Uzm. Klinik Psikolog Sabriye Ece Hürcan

🛡️ Güçlü görünme çoğu zaman bir tercih değil, erken öğrenilmiş bir hayatta kalma stratejisidir.Çocuklukta bazı mesajlar ...
13/03/2026

🛡️ Güçlü görünme çoğu zaman bir tercih değil, erken öğrenilmiş bir hayatta kalma stratejisidir.

Çocuklukta bazı mesajlar açıkça söylenmez; ama güçlü şekilde hissedilir:
“Üzülme.”
“Ağlama.”
“Abartıyorsun.”
“Sen büyüksün, idare etmelisin.”

🧠 Eğer bir çocuk;

* Duyguları karşısında yeterince yatıştırılmadıysa,
* Ağladığında “hassas” diye etiketlendiyse,
* Başarı ve uyum karşılığında sevgi gördüyse,
* Evde ebeveyn rolünü erken üstlenmek zorunda kaldıysa,
* Çatışmalı bir ortamda “sorun çıkarmayan çocuk” olduysa,

zamanla şunu öğrenebilir:
“Duygularımı gösterirsem yük olurum.”

Dışarıdan bakıldığında dayanıklı, kontrollü, güçlü bir profil görünür.
Ama içeride çoğu zaman bastırılmış üzüntü, öfke, korku ve yalnızlık vardır.

🌪️ Çocukken işe yarayan bu strateji, yetişkinlikte bedel ödetebilir:

* Yardım istemekte zorlanma
* İlişkilerde duygusal mesafe
* Sürekli güçlü kalma zorunluluğu
* Tükenmişlik ve içsel yalnızlık
* “Kimse beni gerçekten tanımıyor” hissi

Duyguların varlığını inkâr etmek yerine,
onları düzenleyebilmek ve gerektiğinde destek alabilmek önemlidir.

Evet ama zaman, emek ve dürüstlükle.Güven bir kez sarsıldığında, her şeyin eskiye döneceğini beklemek gerçekçi değildir....
12/03/2026

Evet ama zaman, emek ve dürüstlükle.

Güven bir kez sarsıldığında, her şeyin eskiye döneceğini beklemek gerçekçi değildir.

İlişkinin eski haline dönmesi değil, yeni bir "biz" inşa edilmesi gerekir.

Bu süreçte açıklık ve şeffaf iletişim temel yapı taşıdır.

Gottman çift terapisine göre güven, küçük ama tutarlı eylemlerle yeniden inşa edilir.

Karşılıklı duyulmak, görülmek, yeniden bağ kurmak mümkündür, ama iki taraf da bu köprüyü birlikte kurmalı.



Kaygı, evrimsel olarak bizi tehlikelerden koruyan çok değerli bir mekanizmadır. Örneğin, yolda karşıdan karşıya geçerken...
24/02/2026

Kaygı, evrimsel olarak bizi tehlikelerden koruyan çok değerli bir mekanizmadır. Örneğin, yolda karşıdan karşıya geçerken gelen aracı fark ettiren şey, bu mekanizmadır. Ancak modern yaşamda, bu hayatta tutan sistem bazen aşırı çalışarak yaşam kalitemizi düşürür.

📌 Kaygı sizi hazırlıklı kılar, riskleri görmenizi sağlar. Ancak sürekli devrede olduğunda, beyin "tehlike var" mesajını durmadan iletir.

Sonucu: yorgunluk, konsantrasyon kaybı, huzursuzluk ve bedensel gerginlik gibi belirtiler.

🛠 Ne yapmalı?

Kaygıyı yok etmeye değil, yönetmeye odaklanın.
Günlük nefes ve gevşeme egzersizi, prefrontal korteksin devreye girerek beyin “alarmını” yavaşlatmasını sağlar.
Aklınızdan geçen olumsuz düşünceleri fark edin ve gerçekliğini yeniden değerlendirin.

Terk edilme korkusu, çoğunlukla erken dönem yaşantılarda köklenen güçlü bir durumdur. Çocuklukta bakım verenin tutarsızl...
23/02/2026

Terk edilme korkusu, çoğunlukla erken dönem yaşantılarda köklenen güçlü bir durumdur.
Çocuklukta bakım verenin tutarsızlığı, duygusal mesafesi ya da sevginin koşullu hissedilmesi; yetişkinlikte ilişkilerde “bir gün mutlaka gidecekler” beklentisine dönüşebilir.

Kişi sevgiyi kaybedilebilir bir şey olarak algılar ve zihni sürekli olası bir ayrılığa karşı tetikte kalır.

🧠 Etkileri ilişkilerde:

* Partnerin davranışlarını aşırı analiz etme
* Mesajlara geç cevap verildiğinde yoğun kaygı yaşama
* “Beni bırakacak” düşüncesiyle sürekli güvence arama
* Tartışmalarda sınır koymak yerine geri adım atma
* Terk edilmemek için problemli ilişkilerde kalmaya devam etme
* Küçük mesafeleri bile “duygusal kopuş” gibi algılama

📌 Terk edilme korkusu bazen görünmez şekilde işler.
Kişi “Ben kimseye bağlanmam” diyerek mesafeli davranabilir. Ancak bu mesafe, aslında olası bir terk edilmenin acısından korunma çabası olabilir.

Bazı kişiler ise tam tersine aşırı bağlanarak ilişkiye tutunur. Çünkü ayrılık ihtimali, yalnız kalma korkusundan çok daha tehditkâr hissedilebilir.

Oysa ilişkilerde güven, sürekli kontrol ederek değil; belirsizliğe dayanabilme kapasitesiyle gelişir.
Sınır koymak, soru sormak ya da ihtiyaç dile getirmek terk edilme riskini artırmak zorunda değildir. Bazen tam aksine, sağlıklı bağın temelini oluşturur.

Ara sıra kendimize şu soruyu sormak faydalı olabilir:
İlişkilerimde yakınlığı mı arıyorum, yoksa terk edilmemeyi mi garanti altına almaya çalışıyorum?

Ve güvenli ilişkilerde ya da terapötik ortamda; kalıcılığı deneyimlemek, ayrılık korkusunun şiddetini zamanla azaltabilir.
Çünkü zihin yeni bir deneyim yaşadığında, eski alarm sistemini yavaşça güncelleyebilir.

💡 Sevgi, sürekli tetikte kalarak korunmaz.
Terk edilme korkusunu fark etmek, daha güvenli ve dengeli bağlar kurmanın ilk adımı olabilir.

17/02/2026

"Belki zamanla değişir" diyerek yıllarınızı bekleyerek geçiriyor musunuz?

Bir kişide beklediğiniz değişim, sizin değil, onun motivasyonu ve farkındalığıyla mümkündür. Eğer partneriniz değişmek istemiyorsa, sizin isteğiniz yeterli olmaz.

Umut bazen ertelemenin kamuflajıdır. Bir şeyin "belki olur" diye sürdürülmesi, cesaret edilemeyen kararların erteleyicisi olabilir.


Hepimiz zaman zaman bir şey için “Hazır olduğumda başlarım” deriz. Bu bazen iş değiştirmek, yeni bir beceri öğrenmek, il...
17/12/2025

Hepimiz zaman zaman bir şey için “Hazır olduğumda başlarım” deriz. Bu bazen iş değiştirmek, yeni bir beceri öğrenmek, ilişkiye adım atmak, taşınmak ya da uzun zamandır ertelediğimiz bir projeye girişmek olabilir.
Bu cümle kulağa mantıklı gelse de, bazen bu bekleyiş yıllara yayılır.

🧠 Hazır hissetme ihtiyacı çoğu zaman belirsizlik ile baş etme yöntemi olarak ortaya çıkar. İnsan zihni, bilinmeyen bir duruma adım atmadan önce güvenli hissetmek ister. Hazır hissettiğimiz o “mükemmel an” ise, çoğu zaman beklerken değil, adım attıktan sonra oluşur.

📌 Görünmeyen sonuçlar:

Kendi potansiyelimizi deneyimleyemediğimiz için fırsatlar elimizden kayabilir.
Gelişim alanları “güvenli sınırlar” içinde kaldığı için gerçek dönüşüm yaşanmaz.
Karar anı sürekli ertelendiğinde, zamanla risk almamız azalabilir.

💭 “Hazır hissetmeyi beklerken kaybettiğim şey nedir? Bir fırsat mı, bir öğrenme deneyimi mi, yoksa kendi cesaretimi test etme şansı mı?”
Bazen, küçük ve kontrollü adımlar büyük değişimlere açılan kapıyı aralayabilir.

13/11/2025

Duygusal farkındalık çoğu zaman şöyle yanlış anlaşılır: “Duygularımı fazla fark edersem kontrolü kaybederim.”
Oysa farkındalık, duyguları büyütmek değil, onları anlamak ve yön vermek üzerine kuruludur. Asıl kontrol duyguların bastırılmadığı, tanındığı ve ihtiyaçların netleştiği anda başlar.

🧠 Neden farkındalık kontrol kazandırır?

Bastırılan duygular genellikle ani ve yoğun şekilde geri döner.
Fark edilmeyen duygular, davranışlara ve beden diline istemeden yansır.
Tanınan duyguların üzerine strateji geliştirilebilir; bu da insanı “tepkisel” olmaktan çıkarıp “seçim yapan” hale getirir.

📌 Farkındalığın katkıları nelerdir?

İlişkilerde netlik: Karşı tarafa ne hissettiğinizi ifade etmek, yanlış anlamaları azaltır.
Kendi sınırlarınızı bilmek: Ne zaman “hayır” diyebileceğinizi keşfetmek.
Bedensel rahatlama: Duygular fark edildiğinde gerginlik azalır.

💭 Duyguları fark etmek, kontrolü kaybetmenin değil, hayatın direksiyonunu kendi ellerine yeniden almanın yolu olabilir.
İlk adım, duygulara “düşman” değil “mesaj taşıyan dost” gibi yaklaşmayı denemek olabilir.

Bazen, tam da kendimiz için iyi olacak bir şeye adım atmaya yaklaşmışken, geri çekildiğimizi fark edebiliriz. Bu durum d...
11/11/2025

Bazen, tam da kendimiz için iyi olacak bir şeye adım atmaya yaklaşmışken, geri çekildiğimizi fark edebiliriz. Bu durum dışarıdan “mantıksız” görünür; ama çoğu zaman kökeni duygusal ve psikolojik katmanlardadır.

🧠 Olası nedenler:

Geçmişte benzer adımların hayal kırıklığıyla sonuçlanması → “Yine aynı olacak” düşüncesi.
Başarı korkusu → “Başarırsam beklentiler yükselecek, ya sürdüremezsem?”
Kendini hak etmeme inancı → “Bu bana fazla iyi” hissi.
Güvenli olanı koruma isteği → Mevcut durum rahat olmasa bile tanıdık.

📌Kendi iyiliğimizi sabote etmek, kısa vadede bizi olası riskten korur gibi görünse de, uzun vadede büyümemizi ve değişimimizi sınırlar.

💡 Bu noktada kendimize şunu sorabiliriz: “Attığım adım gerçekten beni zorlayacak mı, yoksa geçmişte öğrenilmiş bir korku mu bana ‘dur’ diyor?”
Bazen, küçük denemelerle güven alanını yavaşça genişletmek, bu sabotaj döngüsünü kırabilir.

20/10/2025

Çocukluk döneminde yaşanan travmalar — aile içi şiddet, ihmal, kayıp, alay edilme, aşırı baskı — yetişkinlikte ruh sağlığı üzerinde derin izler bırakabilir.
Bu izler bazen açıkça belli olur, bazen de gizli şekilde davranışlarınıza yön verir.

🔍 Yetişkinlikte görülen yansımalardan bazıları:

Güvensizlik ve düşük özgüven
İlişkilerde terk edilme korkusu veya aşırı bağlanma
Stres karşısında aşırı tepki veya donma
Karar vermekte zorlanma
Kronik kaygı, depresyon eğilimi
Mükemmeliyetçilik ya da aşırı uyum sağlama isteği

💬 Çocukluk travmaları, beynin stres mekanizmalarını yeniden şekillendirerek duygusal tepkilerinizi kalıcı olarak etkileyebilir.

🌿 Nasıl iyileşir?

Travmayı yok saymak yerine anlamaya çalışmak
Güvenli ilişkiler kurmak
Psikoterapi (özellikle EMDR, bilişsel davranışçı terapi gibi)
Öz şefkat geliştirmek
Sağlıklı sınırlar koymayı öğrenmek

💡 Geçmişinizi değiştiremezsiniz ama onun bugün üzerinizdeki etkisini dönüştürebilirsiniz.

Olumsuz düşünceler bazen zihninizde tekrar tekrar döner.“Ya kötü olursa?” “Ben yapamam.” “Yine başarısız olacağım.”Bu dö...
17/10/2025

Olumsuz düşünceler bazen zihninizde tekrar tekrar döner.

“Ya kötü olursa?” “Ben yapamam.” “Yine başarısız olacağım.”

Bu döngü, zihni yorar ve motivasyonu düşürür.

Bu durum, Stresli veya travmatik deneyimler, mükemmelliyetçilik, kaygı bozuklukları, kendine güven eksikliğinden kaynaklanabilir.

🌱 Başa çıkmak için:

Fark et: Bir düşünce zihninizde dönüyorsa onu yakalayın.

Dur-bak-değiştir: Düşünceyi durdurup mantıklı şekilde yeniden çerçeveleyin.

Odak değiştirin: Fiziksel hareket (spor, yürüyüş) veya farklı bir işi yapmak

Gerçeklik testi yapın: “Bu düşünceyi gerçek kanıtlarla destekleyebilir miyim?”
Meditasyon ve nefes egzersizi yapın.

💬 Sürekli aynı olumsuz düşünceye tutunmak, ruh halinizi etkiler. Zihninizin direksiyonuna geçip yön değiştirmek, kontrolü size verir.

Travma sadece yaşayan kişiyi etkilemez. Bazen onun çocuklarını, hatta torunlarını bile…Bu duruma nesiller arası travma a...
14/10/2025

Travma sadece yaşayan kişiyi etkilemez. Bazen onun çocuklarını, hatta torunlarını bile…

Bu duruma nesiller arası travma aktarımı denir. Yani bir kuşağın yaşadığı acı, korku, kayıp veya büyük kriz, farkında olmadan sonraki kuşaklara duygusal miras olarak geçebilir.

🔍 Nasıl aktarılır?

Aile içi iletişim biçimleri (örneğin sürekli kaygılı veya sessiz ortam)
İnançlar ve hayata bakış şekli (“kimseye güvenme, hayat zor” gibi)
Çocuk yetiştirme tarzı (aşırı korumacılık, mesafeli ebeveynlik)
Travmatik hikâyelerin aile içinde anlatılış şekli
Genetik ve epigenetik süreçler (travmanın stres hormonları vb. üzerindeki etkisi)

💡 Ailenizde süregelen korku, öfke veya kapanıklık duygularını fark edin. Bunların size ait olup olmadığını sorgulayın; gerekirse profesyonel destekle nesiller arası bu yükü hafifletebilirsiniz.

Address

Hür Psikoloji
Serdivan
54050

Opening Hours

Monday 09:00 - 20:00
Wednesday 10:00 - 20:00
Thursday 10:00 - 20:00
Friday 10:00 - 20:00
Saturday 10:00 - 20:00
Sunday 13:00 - 17:00

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Uzm. Klinik Psikolog Sabriye Ece Hürcan posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Practice

Send a message to Uzm. Klinik Psikolog Sabriye Ece Hürcan:

Share

Share on Facebook Share on Twitter Share on LinkedIn
Share on Pinterest Share on Reddit Share via Email
Share on WhatsApp Share on Instagram Share on Telegram

Category