Diyetinfo Diyetisyen Şengül Üre

Diyetinfo Diyetisyen Şengül Üre Contact information, map and directions, contact form, opening hours, services, ratings, photos, videos and announcements from Diyetinfo Diyetisyen Şengül Üre, Nutritionist, HOŞGELDİNİZ .Bağdat cad.No:211/25 Ömür apt Çiftehavuzlar/kadıköy, Göztepe.

KOLAJEN ÜRETİMİNİ ARTTIRAN BESİNLER NELERDİR ?Kolajen,  insan vücudunda en çok bulunan , fibroblastlar ve hücreler taraf...
05/09/2022

KOLAJEN ÜRETİMİNİ ARTTIRAN BESİNLER NELERDİR ?
Kolajen, insan vücudunda en çok bulunan , fibroblastlar ve hücreler tarafından oluşturulan bir protein türüdür.

Kolajen in vücutta temel görevi bağ dokusunu güçlendirmek ve vücudun bütünlüğünü korumaktır Kolajen in ekleme sağlığı cilde esneklik ve sıkılık kazandırmak, , tendon ve organlar bir arada tutmak, gibi diğer önemli görevler üstlenir. 25 yaşından itibaren kolajen kaybı başlar ve yaş ilerledikçe kayıplar artar. Kolajen kaybı Ciltte sarkma ve kırışmalara, eklem rahatsızlıklarına, bacak ve kalçalarda yoğunlaşan selülitlere ve cilt kırışıklıklarına neden olur



Kolajen üretimini arttırmanın en önemli etkeni yeterli dengeli ve yaşa sağlık koşullarına uygun olarak beslenmektir Kolajen üretimini arttırabilmek için .yaşam biçiminde ve beslenme alışkanlıklarında yapılacak değişimler kolajen kaybının önüne geçer

Kolajen üretimini arttırmak için

- Bireyin ihtiyacı ölçüsünde kaliteli protein kaynakları tüketimini sağlamak

-Tavuk : (özellikle pişirme şekline dikkat ederek )kemikli tavuk eti protein ve amino asitler açısından kolajen üretimini destekler

- Balık hem protein hem de içerdiği aminoasitler ile önemli kolajen üretimini destekleyen kaliteli bir besin ve protein kaynağıdır

- Kırmızı et Haftada 2 -3 kez bireyin ihtiyacı ölçüsünde pişirme şekline dikkat ederek ( kemikli öncelikle) tencere yemekleri veya sade olarak tüketmek amino asit açısından kaliteli protein kaynağıdır.

-Yemeklerde kemik suyu veya kemikli et kullanımı kemik suyunda bulunan glisin , prolin ve arjinin amino asitlerinden faydalanmanızı sağlar.. .Ancak kalp damar sağlığı problemi yaşayan bireylerin özellikle kemik suyu miktarını dikkatli tüketmelerinde fayda vardır.

- Maydanoz ve yeşil yapraklı ve- koyu yeşil yapraklı sebzeler içerdiği Cvitamini ve antioksidanlar ile kolajen üretimini destekler

- Kapya biber İçerdiği C vitamini ve antioksidanlar sayesinde kolajen üretimini destekler

-Yumurta beyazı içerdiği glisin prolin amino asitleri ile en iyi kolajen üretimini destekleyen en önemli protein kaynağıdır..

- Turunçgiller : özellikle portakal , limon , mandalina içerdikleri C vitamini sayesinde kolajen üretimini destekler

-Sarımsak kereviz pırasa :içerdiği sülfür sayesine kolajen üretiminİ arttırır.

-Kırmızı mor meyveler : içerdikleri C vitamini ve antioksidanlar sayesine kolajen üretiminie yardımcı olur



KOLAJEN ÜRETİMİNİ AZALTAN



-Katı ve tek tip zayıflama programlarından

-Paketlenmiş ürünler

-Rafine karbonhidrtalar,

-Aşırı şeker ilave edilmiş besinler,

- Extra işlenmiş ürünler ,

-Sigara

-Alkol

-Uykusuzluk

-Az su tüketiminden



Uzak durmaya çalışın



Diyetisyen ŞENGÜL ÜRE

Diyetinfo

Beslenme Eğitimi ve Danışmanlık

Bağdat caddesi – Çiftehavuzlar/ Kadıköy /İstanbul

YÜKSEK KOLESTEROL SEVİYELERİNİN DÜŞÜRMEK İÇİN  NELER YAPMAK  GEREKİR ?Kolesterol seviyelerinin takibi oldukça önemlidir....
28/07/2022

YÜKSEK KOLESTEROL SEVİYELERİNİN DÜŞÜRMEK İÇİN NELER YAPMAK
GEREKİR ?
Kolesterol seviyelerinin takibi oldukça önemlidir. Yüksek seyreden kolesterol seviyesi kalp damar sağlığı açısından oldukça risk oluşturmaktadır. Yapılan çalışmalarda doymuş yağ içeriği yüksek , trans yağlardan zengin beslenme , yaşam tarzı sorunları ve beslenme modellerinde yaşanan kalp ve damar sağlığı sorunların kolesterol yüksekliğinde ve düşürülmesinde çok önemli etken olduğunu bilinmektedir
Öncelikle
- Şişmanlık ,Kilo fazlalığı , obezite , karında yağlanma , insülin direnci sorunu varsa öncelikle bu konuda sağlıklı yemek yeme ve beslenme davranışlarına sahip olmak için adım atmaya çalışın
- Sağlıklı kilo vermek için doğru yöntemi seçmeye çalışın
- Vücut yağ oranı fazlalığı varsa vücut yağ oranını azaltmak Gerekiyorsa sadece vücut yağ oranın da fazlalık varsa sağlıklı yağ yakmaya gayret edin
- Beslenme de var olan yanlışları düzeltmek adına değişim gerçekleştirin
- Yaşam tarzı değişikliği için gereken adımları atamaya çalışın.
- Yeterli, kaliteli çeşitli renkli ve dengeli öğün tüketimine dikkat edin
- Hayatınızda gelişigüzel bir beslenme değil Öğün kavramını geliştirmeye çalışın
- Beslenme düzeninde çeşit ve denge konusuna dikkat edin
- Düzenli egzersizi alışkanlık haline getirmek Dünya sağlık örgütü 18-64 yaş arasınada orta aktivite düzeyinde olmak kaydıyla egzersiz yapılmasının kolesterol seviyelerin düşürmek için anlamlı etki sağlayabileceğini belirtmektedir.
- Hergün 5 porsiyon meyve ve sebze tüketimi LDl kolesterolü düşürmek adına önemli etkiye sahiptir .Özellikle her gün pektin içeriğinden dolayı 1 kabuklu elma tüketmeye gayret edin
- Hergün yeşil yapraklı sebzelere mevsimsel özelliklere dikkat ederek beslenmenizde yer vermeye çalışın
- Haftada 2 gün miktarlarına dikkat etmek kaydıyla kırmzı et diğer günler yine miktarına dikkat etmek kaydıyla beyaz et ( derisiz) tüketin
- Deniz mahsullerinin tüketimini e ve miktarına dikkat edin
- Pastane mamüllerinden uzak durmaya çalışın
- Şarküteri ürünlerini beslenme programından uzaklaştırın
- Trans yağ içerikli ürünleri beslenmenizden çıkartın Yerine daha ulaşılabilir sürdürülebilir tercihler yapmaya çalışın
- Paketlenmiş ve raf ömrü tüketilmiş ürünleri tercih etmeyin
- Kaymak krema çok yağlı peynirler yerine daha sağlıklı çeşitlerinin miktarlarına dikkat ederek tüketmeye çalışın.
- Lif içeriği yüksek beslenin Mutlaka tam buğday ürünleri ,elma baklagiller yaeşil yapraklı sebzeler vb beslenme programına dahil etmeye Günde ortalama 25-35 gr lif tüketimi kolesterolün düşürülmesi açısından önemlidir
- Alkol tüketimine dikkat edin
- Omega 3 yağ asitlerinden zengin beslenme modelinin tercih edin
- Antioksidan kapasitesi yüksek meyve ve sebzeleri ihtiyacınız ölçüsünde beslenme programlarına dahil etmeye çalışın
- Akdeniz beslenme modeline uygun bir yaşam ve beslenme tarzı yaşam kailtenize ve damar sağlığınıza değer kattığını her zaman hatırlayın
- Hergün 45-60 dk yürüyüş yapmaya çalışın
- Düzenli uyku uyumaya gayret edin
- Stresinizi yönetmeyi öğrenin
- Pozitif hayata bakış açısını benimseyin.Bu bakış açısı kalbinizi ve damarlarınızı korur kolesterol seviyelerinin yönetimine .destek sağlar.
- Yeterli su tüketimine dikkat etmeye özen gösterin

Daha sağlıklı kolesterol seviyelerine sahip olmak adına atılan bu adımlar ve yaşam şeklindeki değişimler yüksek kolesterol seviyelerinin düşürülmesinde etkilidir. .Ancak mutlaka konunun uzmanı olan KARDİYOLOJİ DOKTORU ile gerekiyorsa MEDİKAL TEDAVİ öneriler konusunda işbirliği içinde olmak ve , SAĞLIKLI BESLENME Konusunda DİYETİSYENDEN profesyonel destek almak yaşam kalitesi ve damar sağlığı ve kolesterol seviyelerinin kontrolü için oldukça önemlidir

Diyetisyen ŞENGÜL ÜRE
Diyetinfo
Beslenme Eğitimi ve Danışmanlık

HEMOGLABİN  A1 C (HBA1C ) NEDİR ?   Hemoglobin A1C diyabetlilerin izlenmesi ve kontrollerinin  sağlıklı olarak yapılabil...
20/06/2022

HEMOGLABİN A1 C (HBA1C ) NEDİR ?

Hemoglobin A1C diyabetlilerin izlenmesi ve kontrollerinin sağlıklı olarak yapılabilmesi için kullanılan bir kan testidir .2-3 ayda bir yapılan test ortalama kan şekerini kontrol etmek için kullanılan bir yöntemdir Hemoglobin A1C miktarı geçmiş 3 ay boyunca kan şekerinin ne kadar miktarda ve sıklıkta yükselmiş olabileceğini göstermektedir
Kan şekeri Kandaki alyuvarlarda bulunan hemoglobin adı verilen protein ile birleşerek ( buna glikozillenme denir) hemoglobin A1C oluşturur.Alyuvarların yenilenme ömrü üç aydır. Alyuvarlar 3 ayda yenilendiği için kan şekerinin normal ise allyuvarların hapsettiği şeker normal olacaktır. Ancak hemoglobin A1C testi yüksekse kanda alyuvarların hapsettiği şeklinde yüksek olduğu sonucu ortaya çıkar ..
Kan şekeri takiplerinde kan şekerinin yüksek esyretmesi sağlık açısından istenmeyen bir durumdur. Kan şekerini sürekli yüksek kalması damarlarda endotel tabakasının zarar görmesine neden olur. Özellikle kılcal damarlarda daha erken hasarları oluşur damarlar zarar gördüğünde de damarın beslediği organlar fonksiyonlarında bozukluklar ortaya çıkar
Kan şekeri açlık stres tokluk enfeksiyon ve fiziksel aktivite gibi durumlarda değişkenlik gösterebilir. Yapılan çalışmalarda Kan şekerinin istenilen düzeyde tutulması böbrek bozukluklarını %50 6 oranında göz problemlerini ve bozuklukları %76 oranında sinir sisteminde ortaya çıkan hasarları %60 oranında azaltabilmektedir
Bu nedenle 3 ayda bir yapılan Hemoglobin A1C (HBA1C) testinin takip edilmesi oldukça önemlidir. Hemoglobin A1C nin yüksek olmasının yanı sıra düşük olması da kan şekeri düzeyinin düşük olduğunu hipoglisemi riski ne açık olduğunu ifade eder Tip 1 ve Tip 2 diyabet hastaları için başlangıçta 3 ayda bir daha sonar bireyin doktorunun önerisi ile takipler devam eder

HEMOGLOBİN A1C (HBA1C ) KAÇ OLMALI ?
Diyabet hastalığı bulunmayan sağlıklı bireylerde :
HbA1C düzeyinin %4,7 - %5,6 arasında olması
Prediyabet ve gizli şeker
HB A1C düzeyinin %5,7i- %6,4 aralığında bir değerde tespit edilmesi durumunda genellikle prediyabet yada diğer adıyla gizli şeker değerlendirmesi
Diyabet
6.5 ve üzeri
Diyabet prediyabet ve Hipogisemi takibi için doktor bu kile onu hakkında takibi mutlaka değerlendirmek doğru tedaviyi destekler

Amerikan Diyabet Birliği Hba1c değerinin
%6 ise 3 aylık ortalama kan şekeri yaklaşık 126
%7 ise 3 aylık ortalama kan şekeri yaklaşık 152
%10 ise 3 aylık ortalama kan şekeri yaklaşık 240
Civarında olabileceğini bildirmekteditr.

Kronik hastalıklar ev bazı ilaçlar HBA1 değerini etkilemektedir.
HEMOGLABİN A1C ( HBA1C) DÜŞÜRÜLEBİLR Mİ ?

Hgba1c değerinin düşürülmesi kan şekeri değerlerinin kontrol altın alınması ile gerçekleşebilir.
Diyabet li veya prediyabetli bireylerin hekimleri ile doğru iletrişim halinde olması doğru tedavi planı kullanılan ilaç veya insülin dozunun planlanması ,doğru ve kişiye özel beslenme programı ve tıbbi beslenme tedavisi ,, doğru planlanmış egzersiz ve diyabet eğitimi, sonucunda doktor ,diyetisyen, diyabet hemşiresi takibi ile değerlerde değişimler söz konusu olabilir.ANCAK TAKİP ÇOK ÖNEMLİDİR.
Diyetisyen ŞENGÜL ÜRE
Diyetinfo
Beslenme Eğitimi ve Danışmanlık
Bağdat caddesi – Çiftehavuzlar/ Kadıköy /İstanbul

SÜRDÜRÜLEBİLİR BESLENME  Sürdürülebilirlik nedir ?Sürdürülebilirlik kavramı bugünkü anlamıyla 1972'de  Stocholmde  da ge...
18/05/2022

SÜRDÜRÜLEBİLİR BESLENME


Sürdürülebilirlik nedir ?

Sürdürülebilirlik kavramı bugünkü anlamıyla 1972'de Stocholmde da gerçekleştirilen Birleşmiş Milletler insani çevre Konferansı'nda gündeme gelmiştir Ancak Sürdürülebilirlik kelimesinin bugünkü anlamı 1983 yılında Birleşmiş Milletlerin yayınladığı “Ortak Geleceğimiz” adlı rapordan sonra şekillenmiştir. Bu rapora göre sürdürülebilirlik, doğanın ve gelecek kuşakların kendi gereksinimlerine cevap verme yeteneklerini tehlikeye atmadan, günlük ihtiyaçlarımızı temin etmek ve kalkınmak olarak tanımlanmıştır
Sürdürülebilirlik ekolojik çevreye beslenmeden tarıma temiz hava ve sudan iş yaşamından ulaşılabilir doğal kaynaklara teknoloji kadar pek çok disiplini içinde barındıran bir kavramdır

Sürdürülebililir Beslenme Nedir ?

Sürdürülebilir beslenme tanımı ilk kez 1986 yılında Gussow ve Clany taradından yapılmıştır. Sağlıklı yaşamın sürdürülebilirliğinin yanında ekonomik ve sosyoekonomik acıdan da sürdürülebilir olan, tarımsal sistemlerin ve beslenme güvenliği acısından katkı sağlayan ‘Sürdürülebilir Beslenme’ kavramının tüm insanlık için çok elzem olduğunu söylemiştir. Dünya Gıda Güvenliği ve Beslenme Durumu 2018 yılı raporuna göre, dünya genelinde 821 milyon insanın kıtlık ile baş etmeye çalıştığı bildirilmiştir

Sürdürülebilir beslenme ;
Sürdürülebilir beslenme ve sürdürülebilir sağlıklı diyetler bireyin sağlığını ve iyilik halini tüm yönleri ile geliştiren, düşük çevresel baskısı ve etkisi olan, erişilebilir, maliyeti karşılanabilir,

Sürdürülebilir Beslenmenin Hedefi

Tüm bireylerin optimal büyüme ve gelişmesini sağlamak, günümüz ve gelecek nesillerin tüm yaşam sürecinde fiziksel, mental ve sosyal yönden iyilik halini ve işlevselliğini geliştirmek, malnütrisyonun her türünün (yetersiz beslenme, mikrobesin ögeleri eksikliği, fazla kilo, şişmanlık) önlenmesine katkı sağlamak, beslenmeye bağlı bulaşıcı olmayan hastalıkların (BOH) riskini azaltmak, biyoçeşitliliğin ve gezegenin korumasını desteklemektir. Sürdürülebilir sağlıklı diyet sürdürülebilirliğin tüm boyutlarını birleştirerek istenmedik sonuçları önleyici içeriklere sahip olmalıdır

Sürdürülebilir beslenme; güvenilir, sağlıklı, besleyici ve çevresel etkisi düşük olmalıdır. Bu beslenme tarzı ekonomik, herkesin ulaşabildiği, kültürel açıdan benimsenebilir, adil, gıda güvenliğine katkısı olan ve nesillerin devam edebilmesi için elzem olan yaşam şeklidir. . Sürdürülebilir beslenme hem şimdiki hem de gelecek nesillerin sağlıklı yaşamasına katkı sunan Gıda ve beslenme güvencesine katkıda bulunan düşük çevresel etkiye sahip bir beslenme biçimidir Sürdürülebilir beslenme ekosistemi doğayı korur beslenme çeşitliliğini destekler kültürel olarak ekonomik olarak kabul edilebilir ve ulaşılabilir besinsel içeriği yüksek besleyici Adil yeterli güvenli ve sağlıklı olmalıdır
Dünya Kaynakları Enstitüsü 2016 yılı “Sürdürülebilir Gıda Geleceği için Beslenme Şeklini Değiştirmek” raporuna göre; tüketicilerin beslenme seçimlerindeki küçük değişimler, çevre problemlerinin azalması ve tarımsal kaynak kullanımı gibi büyük etkiler oluşturabilir.


Sürdürülebilir besin sistemleri çerçevesinde hem açlık hem de büyüyen obezite durumuyla aktif olarak mücadele etmek için yeni beslenme davranışları geliştirilmeli, önerilmeli ve eğitimler ile anlatılmalıdır.. Bu kapsamda, Akdeniz diyeti sürdürülebilir beslenme ve diyetin diyetin çok etkili bir modelini temsil etmektedir.
Akdeniz diyeti; diyetin besin kalitesini sağlayan biyoçeşitliliğin olması, çeşitli besin hazırlama ve uygulama tekniklerinin bulunması, sağlığa yararlı olduğu bilinen zeytinyağı, balık, meyve ve sebze, bakliyat, fermente sütün bulunması, kültür ve geleneklere güçlü bir bağlılığı olması, insan doğasına ve mevsimselliğe saygılı olması, hayvansal ürünlerin az tüketilmesi nedeniyle çevresel etkilerinin az olmasından ötürü kısmen sürdürülebilir olarak düşünülmektedir
Dünyada 5 yaşın altında 149 milyonun boy kısalığı yaşadığı , 49 milyon çocuğun düşük kilolu olduğu , 670 milyondan fazla yetişkinin obez olduğu , 120 milyondan fazla 5-19 yaş arası kız- erkek çocuğun obez olduğu , düşük ve orta gelirli ülkelerde işlenmiş gıda et ve diğer hayvansal ürünlerin tüketiminin artmasına bağlı olarak gıda sisteminin sebep olduğu çevresi zararın %50-90 artış göstereceği ve insanlık tarihi boyunca gıda amaçlı ekip biçilen 6000 bitki türünün sadece 8 inin günlük enerjinin günlük enerji miktarının % 50 sinden fazlasını karşıladığı düşünülecek olursa “Sürdürülebilir Beslenme” üzerinde tekrar düşünülmesi gereken önemli bir konu olduğu unutulmamalıdır Sürdürülebilir beslenmenin toplumun sağlığının korunması ve sürdürülmesi açısından DİYETİSYENLERE çok önemli görevlere düşmektedir

PREBİYOTİKLER VE SAĞLIĞIMIZ Prebiyotik nedir ?Prebiyotikler  probiyotikler de olduğu gibi  önemi son yıllarda artan  bir...
15/04/2022

PREBİYOTİKLER VE SAĞLIĞIMIZ

Prebiyotik nedir ?

Prebiyotikler probiyotikler de olduğu gibi önemi son yıllarda artan bir kavramdır.
Probiyotiklerle perebiyotikler zaman zaman karıştırılabiliyor. Ancak şöyle tanımlıyabilriz bağırsakta bulunan yararlı bakteriler probiyotik ,onları besleyen sindirilemeyen lif yapısındaki bileşikler ise prebiyotik olarak tanımlanır.
Bağırsakta bulunan trilyonlarca bakterinin işlevlerini dengede ve sağlıklı yapabilmesi için prebiyotiklerin görevi çok önemelidir. Diğer bir tanım ise
Prebiyotikler : gastrointestinal sistemde bakteri florasının yapısında işlevinde değişikliklere neden olan çoğalmasını sağlayan konakçı sağlığını olumlu yönde etkileyen seçici olarak fermente edilmiş kompleks Karbonhidratlar olarak tanımları
Basit olarak bağırsakta bulunan bakterilerin enerji kaynakları olup bağırsakta kısa zincirli yağ asitlerinin üretimi için önemlidirler.
Yapılan çalışmalar sonucunda elde edilen veriler prebiyotiklerin gastrointestinal sistem ve bağırsak sağlığı açısından çok önemli görevleri olduğunu göstermektedir.Bu görevlerin mmunolojik metabolik ve koruyucu görevler olduğunu ve sağlık üzerine çok olumlu etkiler gösterdiği tespit edilmiştir.
Prebiyotikler gastrointestinal sistemde bakteri florasının yapısında işlevinde değişikliklere neden olan çoğalmasını sağlayan Konakçı sağlığını olumlu yönde etkileyen seçici olarak fermente edilmiş kompleks Karbonhidratlar olarak tanımları aynı zamanda lif olarak kabul edilir Ancak her prebiyotik lif özelliği taşımaz. (Örneğin Selüloz ve Pektin lif özelliği taşımaz )
Prebiyotikler kendi arasında
1 -İnulin :;Pirasa sogan kuşkonmaz enginar sarimsak hindiba
2-Fruktooligosakkaritler( FOS) ; Sogan sarimsak enginar muz
3-Galalaktooligosakkaritler (GOS)
4- Laktüloz
Olarak 4 gruba ayrılır

En iyi prebiyotik kaynakları :
- Muz
- Lahana
- Pırasa
- Enginar
- Elma
- Kuşkonmaz
- Soğan
- Sarımsak
- Kakao
- Arpa
- Yulaf
- Brokoli
- Turp
- Hindiba
- Yer elması
- Yeşil yapraklı sebzeler
- Tam buğday ekmeği
Sağlıklı beslenme adına tabakların renkli olması her besin grubundan ihtiyaç ölçüsünde gün içinde besin tüketimi perebiyotikten zengin beslenmeyi ve beraberinde bağırsak bakterilerin iyi beslenmesini destekler
Probiyotiklerin sağlık üzerine etkileri nelerdir ?

Pratikte günlük beslenme programlarında prebiyotik içeriği yüksek beslenme sağlık için oldukça yararlıdır. Probiyotik bakterilerin beslenmesinin yanı sıra sindirim sisteminin düzenler erken güçlü bağışıklık metabolik kontrol ve birçok sağlık sorunun giderilmesine yardımcı olur
- Kabızlık sorununun giderilmesi ve bağırsak hareketlerini düzenlenmesinde
- Su ve sodyum emilimini sağlayarak İshale bağlı etkilerin en düşük hale indirilmesine
- İnülin ve FOS ( Fruktooligosakkarit ) kullanımı bağırsak sağlığını , çeşitli enflamatuar bağırsak hastalığının ve kolon kanserinin tedavisinde de olumlu etki sağlar
- Gastrik boşalma süresini yavaşlamasına
- Glikozun yavaş salınımına
- Postprandial insülin seviyesinin dengesini oluşmasına
- Prebiyotikler bağırsak florasına ve sindirim sistemi düzenlerken magnezyum ve kalsiyum emilimini olumlu etkil
- Sindirim sağlığını
-İnflamasyonun azaltılmasına
- Kilo verme sürecine ve obezitenin yönetilmesine
- Doygunluğun desteklenmesine
- Sekonder safra salınımını dönüşümlü azaltarak yağ metabolizmasının düzenlenmesine
-Kolesterol seviyeleri düzeltilmesine
- Otoimmun hastalık ve semptomlarının daha iyi yönetilebilmesine
Destek sağlarlar
Diyetisyen ŞENGÜL ÜRE
Diyetinfo
Beslenme Eğitimi ve Danışmanlık
Bağdat caddesi – Çiftehavuzlar/ Kadıköy /İstanbul

KOLAJEN NEDİR ?  Değişen yaşam şartları beslenme alışkanlıklarının değişmesi kolajenin önemini daha da arttırmış gözüküy...
21/03/2022

KOLAJEN NEDİR ?
Değişen yaşam şartları beslenme alışkanlıklarının değişmesi kolajenin önemini daha da arttırmış gözüküyor Günümüzde en popüler konulardan bide kolajen dir.Kolajen sadece güzellikle ilişkilendirilmiş gibi gözükse kolajen vücutta çok önemli görevler üstlenir Kolajen vücutta en fazla bulunan proteindir. Tüm vücut proteinlerinin 1/3 ünü oluşturur Yunanca “kolla “ yapıştırıcı kelimesinden gelir
Kolajenin vücutta sentezlenmesi çok önemlidir. Diyetle alınan proteinler bağırsaklarda aminoasitlerine ayrıştırılarak emilir ve vücutta kullanılması sağlanır Bu aminoasitler içinden kolajen sentezinde ; glisin, prolin ve hidroksiprolin aminoasitleri kullanılaıak kolajenin öncüsü olan prokolajen sentezlenir. Beslenme ile alınan C vitamini, çinko-magnezyum gibi vitamin ve minerallar kofaktör olduğu bir işlemle prokolajen kolajen formuna dönüştürülür. Kolajen fibrilleri üçlü spiral yapı şeklinde olup diğer kolajen fibrilleri ile birlikte dokuda ağ yapısı oluşturarak bir tutkal görevi görür. Bu şekilde dokuları bir arada tutma işlevi gerçekleşmiş olur
Kolajen . Vücuttaki tüm dokular için yaşamsal öneme sahiptir ve vücutta deri, kemik, tendon, ligamentler kornea cilt bağırsaklar başta olmak üzere pek çok organda bulunan önemli bir yapısal proteindir. Bağ dokunun oldukça önemli bir bileşeni olan kolajen, dokuları yapıştırıcı gibi bir arada tutar. Vücut yapısını koruyan temel madde olan kolajen farklı dokularda farklı çeşitli görevleri sahiptir


KOLAJEN TİPLERİ NELERDİR ?
Vücutta bulundukları organlara göre değişen pek çok farklı tipte kolajen molekülü vardır. Hepsinin temel görevi bağ dokusu yapısını desteklemek olsa da her birinin özel çeşitli görevleri bulunur Kolajen hayatımız boyunca vücut tarafından üretilir. Ancak 25'li yaşlardan itibaren vücudumuzda kolajen üretimi yavaşlamaya başlıyor, Yaş ilerledikçe vücutta kolajen üretimi azalır ve daha kalitesiz kolajen üretilir. Bu durum sonucunda cilt esnekliğini kaybeder ve kırışıklıklar meydana gelir.,kıkırdak dokusu da zayıflar. ,eklemlerle ilgili problemler ortaya çıkar
Kolajen tipleri
Vücutta çok önemli görevleri olan 19 tip kolajen tanımlanmıştır.Ancak en yaygın olarak Tip1 , Tip 2, Tip 3,Tip 4 Tip 5 ve Tip 10 kolajen bilinmektedir.
Tip 1 kolajen: Vücutta en fazla miktarda bulunan kolajendir.Vücutta bulunan kolajenin %90'ı Tip 1 kolajendir. Organlarda, kemik diş fibröz kıkırdak tendon ve deride bulunur ve yapısının oluşturulup korunmasında etkilidir. Sıkıca demetlenmiş iplikçik yapısında bulunur. Dokuları bir arada tutar ve yaraların iyileşmesini sağlar.
Tip 2 kolajen: Kondrositler tarafından üretilmektedir. Bu tipte kolajen fiberleri, Tip 1'e göre daha gevşektir Bağ dokularında bulunan kıkırdak oluşumuna yardımcı olur. Eklemlerde kıkırdakta bulunur.Eklem sağlığı için oldukça önemlidir.Yaşa bağlı eklem ağrıları ve tadavisin de etkilidir.
Tip 3 kolajen: Kas, organ ve damar yapılarının ve cildin temelinde bulunur Cildin elastikiyeti sağlığında kalp ve kan damarları ve kan dokusunun oluşumunda etkilidir.
Tip 4 kolajen: Sindirim solunum yüzeylerinde ve cildin derin katmanlarında bulunur. Ve yapısını oluşturur.
Tip5 kolajen: Plasentadaki doku ve hücre yüzeyinin oluşumundan sorumlu olan kolajen tipidirr. Hamilelik sırasında rahim içerisinde bebeğe oksijen ve besin sağlamak için gelişen organın yüzeyinin oluşumunu sağlarken . Atıkların temizlenmesini sağlar
Tip 10 kolajen:Eklem kıkırdakların onarılması ve yeni kemiklerin gelimde etkilidir.
Cildimizde Kolaje'nin %50 sini tip1 ve Tip 2 kollajen oluşturmaktadır Tip 4 Kolajen'nin ise Solunum ve sindirim organlarının yüzeylerini oluşturan kolejendir.Tırnak ve saç sağlığının bütünlüğü için özellikle tipi 1 ve tip3 kolajen onemlidir
KOLAJEN KAYBINA NEDEN OLAN FAKTÖRLER NELERDİR ?
- Sağlıksız ,Yetersiz ve dengesiz beslenme
- Hızlı kilo verme
-Yetersiz ve kalitesiz protein tüketimi
-C vitamininden fakir beslenme
- Bakır mineralinden fakir beslenme
-Çevre kirliliği güneş ışığında uzun süre kalma
-Aşırı şeker tüketimi
-Aşırı rafine gıda ve paketlenmiş ürün tüketimi
-Yetersiz su tüketimi
- Uykusuzluk
-Akol ve sigara
-Stres
-Menapoz
KOLAJEN ÜRETİMİNİ NASIL ARTTIRABİLİRİZ ?
Kolajen üretimini arttırmanın en önemli adımları yeterli dengeli ve yaşa sağlık koşullarına uygun olarak beslenmektir.Yaşam biçiminde ve beslenme alışkanlıklarında yapılacak değişimler kolajen üretimine destek sağlar. Uyku kalitesi ,stres yönetimi ,sağlıklı kiloda olma eğer kilo fazlası varsa yanlış hızlı kilo verme adına katı ve sürdürülebilir olmaktan uzak programlarla kilo vermekten kaçınarak sağlıklı ve sürdürülebilir beslenmeyi seçerek kendi kolajen üretimnizi destekleyip arttırabilirsiniz
Diyetisyen ŞENGÜL ÜRE
Diyetinfo
Beslenme Eğitimi ve Danışmanlık
Bağdat caddesi – Çiftehavuzlar/ Kadıköy /İstanbul

KALP VE DAMAR SAĞLIĞINIZI KORUMAK İÇİN Dünyada ve ülkemizde yaşam tarzını tehdit eden en önemli sağlık sorunlarının başı...
08/02/2022

KALP VE DAMAR SAĞLIĞINIZI KORUMAK İÇİN
Dünyada ve ülkemizde yaşam tarzını tehdit eden en önemli sağlık sorunlarının başında Kalp ve Damar hastalıkları gelmektedir. Ülkemizde yetişkin nüfustaki Ölüm nedenleri arasına ilk sırada koroner kalp hastalıkları (KKH ) gelmektedir.Hastalığın oluşum risk faktörleri arasında yaşam tarazı yaş cinsiyet diyabet stres hipertansiyon sigara alkol vb bulunmaktadır.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) uygun yaşam tarzı değişiklikleri ve düzeltilebilir risk faktörlerinin kontrol altına alınması ile kalp damar hastalıklarına bağlı ölümlerin dörtte üçünden fazlasının önlenebileceğini bildirmektedir.


Kalp damar hastalıkları ve inmeyi önlemek veya geciktirmek ve bu hastalığa yol açan nedenleri ortadan kaldırmak, çocukluktan itibaren başlayan sağlıklı yaşam tarzı değişiklikleri ve kalp dostu beslenme ile mümkündür Özellikle çocukluk ve ergenlik döneminden itibaren başlayan sağlıklı beslenme alışkanlıklarını kazandırma son dönemde daha fazla öenme kazanmıştır.

Kalp ve damar sağlığını korumada beslenmenin önemi uzun yıllardır bilinmektedir Yaşamsal faaliyetlerin sürdürülmesi açısından oldukça önemli olan damarlar her organımız ve dokularımız için ayrı önem taşır. Bu nedenle damar sağlığını korumak adına beslenme mümkünse bireysel olarak değerlendirilerek bireyin davranış yaşam biçimi değişiklikleri ile birlikte kardiyolog kalp damar cerrahi ve diyetisyen işbirliği ile hareket etmek doğru bir Adım olacaktır. Değiştirilemeyen risk faktörlerinin yanı sıra ( yaş genetik vb ) yaşam tarzı değişiklikleri adına atılan her adım vücudu ve damarları en iyi şeklide koruyacaktır.

1-Akdeniz beslenme modeli damar sağlığını korumak adına en etkin beslenme modellerinden biridir. Sürdürebilir beslenmeyi esasa alarak doğayı toprağı ve yerel üreticileri de koruyarak seçilen her yiyecek bedeni duyguları ve damarları koruyacaktır.


2 –Kilo sorununuz varsa mutlaka “Sağlıklı Beslenme “ ilkelerine dikkate ederek kilo vermeye çalışın .Hızlı ve yanlış yöntemler seçilerek uygulanan zayıflama yöntemleri damarlara ve kolesterol değerlerine kan şekeri seviyesine duygu durumununa ve yemek yeme davranışlarına vb zarar verebilmektedir.

3 – Vücudunuzda yağlanma sorunu varsa kilo verme sürecinde yağ yakarak beslenmeye özen gösterin

4- Pre Diyabet veya diyabet sorununuzu doğru destek alarak yönetmeye çalışın..İnsülin seviyesi yüksek ise mutlaka doğru beslenme ve medikal destek konusunda danışmanlık alın.

5--Kolesterol HDL,LDL,TG düzeylerinizi kontrol altında tutmaya çalışın.

6- 5 -7 Porsiyon mevsim meyve ve sebzesi tüketmeyi ihmal etmeyin

7--Omega 3,ün bitkisel ve hayvansal kaynaklarından zengin beslenmeye çalışın

8-Egzersiz yapmayı alışkanlık haline getirin..Sağlık sorunlarına dikkat ederek Dünya Sağlık Örgütü ( WHO ) ve genel sağlık önerileri doğrultusunda yürüyüş yapmaya ve hareketli olmaya gayret edin

9- .Su içmek için susamayı beklemeyin

10-İnsülin direnciniz varsa sağlıklı doğru ve beslenme düzeninizi oluşturarak yüksek olan insülin seviyenizi düşürmeye çalışın.

11-Hızlı kilo alıp vermekten damarlarınızı korumak adına uzak durun

12 -Stresinizi yönetmeye çalışın .Gerekierse bu konuda destek alın. Stres savar olmayı öğrenmeye çalışın.Stres yönetiminde besinlerin gücünden faydalanmayı ihmal etmeyin.

13-Posadan ( liften )zengin beslenmeye çalışın .Gün içinde tüketilen 25-30 gr posa koesterol seviyelerinin düşmesinde ve damar sağlığının korunmasında etkilidir.

1 4-B12 vitamini açısından zengin besinlerle beslenmeye çalışın

15-Meyve suyu, asitli içecekler , asitsiz ama bol enerjili içecekler , enerji içeceklerinden uzak durun

16-Doymuş yağ oranı yüksek şarküteri ürünleri pastane mamülleri ve paketlenmiş ürünleri beslenmenizden uzaklaştırın.

17- Sağlıklı yağları özellikle zeytinyağını tercih edin. Ancak miktarını abartmayın.

18-Sakatatlardan (karaciğer, beyin, böbrek, işkembe, dil vb), her ne şekilde hazırlanırsa hazırlansın uzak durmaya çalışın

19 –Yağ ve özellikle doymuş yağ içeriği yüksek gıdalar ( tereyağ kuyruk yağı iç yağı margarin kaymak, krema, mayonez, çikolata ve yağlı soslar),yağda kızartma ve kavurmalar şarküteri ürünlerinden vazgeçin

19 - Kabuklu deniz mahsüllerinin tüketimine dikkat edin

20- Et su tablet vb lezzet arttırıcıları ve sosları kullanmamaya gayret edin

21-Rafine karbonhidrat ve şekerden uzak durun.

22- Alkol tüketimine dikkat edin .

23 – Fast food türü beslenmeyin

24- Sağlıklı pişirme yöntemlerini tercih edin

25 –Tencere yemekleri ve mümkünse Akdeniz Tipi beslenme modeline uygun yemekleri hayatınıza daha çok YER VERMEYE ÇALIŞIN

26- Sağlıklı yağ tercihleri özellikle ( çoklu doymamış yağ asitleri içeriği zengin yağlar )yaparken kadar tüketmeyi ihmal etmeyin

27- Antioksidan içeriği zengin beslenmeye çalışın.

28- Tarçın, zencefil, zerdaçal baharatlarına sofranızda yer açın

29- Düzenli uyku uyumaya çalışın

30 – Tansiyon sorununuz var ise kontrol altına almaya çalışın

31- Sigaradan durmaya çalışın

Diyetisyen ŞENGÜL ÜRE

Diyetinfo

Beslenme Eğitimi ve Danışmanlık

Bağdat caddesi .No:211/25 Ömür Apt Çiftehavuzlar/ Kadıköy/ İst

HDL  KOLESTEROL NASIL YÜKSELİR  ?HDL  Kolesterol Nedir  ? HDL  kolesterol : Halk arasında hayırlı Kolesterol olarak bili...
18/01/2022

HDL KOLESTEROL NASIL YÜKSELİR ?

HDL Kolesterol Nedir ?
HDL kolesterol :
Halk arasında hayırlı Kolesterol olarak bilinen Yüksek yoğunluklu lipoprotein (HDL = high density lipoprotein ) “iyi kolesterol” olarak tanımlanır Dokularda bulunan LDL ( damarlarda plakların birikmesine sebep olan kolesterol )kolesterolün vücuttan atılması için karaciğere geri dönmesine yardımcı olur. Bu sayede atardamarlarda kolesterol plaklarının oluşup birikmesinin önlenmesini sağlar.
HDL Kolesterol kaç olmalıdır ?
HDL Kolesterol değerleri kadın ve erkeklerde farklılık gösterir.kadınlarda 50mg/dl erkeklerde 40mg/dl altında olması düşük HDL kolesterol olarak değerlendirilir
HDL kolesterol neden düşer ?
- Yetersiz dengesiz beslenme
- Fast food tipi beslenme
- Omega 3 ten fakir beslenme
- Fazla kilo veya obezite
- Hareketsizlik
- Yönetilememiş diyabet
- Fiziksel aktivite yetersizliği
- Çeşitli ilaçlar ve yan etkileri
- Genetik
- Sigara tüketimi
HDL kolesterol nasıl yükselir ?
- Öncelikle kilo fazlalığı varsa kilo vermeye çalışmak
- Doğru kilo verme zayıflama programı uygulamak
- Yüksek protein ve yağ içerikli beslenme ve zayıflama programlarından uzaklaşmak
- Yeterli dengeli çeşitli ve ölçülü beslenmek
- İnsülin direnci varsa dogru medikal destek ve doğru beslenme programı ile insülin direncini kırmak .
- Egzersizin her her çeşidi iyi huylu kolesterolü arttırır. Özellikle 30-60 dk arası yürüyüş iyi huylu kolesterolü arttırmak adına oldukça etkilidir.
- Her yemekte ve salatalarda sıvı yağ özellikle zeytinyağı (ihtiyaç ölçüsünde) tüketmek
- Sigarayı bırakmak Çünkü sigara iyi huylu kolestrolü düşürür.
- Omega 3 kaynaklarından ihtiyaç ölçüsünde zengin beslenme
- Antisiyonin içeriği zengin beslenmek Çünkü antisiyoninler HDL kolesterolün artmasını desteklemektedir Mor erik Kırmızı lahana ,kiraz yaban mersini ,karadut,patlıcan siyah üzüm ihtiyaç ölçüsünde beslenmenize ekleyerek tüketerek Antosiyanin den zengin beslenmeye çalışın.
- Paketlenmiş ürünler ,kızartmalar, tatlılar gibi lezzetli ama Trans yağ zengini ürünlerden uzaklaşmak
- Sağlıklı Pişirme yöntemlerini tercih etmek HDL kolesterolün artışını destekler
- Rafine karbonhidratlardan uzaklaşarak kaliteli karbonhidrat kaynaklarını tercih etmek Şekerli ürünler şekerlemeler kremalı kahveler yerine aromasız kremasız ürünleri tercih etmek .
- Hergün 5_7 porsiyon meyve ve sebze tüketmek
- Akdeniz beslenme modelinin önerileri çerçevesinde beslenmek

HDL kolesterolün artmasına yardımcı olur

Diyetisyen ŞENGÜL ÜRE
Diyetinfo
Beslenme Eğitimi ve Danışmanlık
Bağdat caddesi –Çiftehavuzlar / Kadıköy /İstanbul

Address

HOŞGELDİNİZ .Bağdat Cad.No:211/25 Ömür Apt Çiftehavuzlar/kadıköy
Göztepe

Opening Hours

Monday 08:45 - 18:30
Tuesday 08:45 - 18:30
Wednesday 08:45 - 18:30
Thursday 08:45 - 18:30
Friday 08:45 - 18:30
Saturday 08:45 - 14:30

Website

http://www.uzmantv.com/uzman/diyetisyen-sengul-ure, https://plus.google.com/10980291088082310

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Diyetinfo Diyetisyen Şengül Üre posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Practice

Send a message to Diyetinfo Diyetisyen Şengül Üre:

Share

Category