Klinik Psikolog Sevde Türk

  • Home
  • Klinik Psikolog Sevde Türk

Klinik Psikolog Sevde Türk Online ve Yüz Yüze Psikolojik Destek

12/01/2024
Obsesif-kompulsif bozukluk (OKB), bireylerin zihinsel ya da davranışsal olarak tekrarlayan ve istenmeyen düşünceler (obs...
19/04/2023

Obsesif-kompulsif bozukluk (OKB), bireylerin zihinsel ya da davranışsal olarak tekrarlayan ve istenmeyen düşünceler (obsesyon) ve bu düşünceleri bastırmak için yapılması gerektiğine inanılan tekrarlayan davranışlar (kompulsiyon) yaşadığı bir psikiyatrik hastalıktır. Bu hastalık genellikle obsesyon ve kompulsiyonların kişinin işlevselliğini etkileyecek düzeyde yoğun olduğu durumlarda teşhis edilir.

Belirtileri

Obsesif-kompulsif bozukluğun belirtileri kişiden kişiye değişebilir, ancak bazı belirtiler yaygındır. Bu belirtiler arasında aşırı titizlik, mikrop korkusu, sürekli sayma, kontrol etme ve tekrarlayan zihinsel düşünceler yer alır. Kişi bu düşünceleri bastırmak için tekrarlayan davranışlar gerçekleştirir. Örneğin; ellerini aşırı yıkama, kontrol etme ritüelleri, özel sayıların tekrarlanması gibi.

Kimlerde Görülür?

Obsesif-kompulsif bozukluk, tüm dünyada yaklaşık olarak %2-3 oranında görülen bir bozukluktur. Her yaştan insan etkilenebilir, ancak genellikle genç yetişkinlik döneminde ortaya çıkar. Bu hastalık herhangi bir cinsiyet veya ırka özgü değildir ve herkesi etkileyebilir.

Neden Olur?

OKB’nin tam nedeni bilinmemektedir. Ancak, biyolojik, psikolojik ve çevresel faktörlerin bir kombinasyonunun hastalığa yol açtığı düşünülmektedir. Ayrıca beyindeki bazı kimyasalların dengesi de OKB’ye katkıda bulunabilir.

Nasıl Tedavi Edilir?

OKB, çeşitli tedavi yöntemleri ile yönetilebilir. Bu tedavi yöntemleri arasında ilaçlar ve terapi bulunur. İlaçlar, beyindeki kimyasalların dengesini düzenleyerek obsesyon ve kompulsiyonların yoğunluğunu azaltır. Terapi, OKB semptomlarını yönetmek için çeşitli teknikler sunar. Bilişsel davranışçı terapi (BDT) gibi terapiler, hastaların semptomlarını kontrol etmelerine yardımcı olur ve sağlıklı bir yaşam sürdürmelerini sağlar.

İlaç Tedavisi

OKB tedavisinde kullanılan en yaygın ilaçlar, seçici serotonin geri alım inhibitörleri (SSRI’ler) olarak adlandırılan antidepresanlardır. Bu ilaçlar, beyindeki serotonin düzeylerini arttırarak obsesyon ve kompulsiyonların yoğunluğunu azaltır. SSRI’lerin yan etkileri arasında mide bulantısı, baş dönmesi ve uyku sorunları yer alabilir. Ancak, bu yan etkiler genellikle hafif ve geçicidir.

Terapi

Obsesif-kompulsif bozukluk tedavisinde kullanılan diğer bir yöntem de terapidir. Terapi, hastaların semptomlarını kontrol etmelerine yardımcı olur ve sağlıklı bir yaşam sürdürmelerini sağlar. En yaygın terapi türü bilişsel davranışçı terapidir (BDT). Bu terapi, hastaların obsesyon ve kompulsiyonlarının kökenlerini anlamalarına yardımcı olur. Ayrıca, hastalara semptomları yönetmek için pratik teknikler öğretilir. Bu teknikler arasında stres yönetimi, gevşeme egzersizleri ve maruz kalma terapisi yer alabilir.

Maruz Kalma Terapisi

Maruz kalma terapisi, hastaların korktukları şeylere maruz kalmalarını ve bu korkuları yenmelerini sağlayan bir terapi türüdür. Bu terapi, hastalara endişe duydukları şeylerle yüzleşmelerine yardımcı olur. Örneğin, hastaların korktuğu bir durumla yüzleşmeleri ve korkularının zamanla azalmasını gözlemlemeleri gerekebilir. Bu yöntem, Obsesif-kompulsif bozukluk semptomlarını kontrol etmelerine yardımcı olur ve hastaların günlük hayatlarını daha iyi yönetmelerine olanak sağlar.

Sonuç olarak, OKB tedavisi, ilaçlar ve terapi gibi çeşitli yöntemlerle yapılabilir. SSRI’ler, obsesyon ve kompulsiyonların yoğunluğunu azaltmada etkili olabilir. Terapi, hastaların semptomlarını yönetmelerine yardımcı olur ve daha sağlıklı bir yaşam sürmelerini sağlar.

Mimaroba Psikolog

Pozitif Disiplin        Pozitif disiplin, çocukların davranışlarını yönetmek için olumlu bir yaklaşım sunar ve cezalandı...
19/04/2023

Pozitif Disiplin
Pozitif disiplin, çocukların davranışlarını yönetmek için olumlu bir yaklaşım sunar ve cezalandırma veya fiziksel müdahale yerine olumlu davranışları teşvik eder. Çocuk yetiştirmek, ebeveynlerin hayatındaki en zorlu görevlerden biridir. Çocukların davranışlarını yönetmek, onların gelişim süreçlerinde büyük önem taşır.

Pozitif disiplin, çocukların özgüvenlerini artırır, sağlıklı bir ilişki kurmalarına yardımcı olur ve sorumluluk almayı teşvik eder. Ayrıca, çocukların duygusal ihtiyaçlarını da göz önünde bulundurarak, empati kurmayı öğrenmelerine yardımcı olur. Çocukların hayatları boyunca kullanacakları becerileri geliştirmelerine destek olur.

Nedir?

Pozitif disiplin, çocukların olumlu davranışlarını teşvik etmeyi amaçlar. Bu yaklaşım, cezalandırma ve fiziksel müdahaleler gibi geleneksel disiplin yöntemlerinden farklıdır. Pozitif disiplin, çocukların davranışlarına odaklanır ve olumlu davranışları takdir eder. Bu yaklaşımda, çocukların sorumluluk almasını ve karar verme becerilerini geliştirmelerine yardımcı olur. Ayrıca, çocukların duygusal ihtiyaçlarını da göz önünde bulundurur ve empati kurmaya teşvik eder.

Nasıl Uygulanır?

İlk adım, çocuğunuzla bir bağ kurmaktır. İyi bir iletişim kurmak, çocukların güven duygularını artırır ve disiplin sürecinde daha etkili bir yaklaşım sağlar. İkinci adım, olumlu davranışları takdir etmektir. Çocuğunuzun iyi bir davranış göstermesi halinde, onu takdir etmek ve ödüllendirmek, olumlu davranışlarını sürdürmesini sağlayacaktır. Üçüncü adım, kurallar ve sınırlar koymaktır. Çocukların davranışlarını yönetmek için belirli kurallar ve sınırlar belirlemek, onların davranışlarını daha iyi kontrol etmelerine yardımcı olur.

Pozitif Disiplinin Faydaları Nelerdir?

Özgüvenin Artması: Pozitif disiplin yaklaşımı, çocukların özgüvenlerini artırır. Çocuklar olumlu davranışları için takdir edildikçe, kendilerine güvenleri artar ve daha iyi hissederler.
Daha İyi İletişim: Pozitif disiplin, çocukların duygusal ihtiyaçlarına dikkat ederek, onlarla daha iyi bir iletişim kurulmasını sağlar. Bu iletişim, çocukların hislerini ifade etmelerine ve problemlerini açıklamalarına yardımcı olur.
Sorumluluk Almayı Teşvik Etme: bu yaklaşım, çocukların sorumluluk almasını teşvik eder. Çocuklar, olumlu davranışları göstererek, belirli görevleri yerine getirerek veya kurallara uymaya çalışarak sorumluluklarının farkına varırlar.
Karar Verme Becerilerinin Geliştirilmesi: bu yaklaşım, çocukların karar verme becerilerini geliştirmelerine yardımcı olur. Çocuklar, olumlu davranışları seçerek, karar verme becerilerinin gelişmesine katkıda bulunurlar.
Sağlıklı İlişkilerin Oluşması: Pozitif disiplin, çocukların sağlıklı ilişkiler kurmalarına yardımcı olur. Bu yaklaşım, çocukların duygusal ihtiyaçlarını karşılamaya çalışarak, empati kurmayı öğrenmelerine yardımcı olur.
Mimaroba Psikolog

Bağlılık ve bağımlılık kavramları, duygusal ilişkilerde sık sık kullanılan terimlerdir. Ancak, bu iki kavram birbirinden...
19/04/2023

Bağlılık ve bağımlılık kavramları, duygusal ilişkilerde sık sık kullanılan terimlerdir. Ancak, bu iki kavram birbirinden oldukça farklıdır. Bu yazıda, bağlılık ve bağımlılık kavramları hakkında daha ayrıntılı bilgi vereceğiz ve özellikle duygusal ilişkilerde bağımlılık kavramına odaklanarak, partnerinize bağlı mı yoksa bağımlı mı olduğunuzu nasıl ayırt edebileceğinizi anlatacağız.

Bağlılık Nedir?

Bağlılık, insanların duygusal olarak bağlandıkları, birbirlerine karşı sorumluluk duydukları ve birbirlerini sevdikleri bir ilişki biçimidir. Bağlılık, karşılıklı saygı, güven ve sadakat temelinde oluşur. Bağlılığı olan bir ilişkide, insanlar birbirlerini destekler, anlamaya çalışır ve birbirlerine zaman ayırırlar.

Bağımlılık Nedir?

Bağımlılık, belirli bir madde, davranış veya kişiye karşı aşırı bir istek veya ihtiyaç hissi olarak tanımlanır. Bağımlılık, kontrol edilemeyen bir davranış şekli olarak da nitelendirilebilir. Bağımlılık, hem fiziksel hem de duygusal olarak oluşabilir ve ciddi sonuçlar doğurabilir.

Duygusal İlişkilerde Bağımlılık Nedir?

Duygusal ilişkilerde bağımlılık, partnerinize olan aşırı duygu ve düşkünlüğü ifade eder. Bu bağımlılık, kontrol edilemeyen bir şekilde ortaya çıkabilir ve ilişkide birçok soruna neden olabilir. Bu sorunlar arasında, özgürlüğün kısıtlanması, çekimserlik, güvensizlik, anksiyete, depresyon, kendine saygı eksikliği ve düşük özgüven sayılabilir.

Partnerinize bağlı mısınız yoksa bağımlı mısınız?

Bu soruyu yanıtlamak için kendinize şu soruları sorabilirsiniz:

Partneriniz olmadan yapamaz mısınız?
Partnerinizin sizin mutluluğunuzdan sorumlu olduğunu düşünüyor musunuz?
Partnerinizin hayatınızın merkezinde olduğunu düşünüyor musunuz?
Partnerinizin size ne kadar iyi geldiği düşüncesine sık sık ihtiyaç duyar mısınız?
Partnerinizin sizin olmazsa olmazınız olduğunu düşünür müsünüz?
Eğer bu soruların yanıtları “evet” ise, muhtemelen partnerinize bağımlı olabilirsiniz. Bu durumda, kendi kimliğinizi ve önceliklerinizi kaybetme riski ile karşı karşıya kalabilirsiniz. Kendinizi sürekli olarak bir ilişki içinde olmak zorunda hissetmek, sosyal ilişkilerinizi ve hatta kariyerinizi olumsuz etkileyebilir.

Ancak, ilişkinizde partnerinize bağlı olmak normaldir. İlişkilerde belirli bir düzeyde bağlılık gereklidir. İlişkinizi önemsediğinizi ve partnerinize değer verdiğinizi göstermenin bir yolu olarak bağlılık sağlıklıdır. Ancak, bağımlılıktan farklı olarak, bağlılık karşılıklıdır ve bir kişinin mutluluğu için diğerine olan ihtiyaç üzerine değil, ortak bir bağ üzerine kuruludur.

Partnerinize bağlı mısınız yoksa bağımlı mısınız? Önemli olan, bu soruyu dürüstçe yanıtlamaktır. Eğer kendinizi bir ilişkinin içinde kaybediyorsanız, kendi önceliklerinizi ve ihtiyaçlarınızı unutuyorsanız, bağımlı olma eğiliminde olabilirsiniz. Ancak, sağlıklı bir bağlılık ilişkisi, karşılıklı saygı, güven ve bağımsızlık ile karakterize edilir.

Mimaroba Psikolog

Anoreksiya Nervoza        Anoreksiya nervoza, yeme bozukluğu olarak da bilinen ve yeme alışkanlıklarını etkileyen bir tü...
18/04/2023

Anoreksiya Nervoza
Anoreksiya nervoza, yeme bozukluğu olarak da bilinen ve yeme alışkanlıklarını etkileyen bir tür psikiyatrik bozukluktur. Bu rahatsızlık, özellikle genç kadınlarda sıkça görülen bir sağlık sorunudur. Anoreksiya nervoza, aşırı zayıflama ve düşük vücut ağırlığına neden olabilen bir bozukluktur. Bu hastalık genellikle psikolojik bir temele sahiptir ve kişinin vücut görüntüsü hakkında olumsuz düşünceleri vardır. Bu bozukluk, temel olarak kişinin yeme alışkanlıklarını ve beslenme alışkanlıklarını kontrol etmeye çalışmasıdır. Bu hastalığa sahip kişiler genellikle yemek yemekten kaçınırlar ve aşırı egzersiz yaparak kilo verme çabası içindedirler. Bu nedenle, vücutları gerekli besinleri alamaz ve bu da ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir.

Anoreksiya Nervoza Neden Olur?

Anoreksiya Nervoza’nın nedenleri tam olarak bilinmemekle birlikte, birçok faktöroluşumnda rol oynayabilir. Bunlar arasında biyolojik, psikolojik ve çevresel faktörler yer alabilir. Genetik yatkınlığın da anoreksiyaya neden olabileceği düşünülmektedir. Bazı araştırmalar, anoreksiya olan kişilerin beyinlerinde, yeme davranışını düzenleyen bölgelerde farklılıklar olduğunu göstermektedir.

Psikolojik faktörler arasında kişilik özellikleri, düşük özgüven, kaygı, depresyon ve zorlu yaşam olayları sayılabilir. Anoreksiya genellikle bir kontrol kaybı hissi nedeniyle başlar ve kişi yeme davranışını kontrol etmek için aşırı çaba harcar. Çevresel faktörler arasında aile baskısı, sosyal medya, popüler kültür ve moda endüstrisi yer alabilir.

Belirtileri Nelerdir?

Anoreksiya Nervoza’nın belirtileri arasında aşırı kilo kaybı, düşük beden kitle indeksi (BKİ), yemek yeme reddi, yemek yedikten sonra kusma, egzersizde aşırıya kaçma, çarpıntı, baş dönmesi, yorgunluk, iştahsızlık, kabızlık, ciltte kuruluk ve tüylenme sayılabilir.

Görülme Sıklığı Nedir?

Anoreksiya Nervoza, genellikle ergenlik çağındaki kızları etkiler, ancak erkeklerde de görülebilir. Kadınlarda görülme sıklığı erkeklerden daha yüksektir. Yapılan araştırmalar, anoreksiyanın dünya genelinde yaklaşık 1 milyon kişiyi etkilediğini göstermektedir.

Nasıl Tedavi Edilir?

Anoreksiya nervoza tedavisi için birkaç yöntem kullanılabilir. Tedavi genellikle multidisipliner bir yaklaşımı gerektirir ve psikologlar, psikiyatristler, beslenme uzmanları ve diğer sağlık profesyonelleri tarafından gerçekleştirilir.

Tedavi yöntemleri arasında psikoterapi, ilaç tedavisi ve beslenme desteği yer alır. Terapi, kişinin düşünce ve davranışlarını değiştirmesine yardımcı olurken, ilaç tedavisi genellikle depresyon ve anksiyete gibi psikolojik semptomları tedavi etmek için kullanılır. Tedavide başarı oranı, hastanın ciddiyetine, tedaviye ne kadar erken başlandığına ve hasta ve ailesinin tedaviye ne kadar uyumlu olduğuna bağlıdır.

Monofobi (Yalnızlık Korkusu) Nedir?        Monofobi, yalnızlık korkusu olarak da bilinen bir anksiyete bozukluğudur. Mon...
18/04/2023

Monofobi (Yalnızlık Korkusu) Nedir?
Monofobi, yalnızlık korkusu olarak da bilinen bir anksiyete bozukluğudur. Monofobik kişiler, tek başlarına kalmak, izole olmak veya yalnız olmakla ilgili durumlarda kaygı, korku veya panik hissederler. Bu yazıda, monofobi hakkında daha detaylı bilgi edinebilirsiniz.

Nasıl Oluşur?

Monofobi, birçok faktörün bir araya gelmesiyle oluşabilir. Çocuklukta yaşanan ayrılık anksiyetesi, kişinin yalnız kalmaktan kaçınması, sosyal kaygı, travmatik bir olay gibi nedenler monofobinin ortaya çıkmasına sebep olabilir.

Semptomları Nelerdir?

Semptomları kişiden kişiye değişebilir. Ancak en sık görülen semptomlar şunlardır:

Nefes darlığı
Terleme
Kalp atışlarının hızlanması
Titreme
Baş dönmesi
Mide bulantısı
Mide ağrısı
Baş ağrısı
Uykusuzluk
Huzursuzluk
Panik atakları
Nasıl Teşhis Edilir?

Monofobi teşhisi, bir psikolog veya psikiyatrist tarafından yapılır. Bu değerlendirme, semptomların şiddeti, süresi ve diğer faktörleri dikkate alır. Teşhis sürecinde, hastanın tıbbi geçmişi, semptomları, yaşam tarzı ve diğer faktörler de göz önünde bulundurulur.

Nasıl Tedavi Edilir?

Monofobiyle başa çıkmak diğer fobilere göre biraz daha zordur ve bireyler mutlaka profesyonel destek almalıdır. Monofobi tedavi edilebilen bir psikolojik rahatsızlıktır. İlk adım olarak, bireyin bu durumunu kabul etmesi gerekir. Monofobiye neden olan faktörler kişiden kişiye göre farklılık gösterdiği gibi tedavilerde de farklılık göstermektedir. Kognitif-davranışçı terapi, monofobik kişilere kaygı yönetimi ve yalnızlıkla başa çıkma becerileri öğretmek için kullanılır. Terapi, bireysel veya grup seansları şeklinde gerçekleştirilebilir.

İlaç tedavisi, antidepresanlar ve anksiyolitikler gibi ilaçların kullanılmasıyla semptomların kontrol altına alınmasına yardımcı olur. Ancak, ilaç tedavisi, sadece semptomların hafifletilmesine yardımcı olur, nedenini ortadan kaldırmaz.

Ayrıca, monofobik kişilerin yaşam tarzı değişiklikleri yapmaları da önerilir. Düzenli egzersiz, sağlıklı beslenme, yeterli uyku ve stres azaltma teknikleri, semptomların hafifletilmesine yardımcı olabilir.

Sonuç olarak, monofobi bir anksiyete bozukluğudur ve tedavisi mümkündür. Terapi, ilaçlar ve yaşam tarzı değişiklikleri gibi yöntemlerle semptomlar azaltılabilir. Monofobik kişiler, kendilerine yardımcı olmak için ruh sağlığı uzmanlarıyla görüşmelidirler.

Trikotilomani Nedir? Belirtileri Ve Tedavi Yöntemleri Nelerdir?        Trikotilomani, saç yolma veya kılları koparma tak...
18/04/2023

Trikotilomani Nedir? Belirtileri Ve Tedavi Yöntemleri Nelerdir?
Trikotilomani, saç yolma veya kılları koparma takıntısı olarak da bilinen bir davranış bozukluğudur. Bu rahatsızlık, bireylerin saç, kirpik, kaş veya vücut tüylerini istemeden veya farkında olmadan yıkımına yol açar. Trikotilomani genellikle, yüksek stres, kaygı ve duygusal zorluklarla ilişkilendirilir. Bu nedenle, psikolojik bir rahatsızlık olarak kabul edilir.

Belirtileri nelerdir?

Trikotilomani, saç yolma veya kılları koparma davranışı ile karakterizedir. Bu davranış, bireylerin genellikle boş zamanlarında veya stresli durumlarda yaptığı bir eylemdir. Trikotilomani, bazen fark edilmeyebilir veya diğer insanlar tarafından fark edilse bile utandırıcı bulunabilir.Trikotilomani, saç veya kılların yıkımı nedeniyle saçlı deride boşluklar veya bölgesel kellik oluşabilir. Ayrıca, yutulan saç veya kıllar bağırsak tıkanıklığına veya diğer mide sorunlarına neden olabilir.

Kimlerde görülür?

Her yaşta kişide görülebilir, ancak genellikle ergenlik döneminde başlar. Kadınlar arasında erkeklerden daha yaygındır ve yaklaşık 1-2 kişide 100’de bir görülür. Trikotilomani, diğer duygusal ve psikolojik rahatsızlıklarla birlikte de görülebilir. Bunlar arasında depresyon, kaygı bozukluğu ve obsesif-kompulsif bozukluk yer alır.

Nasıl Tedavi Edilir?

Trikotilomani tedavisi, bozukluğun şiddetine ve bireyin ihtiyaçlarına bağlı olarak değişir. Tedavinin amacı, kişinin saç veya tüy koparma davranışını kontrol etmesine yardımcı olmak ve kişinin bu davranışı tekrarlamasını önlemektir.

Birçok tedavi yöntemi mevcuttur ve bazıları şunları içerir:

Psikoterapi en yaygın yöntemlerden biridir. Kognitif davranışçı terapi (KDT) veya bilişsel davranışçı terapi (BDT) gibi yöntemler, trikotilomani belirtilerinin kontrol altına alınmasına yardımcı olabilir. Bu terapiler, bireyin davranışını anlamasına, nedenlerini keşfetmesine ve olumlu davranış değişiklikleri yapmasına yardımcı olabilir.
İlaç Tedavisi Antidepresanlar ve diğer ilaçlar trikotilomani belirtilerini azaltmaya yardımcı olabilir. Ancak, bu ilaçların kullanımı ancak bir doktor tarafından yönlendirildiğinde uygun olabilir. İlaç tedavisi, psikoterapi ile birlikte kullanıldığında daha etkili olabilir.
Yönlendirilmiş Dikkat Yönlendirilmiş dikkat teknikleri, belirtileri kontrol etmek için kullanılabilir. Bu teknikler, kişinin dikkatini diğer şeylere yönlendirmesine yardımcı olur. Örneğin, bir kişi bir atağı başladığında, dikkatini ellerinden uzaklaştırmak için bir kitap okuyabilir veya başka bir etkinlik yapabilir.
Davranış Modifikasyonu Davranış modifikasyonu, belirtileri kontrol etmek için kullanılan bir başka yöntemdir. Bu yöntem, bireyin saç veya tüy yolma davranışını fark etmesine ve kontrol etmesine yardımcı olur. Kişi, saç veya tüy yolma davranışını sürdürmeden önce farkındalık tekniklerini kullanarak duruma müdahale edebilir.
Sonuç olarak, trikotilomani, kişinin kendine zarar vermesine neden olabilen bir durumdur. Ancak, uygun tedavi yöntemleri ile kontrol altına alınabilir. Tedavi, bireysel ihtiyaçlara göre değişebilir.

Burçlar Kişiliği Etkiler Mi?        Astroloji, insanlar arasında popüler bir konudur ve burçların kişilik özelliklerinin...
11/04/2023

Burçlar Kişiliği Etkiler Mi?
Astroloji, insanlar arasında popüler bir konudur ve burçların kişilik özelliklerinin belirlenmesinde önemli bir faktör olduğunu iddia etmektedir. Burçlar, doğum tarihimize göre belirlenen astrolojik sembollerdir ve insanların kişilik özelliklerini ve davranışlarını etkilediği düşünülür. Birçok kişi, burçlarının davranışlarını ve kişiliklerini nasıl etkilediğini merak etmektedir. Peki, burçlar gerçekten kişiliğimizi etkiler mi?

Burçlar kişiliği etkiler mi?

Burçlar ve kişilik özellikleri arasındaki ilişki, astrologlar tarafından sıklıkla tartışılmaktadır. Bazı insanlar, burçlarının kişiliklerini etkilediğine inanırken, diğerleri ise bunun tamamen bir mit olduğunu düşünürler. Ancak, burçların kişilik özelliklerimizi etkilediğine dair birçok araştırma yapılmıştır.

Güneş, Ay ve gezegenlerin yaşamlarımızı ve kişiliklerimizi etkileyebilmeleri için bize ulaşabilen güçlü bir kuvvetin olması gerekmektedir. Bugüne kadar yapılan araştırmalarda bu gezegenlerin üzerimizdeki etkisi hayal edilemeyecek kadar küçük boyutlardadır. Yani, hiçbir burcun hiçbir kişilik özelliği ile en ufak bir ilişkisi yoktur.

2006 yılında yayınlanan akademik bir çalışmada, 15.000’den fazla kişinin doğum tarihleri ile kişilik özellikleri arasındaki ilişki incelenmiş ve tek bir kişide bile istatistiki olarak anlamlı sonuç elde edilememiştir. Ama bu burçta yazılanlar aynen beni tarif ediyor diyebilirsiniz. Diğer burç yorumlarını da açıp okuyun, mutlaka aralarında sizinle oturan özellikler keşfedeceksiniz. Genel halka hitap eden özellikleri kişisel algılamak psikoloji alanında “Forer (Barnum) Etkisi” olarak bilinmektedir,

Hayat elbette üzüntüler ve mutlulukların bir toplamı, bir karışımıdır. Elbette yeterince süre beklerseniz başınıza iyi ve kötü şeyler gelecektir. Bunu fark etmek için astrolojiye ihtiyaç yoktur. Ancak astrologlar, burç ve fallardan yola çıkarak bu iyi ve kötü şeylerin yaşanabileceği alanları çok spesifik bir konuya/olaya odaklayabileceklerini iddia etmektedirler. Bunu yaptıklarında, kişilerin psikolojisini de bu iddialarına göre şekillendirmekte ve onlara önyargılar yüklemektedirler.

Örneğin, Koç burcu insanları, liderlik özellikleri, cesaret ve enerjik yapılarıyla bilinirler. Bu özelliklerin doğalarında var olduğu iddia edilir. Size burcunuz gereği doğuştan cesurluk özelliğine sahip olduğunuz söylendiğinde, psikolojiniz doğrudan etkilenecektir. Nihayetinde olaylar karşısında cesur olmaya çalışacak ve bu kişilik özelliğine bürüneceksiniz. Kişiliğimiz, ailemiz, arkadaşlarımız, yaşadığımız deneyimler, kültürümüz ve genetik faktörler gibi birçok etkenden etkilenir. Fakat burçların kişiliğimiz üzerindeki etkisinin ne matematiksel olarak ne de fiziksel olarak bir dayanağı bulunmamaktadır.

Gaslighting Nedir?Gaslighting, bir kişinin başka bir kişiye gerçekliğini sorgulatmak ve onu kendi algısıyla uyumlu hale ...
11/04/2023

Gaslighting Nedir?
Gaslighting, bir kişinin başka bir kişiye gerçekliğini sorgulatmak ve onu kendi algısıyla uyumlu hale getirmek için manipülasyon uygulamasıdır. Bu, kişinin kendine güvenini ve özgüvenini yitirmesine ve yargılamasını zayıflatmasına neden olabilir. Gaslighting, kişiler arasında duygusal istismar olarak da bilinir.

İlişkilerde, her zaman her şey mükemmel olmayabilir. İlişkilerin temeli, karşılıklı saygı, sevgi ve anlayıştır. Ancak bazı durumlarda, bu temel özellikler sorgulanabilir hale gelir. İlişkide manipülasyon, bu tür durumlardan biridir. Manipülasyon, bir kişinin başka bir kişiyi kendi çıkarları için etkilemek veya kontrol etmek amacıyla kullanabileceği çeşitli tekniklerdir.

Gaslighting’in diğer manipülasyon tekniklerinden farkı, manipülatörün kişinin gerçekliğini sorgulatmasıdır. Manipülatör, kişinin hatırladığı şeyler hakkında yanlış olabileceğini ve nelerin gerçek olduğunu sorgulamasını sağlar. Bu, kişinin kendi zihninde kafa karışıklığına ve şüpheye neden olabilir. Manipülatör, kişinin hayatındaki diğer insanların da gerçekliğini sorgulamasına neden olabilir.

Gaslighting tekniklerine örnek olarak, “Bunu hiç söylemedim, sen yanılıyorsun” veya “Sen her zaman aynı şeyleri unutuyorsun” gibi cümleler kullanmak verilebilir. Bu cümleler, kişinin hatırlamadığı veya yanlış hatırladığı bir olayı sorgulamaya neden olabilir.

Gaslighting, özellikle ilişkilerde kullanıldığında zararlı bir etkiye sahip olabilir. Kişi kendine güvenini kaybedebilir ve manipülatörün söylediklerini kabul etmeye başlayabilir. Bu durumda, kişi kendi gerçekliği ve hayatındaki diğer insanların gerçekliği hakkında şüpheler duyabilir.

Bir ilişkide manipüle edildiğinizi nasıl anlayabilirsiniz? İlk olarak, eğer biri sizi manipüle ediyorsa, kendinizi sürekli olarak suçlu hissedebilirsiniz. Kendinizi sürekli olarak savunmak veya manipülatörün kontrolü altında hissedebilirsiniz. Ayrıca, manipülatör sizi başka insanlarla temas kurmaktan alıkoyabilir ve size yalnız hissettirebilir.

İlişkide manipüle edildiğinizin belirtileri

Sık sık kendinizi suçlu hissetmek
Kararlarınızın sürekli olarak eleştirilmesi veya tartışmaya açılması
Partnerinizin kızgınlık, küskünlük veya diğer negatif hislerini kontrol etmek için size baskı yapması
Sık sık partnerinizin çelişkili veya tutarsız davranışlar sergilemesi
Partnerinizin sizi yargılaması veya eleştirmesi, ancak aynı şeyleri yapması
Kendi duygularınıza, inançlarınıza veya algınıza güvenemez hale gelmek
Partnerinizin sizi izole etmesi veya diğer insanlarla bağlantılarınızı kısıtlaması
Sık sık partnerinizin sözlerinin, eylemlerinin veya niyetlerinin açık olmaması
Partnerinizin sizi sıklıkla aşağılaması veya küçümsemesi
Partnerinizin size karşı şiddet içeren davranışları, kaba veya aşağılayıcı sözleri varsa
Bu işaretler, manipüle edilmekte olduğunuzu gösterir. Ancak, bu işaretler tek başına birer kanıt olmayabilir ve genellikle birçok işaret bir arada olur.

Sonuç olarak, manipülasyon ve gaslighting gibi duygusal istismar teknikleri, ilişkilerde önemli bir problem haline gelebilir.

Uyku Felci Nedir? Belirtileri Ve Tedavi YöntemleriUyku felci, uyku döngüsünün bir parçası olarak ortaya çıkan ve kişinin...
05/04/2023

Uyku Felci Nedir? Belirtileri Ve Tedavi Yöntemleri
Uyku felci, uyku döngüsünün bir parçası olarak ortaya çıkan ve kişinin geçici olarak hareket edememesine, konuşamamasına veya tepki verememesine neden olan bir durumdur. Bu durum, kişi uykudan uyanırken veya uykuya dalmaya çalışırken oluşabilir ve yaklaşık 1-2 dakika kadar sürebilir. Uyku felci yaşayan kişiler genellikle korku veya endişe hissederler ve bu durum oldukça rahatsız edici olabilir.

Uyku Felci Belirtileri

Uyku felci, kişinin hareket etme veya konuşma yeteneğini geçici olarak kaybetmesine neden olduğu için oldukça belirgindir. Bu durumda kişiler genellikle şu belirtileri yaşarlar:

Gözler açık, ancak hareket edememe veya konuşamama hissi
Nefes almakta zorluk çekme veya boğulma hissi
Korku veya endişe hissi
Halüsinasyonlar
Kaslarda sertleşme veya titreme hissi
Kalp çarpıntısı
Uyku Felci Nedenleri

Uyku felci, uyku döngüsünün REM aşamasında meydana gelen bir durumdur. Bu aşamada, vücut kasları gevşer ve uyku felci yaşayan kişiler, uyandıklarında kaslarının hala gevşek olduğunu hissederler. Bu durum, stres, uyku yoksunluğu, düzensiz uyku düzeni, anksiyete bozuklukları veya uyku apnesi gibi faktörlerden kaynaklanabilir.

Uyku Felci Tedavisi

Uyku felci, genellikle bir tedavi gerektirmez. Ancak, yaşanan belirtiler oldukça rahatsız edici olduğundan, bazı tedaviler kullanılabilir. Bu tedaviler arasında şunlar yer alabilir:

Uyku düzeni değişiklikleri: Uyku düzenini düzenlemek, uyku felci yaşayan kişilerin semptomlarını azaltabilir.
Stres yönetimi: Stresli bir yaşam tarzı, uyku felci riskini artırabilir. Stres yönetimi teknikleri kullanarak, semptomların azaltılması sağlanabilir.
Uyku apnesi tedavisi: Uyku apnesi, uyku felci riskini artırabilir. Bu nedenle, uyku apnesi olan kişiler, tedavi edilerek semptomların azaltılması sağlanabilir.
İlaç tedavisi: Uyku felci semptomlarını azaltmak için, bir uzman tarafından ilaç reçete edilebilir.

Aşkın Gözü Kör Müdür?         Aşkın gücü ve etkisi, hayatımızda önemli bir yere sahiptir. Aşık olduğumuzda, birinin kusu...
05/04/2023

Aşkın Gözü Kör Müdür?


Aşkın gücü ve etkisi, hayatımızda önemli bir yere sahiptir. Aşık olduğumuzda, birinin kusurlarını görmezden gelmek, onları kabul etmek ve hatta sevmek daha kolay hale gelir. Ancak, aşkın gözü gerçekten kör müdür?

Aşk, insanlık tarihinin en eski ve gizemli duygularından biridir. İnsanların romantik ilişkilerinde en temel itici güçlerden biri olan aşkın ne olduğunu anlamaya çalışmak, yüzyıllardır tartışılmış bir konudur. Aşık olunduğunda beyinde ne gibi değişiklikler meydana geldiği merak edilmektedir. Bu yazıda, aşık olunca beyinde neler olduğu, aşık olunca kusurların görmezden gelinip gelinmediği ve aşkın gözünün gerçekten kör olup olmadığı ele alınmıştır.

Aşık Olunca Beyinde Neler Olur?

Aşkın beyindeki etkileri oldukça ilgi çekicidir. Beyinde aşk, bir dizi kimyasal ve fizyolojik değişikliğe neden olur. Aşık olan kişilerde, beynin mutluluk ve ödül merkezlerindeki dopamin ve serotonin seviyeleri artar. Bu, aşık olan kişinin mutlu ve rahat hissetmesine neden olur.

Ayrıca, aşık olan kişilerin stres ve kaygıları azalır ve sosyal bağlantıları artar. Beyinde aşk ayrıca hipotalamustaki hormonlar ve adrenal bezlerdeki hormonlar üzerinde de etkilidir. Bu da aşık olan kişinin kalp atış hızını artırır ve terleme, titreme ve soluk alıp vermede değişiklikler meydana getirebilir.

Aşık olduğunuzda, beyniniz dopamin, norepinefrin ve serotonin gibi kimyasal maddeler üretir. Bu maddeler, beyindeki “ödül merkezi” olarak bilinen bölgeyi uyarır ve kişinin mutluluk, keyif ve coşku hissetmesine neden olur. Beynin bu bölgesi, aynı zamanda uyuşturucu kullanımı veya diğer keyif verici aktiviteler sırasında da aktif hale gelir.

Aşık Olunca Kusurlar Görmezden Gelinir Mi?

Aşkın etkileri sadece beyinde değil, aynı zamanda davranışlarımızda da kendini gösterir. Bir kişi aşık olduğunda, sevdiği kişi hakkında daha olumlu düşüncelere sahip olma eğilimindedir ve onun kusurlarını görmezden gelir. Bu durumda aşkın gözü kördür denilebilir.

Ancak, bu durum her zaman geçerli değildir. Zamanla, aşık olduğumuz kişinin kusurlarını da görmeye başlarız ve bu durumda ilişkimizin gerçekçi bir temele dayanması önemlidir. Bu nedenle, aşık olurken mantığımızı da kullanmalı ve sadece duygularımıza güvenmemeliyiz. İlişkideki başlangıçta, aşık olduğumuz kişi hakkında çok fazla olumlu düşünebilir ve kusurlarını görmezden gelebiliriz. Ancak, ilişki zamanla ilerledikçe, gerçekler daha belirgin hale gelir ve bu kusurlar daha zor görmezden gelinir.

Bir ilişkide, her iki tarafın da kusurları olduğu unutulmamalıdır. Aşk, herhangi bir insandan kusursuzluğu beklemeyi gerektirmez. Aksine, aşk, birbirimizin kusurlarını kabul etmeyi ve sevmeyi öğrenmemizi sağlar. Bu nedenle, bir ilişkide aşkın gücü, her iki tarafın da birbirlerinin kusurlarını kabul etmelerine ve birlikte çalışmalarına yardımcı olabilir.

Address

Mimaroba Mahallesi Mustafa Kemal Bulvarı Demir Plaza No:18 D:6

34535

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Klinik Psikolog Sevde Türk posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Practice

Send a message to Klinik Psikolog Sevde Türk:

  • Want your practice to be the top-listed Clinic?

Share