Karadeniz Teknik Üniversitesi Farabi Hastanesi

Karadeniz Teknik Üniversitesi Farabi Hastanesi Karadeniz Teknik Üniversitesi Farabi Hastanesi'nin Resmi Sayfasıdır.

Randevu Almak İçin https://bit.ly/30fKqJv




Tahlil Sonuçlarınız İçin https://bit.ly/3ls8z7Q

🇹🇷 Egemenlik Milletin, Gelecek Çocuklarındır! ✨ Geleceğimizin teminatı çocuklarımızın 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk...
23/04/2026

🇹🇷 Egemenlik Milletin, Gelecek Çocuklarındır! ✨

Geleceğimizin teminatı çocuklarımızın 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı ile milli egemenliğimizin sembolü Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin Açılışının 106. Yıl Dönümü kutlu olsun. 🇹🇷 🎈 🏛️

🇹🇷

KTÜ Farabi Hastanesi’nde Mikrocerrahi Eğitim Laboratuvarı AçıldıKaradeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Farabi Hastanesi bün...
17/04/2026

KTÜ Farabi Hastanesi’nde Mikrocerrahi Eğitim Laboratuvarı Açıldı

Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Farabi Hastanesi bünyesinde kurulan Mikrocerrahi Eğitim Laboratuvarı, düzenlenen törenle hizmete girdi. TİSK Mikrocerrahi ve Rekonstrüksiyon Vakfı (TİSK MCV) ile Acil El Cerrahisi ve Mikrocerrahi Derneğinin (ACELEMDER) desteğiyle hayata geçirilen laboratuvar, cerrahi eğitim altyapısını güçlendirmeyi hedefliyor.
Mikrocerrahi Eğitim Laboratuvarı’nın açılış programına KTÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Bünyamin Er, Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sevdegül Aydın Mungan, Dekan Yardımcıları Prof. Dr. Turan Set ve Prof. Dr. Ümit Çobanoğlu, Farabi Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Celal Tekinbaş ve başhekim yardımcıları ile ACELEMDER Kurucu Başkanı ve TİSK MCV Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Türker Özkan katıldı. Programda ayrıca ortopedi ve plastik cerrahi anabilim dallarının öğretim üyeleri, hastane yönetimi ve çok sayıda sağlık çalışanı da yer aldı.
Uygulamalı tıp eğitiminin önemli bir bileşeni olan laboratuvar, ortopedi ve plastik cerrahi asistanlarının mesleki becerilerini geliştirmelerine olanak sağlayacak. Laboratuvarda asistan hekimler, hasta üzerinde cerrahi işlem gerçekleştirmeden önce farklı model ve simülasyonlar üzerinde çalışma imkânı bularak özellikli ve zorlu vakalara yönelik deneyim kazanacak. Bu yaklaşımın, cerrahi başarı oranlarını arttırması hedefleniyor.
Türkiye genelinde vakıf desteğiyle kurulan mikrocerrahi eğitim laboratuvarlarının 16’ncısı olma özelliğini taşıyan merkez; İstanbul, Ankara, İzmir ve Antalya’daki benzer örneklerle birlikte ulusal ölçekte yaygınlaşan bir eğitim modelinin parçası olarak konumlanıyor. Yeni laboratuvarın, yalnızca asistan eğitimine değil, aynı zamanda bilimsel araştırma ve akademik üretkenliğe de katkı sunacağı öngörülüyor.
KTÜ Farabi Hastanesi’nde hizmete alınan bu yeni eğitim altyapı biriminin, nitelikli cerrahların yetişmesine katkı sağlaması ve bölgedeki sağlık hizmetlerinin kalitesini artırması bekleniyor.

Yüzündeki Şekil Bozukluğu "3 Boyutlu Teknoloji"yle DüzeltildiTrabzon'da yüzündeki deformasyon nedeniyle günlük yaşamı ol...
13/04/2026

Yüzündeki Şekil Bozukluğu "3 Boyutlu Teknoloji"yle Düzeltildi

Trabzon'da yüzündeki deformasyon nedeniyle günlük yaşamı olumsuz etkilenen Samet Çağlar, Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Farabi Hastanesi'nde yapılan cerrahi müdahaleyle hem estetik görünümünü hem de yüz fonksiyonlarını yeniden kazandı.
Çarşıbaşı ilçesinde yaşayan 16 yaşındaki Çağlar, bir süre önce trafik kazası geçirdi. Kazanın ardından yüzünde çökme ve şekil bozukluğu oluşan Çağlar, yüzündeki deformasyonu gidermek için ailesiyle çözüm arayışına girdi.
Çağlar, KTÜ Farabi Hastanesi Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Muhammet Uraloglu ile iletişime geçti.
Prof. Dr. Uraloğlu ve ekibince yapılan detaylı incelemeler sonrası, yüzünde oluşan deformasyon tomografi ve 3 boyutlu modellemeyle analiz edilen Çağlar için eksik dokular belirlenerek kişiye özel implant tasarlandı.
KTÜ bünyesindeki Medikal Cihaz Tasarım ve Üretim Uygulama ve Araştırma Merkezi'nde kısa sürede üretilen implant, cerrahi müdahaleyle Çağlar'a uygulandı.
"Ameliyat son derece başarılı geçti"
Operasyonu gerçekleştiren Prof. Dr. Uraloğlu, AA muhabirine, hastanın yaklaşık 3 ay önce yüzündeki şekil bozukluğunun düzeltilmesi için kendilerine başvurduğunu söyledi.
Hastaya yönelik gerekli incelemeleri yaptıklarını belirten Uraloğlu, "Önce ince kesitli tomografi çekerek, 3 boyutlu modelleme yaptık. Kafatasının modelini çıkarıp eksik dokuyu belirledik. Sağlam tarafın ayna görüntüsünü kullanarak eksik kısmı tespit ettik ve kişiye özel implant ürettik." dedi.
Uraloğlu, yöntemin simetriyi birebir sağladığına dikkati çekerek, "Eskiden hastaların kalçasından kemik veya karın dokusundan yağ alarak düzeltme yapıyorduk, benzerini oluşturabiliyorduk. Yani eksiği tam ortaya koyup, 3 boyutlu bir modelleme yapamadığımız için kabaca bir düzeltme sağlanıyordu. Şu anda 3 boyutlu modelleme ile birebir eşit, tam düzeltme sağlanıyor." diye konuştu.
Çağlar'a yönelik hazırlanan implantın başarılı şekilde uygulandığını vurgulayan Uraloğlu, "Hastamız şu anda gayet iyi, herhangi bir enfeksiyonu yok, bir komplikasyon gelişmedi. Ameliyat son derece başarılı geçti. İmplantımızı çok güzel uyguladık ve dört dörtlük bir ameliyat oldu." değerlendirmesinde bulundu.
Uraloğlu, hastanın iyileşme sürecinin devam ettiğine dikkati çekerek, "Hastamız şu anda 10'uncu gününde ama şişliklerinin yüzde 90'u geçmiş durumda. Dikişleri aldık, yaraları tamamen iyileşti. Ödemleri çok hafif var. Onların da geçmesini bekliyoruz." dedi.
"Çok iyiyim, artık aynaya bakabiliyorum"
Samet Çağlar ise kazanın ardından yüzünde çökmeye bağlı şekil bozukluğu oluştuğunu ifade etti.
Aynaya bakınca rahatsızlık duyduğunu dile getiren Çağlar, Prof. Dr. Muhammet Uraloğlu'na başvurduğunu ve sürecin çok güzel ilerlediğini kaydetti.
Çağlar, "Çok iyiyim, artık aynaya bakabiliyorum. Hocamızdan Allah razı olsun. Üzerimde çok emeği var." ifadesini kullandı.

Genç kadının organları 3 kişiye umut olduGiresun’un Bulancak ilçesinde şiddetli baş ağrısı şikayetiyle hastaneye başvura...
31/03/2026

Genç kadının organları 3 kişiye umut oldu

Giresun’un Bulancak ilçesinde şiddetli baş ağrısı şikayetiyle hastaneye başvuran 23 yaşındaki kadın hasta, durumunun ağırlaşması üzerine entübe edilerek Trabzon’da Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Farabi Hastanesi’ne sevk edildi.

Yoğun bakımda tedavisi süren genç hastanın yapılan tedavilere rağmen beyin ölümü gerçekleşti. Hastanın anne ve babası, yaşamış oldukları acıya rağmen kızlarının organlarını bağışlama kararı aldı.
Alınan bu anlamlı karar sayesinde vefat eden hastanın bir böbreği ve karaciğeri Erzurum’a, diğer böbreği ise Bursa’daki bir hastaya nakledilmek üzere gönderildi. Böylece üç hastaya yeniden yaşam umudu doğdu.

“Birileri benimle aynı acıyı yaşamasın diye bunu kabul ediyorum”
KTÜ Farabi Hastanesi Organ Nakli Koordinatörü Ebru Yılmaz, hastanın sürecine ilişkin yaptığı açıklamada, genç kadının tüm tedavilere rağmen beyin ölümünün gerçekleştiğini belirtti.

Organ bağışı sürecinde aileyle yapılan görüşmelere değinen Yılmaz, annenin sözlerinin kendilerini derinden etkilediğini ifade ederek şunları söyledi:
“Anne çok üzgün ve kararsızdı. Ancak ‘Birileri benimle aynı acıyı yaşamasın diye bunu kabul ediyorum’ dedi. Vefat eden kızımızın kardeşleriyle birlikte tüm aile, bu zor süreçte kenetlenerek çok anlamlı bir karar verdi.”

Sağlık Bakanlığı koordinasyonunda organların uygun hastalara ulaştırıldığını belirten Yılmaz, “Böbrekler ve karaciğer Erzurum ve Bursa’daki hastalara gönderildi. Umarım organ nakli yapılan hastalar sağlıklı bir şekilde hayatlarına devam eder” dedi.
Yılmaz ayrıca, bireylerin hayattayken organ bağışı konusundaki düşüncelerini yakınlarıyla paylaşmasının önemine dikkat çekerek, “Hepimiz bir gün hayatımızı kaybedeceğiz. Ancak beyin ölümü gibi durumlarda karar, ailelere kalıyor. Bu da en zor anlarında çok ağır bir sorumluluk oluyor” ifadelerini kullandı.

Uzuv Kaybı Yerine Koruyucu Cerrahi: Kemik Tümörlerinde Yeni DönemKaradeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Farabi Hastanesi Or...
25/03/2026

Uzuv Kaybı Yerine Koruyucu Cerrahi: Kemik Tümörlerinde Yeni Dönem

Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Farabi Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Muhammet Salih Ayas, kemik tümörlerinin tedavisinde yaşanan gelişmelerle birlikte uzuv kaybının artık birçok hastada önlenebildiğini açıkladı.

Kemik tümörü cerrahisinde önemli bir dönüşüm yaşandığını belirten Ayas, bu sürecin hem cerrahi tekniklerdeki ilerlemeler hem de tanı yöntemlerindeki hassasiyet artışı sayesinde mümkün hale geldiğini ifade etti.

“Amaç sadece tümörü çıkarmak değil, fonksiyonu korumak”

Kemik tümörlerinin tedavisinde “ekstremite koruyucu cerrahi” yöntemlerinin giderek yaygınlaştığını vurgulayan Doç. Dr. Muhammet Salih Ayas, “Günümüzde hedef sadece tümörü vücuttan uzaklaştırmak değil; aynı zamanda hastanın hareket kabiliyetini, günlük yaşam fonksiyonlarını ve genel yaşam kalitesini en üst düzeyde korumaktır” dedi. Bu yaklaşımın, hastaların sosyal hayata daha hızlı ve sağlıklı şekilde dönmesine önemli katkı sağladığını dile getirdi.

Tedavi sürecinin tümörün biyolojik yapısı, yerleşimi ve yayılım durumuna göre şekillendiğini belirten Ayas, iyi huylu tümörlerde genellikle sınırlı ve koruyucu cerrahi müdahalelerin yeterli olabildiğini söyledi. Kötü huylu tümörlerde ise tümörün sadece görünen kısmının değil, çevresindeki riskli dokularla birlikte çıkarılmasının hayati önem taşıdığını ifade etti. Bu yöntemin, hastalığın tekrar etme riskini azaltarak uzun vadeli başarıyı artırdığını kaydetti.

Multidisipliner yaklaşım öne çıkıyor

Cerrahi tedavinin, hastalığın türü ve evresine göre kemoterapi ve radyoterapi ile desteklenebildiğini belirten Ayas, tanı sürecinde ileri görüntüleme teknikleri ve biyopsi uygulamalarının titizlikle yürütüldüğünü söyledi. Doğru tanının, tedavi planlamasının en kritik aşamalarından biri olduğuna dikkat çekti.

Ameliyat sonrası oluşan kemik ve doku kayıplarının modern rekonstrüksiyon yöntemleriyle giderilebildiğini ifade eden Ayas, “Biyolojik teknikler, hastaya özel geliştirilen protezler ve kemik transferleri sayesinde hem anatomik bütünlüğü yeniden sağlıyor hem de hastalarımızın fonksiyonlarını en iyi şekilde korumayı hedefliyoruz” diye konuştu.

Ortopedi ve travmatoloji başta olmak üzere radyoloji, patoloji ve onkoloji birimlerinin koordineli şekilde çalıştığını vurgulayan Ayas, multidisipliner yaklaşımın tedavi başarısındaki en önemli unsurlardan biri olduğunu belirtti. Her hastanın ayrı ayrı değerlendirildiğini ve kişiye özel tedavi planlarının oluşturulduğunu söyledi.

“Erken teşhisle sağlıklı yaşama dönüş mümkün”

Kemik tümörlerinin hem fiziksel hem de psikolojik açıdan zorlu bir süreç olduğunu ifade eden Ayas, “Erken teşhis, doğru ve bilimsel tedavi yaklaşımı ile sabırlı bir rehabilitasyon süreci sayesinde hastalarımızın yeniden sağlıklı ve aktif bir yaşama kavuşması mümkündür” dedi.

Ayas, tedavi sürecinde hasta-hekim iş birliğinin kritik rol oynadığını belirterek, sürecin başarıyla tamamlanmasında düzenli takip ve uyumun büyük önem taşıdığını sözlerine ekledi.

Ramazan Bayramı’nın; gönüllere huzur, sofralara bereket, dünyaya barış getirmesini dileriz. 🤲 ✨Bayramınız mübarek olsun....
20/03/2026

Ramazan Bayramı’nın; gönüllere huzur, sofralara bereket, dünyaya barış getirmesini dileriz. 🤲 ✨
Bayramınız mübarek olsun. 🌙

Tarihe altın harflerle yazılan Çanakkale Deniz Zaferi’nin 111. yıl dönümünde; başta Mustafa Kemal ATATÜRK olmak üzere, k...
18/03/2026

Tarihe altın harflerle yazılan Çanakkale Deniz Zaferi’nin 111. yıl dönümünde; başta Mustafa Kemal ATATÜRK olmak üzere, kahraman askerlerimizi ve fedakârca savaşan milletimizin her bir ferdini rahmet, minnet ve saygıyla anıyoruz.

18 Mart Çanakkale Zaferimiz kutlu olsun. 🇹🇷

🇹🇷

Tıp alanında, gece gündüz demeden fedakârca emek sarf eden başta hekimlerimiz olmak üzere tüm sağlık çalışanlarımızın, 1...
14/03/2026

Tıp alanında, gece gündüz demeden fedakârca emek sarf eden başta hekimlerimiz olmak üzere tüm sağlık çalışanlarımızın, 14 Mart Tıp Bayramı kutlu olsun. 🩺 🩸 💐

Kayıpları Telafi Etme Çabası Kumar Bağımlılığını DerinleştiriyorKaradeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Tıp Fakültesi Psikiy...
10/03/2026

Kayıpları Telafi Etme Çabası Kumar Bağımlılığını Derinleştiriyor

Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Tıp Fakültesi Psikiyatri ve Ruh Sağlığı Ana Bilim Dalı Dr. Öğretim Üyesi Mustafa Kurt, kumar bağımlılığında kişilerde ikincil süreçte kayıpları gidermek uğruna birtakım davranışlar geliştiğini belirtti.

Kurt, AA muhabirine, kişinin bir madde veya nesne üzerindeki kontrolünü kaybetmesi durumunun bağımlılık olarak adlandırıldığını söyledi.

Kumarın da bireyin elindeki değerli bir kaynağı, daha değerli bir kazanç elde etme umuduyla riske atması olduğunu ifade eden Kurt, "Bu davranışa, 'kumar davranışı' diyoruz. Kişilerde bir süre sonra, bu davranış üzerindeki kontrolünü kaybettiklerinde kumar bağımlılığı ya da kumar oynama bozukluğu dediğimiz rahatsızlığın ortaya çıktığını gözlemliyoruz." diye konuştu.

Kurt, kişide kumar bağımlılığının olup olmadığını anlayabilmek için birtakım belirtilerin bir arada görülmesi gerektiğine işaret ederek, şu değerlendirmede bulundu:

"Özellikle zihninin bu davranışla yoğun şekilde meşgul olması gerekmektedir. Gün geçtikçe kumar oynama davranışının sıklığının ve oynadığı para miktarının arttığını gözlemliyoruz. Kişiler bunu oynamadığı anlarda yoğun huzursuzluk, öfke, gerginlik ve sinirlilik gibi ruhsal belirtilerle karşımıza geliyorlar."

Bu belirtilerin kişinin ailevi, toplumsal ve mesleki anlamda birçok açıdan işlevselliğini olumsuz yönde etkilediğine dikkati çeken Kurt, kişinin evde izole olup uzun süre telefon veya tablet kullanması, yalan söylemesi ve maddi kayıplarını telafi etmek için kontrolsüz harcamalar yapmasının bağımlılık veya ruhsal sorun belirtisi olabileceğini vurguladı.

Kurt, kumar oyunlarına ait algoritmaların kişilere ilk başta birtakım kazançlar vererek hazza alıştırdığının altını çizerek, şöyle devam etti:

"Hazza alıştırdıktan sonra bu kişilerde 'şanslıyım', 'galiba bu işi çözdüm', 'başarabiliyorum' gibi sürekli kazanacağı duygusu pekişmeye başlıyor. Bir süre sonra da bu kazançlar kayıplara dönüyor. Kişilerde ikincil süreçte kayıpları gidermek uğruna birtakım davranışlar gelişiyor. Özellikle, 'irademi kontrol edebilirim', 'az miktarda oynuyorum', 'arada oynuyorum' ya da 'sitelerin verdiği bonuslarla oynuyorum' gibi tutum ve davranışlar aslında bağımlılığın sürmesine neden oluyor ve kayıplar daha da derinleşiyor."

"Kumar bağımlısı bireylerde çeşitli ruhsal hastalıklar ortaya çıkabiliyor"

Kurt, yapılan araştırmaların, dünyada 2025'te 350 milyon kişinin kumar oynama davranışında bulunduğunu ortaya koyduğunu belirtti.

Türkiye'de de Yeşilay tarafından geçen yıl kumar bağımlılığıyla ilgili rapor hazırlandığını ifade eden Kurt, özellikle 15-25 yaş grubunun yüzde 10'unda kumar oynama davranışı gözlemlendiğini anlattı.

Kurt, kumar bağımlılığının genel yaygınlığının yüzde 1 ila 3 arasında değiştiğini, giderek de arttığını vurguladı.

Kumar bağımlılığının ev içinde sorunlara ve mal varlığı kayıplarına kadar çok sayıda probleme yol açtığını aktaran Kurt, "Kumar bağımlısı bireylerde aynı zamanda çeşitli ruhsal hastalıklar ortaya çıkabiliyor. Kaygı bozuklukları ve özellikle kendine zarar verme girişimleri bu hastalarımızda sıkça görülüyor. Bir diğer önemli sorun da kumar bağımlısı bireylerde bu kayıpları telafi etmek uğruna hırsızlık, dolandırıcılık ya da zimmete mal geçirme gibi adli suçları da sıkça görebilmekteyiz." diye konuştu.

Kumar bağımlılığının tedavi edilebildiğine dikkati çeken Kurt, "Öncelikle bireye düşen, bunun bir rahatsızlık olduğunun farkına varıp yardım istemesidir. Yardım istemeye başlandığında çok başarılı, yüz güldürücü sonuçlar alabiliyoruz." ifadelerini kullandı.

Kurt, bireylerin yaşam tarzlarını değiştirmesinin de önemli olduğuna işaret ederek, şunları kaydetti:

"Bağımlı bireylerde zihin ve beden kısa süreli haz almaya çok alışıyor. Bu hazzı biraz daha farklı aktivitelerle yerine koymamız gerekiyor. Bu kapsamda çeşitli spor faaliyetleri yapılabilir, birtakım rutinler oluşturulabilir. Bunları hastanın hayatına yeniden entegre etmesi gerekiyor. Özellikle riskli durumlardan da uzak durulması lazım. Eğer ki çevremizde kumar oynama davranışı gösteren bireyler varsa, bunlarla aramıza mesafe koymamız gerekiyor."

Ramazanda "Hızlı ve Aşırı Yemek" Mideyi ZorluyorKTÜ Tıp Fakültesi Gastroenteroloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr....
01/03/2026

Ramazanda "Hızlı ve Aşırı Yemek" Mideyi Zorluyor

KTÜ Tıp Fakültesi Gastroenteroloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Coşar, “Az ve sık beslenmek ramazanda pek mümkün olmasa da iyi çiğnemek ve sofradan doymadan kalkmak gibi bir düsturumuz var. Bunu uygulamak gerekir.” dedi.
Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Tıp Fakültesi Gastroenteroloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Arif Mansur Coşar, AA muhabirine, orucun, sindirim sisteminin belirli aralıklarla dinlenmesine imkan tanıdığını söyledi.
Vücudun genel sağlığı açısından orucun önerildiğini belirten Coşar, ancak ciddi hastalığı bulunan kişilerin oruç tutup tutamayacaklarına hekimleriyle görüşerek karar vermeleri gerektiğini ifade etti.
Ramazanda mide ve bağırsak şikayeti yaşayanların sayısının arttığına işaret eden Coşar, özellikle de mide ve bağırsak şikayetleri bulunan hastaların, uzun süre aç kaldıktan sonra aşırı yemek yemeleri halinde bazı yakınmaların ortaya çıkabileceğini, bu hastaların ramazan süresince ilaçlarını dikkatli kullanmaları gerektiğini vurguladı.
Sahurdan yarım saat öncesinde mide koruyucu ilaçların alınmasının önemli olduğunu anlatan Coşar, mide ve bağırsak şikayetleri için kullanılan diğer ilaçların iftar, sahur ve gece yatmadan önce üç ya da iki doz şeklinde alınabileceğini belirtti.
"Herkese sağlıklı beslenmeyi öneriyoruz"
Düzenli ve sağlıklı beslenmenin her dönem önemli olduğunu ifade eden Coşar, "Herkes için geçerli genel diyetler tabii ki yok. Kişilerin bu konuda kendilerini öncelikle değerlendirmeleri, hangi gıdaları yediklerinde şikayetleri artıyorsa o gıdalardan normal zamanda olduğu gibi ramazanda da uzak durmalarını öneriyoruz." diye konuştu.
Coşar, herkese sağlıklı beslenmeyi önerdiklerinin altını çizerek, "Az ve sık beslenmek ramazanda pek mümkün olmasa da mutlaka iyi çiğnemek ve sofradan doymadan kalkmak gibi bir düsturumuz var. Bunu uygulamak lazım." değerlendirmesinde bulundu.
Ramazanın ilk günlerinin bir adaptasyon süreci olduğuna dikkati çeken Coşar, şunları kaydetti:
"Mide, bağırsak şikayeti olmamasına rağmen ramazandaki yemek yeme düzeninin değişmesine bağlı ortaya çıkan şikayetler olabiliyor. İlk birkaç gün bu daha fazla hissedilir. Ramazanın sonlarına doğru adaptasyon sağlanacaktır."

Üniversitemiz ile İŞKUR iş birliğinde hayata geçirilen İşgücü Uyum Programı kapsamında 250 kişiye istihdam imkânı sunulu...
27/02/2026

Üniversitemiz ile İŞKUR iş birliğinde hayata geçirilen İşgücü Uyum Programı kapsamında 250 kişiye istihdam imkânı sunuluyor.

Başvuru: 23-27 Şubat 2026

Günlük 1.375 TL ücret + servis

10 aylık esnek çalışma modeli

Başvurular e-Devlet ve İŞKUR e-Şube üzerinden yapılmaktadır.

Aşırı Baskı ve Sınırsız Özgürlük Çocukları Suça SürükleyebilirProf. Dr. Evrim Özkorumak Karagüzel, "Kuralların açık, net...
26/02/2026

Aşırı Baskı ve Sınırsız Özgürlük Çocukları Suça Sürükleyebilir

Prof. Dr. Evrim Özkorumak Karagüzel, "Kuralların açık, net ve öngörülebilir olduğu, çocuğun sınırları bildiği ancak aynı zamanda anne babanın ilgi ve sevgisinin olduğu aile ortamı oluşturmak önemli." dedi.

Anadolu Ajansının (AA) "Küçük Yaş, Büyük Suç" başlıklı dosya haberinin bu bölümünde, Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Tıp Fakültesi Psikiyatri ve Ruh Sağlığı Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Evrim Ozkrmk Karagüzel'in çocukların suçtan korunmasında ailenin belirleyici rolüne ilişkin görüşlerine yer verildi.
Çocukları suça iten ya da koruyan çevresel faktörler arasında ailenin yer alabildiğini, bu etkinin ele alındığı birçok çalışmanın bulunduğunu dile getiren Karagüzel, aileyle ilgili değişkenlerin süreç üzerinde etkili olup olmadığının belirlenmesi ve müdahale edilebilecek alanların araştırılması gerektiğini ifade etti.
Ailenin yapısal özellikleri, işlevlerini yerine getirip getiremediği, çocuğa sıcak ve tutarlı bir ortam sunup sunamadığının önemli unsurlar olduğuna dikkati çeken Karagüzel, çocuğun duygusal ve fiziksel ihtiyaçlarının karşılanma düzeyinin de belirleyici olduğunu aktardı.
Karagüzel, ekonomik zorlukların bu ihtiyaçların karşılanmasını güçleştirebileceğini dile getirerek, "Beslenme, barınma ve ısınma gibi temel gereksinimler de sorunlara yol açabilir. Bunlar çocuk üzerinde olumsuz etkiler yaratabilir. Genel olarak ailenin dağınık olmaması, huzurlu ve tutarlı bir ortam sunması çocuk açısından önemli." diye konuştu.
Ebeveyn tutumlarının çocuk davranışları üzerinde önemli bir belirleyici olduğunu vurgulayan Karagüzel, aşırı katı ve kuralcı bir aile yapısının, çocuğun suç davranışına yönelme riskini artırabileceğini ifade etti.
"Çocuğun ilk sosyalleştiği alan aile"
Prof. Dr. Karagüzel, sınırların ve kuralların yeterince belirlenmediği, aşırı hoşgörülü ve denetimsiz tutumun da bir tür ihmal olarak değerlendirilebileceğine işaret ederek, bu durumun çocukta davranış sorunlarının ortaya çıkmasına zemin hazırlayabileceğini kaydetti.
Ailede suç işleyen bireylerin bulunmasının önemli bir faktör olduğunu anlatan Karagüzel, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Çocuğun ilk sosyalleştiği alan aile. Dolayısıyla çocuk, aile içindeki ebeveynlerin ve kardeşlerin birbirine nasıl davrandığını, sorunlar karşısında nasıl tepki verdiklerini gözlemler. Ayrıca ebeveynin dış dünyayla ilişkilerini ve davranışlarını da yakından izler. Eğer aile içinde şiddet gibi olumsuz davranışlar sergileniyorsa, çocuk buna doğrudan maruz kalmasa bile tanık olabilir ve bu tür bir ortam onun davranışlarını etkileyebilir."
Karagüzel, çocuğun olumsuz medya içeriklerine, filmlere veya diğer araçlara denetimsiz erişiminin de bir etken olabileceğini belirterek, "Çocuğun aileye yakınlık hissetmesi gerekir. Bunu sağlayabilmek için aile ortamının sıcak, şefkatli ve sevgi dolu olması önemlidir. Bu noktada aile eğitimi ön plana çıkıyor. Yani ebeveynlerin çocuğa nasıl davranacaklarını bilinçli olarak belirlemeleri gerekir." diye konuştu.
Kuralların açık, net ve öngörülebilir olduğu, çocuğun sınırları bildiği ancak aynı zamanda anne babanın ilgi ve sevgisinin olduğu aile ortamı oluşturmanın önemli olduğuna dikkati çeken Karagüzel, "İkinci aşamada çocuğu denetlemek önemli. Üçüncüsü de mutlaka çocuğun eğitiminin desteklenmesi gerekiyor çünkü suç işleyen çocukların büyük kısmında okul terkleri var." dedi.

Address

Trabzon
61060

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Karadeniz Teknik Üniversitesi Farabi Hastanesi posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Practice

Send a message to Karadeniz Teknik Üniversitesi Farabi Hastanesi:

Share