25/02/2026
Gallup 2025 State of Global Workplace Report, son dönemde çalışan bağlılığındaki düşüşün en dikkat çekici nedeninin, sanılanın aksine çalışanlar değil, yöneticiler olduğunu öne sürüyor. Veriler, bireysel katkı sağlayan çalışanların bağlılığının sabit kaldığını, buna karşılık yönetici bağlılığının belirgin şekilde gerilediğini gösteriyor. Özellikle 35 yaş altı genç yöneticiler ve kadın yöneticiler bu düşüşten daha fazla etkilenmiş durumda.
Peki neden?
Son beş yılda organizasyonlar eşi benzeri görülmemiş bir dönüşüm sürecinden geçti: pandemi sonrası işten ayrılmalar ve emeklilikler, hızlı işe alım dalgaları ve ardından daralmalar, yeniden yapılandırılan ekipler, küçülen bütçeler, dijital dönüşüm, yapay zekâ araçlarının yaygınlaşması ve değişen çalışan beklentileri… Tüm bu değişimlerin kesişim noktasında ise yöneticiler yer aldı.
Yöneticiler artık sadece performans yöneten kişiler değil; aynı zamanda değişimi yöneten, belirsizliği tolere eden, çalışan deneyimini iyileştiren ve üst yönetim beklentileri ile çalışan ihtiyaçları arasında denge kurmaya çalışan bir “psikolojik tampon” rolü üstleniyor. Bu çok katmanlı rol, özellikle orta kademe yöneticilerde rol yükü, karar yorgunluğu ve tükenmişlik riskini artırıyor.
Psikolojik açıdan bakıldığında, yönetici bağlılığındaki düşüş organizasyon için kritik bir erken uyarı sinyalidir. Çünkü yöneticinin bağlılığı; ekip motivasyonu, psikolojik güvenlik, performans ve kurum kültürü üzerinde doğrudan çarpan etkisi yaratır. Bağlılığı düşük bir yönetici, farkında olmadan ekip bağlılığını da aşağı çekebilir.
Özellikle genç yöneticiler deneyim eksikliği ve yüksek beklenti baskısıyla, kadın yöneticiler ise artan duygusal emek ve rol çatışmasıyla daha fazla yük taşıyabiliyor. Bu da bağlılıkta daha keskin düşüşlere yol açabiliyor.
Bugünün organizasyonel gerçeği şu:
Çalışan bağlılığını artırmak istiyorsak, önce yönetici bağlılığını güçlendirmeliyiz.
Çünkü güçlü liderlik deneyimi olmadan sürdürülebilir çalışan bağlılığı mümkün değildir.