, birçok insan için “boşluğa düşmek” gibi hissettirebilir.
Çünkü kontrol, görünmez bir güvenlik battaniyesidir—tehlikeleri önlediğimizi, kendimizi koruduğumuzu düşündürür.

Ancak sürekli kontrol hâlinde yaşamak:
• Zihni yorar,
• Kaygıyı artırır,
• Bedeni gergin tutar,
• İlişkileri zorlar.

Kontrolü bıraktığınızda ilk his genellikle korkudur:
“Ya bir şey olursa?”
Ardından belirsizlik gelir.
Ama zamanla, kontrolü bıraktığınız yerlerde yaşamın da sizi taşıyabildiğini görürsünüz.

Bir süre sonra:
• Beden hafifler
• Kaygı azalır
• İlişkilerde güven artar
• Esneklik gelişir
• Zihin gereksiz yüklerden arınır

Kontrolü bırakmak, gevşemek değil— gerçekçi olanı kendine teslim etmektir:
“Her şeyi yönetmek zorunda değilim.”

10/03/2026

Sürekli kendini açıklama ihtiyacı, genellikle kişinin kendi değerine tam olarak güvenemediği dönemlerde ortaya çıkar.
Bir tür görünmez onay arayışıdır.

Temel nedenleri:
• Çocuklukta sık eleştirilmek
• Ebeveynin kontrolcü veya talepkâr olması
• Yanlış anlaşılma korkusu
• Sevilmek için “uyumlu ve açıklayıcı” olmak gerektiğine dair öğrenilmiş inanç
• Suçlanmaktan, reddedilmekten veya yargılanmaktan korkmak
• “Yanlış anlaşılmamalıyım” baskısı

Bu kişiler genelde şunu hisseder:
“Kendimi yeterince açık anlatmazsam, ilişki bozulur.”

Oysa sağlıklı ilişkide kişi kendini savunmadan ifade edebilir.
Açıklama zorunluluğu değil, özgürlük vardır.

03/03/2026

Karşılaştırma insan doğasının bir parçasıdır; ancak sürekli karşılaştırmak, kişinin kendi hayatıyla bağlantısını koparan yorucu bir döngüye dönüşür.
Sorun, başkalarına bakmak değil; onlara bakarken kendini küçültmektir.

✔ Sürekli karşılaştırmanın olası nedenleri:
• Kendilik algısının dış onaya bağlı olması
• Mükemmel olmak zorunda hissetmek
• Sosyal medyanın yarattığı idealize edilmiş görüntüler
• Çocuklukta sık sık karşılaştırılmak
• Değeri başarıya bağlayan yetiştirilme biçimleri

👉 Karşılaştırmanın tehlikeli tarafı şudur:
Kişi başkasının hikâyesini standart alırken kendi yolunu görmez.
Başkalarının “sonuçlarını” kendi “sürecine” karşı ölçer — bu yüzden hep eksik hisseder.

✔ Bu döngünün kırılmasına yardımcı olabilecek yaklaşımlar:
• İlerlemeyi başkalarıyla değil, kişinin kendi geçmişiyle kıyaslaması
• Sosyal medya tüketimini azaltarak gerçeklik algısının daha dengeli kalmasına özen gösterilmesi
• “Benim ihtiyaçlarım neler?” sorusunun merkeze alınması
• Küçük başarıların fark edilip değerinin bilinmesi
• Başkalarının gölgesinden uzaklaşıp kişinin kendi iç kaynaklarına yönelmesi

👉 Karşılaştırma azalınca, özgünlüğün ve iç huzurun büyür.

Hepimizin içinde bir iç ses vardır; kimisi destekleyicidir, kimisi ise cezalandırıcı ve serttir.Soru şu: “Bu ses gerçekt...
24/02/2026

Hepimizin içinde bir iç ses vardır; kimisi destekleyicidir, kimisi ise cezalandırıcı ve serttir.
Soru şu: “Bu ses gerçekten bana mı ait, yoksa geçmişten öğrendiğim bir eleştiri mi?”
Çünkü çoğu insan yıllarca kendi iç sesini değil; çocuklukta duyduğu sesleri tekrarlar.

✔ Eleştirel iç sesin özellikleri:
• Küçümser: “Yine beceremedin.”
• Korkutur: “Böyle yaparsan herkes seni terk eder.”
• Suçlar: “Bunun sorumlusu sensin.”
• Yargılar: “Eksiksin, yetersizsin.”
• Mükemmeliyet bekler: “Daha iyi olmalıydın.”

👉 Bu sesler çoğu zaman ebeveynlerin, öğretmenlerin, çevrenin söylemlerinin içselleşmiş hâlidir.
İç ses, kişiliğin değil; öğrenilmiş bir yankıdır.

✔ Kendi sesinizi bulmak için kendinize şu soruları sorabilirsiniz:
• “Bu düşünce bana mı ait, yoksa geçmişten gelen bir iz mi?”
• “Bu ses beni güçlendiriyor mu, yoksa zayıflatıyor mu?”
• “Daha şefkatli bir versiyonu nasıl olurdu?”
• “Bir arkadaşım böyle hissetse ona ne söylerdim?”

👉 İç sesiniz dönüştüğünde yalnızca düşünceleriniz değil; özdeğer algınız, ilişkileriniz ve yaşam ritminiz de değişir.

Zihnin durmadan düşünmesi bir “akıl gücü” değil; çoğu zaman güvenlik ihtiyacının artmasıdır.Zihin, belirsizliği tehdit o...
21/02/2026

Zihnin durmadan düşünmesi bir “akıl gücü” değil; çoğu zaman güvenlik ihtiyacının artmasıdır.
Zihin, belirsizliği tehdit olarak algıladığında düşünceleri hızlandırır: ihtimaller üretir, tekrar düşünür, hata arar, senaryolar kurar. Bu, sorun çözmekten çok tetikte kalma hâlidir.

✔ Zihnin durmamasının muhtemel sebepleri:
• Kaygı ve kontrol ihtiyacı
• Başkalarını memnun etme çabası
• Geçmişte belirsizlikten zarar görme
• Sinir sisteminin sürekli uyarılmış olması
• Duygulara alan açmaktan kaçınma
• “Her şeyi düşünürsem güvende olurum” yanılgısı

👉 Zihnin durmasını istemek, onu susturmak değildir.
Asıl ihtiyaç, bedenin güvende hissetmesini sağlamaktır.

✔ Zihni sakinleştirmeyi destekleyen adımlar nelerdir?
• Nefes düzenlemesi (vagus aktivasyonu)
• Duyguyu bastırmadan adlandırmak
• Gün içinde kısa duraklamalar
• Düşünceleri yazıya dökerek dışsallaştırmak
• Farkındalık pratikleri
• Profesyonel terapi desteği

👉 Zihin, sessizliğe inat konuşmaz;
kendini güvende hissetmediği için susamaz.
Güven sağlandığında koşuşturma doğal olarak yavaşlar.

Address

Orhaniye Mah, Haluk Özsoy Caddesi, Bahçeyaka Apartmanı No:21 Kat:1 Daire :3
Muğla

Opening Hours

Monday 09:00 - 21:00
Tuesday 09:00 - 21:00
Wednesday 09:00 - 21:00
Thursday 09:00 - 21:00
Friday 09:00 - 21:00
Saturday 10:00 - 20:00

Telephone

+905349243142

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Uzman Klinik Psikolog Mertan Yılmaz Muğla posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Practice

Send a message to Uzman Klinik Psikolog Mertan Yılmaz Muğla:

Share

Category