Lena Psikoloji Merkezi

Lena Psikoloji Merkezi Lena psikoloji, alanında uzman iki Psikolog/Aile Danışmanı ve bir Özel Eğitim Uzmanı ile merkezimizde hizmet vermektedir.

Kaçıngan bağlanma, yakınlığı "istila edilme" olarak algılayan bilinçdışı bir savunma mekanizmasıdır. İlişkideki etkileri...
14/01/2026

Kaçıngan bağlanma, yakınlığı "istila edilme" olarak algılayan bilinçdışı bir savunma mekanizmasıdır. İlişkideki etkilerini ve çözüm yollarını daha derinlemesine şu şekilde özetleyebiliriz:

1. Yakınlığı Sabote Etme (Deactivation)
İlişki çok iyi gittiğinde, kaçıngan zihin otomatik olarak "fren" mekanizmasını çalıştırır.

Hayali İdeal: Mevcut partneri sürekli "mükemmel eski sevgili" veya "hayali kusursuz eş" ile kıyaslayarak mevcut bağın değerini düşürürler.

Gelecek Kaygısı: "Biz" içeren uzun vadeli planlar, özgürlüklerini ellerinden alacak bir "hapishane" gibi algılandığı için bu konulardan kaçınırlar.

2. Duygusal Sessizlik ve "Duvar Örme"
Bu bireyler duyguları birer "tehdit" olarak görür.

Stonewalling: Çatışma anında partneriyle arasına aşılmaz bir duvar örer. Bu, bir ceza yöntemi değil, aslında sinir sisteminin "aşırı yüklenmeye" karşı verdiği bir kapanma tepkisidir.

İhtiyaç Reddi: Yardım istemeyi zayıflık sayarlar. Kendi sorunlarını tek başına çözmeye çalışırken partnerlerini sürecin dışında bırakırlar, bu da derin bir yalnızlık hissi yaratır.

3. Kaygılı-Kaçıngan Kısır Döngüsü
İlişkilerin en sancılı dinamiğidir:

Kovalayan-Kaçan: Kaygılı taraf reddedilme korkusuyla daha çok yakınlık talep ettikçe, kaçıngan taraf istila edildiğini hissedip daha çok mesafe koyar. Bu döngü, taraflardan biri pes edene kadar duygusal bir yıpranma yaratır.

Çözüm Odaklı Yaklaşımlar
Etiketleme: Mesafe koyma isteği geldiğinde bunun partnerden değil, içsel bir "korku tetiklenmesinden" kaynaklandığını fark etmek.

Güvenli Mola: Partnerine "Seni terk etmiyorum ama şu an regüle olmam için yalnız kalmam lazım" diyebilmek. Bu, karşı tarafın kaygısını dindirir.

Sınır Paylaşımı: Kendi sınırlarını (örneğin: "Salı akşamları sadece kendime vakit ayırmak istiyorum") partneriyle açıkça paylaşarak, sürpriz kaçışların önüne geçmek.

Sürekli Hiddetlenmenin Altındaki Duygusal İhtiyaç Nedir?   Sürekli hiddetlenmek, genellikle buzdağının sadece görünen kı...
12/01/2026

Sürekli Hiddetlenmenin Altındaki Duygusal İhtiyaç Nedir? Sürekli hiddetlenmek, genellikle buzdağının sadece görünen kısmıdır. Öfke, çoğu zaman yaşanması daha zor ve "incitici" olan başka duyguları örtmek için kullanılan ikincil bir duygudur. Kişi kendini savunmasız veya güçsüz hissettiğinde, zihin bu acıyı kapatmak için daha güçlü hissettiren "öfke" maskesine sığınır.

Hiddetin altında yatan temel duygusal ihtiyaçlar ve gizli nedenler şunlardır:

Hiddetin Altında Yatan Duygusal İhtiyaçlar
Görülme ve Duyulma İhtiyacı: Kişi, fikirlerinin önemsenmediğini veya sesinin duyulmadığını hissettiğinde, "Buradayım ve önemliyim!" demenin en gürültülü yolu olarak öfkeyi seçer.

Sınır Belirleme ve Korunma İhtiyacı: Geçmişte sınırları ihlal edilmiş veya hayır demesine izin verilmemiş kişiler, kendilerini korumak için etraflarına öfkeden bir duvar örerler. Bu, "Bana daha fazla yaklaşma, canımı yakamazsın" mesajıdır.

Kontrolü Elde Tutma Arzusu: Belirsizlik ve çaresizlik hissi insan için çok korkutucudur. Kişi hayatında bir şeyleri kontrol edemediğini hissettiğinde (iş kaybı, hastalık, belirsiz gelecek), hiddetlenerek sahte bir güç ve kontrol hissi yaratmaya çalışır.

Değerli Hissetme İhtiyacı: Eleştirilmek veya yetersiz görülmek, kişinin özsaygısına bir tehdit olarak algılanır. Hiddet, bu "yetersizlik" acısını hissetmemek için kullanılan bir savunma kalkanıdır.

Güven ve Adalet Arayışı: Dünyanın veya partnerinin haksız davrandığına dair derin bir inanç varsa, hiddet bir "hak arama" mekanizmasına dönüşür. Altında yatan asıl duygu ise hayal kırıklığıdır.

Birikmiş Duyguların Tahliyesi: Kişi üzüntüsünü, korkusunu veya hayal kırıklığını zamanında ifade edemezse, bu bastırılmış duygular birikir ve en küçük bir tetikleyiciyle şiddetli bir öfke patlaması olarak dışarı çıkar.

Lena Psikoloji Merkezi
Randevu ve iletişim: 0533 599 53 62

Sessiz Bırakma (Quiet Quitting) Psikolojisi: Nedeni Ne? Sessiz Bırakma (Quiet Quitting), bir çalışanın işinden fiziksel ...
10/01/2026

Sessiz Bırakma (Quiet Quitting) Psikolojisi: Nedeni Ne?
Sessiz Bırakma (Quiet Quitting), bir çalışanın işinden fiziksel olarak istifa etmemesi ancak duygusal ve zihinsel olarak tamamen geri çekilmesidir. Kişi, iş tanımının dışına çıkmayı reddeder, fazladan hiçbir sorumluluk almaz ve sadece "kovulmayacak kadar" çalışır. Bu bir tembellik değil, bir sınır çizme ve korunma çabasıdır.

Bu davranışın altındaki psikolojik nedenler ve duygusal ihtiyaçlar şunlardır:

Sessiz Bırakmanın Psikolojik Nedenleri
Tükenmişlikten Korunma Mekanizması: Uzun süre yüksek tempoda çalışan ve emeğinin karşılığını (maddi veya manevi) alamayan birey, ruh sağlığını korumak için "duygusal enerji tasarrufu" moduna geçer.

Aidiyet ve Değer Görme İhtiyacının Kırılması: Çalışan, fikirlerinin önemsenmediğini veya sadece bir "sayıdan ibaret" olduğunu hissettiğinde, işiyle olan bağını koparır. "Değer görmüyorsam, çaba harcamam" düşüncesi hakim olur.

Adalet Algısının Bozulması: Şirket içi kayırmacılık, adaletsiz maaş politikaları veya aşırı iş yükü, çalışandaki "hakkaniyet" duygusunu zedeler. Sessiz bırakma, bu haksızlığa karşı pasif-agresif bir protesto biçimidir.

Kontrolü Geri Kazanma Arzusu: İş hayatı kişinin özel hayatını işgal etmeye başladığında (mesai dışı aramalar, hafta sonu mailleri), çalışan "hayır" diyemediği noktada işe ayırdığı enerjiyi kısarak kontrolü yeniden eline almaya çalışır.

Önceliklerin Değişmesi (Varoluşsal Sorgulama): Özellikle küresel krizler veya pandemi sonrası bireyler, "Hayat sadece çalışmaktan mı ibaret?" sorusunu sormaya başladı. Bu durum, işi hayatın merkezinden çıkarıp sadece bir "geçim aracı" konumuna indirdi.

Bu Durum Nasıl Aşılır?
Sessiz bırakma sürecindeki bir çalışanı geri kazanmak veya bu psikolojiden çıkmak için:

Açık İletişim: "Neden daha az çaba harcıyorsun?" yerine "Seni bu işte heyecanlandıran unsurlar nelerdi, hangilerini kaybettik?" sorusu sorulmalı.

Psikolojik Güvenlik: Çalışanın hata yapmaktan korkmadığı ve sınırlarını rahatça ifade edebildiği bir ortam sağlanmalı.

Lena Psikoloji Merkezi
Randevu ve iletişim: 0533 599 53 62

Belirsiz kayıp, bir sonu veya veda anı olmayan, kişinin arafta kalmasına neden olan en zorlu yas türlerinden biridir. Bu...
08/01/2026

Belirsiz kayıp, bir sonu veya veda anı olmayan, kişinin arafta kalmasına neden olan en zorlu yas türlerinden biridir. Bu durum, zihnin netlik arayışına cevap bulamaması nedeniyle "donmuş yas" olarak da adlandırılır.

1. Belirsiz Kayıp Türleri
Fiziksel Yokluk - Psikolojik Varlık: Kişi bedenen yoktur ama zihinde yaşamaya devam eder. (Kayıp kişiler, göç, bitmemiş ilişkiler).

Fiziksel Varlık - Psikolojik Yokluk: Kişi bedenen yanınızdadır ama zihnen "o kişi" değildir. (Alzheimer, demans, ağır bağımlılık veya koma süreci).

2. Neden Bu Kadar Ağırdır?
Sıradan yasta ölüm kesindir ve süreç ritüellerle (cenaze vb.) tamamlanır. Belirsiz kayıpta ise "umut" en büyük engeldir. Kişinin geri dönme veya iyileşme ihtimali, zihnin veda etmesini engeller. Toplumun ne diyeceğini bilememesi de bireyi sosyal olarak izole eder.

3. Yas Tutma ve İyileşme Stratejileri
Bu süreçte amaç kaybı "bitirmek" değil, belirsizlikle beraber yürümeyi öğrenmektir:

Paradoksal Düşünce: "Hem var hem yok" gerçeğini kabul edin. "O hala annem ama artık beni tanımıyor" diyebilmek zihinsel yükü hafifletir.

Kontrol Odaklılık: Kaybın sonucunu değiştiremezsiniz; ancak kendi rutininizi, uykunuzu ve diğer bağlarınızı korumaya odaklanarak çaresizlik hissini azaltabilirsiniz.

Kendi Ritüelinizi Yaratın: Resmi bir tören yoksa bile, duygularınızı boşaltmak için mektup yazmak veya bir anı köşesi oluşturmak gibi kişisel vedalar yapın.

Anlamlandırma: Bu ağır deneyimi hayatınızın genel hikayesine nasıl dahil edebileceğinizi düşünün. Bu süreç size dayanıklılık veya empati konusunda ne öğretti?

Lena Psikoloji Merkezi
Randevu ve iletişim: 0533 599 53 62

Toplum önünde yargılanma korkusunu kökten sarsmak için şu ileri düzey teknikleri uygulayabilirsiniz:1. Saydamlık Yanılsa...
06/01/2026

Toplum önünde yargılanma korkusunu kökten sarsmak için şu ileri düzey teknikleri uygulayabilirsiniz:

1. Saydamlık Yanılsamasını Kırmak
İç dünyanızın dışarıdan bir cam gibi göründüğünü sanırsınız; oysa ellerinizin titrediğini veya kalbinizin hızını çoğu kişi fark etmez. Kaygınızın sadece %10'u dışarı yansır. İnsanlar sizin hislerinize değil, ne söylediğinize odaklanır.

2. Sosyal "Bilim İnsanı" Deneyi
Korkunuzu test etmek için bilinçli olarak "küçük sosyal hatalar" yapın. Örneğin, bir kelimeyi yanlış telaffuz edin veya birine yanlışlıkla "günaydın" yerine "iyi akşamlar" deyin. Dünyanın başınıza yıkılmadığını görmek, beyninizdeki "hata yaparsan dışlanırsın" kodunu siler.

3. Kaygıyı Heyecana Dönüştürmek
Kaygı ve heyecan bedende aynı tepkileri (hızlı kalp, terleme) verir. Kalbiniz hızlandığında "Çok korkuyorum" yerine "Şu an çok heyecanlıyım" deyin. Bu küçük isim değişikliği, sinir sisteminizi "tehdit" modundan "performans" moduna geçirir.

4. Güvenlik Davranışlarını Bırakmak
Telefona bakmak, göz temasından kaçınmak veya hızlı konuşmak gibi "saklanma" yöntemleri kaygıyı besler. Bunları bilinçli olarak bırakıp dik durduğunuzda, beyninize "Şu an güvendeyim" mesajı gider.

5. Odağı Dışarıya Çevirmek
Anksiyete anında zihin "Ben nasıl görünüyorum?" sorusuna hapsolur. Odağınızı kendinizden alıp karşınızdakine veya göreve verin. "Bu kişi ne anlatıyor?" diye dinlemeye başladığınızda, yargılanacak bir "ben" hedefi ortadan kalkar.

Lena Psikoloji Merkezi
Randevu ve iletişim: 0533 599 53 62

Yüksek Hassasiyetli Kişilik (HSP), bir bozukluk değil; sinir sisteminin dünyayı "yüksek çözünürlükte" işlemesine neden o...
04/01/2026

Yüksek Hassasiyetli Kişilik (HSP), bir bozukluk değil; sinir sisteminin dünyayı "yüksek çözünürlükte" işlemesine neden olan biyolojik bir özelliktir.

Toplumun %15-20'sini oluşturan bu bireyler, çevresel ipuçlarını ve sosyal dinamikleri diğer insanlara göre çok daha derinlemesine analiz ederler.

HSP bireyleri tanımlayan temel özellikler ve bu durumun kökenleri şunlardır:

HSP’nin Temel Belirtileri
Derinlemesine İşleme: Bilgiyi sadece yüzeysel olarak almazlar; her diyaloğu ve veriyi zihinlerinde defalarca işlerler. Bu durum, kararların daha geç ama daha isabetli alınmasını sağlar.

Aşırı Uyarılma (Overstimulation): Yoğun ses, parlak ışık, keskin kokular veya kaotik sosyal ortamlar sinir sistemlerini hızla yorar. Kapasiteleri dolduğunda fiziksel bir tükenmişlik hissedebilirler.

Yüksek Empati Kapasitesi: Başkalarının ruh halini kelimelere dökülmeden sezerler. Çevrelerindeki insanların acısını veya öfkesini adeta bir sünger gibi emerler.

İç Dünyanın Zenginliği: Hayal güçleri oldukça kuvvetlidir. Sanata, estetiğe ve doğaya karşı derin bir hayranlık beslerler; ince detayları yakalamada ustadırlar.

Nedenleri ve Biyolojik Altyapı
Bu durum bir seçim değil, genetik ve nörolojik bir mirastır. Araştırmalar, HSP bireylerin beyinlerindeki ayna nöronların (empati ve sosyal öğrenmeden sorumlu hücreler) çok daha aktif olduğunu göstermektedir. Evrimsel açıdan bu özellik, grubun tehlikeleri önceden fark etmesini sağlayan bir "erken uyarı sistemi" olarak işlev görmüştür.

Hayatı Kolaylaştırma Stratejileri
Dekompresyon (Yük Boşaltma) Zamanı: Gün boyu maruz kalınan uyaranları sindirmek için her gün sessiz, karanlık veya sakin bir ortamda tek başına vakit geçirmek hayati önem taşır.

Sağlıklı Sınırlar: Duygusal enerjiyi tüketen insanlara karşı "hayır" diyebilmek, HSP'ler için bir lüks değil, zorunluluktur.

Anlamlandırma: Hassasiyeti bir "zayıflık" olarak değil; detayları fark etme ve derin bağ kurma yeteneği veren bir "süper güç" olarak kabul etmek, özgüveni tazeler.

Lena Psikoloji Merkezi
Randevu ve iletişim: 0533 599 53 62

Dışsal Motivasyondan İçsel Motivasyona Geçiş YollarıDışsal motivasyon, ödül (para, not, övgü) veya cezadan kaçma dürtüsü...
02/01/2026

Dışsal Motivasyondan İçsel Motivasyona Geçiş Yolları
Dışsal motivasyon, ödül (para, not, övgü) veya cezadan kaçma dürtüsüyle hareket etmektir. İçsel motivasyon ise eylemin kendisinden keyif almak ve onu kişisel değerlerle özdeşleştirmektir. Dışsal motivasyon kısa vadede işe yarasa da, uzun vadeli başarı ve mutluluk için içsel motivasyona geçiş şarttır.

Bu geçişi sağlamanın yolları şunlardır:

1. Özerklik (Kendi Kararlarını Alma)
İnsanlar üzerlerinde baskı hissetmediklerinde daha motive olurlar.

Seçim Yapın: Bir işi yaparken "yapmak zorundayım" yerine "bunu yapmayı seçiyorum" dilini kullanın.

Yöntemi Belirleyin: Hedef size verilmiş olsa bile, o hedefe giden yolu kendi yöntemlerinizle tasarlayın.

2. Ustalık ve Gelişim Hissi
Bir konuda ilerlediğinizi görmek, dış ödüllerden daha tatmin edicidir.

Küçük Galibiyetler: Büyük hedefleri küçük parçalara bölün. Her adımı tamamladığınızda gelen "başardım" hissi içsel bir yakıttır.

Öğrenme Odaklılık: Sonuca (maaş, alkış) değil, sürece ve yeni öğrendiğiniz beceriye odaklanın.

3. Anlam ve Bağlam Kurma
Yaptığınız işin "neden" yapıldığını bilmek, içsel bağlılığı artırır.

Büyük Resmi Görün: Yaptığınız rutin işin kime fayda sağladığını veya sizin hangi değerinize (yardımseverlik, dürüstlük, yaratıcılık) hizmet ettiğini bulun.

Değerlerle Eşleştirme: Kişisel değerlerinizle yaptığınız iş arasında köprü kurun.

4. "Akış" Halini Yakalamak
Zamanın nasıl geçtiğini anlamadığınız anlar içsel motivasyonun zirvesidir.

Zorluk Seviyesini Ayarlayın: Görev ne çok kolay (sıkıcı) ne de çok zor (kaygı verici) olmalıdır. Yeteneğinize uygun ama sizi biraz zorlayan işler seçin.

5. Ödül Sistemini Yeniden Yapılandırmak
Sürpriz Ödüller: Bir işi bitirmeden önce kendinize rüşvet vermeyin. Ödülü iş bittikten sonra, beklemediğiniz bir anda kendinize küçük bir kutlama olarak sunun.

Geribildirime Odaklanın: Maddi ödül yerine, "Bu işte neyi iyi yaptım?" sorusunun cevabını veya yapıcı eleştiriyi ödül kabul edin.

Lena Psikoloji Merkezi
Randevu ve iletişim: 0533 599 53 62

Anılarımız Ne Kadar Güvenilir? Yanlış Anı SendromuAnılarımız, bir kamera kaydı gibi değil; daha çok her seferinde yenide...
30/12/2025

Anılarımız Ne Kadar Güvenilir? Yanlış Anı Sendromu

Anılarımız, bir kamera kaydı gibi değil; daha çok her seferinde yeniden kurgulanan bir tiyatro oyunu gibidir. Her hatırlama anında, zihnimiz o boşlukları inançlarımız, beklentilerimiz ve dış telkinlerle doldurur.

Yanlış Anı Sendromu (False Memory Syndrome), kişinin hiç yaşanmamış bir olayı tüm detaylarıyla ve gerçekmiş gibi hatırlaması durumudur.

İşte anılarımızın güvenilirliğini sarsan nedenler ve bu sendromun detayları:

1. Anılar Neden Değişir?
Yeniden İnşa Süreci: Bir anıyı her hatırladığınızda, o anı orijinal halinden kopar ve zihniniz onu o anki ruh halinize göre tekrar "yazar".

Telkin Edilebilirlik: Başkasının "Hatırlıyor musun, o gün hava çok yağmurluydu" demesi, hava aslında güneşli olsa bile zihninizde yağmurlu bir sahne yaratabilir.

Kaynak İzleme Hatası: Bir rüyayı, izlediğiniz bir filmi veya birinin anlattığı bir hikayeyi zamanla kendi başınızdan geçmiş gerçek bir anı sanabilirsiniz.

2. Yanlış Anı Sendromunun Nedenleri
Boşluk Doldurma: Beyin, tutarsızlığı sevmez. Bir olayla ilgili hatırlayamadığı kısımları, "mantıklı" bulduğu sahte detaylarla tamamlar.

Duygusal Yoğunluk: Travmatik veya aşırı heyecanlı anlarda stres hormonları belleğin işleyişini bozar, bu da detayların çarpıtılmasına neden olur.

Yanlış Bilgilendirme Etkisi: Olaydan sonra alınan yanlış bilgiler (örneğin bir görgü tanığının farklı ifadesi), orijinal anın üzerine yazılır.

3. Bilimsel Deneyler Ne Diyor?
Psikolog Elizabeth Loftus'un yaptığı çalışmalar, insanların zihnine hiç gitmedikleri bir alışveriş merkezinde kaybolduklarına dair sahte anıların bile yerleştirilebildiğini kanıtlamıştır.

Sadece soruların soruluş biçimi bile (örneğin "Arabalar birbirine çarptığında mı?" yoksa "tosladığında mı?") kişinin hatırladığı hızı değiştirebilmektedir.

Lena Psikoloji Merkezi
Randevu ve iletişim: 0533 599 53 62

Finansal anksiyete, sadece bir "para problemi" değil, beyin fonksiyonlarını ve vücut kimyasını doğrudan değiştiren tıbbi...
28/12/2025

Finansal anksiyete, sadece bir "para problemi" değil, beyin fonksiyonlarını ve vücut kimyasını doğrudan değiştiren tıbbi bir stres faktörüdür. Paylaştığınız bu değerli bilgileri, konuyu daha derinden anlamanıza yardımcı olacak yapısal bir düzenle özetledim:

1. Fizyolojik ve Psikolojik Yıkım
Para kaygısı, vücudun sürekli kortizol üretmesine neden olarak "savaş ya da kaç" tepkisini kronikleştirir.

Bedensel Tepkiler: Kronik insomnia (uykusuzluk), mide rahatsızlıkları ve kas gerginliği gibi psikosomatik sorunlar baş gösterir.

Özdeğer Kaybı: Kişi, ekonomik durumunu doğrudan kendi karakteri ve başarısıyla eşleştirdiğinde derin bir kimlik krizi ve toplumsal utanç yaşar.

2. Bilişsel ve Sosyal Etkiler
Sürekli maddi hesaplamalar yapmak beynin "bant genişliğini" doldurur.

Tünel Vizyonu: Zihin sadece bugünü kurtarmaya odaklanır; bu da uzun vadeli fırsatları görmeyi engeller ve hatalı kararları artırır.

İlişki Dinamikleri: Harcama gerektiren ortamlardan kaçınma (sosyal izolasyon) ve aile içinde güven sarsılmasına yol açan finansal tartışmalar artar.

3. Klinik Riskler
Finansal belirsizlik, tedavi gerektiren ruh sağlığı sorunlarının en büyük tetikleyicilerinden biridir.

Depresyon: Süreç "öğrenilmiş çaresizliğe" dönüştüğünde klinik depresyon riski doğar.

Anksiyete: Her harcamayı bir tehdit olarak görme hali, yaygın anksiyete bozukluğuna evrilir.

Lena Psikoloji Merkezi
Randevu ve iletişim: 0533 599 53 62

Kolektif travma; savaş, doğal afet veya pandemi gibi toplumun geniş kesimlerini sarsan olayların bireyde bıraktığı derin...
26/12/2025

Kolektif travma; savaş, doğal afet veya pandemi gibi toplumun geniş kesimlerini sarsan olayların bireyde bıraktığı derin izlerdir.

Bu ortak yaralar, sadece toplumsal yapıyı değil, bireyin iç dünyasını ve güvenlik algısını da temelinden sarsar.

Kolektif travmanın bireysel psikoloji üzerindeki etkileri şunlardır:

1. Temel Güven Duygusunun Kaybı
Bireyin "dünya güvenli bir yerdir" inancı yıkılır. Bu durum iki ana sonuca yol açar:

Hiper-uyarılmışlık: Olay bitse de kişi sürekli tetikte, her an yeni bir felaket bekler gibi yaşar.

Kontrol Kaybı: Kişisel çabaların felaketi önlemeye yetmediğini görmek, derin bir çaresizlik ve kontrolsüzlük hissi yaratır.

2. İkincil Travmatizasyon ve Ortak Keder
Olayı doğrudan yaşamayanlar bile tanık oldukları görüntülerle travmatize olabilirler.

Hayatta Kalan Suçluluğu: Başkaları acı çekerken hayatta veya sağlıklı olmanın yarattığı ağır vicdan azabıdır.

Duygusal Bulaşma: Toplumdaki genel yas ve öfke hali, bireyin kendi duygularını bastırıp kolektif kederde hapsolmasına neden olur.

3. Kimlik ve Aidiyet Sorgulaması
Kolektif travma, bireyin toplumla bağını iki şekilde etkiler:

Gruplaşma veya Yabancılaşma: Bazıları dayanışma ile topluma kenetlenirken, bazıları sisteme güvenini yitirerek tamamen içe kapanır.

Anlam Boşluğu: "Neden biz?" sorusu, bireyin değer yargılarını ve inanç sistemini kökten sorgulatır.

4. Kuşaklararası Aktarım ve Tetikleyiciler
Epigenetik Aktarım: Ebeveynlerin travması, yetiştirme tarzı (aşırı korumacılık veya mesafelilik) üzerinden sonraki nesillere kaygı mirası bırakabilir.

Yıldönümü Tepkisi: Olayın yıldönümlerinde veya benzer küçük uyaranlarda (ses, koku vb.) travmatik belirtilerin aynı şiddetle nüksetmesidir.

Başa Çıkma Yolları
Kolektif İyileşme: Dayanışma ve yardım faaliyetlerine katılmak "çaresizlik" hissini "eyleme geçme" gücüne dönüştürür.

Bilgi Detoksu: Travmatik haberlere maruz kalmayı sınırlamak sinir sistemini yatıştırır.

Ritüeller: Ortak yas ve anma törenleri, acının dışavurulmasını sağlar ve yalnızlık hissini azaltır.

Lena Psikoloji Merkezi
Randevu ve iletişim: 0533 599 53 62

Duygusal Zekayı Ölçmenin ve Geliştirmenin Yolları.  Duygusal Zeka (EQ), kişinin hem kendi hem de başkalarının duyguların...
24/12/2025

Duygusal Zekayı Ölçmenin ve Geliştirmenin Yolları.

Duygusal Zeka (EQ), kişinin hem kendi hem de başkalarının duygularını tanıma, anlama ve bu bilgiyi düşünce ile davranışları yönlendirmek için kullanma yeteneğidir.

İşte duygusal zekayı ölçme yöntemleri ve geliştirme yolları:

1. Duygusal Zeka Nasıl Ölçülür?
EQ, matematiksel bir problem gibi tek bir sonuç vermez; ancak belirli modeller üzerinden profesyonelce ölçülebilir:

Daniel Goleman Modeli: Kişisel farkındalık, özdenetim, motivasyon, empati ve sosyal beceriler olmak üzere 5 ana bileşen üzerinden değerlendirilir.

MSCEIT Testi: Duyguları tanımlama ve kullanma yeteneğini ölçen, performansa dayalı bir testtir.

Öz Değerlendirme Envanterleri (EQ-i 2.0): Kişinin kendi davranışlarını ve stres anındaki tepkilerini puanladığı profesyonel testlerdir.

360 Derece Geri Bildirim: Çevrenizdeki insanların (iş arkadaşları, aile) sizin duygusal tepkileriniz hakkındaki gözlemleri, EQ seviyenizi ölçmenin en gerçekçi yollarından biridir.

2. Duygusal Zekayı Geliştirmenin Yolları
EQ sabit bir puan değildir; tıpkı bir kas gibi çalışılarak geliştirilebilir.

A. Öz Farkındalığı Artırmak

Duygu Günlüğü Tutun: Gün içinde hissettiğiniz baskın duyguları ve bunları neyin tetiklediğini not edin.

"Neden" Değil "Ne" Diye Sorun: "Neden böyle hissediyorum?" yerine "Şu an ne hissediyorum?" sorusu, savunma mekanizmalarını aşmanızı sağlar.

B. Özdenetim (Duyguları Yönetme)

Dur-Düşün-Hareket Et: Tepki vermeden önce 5 saniye kuralını uygulayın. Duygunun sizi yönetmesine izin vermeden önce mantığınızın devreye girmesine zaman tanıyın.

Stres Yönetimi: Kaygı anında bedensel tepkilerinizi (hızlı nefes, sıkılmış yumruklar) fark edip derin nefes teknikleriyle sinir sisteminizi sakinleştirin.

C. Sosyal Farkındalık ve Empati

Aktif Dinleme: Karşınızdaki kişi konuşurken cevap hazırlamayı bırakın; sadece onun ne hissettiğini anlamaya odaklanın.

Beden Dilini Okuyun: Kelimelerin ötesindeki mesajı (göz teması, duruş, ses tonu) fark etmeye çalışın.

Lena Psikoloji Merkezi
Randevu ve iletişim: 0533 599 53 62

Hata Yaptığınızda Kendinize Nasıl Daha Şefkatli Davranırsınız?  Hata yaptığınızda kendinizi acımasızca eleştirmek, öğren...
22/12/2025

Hata Yaptığınızda Kendinize Nasıl Daha Şefkatli Davranırsınız?

Hata yaptığınızda kendinizi acımasızca eleştirmek, öğrenme sürecinizi durdurur ve stres seviyenizi artırır.

Öz-şefkat, hatalarınızı görmezden gelmek değil, bu hatalara bir "düşman" gibi değil, bir "dost" gibi yaklaşabilmektir.

Hata anlarında kendinize daha şefkatli davranmak için şu adımları izleyebilirsiniz:

1. Farkındalık: Eleştirel Sesi Tanıyın
Hata yaptığınızda zihninizde yankılanan o sert sesi fark edin. Genellikle bu ses "Nasıl bu kadar aptal olabilirsin?" veya "Her şeyi mahvettin" gibi yıkıcı cümleler kurar.

Uygulama: Bu sesin farkına vardığınızda, kendinize sadece şunu söyleyin: "Şu an canım yanıyor ve kendimi suçluyorum." Duyguyu isimlendirmek, onun etkisini azaltır.

2. Ortak İnsanlık Paydasını Hatırlayın
Hata yaptığımızda kendimizi dünyadaki tek "beceriksiz" kişi gibi hissederiz. Oysa hata yapmak, insan olmanın en temel özelliğidir.

Uygulama: Kendinize "Şu an dünyada binlerce insan benimle benzer bir hata yapıyor ve benzer bir mahcubiyet hissediyor. Yalnız değilim" diye hatırlatın.

3. "Bir Dosta Yaklaşım" Testi
Kendimize karşı kullandığımız dili genellikle en sevdiğimiz arkadaşımıza asla kullanmayız.

Uygulama: Aynı hatayı en sevdiğimiz arkadaşımız yapsaydı ona ne derdik? "Sen bir beceriksizsin" mi, yoksa "Olabilir, hepimiz hata yaparız, gel beraber çözelim" mi? Kendinize de aynı şefkatli cümleleri kurun.

4. Fiziksel Bir Şefkat Hareketi Yapın
Beyin, fiziksel temas ile duygusal yatışma arasında güçlü bir bağ kurar.

Uygulama: Yoğun bir suçluluk hissettiğinizde elinizi kalbinizin üzerine koyun veya kollarınızla kendinize sarılın.

5. Hatayı Kişiliğinizden Ayırın
"Ben hatalıyım" (kimlik) ile "Hata yaptım" (davranış) arasında devasa bir fark vardır.

Uygulama: Yaptığınız şeyi bir "karakter kusuru" olarak değil, bir "deneyim eksikliği" veya "anlık bir dikkatsizlik" olarak tanımlayın. Davranış düzeltilebilir ama kimliğe yapılan saldırı sadece felç eder.

Lena Psikoloji Merkezi
Randevu ve iletişim: 0533 599 53 62

Address

Cemalpaşa Mahallesi Gazipaşa Bulvarı Sabancı Apartmanı E Blok Kat 6 Daire 17, Seyhan/Adana
Seyhan
01120

Opening Hours

Monday 10:00 - 19:00
Tuesday 10:00 - 19:00
Wednesday 10:00 - 19:00
Thursday 10:00 - 19:00
Friday 10:00 - 19:00
Saturday 10:00 - 19:00
Sunday 10:00 - 19:00

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Lena Psikoloji Merkezi posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Practice

Send a message to Lena Psikoloji Merkezi:

Share

Share on Facebook Share on Twitter Share on LinkedIn
Share on Pinterest Share on Reddit Share via Email
Share on WhatsApp Share on Instagram Share on Telegram

Category