17/12/2025
Hayatta yalnızca arzu edilen hedeflere odaklanarak ilerleyen bireyler, çoğu zaman kaçınmayı tercih ettikleri deneyimlerle beklenmedik biçimde karşılaşırlar. Bunun temel nedeni, insan zihninin konfor alanını güvenli bir sığınak olarak algılamasıdır. Konfor, kısa vadede kaygıyı azaltır ve kontrol duygusu sağlar; ancak uzun vadede bireyin psikolojik dayanıklılığını, belirsizliğe tahammül kapasitesini ve stresle başa çıkma becerilerini zayıflatır. Kişi zorlayıcı durumlarla yüzleşmekten kaçındıkça, bu durumlara ilişkin bilişsel ve duygusal beceriler gelişmez. Sonuç olarak yaşam, kaçınılan deneyimleri daha yoğun ve daha hazırlıksız olunan anlarda bireyin karşısına çıkarır.
Bu bağlamda, istemedikleriyle hiç temas etmeyen bireyler, hayatın kaçınılmaz belirsizlikleri karşısında kırılgan hale gelir. Psikolojik sağlamlık, yalnızca istenen koşullarda var olabilme becerisi değil; aynı zamanda hayal kırıklığına, başarısızlığa ve kontrol edilemeyen durumlara rağmen işlevselliği sürdürebilme kapasitesidir. Konfor alanına aşırı tutunmak, bu kapasitenin gelişimini engeller ve bireyi, kaçındığı deneyimlerin duygusal yükü karşısında daha savunmasız bırakır.
Özetle, konfor insanı koruyor gibi hissettirse de, gelişim ve dayanıklılık çoğunlukla rahatsızlıkla temas edilen alanlarda inşa edilir. Hayatla sağlıklı bir uyum, yalnızca istenenleri kovalamaktan değil, istenmeyenlerle başa çıkabilme becerisini bilinçli olarak geliştirmekten geçer.