Doç. Dr. Serap Satış

Doç. Dr. Serap Satış Doç. Dr. Serap Satış, mesleki çalışmalarına Şanlıurfa Nev Hospital Hastanesi'nde devam etmektedir.

Manuel terapi, kas, eklem ve yumuşak dokulara uygulanan elle yapılan özel mobilizasyon, manipülasyon ve gevşetme teknikl...
24/03/2026

Manuel terapi, kas, eklem ve yumuşak dokulara uygulanan elle yapılan özel mobilizasyon, manipülasyon ve gevşetme teknikleridir.
Amaç, hem ağrıyı azaltmak hem de hareketi geri kazandırmaktır.

🔹 Manuel terapi hangi durumlarda yardımcıdır?
Kas-iskelet sistemi problemleri:
• Boyun ve bel fıtığı
• Kas spazmları
• Duruş bozukluğu
• Donuk omuz
• Menisküs dışı diz ağrıları
• Kalça–sırt–boyun tutulmaları

Eklemsel sorunlar:
• Eklem blokajı
• Boyun tutulması
• Kaburga-eklem kaynaklı ağrılar

Yumuşak doku sorunları:
• Fasya gerginliği
• Tetik noktalar (trigger points)

🔹 Manuel terapinin faydaları:
• Kas gerginliğini azaltır
• Sinir sıkışmalarını rahatlatır
• Eklem hareket açıklığını artırır
• Kan dolaşımını iyileştirir
• Ağrıyı hızlı şekilde azaltabilir
• Vücudun doğal iyileşme mekanizmasını destekler

Parkinson hastalığı, hareketi kontrol eden beyin bölgelerinin etkilendiği ilerleyici bir nörolojik durumdur.İlaçlar önem...
20/03/2026

Parkinson hastalığı, hareketi kontrol eden beyin bölgelerinin etkilendiği ilerleyici bir nörolojik durumdur.
İlaçlar önemli olsa da en güçlü tamamlayıcı tedavi fizik tedavidir.

🔹 Fizik tedavinin hedefleri:
• Yürüyüş ve dengeyi geliştirmek
• Sertlik (rijidite) ve yavaşlığı azaltmak
• Düşme riskini azaltmak
• Kas gücünü artırmak
• Postürü (duruş) düzeltmek
• Günlük yaşamda bağımsızlığı artırmak

🔹 Kullanılan yöntemler:
• Denge–koordinasyon egzersizleri
• Germe–gevşeme teknikleri
• Parkinson’a özel "büyük hareket" çalışmaları
• Yürüme eğitimi
• El beceri (ince motor) çalışmaları
• Fonksiyonel mobilizasyon
• Nörolojik egzersiz protokolleri

Fizik tedavi, Parkinson hastalığının ilerleyişini durdurmaz ama yaşam kalitesini artırmak için çok önemlidir.

İnme sonrası ilk saatler ve günler, beynin yeniden yapılanma kapasitesinin en yüksek olduğu dönemdir.Bu nedenle erken re...
17/03/2026

İnme sonrası ilk saatler ve günler, beynin yeniden yapılanma kapasitesinin en yüksek olduğu dönemdir.
Bu nedenle erken rehabilitasyon, hastanın bağımsızlık düzeyini ve yaşam kalitesini belirleyen en kritik aşamadır.

🔹 Erken rehabilitasyon sayesinde:
• Kas güçsüzlüğü daha hızlı toparlanır
• Konuşma ve yutma fonksiyonları daha iyi korunur
• Yatak yaraları, eklem sertlikleri ve pıhtı riskleri azalır
• Beyin "yeni bağlantılar" kurmak için harekete geçer (nöroplastisite)
• Yürüme, oturma, denge gibi aktiviteler daha erken döner

🔹 Rehabilitasyon neleri içerir?
• Fizyoterapi (kas güçlendirme, denge, koordinasyon)
• Mesleki terapi (günlük yaşam aktiviteleri)
• Konuşma terapisi
• Nörolojik mobilizasyon
• Aile eğitimi ve bakım planlaması

Erken başlanan her gün, iyileşme sürecine doğrudan katkı sağlar.
“Ne kadar erken, o kadar iyi” prensibi inme rehabilitasyonunda altın kuraldır.

13/03/2026

Siyatik ağrısı yalnızca bel fıtığından kaynaklanmaz.
Kalça bölgesindeki bazı sorunlar da siyatik sinir hattı boyunca ağrı oluşturabilir.

🔹 Bel kaynaklı nedenler:
• Bel fıtığı
• Omurga kanal daralması (spinal stenoz)
• Disk dejenerasyonu
• Sinir kök sıkışması

🔹 Kalça kaynaklı nedenler:
• Piriformis sendromu (piriformis kasının siniri sıkıştırması)
• Kalça artrozu (kireçlenme)
• Labrum yırtığı
• Gluteal tendon problemleri
• Sakroiliyak eklem disfonksiyonu

🔹 Aradaki fark nasıl anlaşılır?
Bel kaynaklı siyatikte:
• Belde ağrı + bacağa yayılan elektriklenme

Kalça kaynaklı siyatikte:
• Kalça yan tarafında veya derin gluteal bölgede batma
• Uzun oturunca artan ağrı
• Çömelme, bacak bacak üstünde artma
• Bel hareketleri değil, kalça hareketleri ağrıyı tetikler

Bu nedenle siyatik tedavisi kaynağın doğru belirlenmesine bağlıdır.

10/03/2026

Karpal tünel sendromu hafif ve orta düzeydeyken çoğu zaman ameliyatsız tedaviyle kontrol altına alınabilir.
Amaç median sinir üzerindeki baskıyı azaltmak ve iltihabi süreci geriletmektir.

🔹 1. Bilek Ateli (Splint)
Gece takılan ateller sinirin dar kanalda sıkışmasını engeller.
Uykuda bileğin bükülmesini önleyerek şikâyeti azaltır.

🔹 2. Aktivite düzenleme
• Klavye–mouse kullanımı
• Telefon tutuşu
• Tekrarlayıcı el hareketleri
Bu aktivitelerde ergonomi düzenlenir.

🔹 3. Fizik tedavi ve egzersizler
• Sinir kaydırma (nerve gliding) egzersizleri
• Bilek–ön kol kas güçlendirme
• Yumuşak doku gevşetme teknikleri
• Ultrason, lazer, TENS gibi modaliteler

🔹 4. Kortikosteroid enjeksiyonu
Kısa sürede etkili rahatlama sağlar.
Özellikle gece ağrısında oldukça etkilidir.

🔹 5. B12 ve anti-inflamatuar destekler
Sinir sağlığı için destekleyici olabilir.

🔹 6. Obezite, tiroid, diyabet gibi eşlik eden sorunların düzenlenmesi
Sistemik faktörler sinir sıkışmasını ağırlaştırabilir.

Geç kalındığında sinir hasarı artabilir ve cerrahi gerekebilir.

11/02/2026

Hiçbir insanın vücut yapısı, kas gücü, yaşam tarzı, çalışma düzeni ve ağrı deneyimi birbiriyle aynı değildir.
Bu nedenle aynı şikâyete sahip iki kişiye aynı tedavi uygulandığında sonuçlar farklı olabilir.
Tedavinin kişiye özel olması, sorunun gerçek kaynağını hedef almayı sağlar ve iyileşme sürecini hızlandırır.

Örneğin sırt ağrısı yaşayan iki kişiyi düşünelim:
• Birinde uzun süre oturmaya bağlı kas gerginliği vardır.
• Diğerinde duruş bozukluğu ya da kas zayıflığı bulunabilir.

Her iki kişi sırt ağrısı yaşasa bile neden tamamen farklı olduğu için tedavi planı da farklı olmalıdır.
Kişiye özel tedavide şu faktörler dikkate alınır:
• Yaş, kilo ve genel sağlık durumu,
• Günlük hareket düzeyi,
• Mesleki zorlanmalar,
• Uyku düzeni ve stres seviyesi,
• Kas kuvveti ve esneklik durumu,
• Ağrının yerleşimi ve yayılım şekli,
• Geçmişte yaşanan sakatlıklar veya ameliyatlar.

Bu değerlendirmeler sonucunda oluşturulan tedavi daha hedefe yönelik olur.
Böylece hem tekrarlama ihtimali azalır hem de iyileşme daha kalıcı hale gelir.
Kısacası doğru tedavi, herkes için aynı olan bir liste değil; her bireyin ihtiyacına özel hazırlanmış bir yol haritasıdır.

Günlük yaşamda yaptığımız küçük duruş hataları, yanlış alışkanlıklar veya ergonomik olmayan ortamlar vücudu yavaş yavaş ...
04/02/2026

Günlük yaşamda yaptığımız küçük duruş hataları, yanlış alışkanlıklar veya ergonomik olmayan ortamlar vücudu yavaş yavaş yorar. Bu nedenle birçok kişi “ağrılarım neden geçmiyor?” diye düşünür.
Oysa bedenin ihtiyacı çoğu zaman büyük tedavilere değil, doğru yönde yapılan küçük ama etkili düzeltmelere dayanır.

Oturma, yürüme, yük kaldırma ve çalışma düzeninde yapılan küçük değişiklikler vücudun yükünü önemli ölçüde azaltır.
Örneğin:
• Sandalyeye tam oturmak,
• Bilgisayar ekranını göz hizasına getirmek,
• Her 30–40 dakikada bir ayağa kalkıp kısa bir hareket yapmak,
• Uygun yastık ve yatak kullanmak,
• Ayak tabanı için destek sağlayan tabanlık kullanmak,
• Telefonu göğüs hizasında tutmak…

Bu basit düzenlemeler omurganın daha dengeli çalışmasını sağlar, kasların gereksiz yere gerilmesini engeller ve kan dolaşımını rahatlatır.
Sonuç olarak ağrılar hafifler, vücut kendini daha rahat hisseder ve uzun vadede yıpranma azalır.
Küçük adımların büyük etkisi vardır çünkü beden her iyileştirici düzenlemeye hızlı şekilde cevap verir.

Gün içinde fark etmeden yaptığımız birçok küçük hareket, başlangıçta önemsenmeyebilir. Fakat bu hareketler her gün aynı ...
31/01/2026

Gün içinde fark etmeden yaptığımız birçok küçük hareket, başlangıçta önemsenmeyebilir. Fakat bu hareketler her gün aynı şekilde tekrarlandığında vücutta birikmeye başlayan mikro zorlanmalar oluşturur. Bu zorlanmalar kasları, tendonları ve eklemleri yavaş yavaş yıpratır.
Başlangıçta hiçbir belirti görülmez çünkü vücut dengeyi korumaya çalışır. Ancak baskı uzun süre devam ederse, küçük yüklenmeler bir noktadan sonra ağrıya, iltihaplanmaya ve fonksiyon kaybına neden olabilir.

Örneğin:
• Bilgisayar karşısında omuzları önde tutarak saatlerce çalışmak,
• Aynı kolu kullanarak her gün tekrar eden ev işleri yapmak,
• Uzun yürüyüşlerde ayağı desteklemeyen ayakkabı kullanmak,
• Telefonu sürekli aynı tarafa eğilerek kullanmak,
• Aralıksız olarak tekrarlanan spor hareketleri…

Bu davranışların her biri tek başına zararsız görünse de, birleştiğinde ciddi kas ve eklem sorunlarına yol açabilir.
Vücut küçük hataları uzun süre tolere eder, fakat bu hatalar biriktiğinde büyük sorunlar ortaya çıkar.
Bu nedenle günlük alışkanlıkları fark etmek ve teknolojik cihazlara, iş ortamına veya ev içi rutinlere küçük düzenlemeler eklemek büyük önem taşır.

Postür çoğu kişi için “dik durmak” ya da “estetik görünmek” demektir.Oysa postür aslında vücudun iç dengesinin, organlar...
28/01/2026

Postür çoğu kişi için “dik durmak” ya da “estetik görünmek” demektir.
Oysa postür aslında vücudun iç dengesinin, organların yerleşiminin, kasların işbirliğinin ve sinir sisteminin koordinasyonunun bir yansımasıdır.

🔸 Postür, sadece dış görünüş değildir; vücudun çalışma biçimidir.
Kambur bir duruş sadece omuzları etkiler sanmayın:
• Akciğer kapasitesini daraltır,
• Kalp ve sindirim organlarının hareket alanını azaltır,
• Boyun kaslarında kronik stres oluşturur,
• Beyne giden kan akımını bile etkileyebilir.

🔸 Postür duygularla bile bağlantılıdır.
Gergin bir zihnin omuzları yukarı kalkar,
Üzgün biri çöker,
Özgüvenli bir beden genişler.

Beden dili sadece iletişim aracı değil;
zihnin halini gösteren biyolojik bir duruştur.

🔸 İyi postür bir güç tasarrufudur.
Kaslar minimum enerjiyle maksimum verimle çalışır.
Kötü postürde ise kaslar duruşu korumak için sürekli ekstra enerji harcar → yorgunluk ve ağrı kaçınılmaz olur.

Postür sadece görünüş değil, organların sağlığı, zihnin huzuru ve kasların dengesi demektir.
Dik durmak dışarıya mesajdır; dengeli durmak ise içerideki sistemlerin uyumudur.

Gün boyu oradan oraya koşar, taşır, kaldırır, eğilir—kaslarımız hep çalışır.Ama ilginçtir ki asıl ağrı çoğu zaman akşam ...
25/01/2026

Gün boyu oradan oraya koşar, taşır, kaldırır, eğilir—kaslarımız hep çalışır.
Ama ilginçtir ki asıl ağrı çoğu zaman akşam oturduğumuzda, “Hadi biraz dinleneyim” dediğimiz anda gelir.

Kasların dinlenirken şikâyet etmesinin birkaç güçlü sebebi vardır:

🔸 Gün içinde adrenalin ağrıyı örter.
Stres ve hareket hâlindeyken vücut küçük hasarları hissettirmez.
Oturduğumuzda ise adrenalin düşer ve kas “Artık sinyal gönderebilirim” der.

🔸 Kaslar hareketsiz kalınca gerilir.
Ne kadar garip olsa da kas hareket etmeyi sever, durmayı değil.
Uzun süre oturunca veya yatar pozisyona geçince
• kan dolaşımı yavaşlar,
• kaslara oksijen azalır,
• biriken laktik asit temizlenemez.
Sonuç: Ağrı, yanma, sızı…

🔸 Kas gün boyu mikro travmalar biriktirir.
Bu küçük yükler gün içinde hissedilmez.
Akşam kas gevşediğinde beyin bu mikro travmaları fark etmeye başlar.

Kısacası: Dinlenirken ağrı arttığında “kötüye gidiyorum” demek yerine, kasın “Ben bugün çok çalıştım” dediğini anlamak gerekir.
Düzenli esneme ve hafif hareketler bu döngüyü büyük ölçüde rahatlatır.

21/01/2026

Sinir sıkışması yaşayan biri bilir: Gündüz idare edilebilir olan ağrı, gece adeta kendini ikiye katlar.
Peki neden?

🔸 Yatınca sinire binen basınç değişir.
Gündüz yer çekimine karşı dik dururuz; bu bile bir destek sağlar.
Gece yatınca boyun, bel, bilek gibi bölgelerde sinire binen yük değişir.
Bu yeni pozisyon siniri daha çok sıkıştırabilir.

🔸 Dolaşım hızı düşer.
Gece kalp hızı yavaşlar, kan akımı azalır.
Sinir zaten sıkışmışsa, azalan dolaşım sinirin beslenmesini daha da bozar → karıncalanma, uyuşma, yanan ağrı artar.

🔸 Beyin sessiz ortamda sinyalleri daha çok fark eder.
Gündüz dikkat dağılır; gece ise bedenin sesini tüm çıplaklığıyla duyarsınız.
Sinirden gelen en küçük elektriklenme bile büyük bir ağrı gibi hissedilir.

🔸 Şişlik ve ödem gece artabilir.
Sinir sıkışmalarının çoğunda hafif bir ödem vardır.
Gece uykuda dokular daha fazla sıvı tutabilir → sinir üzerindeki baskı yükselir.

Sinir sıkışması “gece daha kötü hale gelmez; gece bedenin sinyalleri daha güçlü şekilde duyulduğu zaman dilimidir.
Doğru pozisyon, atel kullanımı ve sinir mobilizasyonu çoğu hastayı ciddi şekilde rahatlatır.

12/01/2026

Duruş, yalnızca omurganın bir pozisyonu değildir; sinir sistemi, duygular ve beyin-kas iletişimi arasında kurulan karmaşık bir düzenin dışa yansımasıdır. Postür bozulduğunda bu düzenin tamamı etkilenebilir. Yapılan nörobiyolojik çalışmalar, beden pozisyonunun beynin duygu merkezleri üzerinde anlamlı bir etkisi olduğunu göstermektedir.

Uzun süre öne eğik bir duruş, göğüs kafesinin kapanması, boyun kaslarının yorulması ve solunum derinliğinin azalması; sinir sistemine “korunma” sinyalleri gönderir. Bu sinyal beyne ulaştığında ruh hâlinde şu değişimler gözlenebilir:
• motivasyonda azalma,
• kaygı düzeyinde artış,
• içe çekilme hissi,
• enerji düşüklüğü,
• sosyal geri çekilme eğilimi.

Beden, beynin nasıl hissettiğini şekillendirdiği kadar; beyin de beden pozisyonunu yeniden düzenlemeye çalışır. Uzun süreli duruş bozuklukları, kas yorgunluğunu artırırken duygusal dayanıklılığı da düşürebilir. Aynı zamanda kronik ağrı, ruh hâli üzerinde ikinci bir yük oluşturur ve kişi “bedensel yorgunluk – duygusal dalgalanma” döngüsünün içine girebilir.

Bu nedenle duruş bozukluğunu yalnızca mekanik bir sorun olarak görmek eksik olur. Postür, ruh hâlinin hem nedeni hem de sonucudur; her ikisi karşılıklı olarak birbirini besler.

✔ Duruş bozukluğu yalnızca fiziksel değil; duygusal denge üzerinde de güçlü bir etkisi olan biyopsikososyal bir süreçtir.

Address

Şani Efendi Caddesi 169
Sanlıurfa
63300

Opening Hours

Monday 13:30 - 16:30
Tuesday 13:30 - 16:30
Wednesday 13:30 - 16:30
Thursday 13:30 - 16:30
Friday 13:30 - 16:30

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Doç. Dr. Serap Satış posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Share

Share on Facebook Share on Twitter Share on LinkedIn
Share on Pinterest Share on Reddit Share via Email
Share on WhatsApp Share on Instagram Share on Telegram