T.C. Sağlık Bakanlığı Ankara Pursaklar Devlet Hastanesi

T.C. Sağlık Bakanlığı Ankara Pursaklar Devlet Hastanesi T.C. Sağlık Bakanlığı Pursaklar Devlet Hastanesi

2026 Yılı Ulusal Staj Programı Başvuruları Başladı
09/01/2026

2026 Yılı Ulusal Staj Programı Başvuruları Başladı

SERVİKS (RAHİM AĞZI) KANSERİ FARKINDALIK AYIServiks Kanseri Nedir?Serviks kanseri, rahmin alt kısmı olan ve vajinaya açı...
09/01/2026

SERVİKS (RAHİM AĞZI) KANSERİ FARKINDALIK AYI

Serviks Kanseri Nedir?
Serviks kanseri, rahmin alt kısmı olan ve vajinaya açılan serviks (rahim ağzı) dokusundan gelişen bir kanser türüdür. Serviks, doğum sırasında genişleyerek doğum kanalının açılmasını sağlayan anatomik bir bölgedir.

Serviks kanseri genellikle kanser öncesi bir dönem sonrasında gelişir. Bu dönemde hastalık belirti vermeyebilir; ancak yapılan tarama testleri sayesinde erken tanı konulabilir. Erken evrede tanı alan kadınlarda, tanı sonrası 5 yıllık sağkalım oranı yaklaşık %92’dir.

Dünya genelinde meme, akciğer ve kalın bağırsak kanserlerinden sonra dördüncü sıklıkta görülen serviks kanseri , ülkemizde en sık görülen ilk on kanser arasında yer almaktadır.

Serviks Kanseri Nasıl Gelişir?
Serviks kanseri, servikal intraepitelyal neoplazi (CIN) olarak adlandırılan kanser öncesi hücresel değişiklikler sonrası ortaya çıkar. Kanser öncesi dönemden kansere ilerleme süresi ortalama 6 yıl olup, bu süre erken tanı ve tedavi için önemli bir fırsat sunar.

HPV ve Serviks Kanseri
Serviks kanserlerinin yaklaşık %99’u, İnsan Papilloma Virüsü (HPV) enfeksiyonu ile ilişkilidir. HPV, 200’den fazla tipi bulunan bir virüs grubudur ve çoğu kişide herhangi bir sağlık sorununa yol açmaz. Ancak yüksek riskli HPV tipleriyle gelişen kalıcı enfeksiyon, serviks kanserinin başlıca nedenidir. Türkiye’de serviks kanseri vakalarının yaklaşık %70’i HPV tip 16 veya 18 ile ilişkilidir. HPV enfeksiyonu geçiren her kadında kanser gelişmez; ancak enfeksiyonun kalıcı olması risk oluşturmaktadır.

Serviks Kanseri Taraması
Serviks kanserinden korunmanın en etkili yolu düzenli tarama yaptırmaktır. HPV testi, rahim ağzında yüksek riskli HPV tiplerinin varlığını belirlemek amacıyla yapılır.

HPV testi pozitif olan kadınlarda kanser öncesi lezyon görülme riski artar ve ileri değerlendirme amacıyla Kadın Hastalıkları ve Doğum kliniklerine yönlendirilir. Düzenli tarama yaptıran kadınlarda serviks kanseri görülme olasılığı çok düşüktür.

Türkiye’de Ulusal Serviks Kanseri Tarama Programı
Serviks kanseri, Ulusal Kanser Tarama Programı kapsamında yer almaktadır.
• 30–65 yaş arasındaki kadınlar
• 5 yılda bir HPV-DNA testi ile taranmaktadır.

HPV testi sırasında, jinekolojik muayene esnasında rahim ağzından küçük sürüntü örneği alınır. Alınan bu örnek laboratuvarda incelenerek, kanserle ilişkili yüksek riskli HPV tiplerinin bulunup bulunmadığı değerlendirilir. Test işlemi kısa sürer, genellikle ağrısızdır ve anestezi gerektirmez.

Tarama hizmetleri;
• Aile Sağlığı Merkezleri
• Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezleri (KETEM)
• Sağlıklı Hayat Merkezleri
• Mobil kanser tarama araçları aracılığıyla ücretsiz olarak sunulmaktadır.

Belirtiler Nelerdir?
Serviks kanserinin erken dönemlerinde genellikle belirti görülmez. En erken bulgu, tarama testlerinin anormal çıkmasıdır.

İleri dönemlerde aşağıdaki belirtiler görülebilir:
• Cinsel ilişki sırasında veya sonrasında kanama veya ağrı
• Adet dışı kanama veya lekelenme
• Normalden uzun süren veya yoğun adet kanamaları
• Menopoz sonrası kanama
• Sulu, pembe veya kötü kokulu vajinal akıntı
• Pelvik ağrı

Bu belirtilerden herhangi biri görüldüğünde en kısa sürede hekime başvurulmalıdır.

Risk Faktörleri
Serviks kanseri riskini artıran faktörler şunlardır:
• HPV enfeksiyonu
• Erken yaşta cinsel ilişki
• Çok sayıda cinsel partner
• Sigara kullanımı
• Bağışıklık sisteminin zayıflaması
• Düzenli tarama yaptırmamak

Tedavi
Serviks kanseri erken evrede saptandığında genellikle cerrahi yöntemlerle tedavi edilebilir.

İleri evrelerde radyoterapi, kemoterapi, akıllı ilaç tedavileri uygulanabilir. Tedavi şekli hastalığın evresine göre belirlenir.

Serviks Kanserinden Korunma Yolları
• 30 yaşından itibaren düzenli tarama testlerini yaptırmak
• Güvenli cinsel yaşam konusunda danışmanlık almak
• Sigara kullanmamak
• HPV virüsüne karşı aşı yaptırılması

Önemli Bilgiler
• Serviks kanseri önlenebilir bir hastalıktır.
• Erken teşhis edildiğinde tedavi edilebilirliği çok yüksektir.
• Düzenli tarama yaptırmak en önemli korunma yollarından biridir.

“Kanserde Erken Teşhis Hayat Kurtarır”
“Serviks kanserinden korkma, geç kalmaktan kork”
“Bir test, bir fark, bir hayat. Serviks kanserine dur de !”
“Serviks kanseri önlenebilir; tarama yaptır, hayatı erteleme”
Kanser Daire Başkanlığı

79. VEREM EĞİTİM VE FARKINDALIK HAFTASI BİLGİ NOTU(04-09 Ocak 2026)Verem eğitimi ve farkındalık haftası etkinlikleri ned...
09/01/2026

79. VEREM EĞİTİM VE FARKINDALIK HAFTASI BİLGİ NOTU
(04-09 Ocak 2026)

Verem eğitimi ve farkındalık haftası etkinlikleri neden düzenlenmektedir?
• Tüberküloz (Verem) hastalığı, bulaşıcı olması, görülme sıklığı ve etkileri nedeniyle, küresel olarak mücadele gerektiren önemli bir halk sağlığı sorunudur.
• Her yıl, ocak ayının ilk pazar gününü izleyen hafta boyunca, tüberküloz (verem) hastalığı ve bu hastalıkla mücadele hakkında bilgilendirmeler yapmak ve hastalığa kamuoyunun dikkatini çekmek amacı ile “Verem Eğitim ve Farkındalık Haftası” etkinlikleri yapılmaktadır.
• Ülkemizde “Verem Eğitim ve Farkındalık Haftası” etkinlikleri 1947 yılından itibaren düzenlenmektedir.
• Bu kapsamda; sempozyumlar ve konferanslar düzenlenmekte, okullarda kompozisyon ve resim yarışmaları yapılmakta, vatandaşa hastalıkla ilgili eğitimler verilmekte, hazırlanan afiş ve broşürler dağıtılmakta, yazılı ve görsel basın yoluyla bilgilendirmeler yapılmaktadır.

Tüberküloz hastalığının etkeni nedir?
• Tüberküloz hastalığının etkeni Mycobacterium tuberculosis complex basilleridir.
• Yavaş çoğalan, kültürde 2-6 haftada üreyen ve oksijenli ortamda yaşayan bir basildir.
• Asit ile boya vermediğinden aside dirençli basil (ARB) denilir.

Tüberküloz hastalığı nasıl bulaşır?
• Basilin kaynağı, hiç tedavi görmemiş veya düzensiz tedavi alan akciğer ve larinks (gırtlak) tüberkülozu olan hastalardır.
• Hasta insanların öksürmesi ve hapşırması ile ortama yayılan mikrobun sağlıklı kişiler tarafından solunum yolu ile alınması sonucu hastalık bulaşır.
• Balgam yayması pozitif olan ve akciğerinde kavitesi bulunan hastalar daha fazla basil saçarlar dolayısıyla daha bulaştırıcıdırlar.
• Tüberküloz hastasıyla aynı ortamda bulunma süresi, ortamın büyüklüğü ve havalanma düzeyi basilin bulaşmasında önemli olan faktörlerdendir.
• En sık bulaşma, hastanın aile bireyleri ve yakın çalışma arkadaşları gibi uzun süre aynı kapalı ortamı paylaştığı kişilere olur.
• Düzenli ilaç kullanımı ile basil sayısı çok kısa sürede azalır. Hastaların çoğunda, ortalama 2-3 haftada bulaştırıcılık yok olur.

Tüberküloz enfeksiyonu ile tüberküloz hastalığı arasındaki farklar nelerdir?
• Tüberküloz enfeksiyonu, tüberküloz basilinin vücutta sessiz olarak durduğu; hastalık şikayetlerinin bulunmadığı, hastalığın klinik, laboratuvar ve radyolojik bulgularının görülmediği durumdur.
• Tüberküloz enfeksiyonu, basilin vücuda girmesinden 8-10 hafta sonra tüberkülin deri testi (TDT/PPD) yapılarak tespit edilebilir.
• Tüberküloz enfeksiyonu olan kişilerin yaklaşık %5-10’unda, yaşamlarının bir döneminde tüberküloz hastalığı gelişebilir.
• Enfekte olup hastalık gelişmeyen kişiler, enfeksiyonu başkalarına bulaştırmazlar.

• Tüberküloz hastalığı, tüberkülozla ilgili klinik belirti ve bulguların ortaya çıktığı durumdur.
• Vücut direncini düşüren durumlar, bağışıklığı etkileyen hastalıklar ve etkenler hastalığın ortaya çıkmasında rol oynar.
• HIV/AIDS, vücut direncini en çok düşüren hastalıklardan biri olduğu için tüberküloz ile HIV/AIDS birlikteliği sıktır.
• Diabetes mellitus, kronik böbrek yetmezliği, bazı kanserler, ilaç ve alkol bağımlılığı, tütün kullanımı ve silikozis de vücut direncini düşürerek tüberküloz hastalığının ortaya çıkmasına zemin hazırlayabilir.
• Bebek ve çocuklarda, vücut direnci düşük olduğundan, hastalığa yakalanma riski erişkinlere göre daha fazladır.
• Tüberküloz hastalığı en çok akciğerlerde görülmekle birlikte (%60-70) saç ve tırnak hariç tüm doku ve organları tutabilir.
• Hastalığın en sık görüldüğü diğer organ ve dokular; plevra (akciğer zarı), lenf bezleri, kemikler, böbrekler ve beyin zarıdır.

Tüberküloz hastalığının belirtileri nelerdir?
• Genel yakınmalar; halsizlik, iştahsızlık, kilo kaybı, ateş ve gece terlemesidir. Küçük çocuklarda kilo almada duraklama, büyüme veya gelişme geriliği olabilir.
• Solunum sistemi yakınmaları; öksürük, balgam, öksürükle kan tükürme, kanlı balgam (hemoptizi), göğüs-sırt-yan ağrısı ve nefes darlığıdır.
• Diğer organları tutan akciğer dışı tüberküloz hastalığında ilgili organa ait bulgular görülebilir. Örneğin kemik ve eklem tüberkülozunda kalça, diz veya omurgada şişlik, ağrı, akıntı; larinks tüberkülozunda ses kısıklığı, lenf bezi tüberkülozunda lenf bezi büyümesi, akıntı, böbrek tüberkülozunda idrarda kan, iltihap yapabilir.
• Bazı hastalarda yakınma olmayabilir; özellikle bağışıklığı baskılanmış ve yaşlı hastalarda.
• Yaşlı hastalarda tüberküloz atipik olarak ortaya çıkabilir. Tüberkülozu olan bazı yaşlı hastalar tüberkülozun klasik belirtilerini (örn. öksürük, kanlı balgam, ateş, gece terlemesi ve kilo kaybı) göstermeyebilir. Bu hastalarda tüberküloz, fonksiyonel kapasitede değişiklikler (örn. günlük yaşam aktiviteleri), kronik yorgunluk, bilişsel bozukluk, yeme bozukluğu (anoreksiya) veya düşük dereceli ateş (uzun süreli ve açıklanamayan) ile ortaya çıkabilir.
• İki-üç haftadan uzun süren ve non-spesifik antibiyotik tedavisi almış olmasına rağmen klinik yanıt alınamayan öksürük varlığında tüberküloz hastalığından şüphelenmek gerekir.

Tüberküloz tanısı nasıl konulur?
• Hastalığın kesin tanısı, balgamda tüberküloz basilinin görülmesi ile konulur. Basilin mikroskopta görülmesi ya da kültürde üremesi gereklidir. Son yıllarda yaygınlaşan moleküler tanı testleri de geçerli tanı araçları arasında yer almaktadır.
• Hastalığın bulguları yavaş gelişir. Hastanın klinik ve radyolojik bulguları, hastalıktan şüphelenmeyi sağlar.
• Tüberkülin deri testi (TDT)’nin pozitif olması vücutta basil olduğunu gösterir. Bu durum hem tüberküloz enfeksiyonuna hem de tüberküloz hastalığına işaret eder. Dolayısıyla TDT, tüberküloz hastalığının kesin tanısında tek başına kullanılmaz.

Tüberküloz hastalarının bildirimi ve kaydı zorunlu mudur?
• Tüberküloz, bildirimi zorunlu bir hastalıktır.
• Tanıyı koyan tüm sağlık kurum ve kuruluşları, hastalarını, 24 saat içinde İZCİ* veya UTS** sistemine kaydederek bildirimde bulunmalıdır.
• Tanı konulan tüm tüberküloz hastalarının Verem Savaş Dispanseri kaydına alınması gereklidir.

İZCİ*: Bulaşıcı Hastalık Sürveyans ve Erken Uyarı Sistemi UTS**: Ulusal Tüberküloz Sistemi

Tüberküloz hastalığının tedavisi nasıl yapılır?
• Tüberküloz tedavisi, tüm sağlık kuruluşlarında, Bakanlığımız tarafından yayımlanmış olan “Tanı ve Tedavi Rehberi” ile belirlenmiş standartlara uygun olarak yapılır.
• Yeni tüberküloz hastalarının tedavisi; iki ay 4 farklı ve dört ay 2 farklı ilaçla olmak üzere toplam 6 ay sürmektedir.
• Tedavide kullanılan bütün ilaçlar, ilgili sağlık kuruluşları tarafından ücretsiz verilir.
• İlaçların düzenli kullanılması tedavinin başarısı için oldukça önemlidir.
• Hastanın, tercihen bir sağlık personelinin gözetiminde ilaçlarını alması şeklinde uygulanan “doğrudan gözetimli tedavi (DGT)” düzenli ilaç kullanılması için en ideal yoldur.
• Tedavi sonlandırılana kadar, hastanın aylık takiplerinin Verem Savaşı Dispanserinde yapılması uygundur.

İlaca dirençli tüberküloz nedir?
• Tedavide kullanılan ilaçların eksik alınması ya da düzensiz kullanılması halinde, tüberküloz basili ilaçlara direnç kazanabilir.
• Dünya Sağlık Örgütünün tahminlerine göre yeni tüberküloz olgularının %3,2’si ve önceden tedavi görmüş olguların ise %16,0’sı Rifampisine dirençli ya da çok ilaca dirençlidir.
• Dirençli tüberkülozun daha ileri aşamasında bazı ikinci seçenek ilaçlara da direnç gelişmekte olup bu duruma yaygın ilaç direnci denmektedir.
• İlaca dirençli tüberküloz hastalığının tedavisi zor ve daha uzun süreli olup tüm dünyada önemi gittikçe artmaktadır.
• Ülkemizde dirençli tüberküloz hastalarının tedavisi, referans hastane olarak tanımlanmış olan Ankara Atatürk Sanatoryum Eğitim ve Araştırma Hastanesi, İstanbul Yedikule Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi, İstanbul Süreyyapaşa Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi, İzmir Suat Seren Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi yanı sıra bazı üniversite hastanelerinde yapılmaktadır.
• Çocuk hastalar için de Ankara Bilkent Şehir Hastanesi, Ankara Etlik Şehir Hastanesi, Diyarbakır Çocuk Hastalıkları Hastanesi, Marmara Üniversitesi Pendik Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi, İzmir Dr. Behçet Uz Çocuk Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi ve İzmir Şehir Hastanesi tüberküloz referans hastanesi olarak hizmet vermektedir.

Temaslı muayenesi ve koruma tedavisi neden gereklidir?
• Bulaştırıcı dönemde olan tüberküloz hastası ile aynı ortamda bulunan ve tüberküloz basiline maruz kalan kişilere “temaslı” denir.
• Tüberküloz hastasının temaslıları Verem Savaşı Dispanserlerinde ücretsiz olarak muayene edilir ve gerekli tetkikleri yapılır.
• Hasta olduğu tespit edilen temaslılar tedavi edilir. Hasta olmayan fakat enfeksiyon ya da hastalık riski taşıyan temaslılar koruma tedavisine alınır.
• Koruma tedavisi genellikle tek ilaçla ve 6 ay süreyle yapılır.

Tüberküloz aşısı kimlere uygulanır?
• Tüberküloz hastalığından korunmada BCG (Bacille Calmette Guerin) aşısı kullanılmaktadır.
• BCG aşısı, doğumdan sonra ikinci ayını bitiren bebeklere Aile Sağlığı Merkezleri ya da Verem Savaş Dispanserlerinde ücretsiz olarak yapılmaktadır.
• BCG aşısı, belirlenen zaman içerisinde yapılmaması halinde, tüberkülin deri testi (TDT) sonucuna göre 6 yaşa kadar uygulanabilir.
• BCG aşısı, özellikle çocuklarda ağır seyreden tüberküloz hastalığını (menenjit ve miliyer TB) önlemede etkilidir.

Tüberküloz hastalarına hangi hallerde şartlı nakdi yardım verilir?
• Tüberküloz hastalığı, sağlığın yanı sıra ekonomik ve psiko-sosyal kayıplara da neden olmaktadır.
• Bu sebeple, tüberküloz hastalarının bu anlamda desteklenmesi ve tedavi uyumlarının sağlanması gerekmektedir.
• Ülkemizde, Bakanlığımız ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı arasında yapılan protokol kapsamında, tüberküloz hastaları için “Düzenli Nakdi Yardım Programı” başlatılmıştır.
• Program kapsamında, ekonomik ve sosyal güçlük yaşadığı “Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı” tarafından tespit edilen tüberküloz hastalarına, ilaçlarını DGT ile düzenli bir şekilde alması koşuluyla ile tedavisini devam ettirdiği süre ile tedavi bitiminden sonraki 6 ayı da kapsayacak şekilde nakdi yardım verilmektedir.

Anne Dostu Hastane Olma Yolunda İlk Adımı AttıkAnne Dostu Hastane olmanın için 1. aşaması olan İl Sağlık Müdürlüğü denet...
12/12/2025

Anne Dostu Hastane Olma Yolunda İlk Adımı Attık
Anne Dostu Hastane olmanın için 1. aşaması olan İl Sağlık Müdürlüğü denetimimizi başarıyla geçtik. Tüm bölüm standartlarından %95 ve üzere puan alarak hastalarımıza daha kaliteli hizmet verme noktasında bir aşamayı daha geride bıraktık. Başarı belgemizi hastanemiz adına Başhekimimiz Doç. Dr. Doğan AKDOĞAN ve Sağlık Bakım Hiz. Md. Özden ATA teslim aldı.

Ülkemizde HIV/AIDS ile mücadele amacı ile oluşturulmuş olan Türkiye HIV/AIDS Kontrol Programı;insan haklarını gözeterek,...
05/12/2025

Ülkemizde HIV/AIDS ile mücadele amacı ile oluşturulmuş olan Türkiye HIV/AIDS Kontrol Programı;
insan haklarını gözeterek, HIV/AIDS yayılımı için risk oluşturan faktörlerle mücadele etmek, her bireyin tanı ve
tedavi, bakım ve desteğe eşit ulaşımını sağlayarak, toplumun sağlığını korumak ve geliştirmek misyonu altında
ülkemizdeki HIV/AIDS çalışmalarına yol haritası oluşturmak, ölçülebilir değerlendirmelerle faaliyet planlarını
yürütmek amacıyla hazırlanmış ulusal bir plandır. Bu programın gerçekleştirilmesinde başta Bakanlığımız olmak
üzere kamu ve özel kuruluşlara ilaveten tüm program paydaşlarının da sorumlu olduğu unutulmamalıdır.
HIV/AIDS epidemisini durdurmak için en önemli noktalardan biri hastalığın kişiler arasında yayılımını
önleyerek yeni vakaların ortaya çıkışını azaltmaktır. Temel yaklaşım, yeni vaka sayılarının artmasını engellemek,
bunun yanı sıra HIV ile enfekte kişilerin erken tanı alması, tedaviye erişim ve tedavi devamlılığını sağlayarak
hastaların viral yüklerini sıfıra indirmek suretiyle bulaştırıcılıklarını engellemektir. Enfeksiyonun yayılımının
önlenmesinde kişisel korunma önemli bir yer tutmaktadır. Kişisel korunma önlemlerinin alınabilmesi için
kişilerin hastalığın bulaşma yolu ve korunma önlemleri konularında bilinçlendirilmeleri önemlidir.
Kişilerin bilinçlendirilmeleri için yaş grupları, sosyoekonomik düzey ve kültürel yapılar göz önünde
bulundurularak eğitilmeleri, bilgi ve farkındalık düzeylerinde artış sağlanarak davranış değişikliği
gerçekleştirilmesi önemlidir.

19 KASIM 2025 DÜNYA KOAH GÜNÜ BASIN BİLDİRİSİKronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (KOAH); - Hava yolu ya da hava keseleri...
27/11/2025

19 KASIM 2025 DÜNYA KOAH GÜNÜ BASIN BİLDİRİSİ

Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (KOAH);
- Hava yolu ya da hava keseleri (alveol) anormalliğinden kaynaklanan,
- Nefes darlığı, öksürük ve balgam gibi kronik (süregen) solunum şikayetleri ile karakterize,
- Kalıcı ve sıklıkla ilerleyici olan,
- Hava yollarında tıkanma ile seyreden,
- Erken tanı konulduğunda, önlenebilen ve tedavi edilebilen kronik bir hastalıktır.

Hastalık, tüm dünyada önde gelen ölüm nedenlerinden biri olup bu ölümlerin %90’ı düşük ve orta gelirli ülkelerde meydana gelmektedir. KOAH, dünyada, 40 yaş üzeri yetişkinlerde %10 oranında görülmektedir. Bu oran farklı coğrafi bölgelerde, farklı maruziyetlere göre değişiklik gösterir. Ancak, hastaların %60-85’i halen tanı almamış durumdadır. Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TUSEB) tarafından yayımlanan 2020 yılı KOAH raporuna göre ülkemizde 4 milyon KOAH hastası olduğu tahmin edilmektedir. 2024 TUİK verilerine göre solunum sistemi hastalıkları, %15 oranıyla Türkiye’de en sık ölüme neden olan hastalıklar arasında 3. sırada yer almaktadır.

Tüm dünyada ve Türkiye’de KOAH gelişiminin temel nedenleri; sosyal eşitsizlik, yoksulluk, yetersiz beslenme, iç ve dış ortam hava kirliliği ile tütün kullanımıdır. KOAH hastalarının yaklaşık %80’inde sigara içme öyküsü vardır ve sigara süresi ile miktarı hastalığın şiddetini artırır. Elektronik sigara, nargile gibi diğer tütün ürünlerinin kullanımı ve pasif içicilik de KOAH gelişiminde aynı şekilde etkilidir. Hava kirliliği, biyokütle yakıtlarının (odun, kömür, tezek vb.) dumanının solunması, yetersiz beslenme, enfeksiyonlar ve/veya iç ve dış ortam kirleticilerine pasif maruz kalmaya bağlı olarak doğumdan önce ve sonra akciğer gelişiminin geri kalması riskini artırır. Ayrıca iş yerinde duman, kimyasal madde ve toza maruz kalma da önemli risk faktörleridir; iş yeri maruziyetine bağlı KOAH gelişme oranı %19,2’dir. KOAH, ileri yaşlarda daha sık görülse de daha erken dönemde yani 40 yaş civarında başlayabilir. Tanısı ne kadar erken konulabilir ise hastalığın tedavisi de o kadar mümkün olabilmektedir. Bunedenle hastalığa erken tanı konması çok büyük bir önem taşımaktadır. KOAH’ta en sık görülen yakınmalar; nefes darlığı, öksürük, balgam çıkarama ve yorgunluk hissidir. Nefes darlığı, KOAH’ın temel semptomudur ve kısıtlılığın da en önemli nedenidir. Genellikle anksiyete hastalığa eşlik eder. Hastalar “nefes almada güçlük, göğüste ağırlık, hava açlığı veya nefes nefese kalmak” şeklinde kendilerini ifade ederler. Hastanın yakınmaları, hastalığın ilerlemesi ile daha da artarak kişinin yaşam kalitesini olumsuz etkiler. Bu nedenle 40 yaş üzerinde olan, sigara ve/veya tütün ürünü kullanan, nefes darlığı hisseden her bireyde KOAH düşünülmeli ve bu bireyler, mutlaka göğüs hastalıkları uzmanına başvurmalıdır! KOAH’ın ilk semptomu genellikle kronik öksürüktür. Bununla birlikte, sigara ve/veya çevresel maruziyetlere bağlı olduğu düşünüldüğü için hasta tarafından patolojik bir semptom olarak algılanmaz. Öksürük başlangıçta aralıklı olabilir, sonraları gün boyu devam eden ve her gün ortaya çıkan bir karakter alır. Kronik öksürük, balgamlı veya balgamsız olabilir ve balgam mevcut ise süreğendir ve genelde beyaz renktedir. Alevlenme dönemlerinde ise balgam sarı-yeşil renkte olabilir. KOAH için risk faktörlerini taşıyan bir kişide, sağlık kurum ve kuruluşlarında, basit bir test olan “nefes ölçüm testi (spirometre)” ile tanı kolayca konulabilmektedir. Solunum fonksiyon testi olarak isimlendirilen bu test kullanılarak hava akımında azalmaya yol açan tıkanıklık belirlenebilmekte ve KOAH’ın düzeyi saptanabilmektedir.

İlerleyici nefes darlığınız varsa KOAH olabilirsiniz!
Bu durumda aile hekiminizden danışmanlık alınız!
Göğüs hastalıkları uzmanına başvurunuz!
KOAH tanısı çok kolay bir nefes ölçümü yöntemi ile konulabilmektedir.
KOAH’ın tıbbi tedavisinde ise “inhaler” olarak bilinen ve solunum yoluyla uygulanan nefes açıcı ilaçlar ile hava yollarındaki daralmanın azaltılıp hastanın olabildiğince rahatlatılması ve yaşam kalitesinin arttırılması amaçlanmaktadır. Bu ilaçların düzenli ve doğru kullanılması gerekmektedir. Solunum yetmezliği olan KOAH’lı hastalarda evde oksijen tedavisi ve/veya solunum cihazı tedavisi gibi tedavilere ihtiyaç olabilmektedir.Hastalığın seyrini kötüleştirecek alevlenmelerden ve zatürreden korunmak için her yıl sonbaharda grip ve ömür boyu bir kez olmak üzere zatürre aşılarının yapılması önemlidir. Nefes darlığınız varsa ve KOAH tanısı aldıysanız tıbbi tedavi yanı sıra solunum rehabilitasyonu programlarına katılabilir veya bireysel olarak egzersiz yapabilirsiniz! KOAH gelişiminin önlenmesi ve hastalığın Türkiye’de ve tüm dünyada ortadan kaldırılması ancak hastalık nedenlerin ortadan kaldırılması ile mümkün olabilecektir. Çünkü elimizdeki mevcut tedaviler, hastalığı iyileştirmekten çok hastalık semptomlarını ve alevlenmelerini hafifletmeye yöneliktir. Bu nedenle insanların yaşam koşullarının iyileştirilmesi, hava kirliliği ve tütün kullanımının önlenmesi büyük önem taşımaktadır.

Bakanlığımız, risk faktörleriyle etkin mücadele edilerek KOAH hastalığının önlenmesi; hasta olanların erken teşhisi, düzenli takibi ve uygun tedavisi için önemli çalışmalar yürütmektedir. Bu doğrultuda; ilgili paydaşlarla birlikte “Türkiye Kronik Hava Yolu Hastalıkları Önleme ve Kontrol Programını” hazırlayarak uygulamaya koymuş, birinci basamakta çalışan hekimlere yönelik “Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığını Değerlendirme ve İzlem Kılavuzunu” hazırlamış, Hastalık Yönetim Platformu kapsamında oluşturduğu “KOAH” izlem modülünü aile hekimlerimizin kullanımına açmıştır.

Konunun önemi dolayısıyla, dünyada ve ülkemizde, her yılın Kasım ayının üçüncü Çarşamba günü“Dünya KOAH Günü” olarak değerlendirilmektedir. Söz konusu günün bu yılki teması “Nefesin Daralıyorsa KOAH’I düşün!” olarak belirlenmiş olup söz konusu tema ile bireylerin solunum yakınmalarını özellikle de kronik öksürük ve nefes darlığını önemseyerek erken dönemde sağlık kuruluşlarına başvurmalarının ve erken tanı almalarının öneminin vurgulanması amaçlanmıştır.

Akciğerlerinizi sağlıklı tutabilmeniz ve sağlıklı nefes alabilmeniz için;
• Sigara ve diğer tütün ürünlerini kullanmayın.
• Soluduğunuz ortamın havasını temiz tutun.
• Düzenli ve dengeli beslenin.
• Düzenli egzersiz yapın, yürüyün, hareketli olun.
• Yaş grubunuza uygun aşınızı olun.
• İklim değişimine duyarsız kalmayın.
• KOAH izleminizi, aile hekiminize başvurarak düzenli bir şekilde yaptırın.
• İlaçlarınızı, doktorunuzun önerdiği şekilde düzenli kullanın.
# Nefesin Daralıyorsa KOAH’ı Düşün!

Hastane poliklinik girişinde hastaların görebileceği konumda diyabet standı açtık. Stantta kan şekeri ölçüm bölümü, ara ...
24/11/2025

Hastane poliklinik girişinde hastaların görebileceği konumda diyabet standı açtık. Stantta kan şekeri ölçüm bölümü, ara öğünler, su, bilgilendirme broşürleri ve afişleri, farkındalık için diyabetin rengi olan mavi renkli kurdeleler yer aldı. Hastane personeline ve poliklinik girişinde hastaneyi ziyaret eden bireylerin yakalarına takıldı. Diyabet eğitim hemşiremizin de bulunduğu ekiple beraber hastaların diyabetle ilgili soruları yanıtlandı, ihtiyaçlarına uygun broşürler verildi. Kan şeker düzeyini ölçtürmek isteyen kişilerin parmak ucundan kan şekerlerine bakıldı, sonuçlar kayıt altına alındı. Olması gereken aralıkta olmayan kan şekerlerine sahip bireyler dahiliye polikliniğine yönlendirildi. Düşük kan şekerine sahip olanlara ara öğün yüksek kan şekerine sahip hastalara su verildi.

HER BAĞIŞ YENİ BİR HAYATTIR.3 - 9 KASIM ORGAN VE DOKU BAĞIŞ HAFTASI KAPSAMINDA hastanemizde Organ Bağış Bilgilendirme St...
07/11/2025

HER BAĞIŞ YENİ BİR HAYATTIR.

3 - 9 KASIM ORGAN VE DOKU BAĞIŞ HAFTASI KAPSAMINDA hastanemizde Organ Bağış Bilgilendirme Standı açıldı. Organ ve Doku Nakli Koordinatörü Dr. Zekeriya Toros ALTINOK ve Organ Bağış Birim Sorumlumuz Sabiha SÖYLEMEZ tarafından polikliniğimize başvuran hastalarımıza Organ ve Doku Naklinin önemi konusunda bilgilendirme yapıldı. Standa gelen hastalarımızdan organ bağışı yapanlara Bağış Kartları teslim edildi. Standımız hafta boyunca açık kalacak olup ve organ bağışında bulunmak isteyenleri hastanemize davet ediyoruz.

26 Ekim Hasta Hakları Günü kapsamında hasta hakları konusunda farkındalık oluşturmak amacıyla Hasta Hakları Birim Soruml...
07/11/2025

26 Ekim Hasta Hakları Günü kapsamında hasta hakları konusunda farkındalık oluşturmak amacıyla Hasta Hakları Birim Sorumlusu Zeynep KOÇ, Sosyal Hizmet Uzmanı Kamuran İNALTEKİN, Sosyal Hizmet Uzmanı Hacer KARAKOÇ ZİHNİ, Kalite Sorumlusu Yasin KESEMEN ve Selda BAĞCI tarafından Hastanemizde yatan hastalar ziyaret edilerek, hasta hakları ve sorumlulukları ile ilgili bilgilendirmeler yapılmış, broşür dağıtılmış , sağlık çalışanlarına yönelik eğitim düzenlenmiştir.

29 Ekim Cumhuriyet Bayramımız Kutlu Olsun.
29/10/2025

29 Ekim Cumhuriyet Bayramımız Kutlu Olsun.

Dünya Palyatif Günü Hasta ve Hasta Yakınlarımızla KutladıkBazı hastalar, hayat boyu veya hayatlarının öngörebilir bir kı...
17/10/2025

Dünya Palyatif Günü Hasta ve Hasta Yakınlarımızla Kutladık

Bazı hastalar, hayat boyu veya hayatlarının öngörebilir bir kısmında ağır bir hastalıkla yaşamak, bu süre boyunca düzenli bakım hizmeti almak zorundalar. Bu hastalara palyatif hastalar diyoruz.

Palyatif Bakım Hizmetlerinin bir amacı da hastalara ve aile bireylerine tıbbi, psikolojik, sosyal, manevi destek verilmesi, acılarının bu yönden de azaltılmasıdır. Hizmet, bir bütün olarak değerlendirilir.

Terminal dönem kanser, ileri dönem KOAH, inme, son dönem böbrek yetmezliği, ileri evre kalp yetmezliği, motor nöron ve ilerleyici nörolojik hastalıklar, ALS, diğer ileri dönem organ yetmezlikleri, Alzheimer, çocuklarda genetik/konjenital ilerleyici hastalıklar vb. nedeniyle palyatif bakım hizmetine gereksinim duyan hastalar palyatif bakım merkezimizden hizmet almaktadır.

Palyatif bakım hastaları, bizim en özel hastalarımız arasında olup; onlar söz konusu olduğunda, her türlü özveri en kapsamlı şekilde sunulmaktadır. Bu kapsamda bütün dünyada 13 Ekim Palyatif Bakım Günü olarak kabul edilmektedir. Biz de hastanemiz Palyatif Bakım Kliniklerimizde yatan hasta ve yakınlarıyla bu anlamlı günü hep beraber kutladık.

Address

Mimar Sinan Mah. Çağatay Caddesi No:39
Pursaklar
06145

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when T.C. Sağlık Bakanlığı Ankara Pursaklar Devlet Hastanesi posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Practice

Send a message to T.C. Sağlık Bakanlığı Ankara Pursaklar Devlet Hastanesi:

Share

Share on Facebook Share on Twitter Share on LinkedIn
Share on Pinterest Share on Reddit Share via Email
Share on WhatsApp Share on Instagram Share on Telegram

Category