uzm.dr.muberrakulu

uzm.dr.muberrakulu Psikiyatrist
Psikoterapist
Cinsel terapist

29/05/2026

Kendine zarar verme, ergenin canını acıtmak istemesinden değil; duygusal yükünü taşıyamamasından kaynaklanır.
Bu davranış, çoğu zaman ergenin “kendi duygusal acısını bedensel bir alana taşıyarak kontrol etme” girişimidir. Bunu seçmelerinin nedeni, duygularını ifade edecek olgun bir dil henüz gelişmemiş olmasıdır.

Ergenlik döneminde beyin duyguları çok yoğun yaşar.
Kontrol mekanizması zayıftır, karar verme merkezleri tam gelişmemiştir. Ergen streslendiğinde, incindiğinde veya kendini yalnız hissettiğinde beyin kısa süreli rahatlama sağlayan davranışlara yönelir. Kendine zarar verme de bu yanlış ama hızlı rahatlatıcı mekanizmalardan biridir.

Bu davranış bir “ilgi çekme” değildir.
Bu, genç bir beynin çaresizlik içinde kendine bulduğu bir çıkış yoludur.

Tedavi yaklaşımı nasıl planlanabilir?
• Duygusal regülasyon eğitimi
• Aile desteği
• Gerekirse ilaç tedavisi
• Travma ve duygu odaklı terapi
• Güvenli iletişim ortamı

Kendine zarar verme, ergenin iç dünyasında yolunda gitmeyen bir şey olduğunun güçlü bir sinyalidir ve mutlaka profesyonel yaklaşım gerektirir.

22/05/2026

Madde kullanımı bir tercih gibi görünse de klinik olarak bakıldığında çoğu zaman duygusal acıyla başa çıkmanın yanlış bir yoludur.
İnsan psikolojisinde beyin, dayanamadığı duyguyu uyuşturmak için hızlı çözümlere yönelir. Alkol, madde, kumar veya aşırı yeme… Hepsi aynı biyolojik döngüye dayanır:
Kısa süreli rahatlama, uzun süreli zarar.

Biyolojik olarak madde, beyindeki dopamin sistemini aşırı uyarır.
İlk kullanım bile beyinde güçlü bir “öğrenme izi” bırakır.
Beyin, bu hissi tekrar yaşamak ister ve kişi bir süre sonra “kontrol ettiğini zannederken” davranışın kontrolü beyinde dopamin döngüsüne geçer.

Psikiyatrik gerçek şudur:
Madde kullanımı bir irade sorunu değil;
• Travmanın,
• Çocukluk ihmallerinin,
• Sosyal baskıların,
• Duygusal acının,
• Biyolojik yatkınlıkların
bir araya geldiği çok katmanlı bir sorundur.

Tedavi hem biyolojik hem psikolojik yaklaşım ister.
Tek bir yöntem değil; çok yönlü, kişinin hikâyesine göre planlanmış bir tedavi gerektirir.

“Bir kereden bir şey olmaz” en çok ergenleri ve genç yetişkinleri yanıltan cümledir — fakat bilimsel olarak çok risklidi...
18/05/2026

“Bir kereden bir şey olmaz” en çok ergenleri ve genç yetişkinleri yanıltan cümledir — fakat bilimsel olarak çok risklidir.
Çünkü beyin ilk deneyimi çok hızlı öğrenir. Dopamin sisteminin verdiği hazlı yanıt, beyinde “Bu iyi hissettirdi, tekrar yapmalısın” şeklinde kodlanır. Bu kod davranışın kontrolünü kişiden alıp otomatik bir döngüye dönüştürür.

⚠️ Özellikle ergenlik döneminde prefrontal korteks (karar – risk analizi merkezi) tam gelişmediği için kişi uzun vadeli riskleri değerlendiremez.
Bu yüzden “bir kere denemek” bile bağımlılık mekanizmasını başlatabilir.

⚠️ Bu düşünce ayrıca sınır algısını zayıflatır.
Kişi kendini daha dayanıklı sanır; riskleri küçümser.
Madde, davranışsal bağımlılıklar (kumar, oyun, sosyal medya) veya tehlikeli davranışlar bu nedenle “bir kez”le başlar ve hızla döngüye dönüşebilir.

Sosyal medya, kişinin içsel dünyasını değil; kendini göstermek istediği yüzünü sunar.Bu platformlarda paylaşılan “mükemm...
15/05/2026

Sosyal medya, kişinin içsel dünyasını değil; kendini göstermek istediği yüzünü sunar.
Bu platformlarda paylaşılan “mükemmel hayatlar”, zihinde hata payı bırakmaz. İnsan kendi hayatını doğal hâliyle değil, başkalarının filtreden geçmiş hâliyle kıyaslamaya başlar.

Klinik olarak sosyal medya, depresyon ve kaygı belirtilerini artırır.
Sebep kıyaslama döngüsüdür:
Ben neden onlar gibi mutlu değilim?
Ben neden bu kadar sıradanım?
Ben neden yeterince iyi değilim?

Bu sorgulamalar öz-değeri zedeler, kimlik karmaşası yaratır ve gerçek sosyal ilişkilerden uzaklaştırır. Kişi görünür olur ama bağlantısız hisseder; paylaşır ama yalnızdır; güler ama içi boşalmıştır.

Mutlu görünme baskısı, gerçek duyguların ifadesini engeller.
Kişi mutsuzluğunu bile fark edemez çünkü görünüşü korumak için hislerini bastırır. Psikiyatrik açıdan bu durum “duygusal kopukluk” riskini artırır.

Sosyal medya düzenlendiğinde, gerçek hayatla bağ kurulmaya başlandığında kişi kendi değerini dışarıdan değil içeriden ölçmeyi öğrenir.

Yalnız kalmak günümüz insanı için zor çünkü zihnimiz doğal hâline göre çok daha yüksek uyaran altında yaşıyor.Sürekli ek...
11/05/2026

Yalnız kalmak günümüz insanı için zor çünkü zihnimiz doğal hâline göre çok daha yüksek uyaran altında yaşıyor.
Sürekli ekran maruziyeti, sosyal medya bildirimleri, hızlı karar alma baskısı… Tüm bunlar beynin dopamin sistemini sürekli uyarır.
Bir anda durunca, sessizlik gelince, kişi kendini huzursuz hisseder; çünkü beyin artık “sürekli meşgul olmaya” alışmıştır.

Psikiyatrik açıdan yalnızlığın zorlaşmasının ikinci nedeni, kişinin kendi iç sesiyle temas etme korkusudur.
İçimizde söylediğimiz ama duyamadığımız çok fazla şey vardır. Sessizlik, bu duyguları gün yüzüne çıkarır. Çoğu kişi yalnız kalınca hissettiği sıkıntıyı boşluk sanır ama aslında bu, yıllardır ertelenmiş duyguların yükselişidir.

📌İçsel güven eksikliği olan kişiler yalnızlığı daha ağır yaşar.
Çocuklukta duygusal destek alamayan veya güvende hissetmeyen bireyler yetişkinlikte kendi başına kaldığında derin bir tedirginlik yaşar.
Bu durum bir karakter sorunu değil; öğrenilmiş bir nöropsikolojik reaksiyondur.

Yalnızlıkla başa çıkmak mümkündür: düzenli duygusal temas, doğru terapi ve sinir sistemini sakinleştiren pratikler büyük fark yaratır.

Okullarda artan şiddet; çocukların “kötü” olmasından değil, duygusal yüklerinin taşınamaz hâle gelmesinden kaynaklanır.B...
08/05/2026

Okullarda artan şiddet; çocukların “kötü” olmasından değil, duygusal yüklerinin taşınamaz hâle gelmesinden kaynaklanır.
Bir çocuk ya da ergen şiddete yöneliyorsa, bu çoğu zaman altta yatan bir duygusal veya nörolojik zorluk olduğunun işaretidir. Şiddet davranışı, çocuğun iç dünyasında anlam veremediği yoğun bir duyguyu yönetemediğinde ortaya çıkar.

Bir ergenin sinir sistemi yetişkin gibi çalışmaz.
Duyguların patlama noktasını belirleyen limbik sistem hızlı çalışırken, dürtü kontrolünü sağlayan prefrontal korteks henüz tam gelişmemiştir. Bu nedenle “küçük tetikleyiciler bile büyük tepkilere” dönüşebilir.

Şiddetin altında sıklıkla şu faktörler bulunur:
• Aile içi çatışmalar veya duygusal ihmal
• Akran zorbalığı
• Okulda uyum sorunları
• DEHB gibi nörogelişimsel bozukluklar
• Sosyal medya kaynaklı öfke birikimi
• Travmatik yaşantılar
• Kendini ifade edememe ve duygusal regülasyon güçlüğü

Şiddet davranışı, çocuğun “yardıma ihtiyaç duyduğu” durumların en görünür işaretidir.
Doğru psikolojik destek, okul‑aile iş birliği ve duygusal düzenleme eğitimi verildiğinde şiddet hızla azalır.

İnsana dair olan her şeye ne kadar yakın olduğumuzu deneyimlediğim bir sürecin içindeyim bir kaç aydır. Bu sürede kontro...
24/04/2026

İnsana dair olan her şeye ne kadar yakın olduğumuzu deneyimlediğim bir sürecin içindeyim bir kaç aydır. Bu sürede kontrollerini gerçekleştiremediğim, randevularını elimde olmayan sebeplerle iptal etmek zorunda kaldığım hastalarıma çok üzgün olduğumu belirtmek isterim. 27 Nisan Pazartesi günü itibariyle 25 yıldır olduğu gibi bundan sonraki hekimlik yaşantımda da bilimin ışığında, meslektaşlarımla rekabet değil iş birliği içerisinde çalışmak üzere kliniğimde olmayı planladığımı bildirmek istiyorum. Sağlıklı günlerde görüşebilmek dileğimle

Günümüz gençleri, yoğun sosyal baskı, hızlı tüketilen ilişkiler ve sürekli kıyaslama kültürü içinde büyüyor.Bu koşullar,...
21/04/2026

Günümüz gençleri, yoğun sosyal baskı, hızlı tüketilen ilişkiler ve sürekli kıyaslama kültürü içinde büyüyor.
Bu koşullar, bağımlı bağlanma ve kontrol ihtiyacını belirgin şekilde artırıyor.

🔎 Duygusal bağımlılık neden artıyor?
• Zayıf öz-değer algısı
• Sosyal medyanın yarattığı “ideal ilişki” baskısı
• Terk edilme korkusu
• Güvenli bağlanma deneyiminin eksikliği
• Yalnızlıkla baş edememe

🔎 Kontrol ihtiyacı neden yükseliyor?
• Belirsizlikten korkma
• Geçmiş ilişkilerde travma
• Mesajlara geç cevap → tehdit algısı
• Kaybetme korkusu → davranışı kontrol etme isteği

🔎 Bunlar ilişkide nasıl görünür?
• Sürekli doğrulama ihtiyacı
• Aşırı kıskançlık
• Kaygılı bağlanma döngüsü
• Partnerin her hareketini analiz etme

Gençlerde artan duygusal bağımlılık bir “zayıflık” değil;
bağlanma, kimlik ve öz-değer alanlarında destek ihtiyacının göstergesidir.

Agresyon kalıtsal bir özellik değil; öğrenilmiş ve tetiklenmiş bir davranış modelidir.Bu nedenle agresyon yönetilebilir,...
14/04/2026

Agresyon kalıtsal bir özellik değil; öğrenilmiş ve tetiklenmiş bir davranış modelidir.
Bu nedenle agresyon yönetilebilir, şekillendirilebilir ve büyük oranda önlenebilir.

🔎 Agresyonu tetikleyen faktörler:
• Çocukluk travmaları
• Duygusal ihmal
• Aile içi şiddet görme
• Zayıf duygusal düzenleme
• Yüksek stres ve uykusuzluk
• Madde kullanımı

🔎 Agresyon nasıl önlenir?
✔ Duygu farkındalığı
✔ Öfke yönetimi becerileri (nefes, mola, düzenleme)
✔ Stres azaltıcı aktiviteler
✔ Sağlıklı sosyal bağlar
✔ Travmayı tanımak ve ele almak
✔ Uykuyu ve beslenmeyi düzenlemek

Agresyon “kader” değildir.
Doğru destek ve düzenleme ile gençlerde daha sakin, daha kontrollü tepkiler geliştirilebilir.

Bağımlılıkta en kritik aşamalardan biri “hayır diyebilme” becerisidir.Gençler için bu süreç yalnızca irade değil; duygus...
10/04/2026

Bağımlılıkta en kritik aşamalardan biri “hayır diyebilme” becerisidir.
Gençler için bu süreç yalnızca irade değil; duygusal baskı, sosyal etki ve anlık dürtüleri yönetme kapasitesidir.

🔎 Etkili reddetme stratejileri:
• “Net ama kısa” cevap → kararlılığı güçlendirir
• Ortamdan uzaklaşma → dürtüyü azaltır
• Hazır cümleler belirleme (“İstemiyorum”, “Bugün değil”)
• Güvenli sosyal ağ kurma
• Tetikleyicileri tanıma → sıkıldığında, baskı altında olduğunda
• Alkollü/uyarıcı ortamlardan bilinçli kaçınma
• Destek sistemi oluşturma (arkadaş, aile, danışman)

🔎 Neden önemlidir?
Maddeyi reddetmek, sosyal ortamda “dışlanma korkusu” nedeniyle zor olabilir.
Bu nedenle strateji, sadece “hayır” demek değil;
kendini koruyacak bir plan oluşturmak demektir.

Reddetme becerisi, bağımlılıktan korunmanın en güçlü psikolojik araçlarından biridir.
Hazırlık, özfarkındalık ve sosyal destek bu beceriyi güçlendirir.

07/04/2026

Madde bağımlılığının temelinde “zayıf irade” değil; beynin ödül ve öğrenme sistemlerinin kimyasal olarak ele geçirilmesi vardır.
Uyuşturucu maddeler, dopamin sistemini normal sınırların çok üzerinde uyarır ve beyin bu uyarıyı “vazgeçilmez bir ödül” olarak kaydeder.

🔎 Beyinde neler olur?
• Dopamin patlaması → yapay haz
• Kısa süre sonra dopamin çöküşü → boşluk, karanlık his
• Beyin doğal haz üretmeyi azaltır
• Kişi “sadece maddeyle iyi hissetme” noktasına gelir
• Ön frontal korteks zayıflar → kontrol kaybı
• Limbik sistem aşırı hassaslaşır → güçlü dürtüler

🔎 Neden bırakmak zorlaşır?
• “Madde = rahatlama” şeklinde koşullanan beyin otomatik davranış üretir
• Yoksunluk belirtileri kişiyi yeniden maddeye iter
• Beyin maddeyi bir hayatta kalma gereksinimi zanneder

Uyuşturucu beyni yalnızca etkileyen değil,
öğrenme ve ödül mekanizmalarını yeniden programlayan bir süreçtir.
Bu yüzden bağımlılık profesyonel müdahale olmadan kolay çözülmez.

Address

GOP Bulvarı Niksar Yolu Kavşağı No:74/1
Tokat
60100

Opening Hours

Monday 09:00 - 17:00
Tuesday 09:00 - 17:00
Wednesday 09:00 - 17:00
Thursday 09:00 - 17:00
Friday 09:00 - 17:00
Saturday 11:00 - 17:00

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when uzm.dr.muberrakulu posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Practice

Send a message to uzm.dr.muberrakulu:

Share